İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 112. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 112. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Haziran 2006 · 906 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 7 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ (S.S 1143)); konuşma 906 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin kanun teklifi (s.s 1143)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-22-2006-06-07-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-kanun-teklifi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 1143 sıra sayılı tasarının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, mazbut vakıflara ait taşınmazların kira ilişkilerinden doğan Gelir Vergisinin tarhiyatı, vergi cezası, gecikme faizi ve gecikme zamlarıyla ilgili bir maddeyi Genel Kurul gündeminde tartışıyoruz.

Getirilen bu düzenlemeyi esas itibariyle olumlu gördüğümüzü hemen ifade ediyorum. Bu aşamada, vakıfların genel sorunlarıyla ilgili olarak bir değerlendirme yapmayı, sorumluluk anlayışımızın gereği olarak gördüğümü hemen ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi -Sayın Resul Tosun da biraz evvel ifade ettiler, ben bunu biraz daha sistematik bir şekilde açmak istiyorum- mazbut vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilmektedir. Mülhak vakıflar ise, mütevellileri tarafından yönetilen ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş olan vakıflardır. Cemaat vakıflarının durumu ise, daha bir özellik göstermektedir. Bu vakıflar, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın, Vakıflar Kanunu gereğince tüzelkişilik kazanmış Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait olan vakıflardır.

Görüşülmekte olan tasarı açısından, mazbut vakıfların durumu önem kazanıyor. Mevcut mevzuatımıza göre, mülhak vakfın yöneticisi kalmamışsa, belirli bir süre sonra yargı kararıyla bu vakıf mazbut vakıf haline gelmektedir; yani, Vakıflar Genel Müdürlüğünün çatısı altına girmektedir. Tespitlerimize göre, 41 550 civarında mazbut vakıf vardır. Bunların içerisinde, geçmişte, cemaat vakfı olarak değerlendirebileceğimiz vakıf sayısı ise 100 civarındadır. Mazbut vakıfların 220 000 000 metrekaresinin işgal altında olduğunu, bu işgalle ilgili olarak 2003-2004 yıllarında çıkarmış olduğumuz, 22 nci Yasama Döneminde çıkarmış olduğumuz 4916 sayılı Yasayla, 36 000 şagil yönünden (işgal eden yönünden) uzlaşma ortamının yaratıldığını biliyoruz. Ancak, bu yasada da, yani, 4916 sayılı Yasada da yine eksik bir düzenleme yapıldığı içindir ki, bu tasarıyla bu eksikliği gidermeye çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz süreçte, Avrupa Birliği, kazbutiye alınmış vakıfları; yani, mazbut vakıf aşamasına gelen, bu sürece giren vakıflar yönünden "bunları devletin yönetiminden çıkarın; aksi halde, devlet dine müdahale ediyor" diyerek Türkiye'ye karşı bir tavır içinde. İşte, geldiğimiz durumda, geldiğimiz aşamada, acaba gerçek durum nedir; Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunları tartışmamız gerekiyor, bunları bilmemiz gerekiyor.

Bakın, değerli arkadaşlarım, cemaat vakıflarıyla ilgili düzenlemenin Avrupa Birliği sürecinde Türkiye için en önemli, en temel konulardan birisi olduğunu artık görmemiz gerekiyor. Burada temel sorun, cemaat vakıflarının 1936'dan sonra edindikleri mülkler ile el konulan vakıfların yönetiminin Vakıflar Genel Müdürlüğünden iade edilmesini talep etmesinden kaynaklanıyor. Gelinen süreçten sonra, cemaat vakıfları, 1936 yılından sonra bağış ve vasiyet yoluyla elde ettikleri mülklerin kendilerine geri verilmesini istiyorlar. Kanunen ve fiilen bir hizmeti kalmadığı gerekçesiyle mazbut vakıf sınıfına ayrılan vakıfların Genel Müdürlük tarafından yönetilmesine karşı çıkıyorlar. Üçüncü şahıslara satılmış vakıfların iadesini talep ediyorlar. Geri verilemeyecek durumdaki vakıflar için ise, yani, üçüncü, dördüncü, beşinci şahıslara intikal eden vakıflar için ise tazminat talep ediyorlar. İhtilafın esası bu noktada düğümleniyor değerli arkadaşlarım. Bu talepler karşısında, bu ihtilaflar karşısında Hükümet olarak nasıl bir tavır içindeyiz, nasıl bir çalışma içindeyiz; bunu değerlendirmemiz gerekiyor.

Bakın, değerli arkadaşlarım, 2002 -yani, 22 nci Yasama Döneminden söz ediyorum- yılı sonu ve 2003 yıllarında, vakıfların her türlü yollarla gayrimenkul edinebilmelerinin yolunu uyum yasalarıyla açtık. Bunu çok iyi hatırlamamız gerekiyor, bilmemiz gerekiyor; ancak, yeni ve kompleks ihtilafların doğacağı düşüncesiyle şöyle bir kısıtlama getirildi: "Kanunen veya fiilen hayrî bir hizmeti kalmamış vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilir" şeklinde mevcut olan hüküm, bu yeni uyum yasalarında da korundu değerli arkadaşlarım. Doğru bir düzenleme yapıldı, yapılması gereken bir düzenlemeydi bu.

Bu gelişmeden sonra, Hükümetin mazbut vakıfların geri verilmesine ilişkin düzenlemeye gitmemesi üzerine, 120 civarındaki azınlık vakfı, 1 300 gayrimenkulün kendilerine iadesi için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. Hükümet, bu noktada, 2003 yılında mülk konusunda yeni düzenlemelere gidildiğini, 116 cemaat vakfının 2 234 gayrimenkul yönünden başvuruda bulunduğunu, kayıt başvurusunda bulunduğunu, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ise, 424 talep yönünden olumlu cevap verdiğini AİHM'e bildirdi. Cemaat vakıfları, gelinen bu aşamada da, Hükümetin bu cevabını, bu karşılığını yeterli görmediler, tatminkâr görmediler.

İş, bu aşamadan sonra, Danıştay 10. Dairesine intikal etti değerli arkadaşlarım. Danıştay ne dedi; şunu söyledi Danıştay: Vakıflar Genel Müdürlüğünün, kesintisiz olarak faaliyetlerine devam eden gayrimüslim cemaat vakıflarının yönetimine el koyamayacağını tespit etti; yani, yeni bir ölçü getirdi. Hangi vakıflar iade edilebilir, hangi vakıflar iade edilemez; bu noktada çok temel bir ölçüyü getirdi Danıştay 10. Dairesi. Hükümet, Danıştay 10. Dairesinin bu kararını, bu gerekçesini esas alarak, o gerekçe doğrultusunda, vakıfların, yani, iadesi yapılmayan bu vakıfların faaliyetleri kesintiye uğradığı için Genel Müdürlüğün yönetiminde muhafaza edildiğini doğru bir şekilde ifade etti.

Değerli arkadaşlarım, Hükümetin... Genel tablo, geldiğimiz aşamada bu. Bu tespitler, gerek yargı aşaması gerek Hükümetin bu noktadaki yaklaşımının genel çerçevesiyle doğru olduğunu, yerinde olduğunu ifade ediyorum. Genel tablo bu; ancak, geldiğimiz aşamada, geldiğimiz süreç içinde, diğer birçok konuda olduğu gibi, cemaat vakıfları konusunda da sürece ve olaylara, Hükümetin, hâkim olamadığını ve öngörülü davranamadığını görüyoruz; bu noktada tavır koymadığını, bu ilkeleri Avrupa Birliği sürecinde anlatamadığını ve uygulamaya sokamadığını görüyoruz.

Bakın, vakıflar kanunu tasarısının -şu anda vakıflar kanunu tasarısı, biliyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde, komisyonlarda görüşülüyor- 12 nci maddesinin birinci fıkrasıyla şöyle bir düzenleme getiriliyor... Bu noktada, Hükümeti, bu aşamada, muhalefet sorumluluğu ve anlayışımızın gereği olarak uyarmak gereğini duyuyorum. Ne getiriliyor bu tasarıda değerli arkadaşlarım, sevgili arkadaşlarım; dikkatinize sunuyorum, takdirlerinize sunuyorum: Hükümet bu tasarıda, "vakıflar mal edinebilirler, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilirler" şeklinde bir değişiklik yapıyor. Bu değişiklikle, cemaat vakıflarının mal edinmelerindeki kısıtlamalar bütünüyle kaldırılıyor ve Medenî Kanun hükümleriyle kurulan vakıflarla eşdeğer bir statüye getiriliyor değerli arkadaşlarım.

Cemaat vakıflarıyla ilgili düzenlemenin Lozan Anlaşmasına ve halen yürürlükte olan 2762 sayılı Vakıflar Kanunundaki hükümlere sadık kalınarak yürütülmesi gereğini önemle ifade ediyoruz. Bu çerçevede, haklı olarak şu soru akla gelebilir: Bu vakıfların, yani, cemaat vakıflarının mal edinme haklarını, mevcut yasa ve Lozan Anlaşmasıyla sınırladığımız takdirde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 7 Haziran 2006

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook