Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 98. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mayıs 2006 · 955 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 955 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 1099 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, 4628 sayılı Kanun, rekabetçi bir serbest piyasadan bahsetmekte, fiyatın piyasa şartlarını oluşturmasını ve piyasa fiyatının da gerçek maliyetlere göre belirlenmesini öngörmektedir. Bu yapı içerisinde, ülkemizin enerji yatırımı, ihtiyacının özel sektör tarafından piyasadan temin edilmesi hedeflenmiştir. Şimdi, getirilmek istenen düzenlemeyle, bu yapı kesintiye uğratılmaktadır. Bunun için çok haklı gerekçelerin olması gerekir. Peki, haklı gerekçeleriniz neler olabilir? Deniliyor ki, dağıtım özelleştirmesi… Peki, çok güzel, dağıtım özelleştirmesine karşı çıkmak mümkün değildir; ancak, gerçekten, Hükümet olarak, dağıtım özelleştirmesi konusunda samimî olup olmadığınızın sorgulanması gerekmektedir.
Getirilen düzenlemeyle, dağıtım özelleştirmesi adına, bir taraftan, piyasa modeli işleyişi erteleniyor; ülkenin enerji ihtiyacını karşılayan yüzde 85'lik kamu şirketleri elindeki bölüm buna göre yeniden belirleniyor. Ancak, dağıtım özelleştirmesi için kayıp kaçağın az olduğu bölgeler ve en önemli gelir payını oluşturan organize sanayi bölgeleri, Temmuz 2005 tarihinde yapılan değişiklikle, dağıtım bölgelerinin dışında tutulmuştur. Hemen hemen çoğu dağıtım bölgesinde, elektrik, büyük oranlarda, organize sanayi bölgelerinde tüketilmektedir. Böylelikle, yatırımcı için en cazip alan ayrılmıştır. Bu şartlarda elektrik dağıtım özelleştirmesi yapmak mümkün değildir. Bu durum, esasında, Hükümetimizin tutarlı bir enerji politikası olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Diğer taraftan, geçici 9 uncu maddeyle, fiyat eşitleme mekanizmasıyla, bölgeler arasındaki kayıp kaçak farkını gizlemeye çalışmaktadır. Düzenlemeyle ortaya çıkan sonuç şudur: Kayıp kaçağın fazla olduğu bölgeyi, kayıp kaçağın az olduğu bölge finanse etmektedir; yani, elektriği çalanın neden olduğu gelir eksikliği, kullandığı elektriğin bedeli, ödeyenin sırtına yüklenmektedir. Hangi gerekçeyi ileri sürerseniz sürün, ortaya çıkan sonuç budur. Hükümetlerin bu gibi haksız uygulamalara imkân tanımaması gerekmektedir.
4628 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde, bu gibi durumlarda ortaya çıkan bölgesel farklılıkların nasıl giderilmesi gerektiği düzenleme altına alınmıştır. Şöyle ki: "Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, bu sübvansiyon, fiyatlara müdahale edilmeksizin, miktarı ile esas ve usulleri Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmek üzere, söz konusu tüketicilere geri ödeme şeklinde yapılır" ifadeleridir.
Piyasa yapısını bozmadan ve fiyatlara müdahale etmeden bölgesel sübvansiyon yapılması mümkünken, bu şekilde köklü değişikliklere gerek var mıdır? Buradan soruyorum.
Şu da unutulmamalıdır ki, yüzde 15'ler seviyesinde de olsa, ortada, ağır aksak, mevcut piyasa şartlarında yatırım yapan ve faaliyet gösteren yerli üreticilerimiz de bulunmaktadır. Bu üreticiler kanunun mevcut şartlarına göre yatırım yapmış; ancak, KİT'lerin haksız tarife uygulamaları ve sürekli artan doğalgaz fiyatları altında sıkışmış olmasına rağmen var olmaya çalışmaktadırlar.
Bütün riski üzerine alarak yatırım yapan bu yerli sanayicilerimize, piyasa kurallarını rafa kaldırarak, diyorsunuz ki, bu şartlarda alım garantisi yapılmadan bu ülkeye yatırım yapacak yatırımcı bulamazsınız ve tekrar çok eleştirdiğiniz yap-işlet ve yap-işlet-devret modellerine mi dönmek istiyorsunuz? Zaten mevcut politikanız sonucunda, hükümet olduğunuz günden beri sürekli şikâyet ettiğiniz yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli santralları sizler yapmak zorunda kalacaksınız.
Diğer taraftan, Sayın Bakan, her bulduğu mikrofona, her bulduğu ekrana yerli edebiyatıyla çıkıyor, konuşuyor. Peki, Bakanın yerli anlayışı, bu ülkenin elektriksiz kalmaması için bütün riski üzerine alarak yatırım yapan yerli sanayicilerimizi kapsamakta mıdır, yoksa, yerli anlayışı yatırımcının rengine göre değişmekte midir?
Sayın Bakan sürekli olarak yerli kaynakların değerlendirilmesinden bahsediyor. Peki, Sayın Bakan, bunun için ne yaptınız, yatırımcının önüne ne koydunuz, bu ülkeye ne kadar kapasite kazandırdınız? Malum olduğu üzere arz güvenliği sorunu kapıda, hükümet olduğunuz tarihten beri bu konuda ne yaptınız, bu ülkeye ne kadar kurulu güç kazandırdınız?
Halkımız çok iyi bilmelidir ki, sizin çok eleştirdiğiniz geçmiş hükümetlerin bu ülkeye kazandırdığı tesislerle idare ettiniz şu ana kadar. Zaten, elektrik enerjisi idaresi sektöründe yapılan her hizmetin faydası ve zararı ancak üç dört yıl sonra belli olur. Geçen yıl sonuna kadar da bir önceki hükümetin yaptıklarıyla idare ettiniz. Artık, 2006'da, sizin Hükümetin elektrik enerjisi sektöründe ne yapıp yapmadığını, bu sektörde ne kadar başarılı olduğunu tüm ülke ve milletimiz görecektir.
Bakanlık, elektrik enerjisi sektöründe ilk sınavını Ocak 2006'da vermişti. 39 megavat kurulu güç olmasına rağmen, 25 000 megavat talep gücü Rusya'dan doğalgaz kesintisi sonucu karşılanamamış ve büyük sanayiden 1 500-2 000 megavat kesinti yaparak karşılanmıştır. Üstelik, bu kesinti esnasında doğalgaz santrallarının büyük bir kısmı ikinci bir yakıt kullanmıştır.
Sayın Bakan, basına, sürekli olarak, elektrik enerjisinde ithal payının kendileri döneminde yüzde 60'tan yüzde 40'a düşürüldüğünü söylemektedir. Sayın Bakan kendi kuruluşlarından bilgi almakta bir eksiklik mi yaşamaktadır; merak ediyorum; çünkü, kendi kuruluşlarının resmî verileri Sayın Bakanın bu ifadesini yalanlamaktadır.
Elektrik enerjisinde ithal yakıtla yapılan üretimin payı, 2001 yılında yüzde 50, 2002 yılında yüzde 50, 2003 yılında yüzde 56, 2004 yılında yüzde 53 ve 2005 yılında ise yüzde 55 oranında gerçekleşmiştir. 2006 yılı tahminî programında da ithal yakıtla üretimin payının yüzde 55 olması öngörülmektedir. Bu çelişkiyi Sayın Bakan nasıl izah edeceklerdir?
Tasarıda dikkati çeken bir diğer nokta ise, getirilen düzenlemeyle, dağıtım bölgelerine enerji satışı, yine, sadece kamu şirketlerine tanınmakta olup, özel sektör üretim şirketlerine, dağıtım bölgelerine enerji satışı yapma imkânı tanınmaktadır.
Diğer taraftan, perakende satış şirketlerinin serbest olmayan tüketicilere enerji satışı yapmalarının önünün kapandığı da göz önünde bulundurulduğunda, özel sektörün müşteri portföyü daralmaktadır. Bütün düzenlemeler dağıtım şirketleri lehine yapılmakta ve bu arada, mevcut durumda piyasada faaliyet gösteren özel sektör elektrik üreticileri ihmal edilmektedir.
Rekabette, rekabete açık olan elektrik üretimi toptan ve perakende satış faaliyetleri bakımından mevcut yapıyı dikkate alarak düzenlemeyi yapmak gerekmektedir. Bu gerekçelerle, perakende satış faaliyeti bakımından, sadece dağıtım şirketleri ile sadece kamu şirketleri arasında ilişki öngörülmesi yerinde değildir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun temelini rekabetçi bir piyasa teşkil etmektedir. Maalesef, kanunun bu temel prensibi hep ötelenmekte, burada, kamu şirketleri arasındaki birbirine bağlı yapı giderek güçlenmektedir.
Mevcut durum itibariyle, serbest piyasanın çekirdeğini oluşturan elektrik üreticileri de bu piyasada faaliyet göstermekte ve kamu ağırlıklı yapıda kamu şirketleriyle rekabet etmektedir.
4628 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yaşanan tecrübeler göstermiştir ki, özel sektör üretim şirketleri gerçek maliyetlerle karşı karşıyayken, kamu şirketleri, kanununa rağmen, gerçek maliyetlere ve çapraz sübvansiyon yasağına aykırı davranmıştır. Bu durum, özel sektör elektrik üreticilerinin rekabet edebilme gücünü zayıflatmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 4 Mayıs 2006