İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Çalışma saatleri ve konuları hk.

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Mayıs 2005 · 832 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 11 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 832 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2005-05-11-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 898 sıra sayılı teklif ile Adalet Komisyonu raporunun 1 inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini beyan etmek üzere söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eylül 2004 tarihinde olağanüstü gündemle toplanarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu çalışmalarını üç gün içinde tamamladı, bunun devamında, 4 Kasım 2004 tarihinde 5252 sayılı Kanunla, biraz evvel sözünü ettiğim 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen düzenlemeyi yaptı. Sözünü ettiğim 5252 sayılı Kanunda, Türk Ceza Kanununun uygulanması için diğer kanunlarda yapılacak değişiklikleri, yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş olan suçlar hakkında ne şekilde hüküm kurulacağına ve kesinleşmiş cezaların nasıl infaz edileceğine ilişkin hükümleri düzenledik. Devamında, 13 Aralık 2004 tarihinde ise 5275 sayılı Yasayla Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun düzenlemesini yaptık.

Değerli arkadaşlarım, başka bir ifadeyle, Türk Ceza Kanununun yürürlüğü konusundaki genel çerçeveyi özel iki kanunla düzenlemiş olduk. Artık bu noktada hiçbir tereddütün ve yeni bir düzenleme gereğinin kalmamış olması gerekirdi; bunlar zorunlu olarak yasa tekniği açısından yapılması gereken düzenlemelerdi. Oysa, çok iyi biliyoruz ki değerli arkadaşlarım, 29 Mart 2005 tarihinde, yani, Ceza Kanununun yürürlüğe girmesine saatler kala, saatlerle sınırlı bir takvim içinde yeni bir yasal düzenleme yapıldı ve Ceza Kanununun yürürlük tarihi 1 Nisandan 1 Hazirana ertelendi. Kabahatlerle ilgili yasal düzenlemenin de bu arada yapıldığını biliyoruz; ancak, yapılması gereken yeni değişiklikler, yani, verimsiz çalışmadan kaynaklanan, etkin çalışamamaktan kaynaklanan yeni değişiklikler bununla da bitmedi değerli arkadaşlarım. Bugün görüştüğümüz 896, 897 ve 898 sıra sayılı tekliflerle yine Türk Ceza Kanununun ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunlarda değişiklik yapılmasına dair yeni yasa tekliflerini görüşmeye devam ediyoruz.

Bunların devamının geleceğini de, üzülerek ifade ediyorum. Adalet Komisyonunda ve alt birimlerde çalışan uzman arkadaşlarımın iyi niyetli ve yapıcı gayretlerini bir tarafa bırakarak ifade ediyorum, o konudaki emeklerine olan saygımı ifade ediyorum; ama, gelinen noktada şunu görüyoruz değerli arkadaşlarım: 22 nci Yasama Döneminin çalışma usullerindeki yanlışlıkları, şu yukarıda anlattığım çerçevede, çok rahat gözlemleyebilirsiniz. Temel kanunlarda dahi, Türk Ceza Kanunu gibi son derece önemli olan temel kanunlarda dahi, bütünlük sağlamayan, sağlayamayan ve bir anda gelişigüzel hazırlanan bir kanun yapma tekniğiyle karşı karşıyayız; haftalık yasama programı yapamayan bir uygulamayla karşı karşıyayız; hafta içinde iki defa, üç defa değişen gündem uygulamalarıyla karşı karşıyayız; gün içinde değişen uygulamalarla karşı karşıyayız.

Sayın milletvekilleri, 22 nci Yasama Döneminde yasama faaliyeti çalışmalarına kazandırılan birtakım yeni kavramlarla da karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek istiyorum; biraz evvel görüştüğümüz 897 sıra sayılı teklifin isminde olduğu gibi. Bakın değerli arkadaşlarım, bu dönemde, 22 nci Yasama Döneminde "bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına" veya "çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi" veya "tasarısı" adı altında kaç adet tasarı veya teklif gelmiş, bunu, hemen, bilgilerinize sunmak istiyorum. Arkadaşlarımın, uzman arkadaşlarımın yaptığı araştırmaya göre, değerli arkadaşlarım, 22 nci Yasama Döneminde 33 adet tasarı gelmiş, çeşitli kanunlarda veya bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair tasarı adı altında 33 adet tasarı gelmiş. Bu tasarılarda, kimisinde 2-3 kanunla ilgili değişiklik yapmışız, kimisinde 20-30 kanunda değişiklik yapmışız değerli arkadaşlarım.

Yine, bu dönemde, bu isim altında ve yine, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup arkadaşlarım tarafından da 15 adet teklifin verildiğini biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir kanun yapma tekniği olamaz. Bu tarz yasal düzenlemeler, sade vatandaşı bırakın, bu işin uygulamasını yapan yargıç, savcı ve avukatları bile tereddüt ve yanılgılara sevk etmektedir. Uygulamada çok iyi biliyoruz; yargıç arkadaşlarımız, savcı arkadaşlarımız, avukat arkadaşlarımız bu endişeyi bizimle paylaşıyorlar, bunu, âdeta bir panik psikolojisiyle aktarıyorlar, anlatıyorlar. Bunu, yeni dönemde, bütün olumsuz yönleriyle yaşacağımızı da, yine, üzülerek ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, böylesine gayri ciddî, böylesine bütünlükten uzak, böylesine günlük takvimle sınırlı bir çalışma olmaz, olmaması gerekir. Bu, Meclis adına, Meclisin saygınlığı adına ve Meclisin etkinliği adına üzücü ve düşündürücü olan bir çalışma yöntemidir.

İkinci bir diğer temel yanlış... Bunların, tabiî, elbette, görüşülmekte olan teklifle ilgili bağlantılarını, onları biraz sonra arz edeceğim değerli arkadaşlarım. Ama, ikinci bir temel yanlış şu: Aslında, bakıyoruz, tasarı olarak hazırlanan bu çalışmaların bir bölümünün, önemli bir bölümünün de teklif olarak getirildiğini görüyoruz. Bu tekliflerin, tamamen hükümetin tasarrufu ve denetimi altında olduğunu kamuoyu çok iyi biliyor.

Ancak, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, hükümet de, aslında, yasama faaliyetine esas olan bu hazırlıklarını tutarsız, bütünsellikten uzak ve tamamen konjonktüre bağlı olarak günlük takvimler içinde belirlediğinin farkında olduğu içindir ki, bu çalışmaları tasarı yerine teklif olarak sunmak zorunda kalıyor. Hükümet, bir anlamda, kendi yetersizliğinin ortaya çıkmasını, böylece ve kendince engellemiş ve kamufle etmiş oluyor.

Değerli arkadaşlarım, hükümetin, kamu yönetimi ve yasama faaliyeti kültüründeki bu yetersizliklerin ve tutarsızlıkların faturasını Türkiye Büyük Millet Meclisine mal etmeye hakkı yoktur. Hükümet, daha disiplinli, daha tutarlı, daha bilimsel çalışmalar yapmak zorundadır. Bunu yapmadığı içindir ki, dakikasının 11 milyara mal olduğu İstanbul Milletvekili Tayyar Altıkulaç tarafından da beyan edilen, tespit edilen Meclis çalışmaları, maalesef, daha da verimsiz bir hal almaktadır.

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Çok çalışıyoruz, maliyet düşüyor.

ATİLLA KART (Devamla)Böyle bir anlayış...

Efendim, Sayın Kapusuz?

SALİH KAPUSUZ (Ankara)Saat itibariyle, gün itibariyle fazla çalıştığımız için maliyet aşağı doğru düşüyor.

ATİLLA KART (Devamla)Bunları değerlendirdiğimiz zaman, inanıyorum ki...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 11 Mayıs 2005

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook