Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 98. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mayıs 2006 · 914 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 914 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 1099 sıra sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 2 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, görüşülmekte olan tasarının temel amacı ve gerekçeleri arasında, üretim faaliyeti gösteren tüzelkişilere ilişkin yasal düzenlemelerin serbestleştirilmesi ve yeni üretim yatırımları için teşvik edici bir ortamın tesis edilmesi; ayrıca, dağıtım ve üretim varlıklarının özelleştirilmesinin gündemde olduğu bir dönemde, daha önceden halka açılmış ya da İMKB'de halen işlem gören malî açıdan güçlü şirketlerin de özelleştirmeye katılabilmesini sağlamak gerekçesiyle, Elektrik Piyasası Kanununun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının yeniden düzenlenmesi gereğinden söz ediliyor. Yine bu maddeyle, hisselerin nama yazılı olması şartı ortadan kaldırılıyor. Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendinde ise, üretim faaliyeti gösterecek tüzelkişiler arasında bağlı ortaklıklar ve strateji belgesi çerçevesinde oluşturulma çabaları sürdürülen üretim gruplarının tamamı yer almadığı için, bu paragrafa "diğer kamu üretim şirketleri" ifadesi eklenerek bu konuda daha geniş bir katılımın sağlanması amaçlanıyor.
Değerli arkadaşlarım, bu düzenlemelerin yanında, işin esası ne, işin özü ne, işin anlaşılabilir boyutu ne; bu tasarı, bu amaca hangi ölçüde hizmet edecek; bunu görüşmemiz, bunu konuşmamız gerekiyor. Bu amaç, ulaşılmak istenen amaç, hangi ölçüde tutarlı ve yeterlidir, yerindedir; bunu değerlendirmemiz ve irdelememiz gerekiyor.
Sayın milletvekilleri, bugün, enerji sektörünün, elektrik enerjisi sektörünün önündeki en büyük belirsizlik, 2009-2011 yıllarında yaşanması beklenen enerji açığı riskinin giderilmesi için yapılması gereken yatırımların hangi yöntemlerle ve kimler tarafından yapılacağı konusunda düğümlenmektedir. Esasen, bir diğer öngörüye göre, ülkemiz, enerji darboğazıyla 2009 yılından önce de karşılaşabilecektir. 1990'ların başından bu yana, Türkiye'deki enerji talep tahminlerinin abartılarak, ülkemizin elektrik kesintisiyle karşılaşacağı gerekçesiyle, üretilen enerjiyi pahalıya mal eden santralların yapılması, yaptırılması; doğalgaz talebinin, görevi kötüye kullanmak pahasına, geçmiş ve mevcut siyasî iktidarlar tarafından abartılması; sözleşmelerin temel unsurlarının kamuoyundan gizlenmesi; uzun vadeli ve pahalı alım sözleşmeleri yapılmak suretiyle, kamunun zarara uğratıldığı yönündeki tespit ve değerlendirmeler, sadece muhalefet tarafından değil, sivil toplum örgütleri ve meslek odaları tarafından da ifade de edildiği gibi, devletin, Hazinenin ve DPT'nin (Devlet Planlama Teşkilatının) çok sayıda kurumunun hazırlamış olduğu raporlarda da ifade ve kayıt altına alınmıştır.
Tasarının bu maddesiyle, 2 nci maddede yapılan bu düzenlemeyle, yukarıda da ifade ettiğim gibi, şirket hisselerinin nama yazılı olması şartı, borsada işlem gören şirketler yönünden ortadan kaldırılmaktadır. Bu amaca yönelik olarak da, kanunun değişik maddelerinde çeşitli önlemler alınmıştır. Benzer bir şekilde, dağıtım şirketleri için "dağıtım şirketleri, tanımlanan bu faaliyetler dışında piyasada başka bir faaliyette bulunamaz" hükmü, düzenlemesi getirilmiştir. Getirilen bu düzenlemeler şekil olarak, çerçeve olarak, Anayasanın 167 nci maddesindeki düzenlemeyle de paralel bir düzenleme izlenimini vermektedir. Bütün mesele, geldiğimiz aşamada, değerli arkadaşlarım, şu noktada düğümleniyor: Kanunun mevcut haliyle, zaten belirsiz olan piyasa yapısında, aynı şirket ya da grupların, üretim ve dağıtım alanlarında faaliyet göstererek tekel oluşturmalarının önüne geçilebilmesi için konulan kuralların, dolaylı ve danışıklı ilişkilerle aşılması sürecinde nasıl bir denetim mekanizmasını uygulamaya sokuyoruz? Bu denetim mekanizmalarının uygulama kabiliyeti, bu denetim mekanizmalarının uygulanması noktasındaki "siyasî irade-bürokratik irade" kavramının tutarlılığı.
58 ve 59 uncu Hükümetler döneminde -üzülerek ifade ediyorum- temel sorun burada düğümleniyor değerli arkadaşlarım. Burada, bu kanunun denetimini, bu kanunun kamu yararına, piyasa yararına işlemesinin denetimini sağlamak mevkiinde olan komisyon sıralarında Sayın Maliye Bakanının görev yaptığını biliyoruz. Dün, Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı da burada hükümet sıralarında bu tasarıyı takip etmeye gayret ediyordu; ama, geldiğimiz aşamada, bugün, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanını göremiyoruz. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanının bu olayda, nihaî aşamada, uygulama sürecinde sorumlu olduğunu, takip noktasında, denetim noktasında, uygulama noktasında Maliye Bakanlığından daha da önce sorumlu olduğunu hemen yeri gelmişken ifade etmek istiyorum. O zaman, uygulamalara yönelik olarak, yolsuzluk uygulamalarına yönelik olarak, Sayın Maliye Bakanı nezdinde doğmuş olan kuşkular ve kamuoyunda haklılık kazanan suçlamaların yanında bu denetimi yapmak durumunda olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı -gerek kişisel anlamda söylüyorum, gerekse Bakanlık anlamında söylüyorum- acaba nasıl bir tablo sergiliyor değerli arkadaşlarım? Bunları sorgulamamız gerekiyor, bunları bilmemiz gerekiyor, bunları kamuoyuyla paylaşmamız gerekiyor.
Sayın Enerji Bakanının İstanbul Büyükşehir Belediyesinde görevli olduğu döneme bakıyoruz değerli arkadaşlarım. Burada, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerinin hazırlamış oldukları raporlardaki ifadelerle sizleri bilgilendirmek istiyorum. Ne deniyor burada Sayın Enerji Bakanı hakkında; kimileri "efendim, bunları Enerji Bakanının gıyabında bunları dile getirmeyin" diyebilir. Bunları daha evvel de dile getirdik, yazılı soru önergeleriyle dile getirdik, Genel Kurulda ifade ettik; ama, Sayın Enerji Bakanı bir türlü bu sorularımıza cevap vermedi, Sayın Adalet Bakanı bir türlü sorularımıza cevap vermedi. O sebeple, burada bir defa daha bu konuya temas etmek gereğini duyuyorum.
Bakın değerli arkadaşlarım, ne deniyor Sayın Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı hakkında, İçişleri Bakanlığının mülkiye müfettişlerinin raporlarından söz ediyorum: "İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İGDAŞ'ta murahhas aza olarak görev yapan Mehmet Hilmi Güler'in gayri yasal yollardan temin edilen paralara kasalık yaptığı iddiaları hakkında düzenlenmiş olan inceleme raporu İçişleri Bakanlığına gönderilmiştir."
Bunları İçişleri Bakanlığına da soruyoruz, İçişleri Bakanlığından da cevap alamıyoruz. 269 trilyonluk yolsuzluk hakkında neden dava açmıyorsunuz diyoruz, neden zamanaşımına uğramasına göz yumuyorsunuz diyoruz, cevap alamıyoruz.
Devam ediyorum, bakın, yine, o rapordan söz ediyorum değerli arkadaşlarım, raporun 165 inci sayfasından söz ediyorum. Ne diyor: "İGDAŞ'ın -güncel tabirle- hortumlanmasında -aynen tabir bu- en kritik ve en önemli karar Yönetim Kurulunun 1.11.1995 tarih 95/44 sayılı kararıdır. Söz konusu Yönetim Kurulu kararına, Başkan Vekili olarak Mehmet Mustafa Açıkalın, Murahhas Üye Mehmet Hilmi Güler, Üye Muammer Kantarcı, Üye Ömer Dinçer, Üye Muhittin Soğukoğlu ve Üye Hüseyin Besli imzalamak suretiyle katılmışlardır." Bu isimler aramızda bulunan arkadaşlarımız, aramızda bulunan arkadaşlarımızın dışında çoğu çok yakından bildiğiniz isimler. Devam ediyor: "Karara gerekçe olan yazı ise, Genel Müdür Vekili M. Fuat Şengül tarafından imzalanan 1.11.1995 gün, 50.00463 sayılı Yönetim Kurulu Başkanlığına hitaben yazılan yazıdır." Biz ne yapıyoruz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 4 Mayıs 2006