İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili ·

Genel Kurul, 98. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Mayıs 2006 · 935 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan, 4 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 935 kelime.

İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-05-04-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 1099 sıra sayılı kanun tasarısı üzerine Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu düzenlemeyle, düzenleyici ve denetleyici kurum by-pass edilmekte, dağıtım şirketinin tek taraflı hazırladığı tarife aynen kabul edileceğinin düzenleme altına alınmasıyla piyasadaki tüm taraflar için güvence ortadan kaldırılmakta, fiilî durumlara kanunî dayanak oluşturulmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, dağıtım şirketi, tarife düzenler konuma getirilmektedir. Bu durumda, tarife hesaplamalarında yanlışlık olursa bunun güvencesi ne olacaktır? Bu bakımdan, inceleme ve onaylama yetkisinin Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna verilmesi yerinde olacaktır. Ayrıca, tasarının bu haliyle kanunlaşması halinde, enerji sektöründe var olan belirsizlik ve yetki karmaşası daha da derinleşecektir. Bu durumda, geçiş döneminin sonuna kadar EPDK'nın görev ve yetkilerine son verilmiş olmaktadır. Bu şartlarda sektörde belirsizlikler daha da artmakta, bu ortamda enerji sektöründe yatırım iklimi de ortadan kaldırılmaktadır. Bu durum, ülkemizi çok yakın gelecekteki olası arz güvenliği sorunuyla karşı karşıya bırakacaktır.

Ayrıca, fiyat eşitleme mekanizması hakkında ilave görüşlerimiz de şunlardır: Kanuna 9 uncu madde eklenmiştir. Taslakla eklenen hüküm: "Düzenlemeye tabi tarifeler üzerinden elektrik enerjisi satın alan tüketicileri, dağıtım bölgeleri arası maliyet farklılıkları nedeniyle var olan fiyat farklılıklarından kısmen veya tamamen koruyacak şekilde tesis edilmiş geçici bir 'Fiyat Eşitleme Mekanizması' uygulanır. Fiyat Eşitleme Mekanizmasına ilişkin usul ve esaslar ile Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi ve perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerinin bu uygulamaya ilişkin görev ve yükümlülükleri, Bakanlık ile Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle kurul tarafından altmış gün içerisinde çıkarılacak tebliğ ile düzenlenir. Fiyat Eşitleme Mekanizmasının uygulanacağı geçiş dönemi 31 Aralık 2010 tarihinde sona erer. Bu süre, bakanlık ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Kurul kararıyla her defasında birer yıl olmak üzere toplam üç yıla kadar uzatılabilir. Beş yıllık ilk uygulama dönemi için, TEDAŞ tarafından yapılan tarife tekliflerinde, ulusal tarife uygulamasının gerekleri esas alınır ve teklif edildiği şekliyle kurulca onaylanır. Bu dönem süresince abone grupları arasında çapraz sübvansiyon uygulanır. Bu kapsamda, TEDAŞ tarafından ilk uygulama dönemini kapsayacak şekilde kuruma yapılan tarife önerisinde abone grupları için uygulanacak çapraz sübvansiyonada yer verilir. Kurul onaylı bu tarifeler ile çapraz sübvansiyon, ancak Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde yapılacak öneriyle değiştirilebilir. Geçiş dönemi süresince tüm hesaplar 4628 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygun şekilde ayrıştırılarak tutulur." Bizim görüşümüz, rekabetçi serbest piyasadan bahsedebilmek için, tarifelerin ve fiyatların gerçek maliyetlere dayanması gerekmektedir. Bölgesel tarife de bunun zorunlu bir sonucudur.

Bu düzenlemeyle, en geç 2010 yılı sonuna kadar, azamî 2013 yılı sonuna kadar olmak üzere, ulusal tarife uygulanacağı hüküm altına alınmaktadır. Her ne kadar madde metninde sadece dağıtım tarife farklılıklarından bahsedilmiş ise de, fiyat eşitleme mekanizmasının iletim için de geçerli olacağı açıktır. Bu düzenlemenin amacı ve uygulamada yaşanan problemlerin bilinmesine rağmen, ulusal tarife fiyatı içinde bölgesel tarife fiyatlarına yer verme konusundaki ısrarın nedeni anlaşılamamaktadır.

Bölgesel tarifenin amacı, bölgesel bazda gerçekleşen verimliliklerin bölge içindeki tüketicilere yansıtılmasıdır. Fiyat eşitleme mekanizmasıyla yapılacak olan husus, bölgesel verimlilikler nedeniyle oluşan ilave değerlerin, verimsiz bölgelerin açığını kapatmada kullanılacak olmasıdır. Bölgesel tarife uygulamaları için kamuca danışmanlık hizmeti kapsamında ödenen milyonlarca dolar dikkate alındığında, niye bu tür bölgesel tarife uygulamasının gerektiği bir kez daha sorgulanmaktadır.

Bu husus tartışılırken gözardı edilen bir diğer nokta ise, verimsiz dağıtım bölgelerinde faaliyet gösteren veya tüketicisi bulunan özel sektör üreticilerinin bu bölgelerde dağıtım şirketlerinin haksız rekabetine konu olmasıdır.

Diğer taraftan, fiyat eşitleme mekanizmasının yalnızca serbest olmayan tüketicilerle sınırlı kalması yerinde olacaktır. Zira, bu olgu, piyasa mantığıyla bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla, rekabete açık olan alanlarda bu mekanizmanın işlememesi, adalete ve hakkaniyete uygun olacağı gibi, serbest rekabete dayalı piyasa şartlarında oluşabilecek belirsizlikleri de engelleyecektir. Mesela, Konya bölgesi için şu anda uygulanan dağıtım tarifesi gösterge olarak dikkate alındığında, Konya'daki bir serbest tüketiciye özel sektörün satış yapması neredeyse imkânsız hale gelmektedir. Bu nedenle, fiyat eşitleme mekanizması çerçevesinde yapılacak düzenlemenin haksız rekabete mahal vermemesi için, sübvanse edilen bölgelerdeki serbest tüketicilere yapılacak satışlarda tedarikçisinin kim olduğuna bakılmaksızın yapılan sübvansiyondan yararlandırılması gerektiği düşünülmektedir. Aynı uygulama, söz konusu bölgelerdeki özel sektör üretim tesisleri için de yapılmaktadır.

İlk fıkrada fiyat eşitleme mekanizması hususunda 2010 yılının sonuna kadar düzenleme yetkisi EPDK'ya verilmiş; ancak, aynı konuda 2010 yılından itibaren üç yıl uzatma kararı alınmasında EPDK tamamen devre dışı bırakılmıştır. Bu çelişkinin nedeni de anlaşılamamaktadır.

Geçiş döneminde, abone gruplar arasında çapraz sübvansiyon yapılabileceği düzenleme altına alınmıştır. Gerçek maliyetlerden uzak ve özel sektör üreticileri aleyhine haksız rekabet teşkil eden uygulamalara kanunî dayanak bulunmaktadır. Maalesef, özel sektör üretim şirketlerinin çapraz sübvansiyon yapabilecek kaynakları mevcut değildir. Özel sektör üreticileri tüm piyasa riskleriyle karşı karşıya olup, geçiş dönemi sürecinin tamamen dışında tutulmakta, bununla birlikte haksız rekabet şartlarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu şartlarda, kanunun temel amacı olan serbestleşmenin bu doğrultuda en önemli adımı olan elektrik üretim özelleştirmesinin gerçekleşmesi mümkün değildir. Sektörde özelleştirmenin bir bütün olarak düzenlenmesi, bu bağlamda üretim özelleştirmesinin dikkate alınması gerekmektedir.

EPDK'nın en önemli görevi, düzenlemeye tabi tarifelerin onayıdır. Kurumun bu yetkisi ve görevi, düzenlemeye tabi tarifelerin hesabının gerçeklere uygun olmasını denetlemesi açısından özel sektör ve hatta tüketiciler için en önemli güvencedir. Bu temel hakikate rağmen bu düzenlemeyle, düzenleyici ve denetleyici kurum by-pass edilmekte, dağıtım şirketlerinin tek taraflı hazırladığı tarifenin aynen kabul edileceğinin düzenleme altına alınmasıyla piyasadaki tüm taraflar için güvence ortadan kaldırılmakta, fiilî durumlara kanunî dayanak bulmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, dağıtım şirketi tarife düzenler konuma getirilmektedir. Bu durumda tarife hesaplamalarında yanlışlık olursa bunun güvencesi ne olacaktır; bu bakımdan, EPDK'ya inceleme ve onaylama yetkisinin verilmesi yerinde olacaktır.

Ayrıca, tasarının bu haliyle kanunlaşması halinde, enerji sektöründe var olan belirsizlik ve yetki karmaşası daha da derinleşecektir. Bu durumda geçiş döneminin sonuna kadar EPDK'nın görev ve yetkilerine son verilmiş olmaktadır. Bu şartlarda sektörde belirsizlikler daha da artmakta ve bu ortamda enerji sektöründe yatırım iklimi de ortadan kaldırılmaktadır. Bu durum, ülkemizi çok yakın gelecekteki arz güvenliği sorunuyla karşı karşıya bırakacaktır diyor, Yüce Heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 4 Mayıs 2006

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook