İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 82. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 82. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Mart 2008 · 1.139 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 26 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE DİĞER KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.: 111)); konuşma 1.139 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “Toprak koruma ve arazi kullanımı kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.: 111)”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-23-2008-03-26-toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan teklifin 4’üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, on yılı aşan bir süreden bu yana, belli bir firmanın, yatırımcı bir firmanın bu yatırımını nasıl yasal hâle getirebiliriz, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuyu tartışıyor, 23’üncü yasama döneminde de tartışmaya devam ediyor. Aslında buradaki tartışmanın özü şu: Bir anlamda, sistemin ve yürütmenin tıkanmışlığını, yetersizliğini ve hukuk dışı müdahalelere açık yapısını tartışıyoruz. Bu süreçte, yürütme ve yasama organı olarak zafiyetlerimiz bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Bu çıplak gerçeği artık görmemiz ve kabul etmemiz gerekiyor. Böyle bir süreç içinde, başta yargı mercileri olmak üzere, Bursa Barosu ile Bursa’daki tüm meslek odaları, tutarlı ve kararlı bir şekilde, hukuka saygılı bir şekilde üstlerine düşeni yaptılar.

Yine, bu çevre mücadelesinin sürdürülmesinde, hem muhalefet aşamasında hem de iktidar aşamalarında kararlılıklarını yılmaz bir şekilde sürdüren Bursa milletvekilleri Ertuğrul Yalçınbayır, Ali Arabacı ve Yahya Şimşek’e huzurlarınızda teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, Bursa idare mahkemeleri, bu olayla ilgili olarak, bu süreçle ilgili olarak, fabrika inşaatı başlamadan, inşaat devam ederken ve üretime geçtikten sonra birkaç kez yürütmenin durdurulması ve esasa yönelik olarak iptal kararı verdi. En son, 8 Kasım 2007 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı verildi. İdare ve Hükûmet bu kararların hiç birisini uygulamadı. Başka bir ifadeyle, yargı kararları zamanında ve gereği gibi uygulansaydı ve kapalı kapılar ardında Başbakanlık makamında en üst düzeyde görüşmeler yapılmasaydı, birtakım sözler verilmeseydi, mevcut fiili durum ve mağduriyetler yaşanmayacaktı. Yargı kararlarının zamanında ve amacına uygun bir şekilde uygulanması işte bu bakımdan çok önemli değerli arkadaşlarım. Peki, bu yargı kararları ne diyordu? Bakıyoruz, bu yargı kararlarının tamamındaki ortak gerekçe şuydu: Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulu kararıyla da olsa Bursa ilinin ve İznik Gölü Çevre Düzeni Planı’nda yer alan tarımsal niteliği korunacak alanlara ilişkin planları değiştiremezsiniz. Çünkü bu değişiklik doğal ortamı ve doğal dengeyi bozmaktadır. Bunlar bilirkişi raporlarına dayalı, uzman görüşlerine dayalı tespitlerdi.

Değerli arkadaşlarım, bakıyoruz, aslında bu tabloyu, bu anlattığımız tabloyu bugün iktidar grubuna mensup olan milletvekilleri ve bu teklifin sahibi olan milletvekilleri de 1999 yılında, yani 21’nci yasama döneminde samimi bir şekilde, tutarlı bir şekilde ve kararlı bir şekilde ifade etmişler. Sayın Karapaşaoğlu 9/9/1999, Sayın Faruk Çelik ise 26 Haziran 1999 tarihli açıklamalarında aynen şunu soruyorlar değerli arkadaşlarım: “Bu fabrika inşaatının devamını temin eden unsur nedir? Ortada bir çıkar ilişkisi mi vardır?”

Kime soruyorlar? 57’nci Hükûmete soruyorlar.

Bursa milletvekillerinin tamamı, bakıyoruz, o dönemde tamamı, birlikte, müşterek bir imzayla bu inşaatın durdurulmasını 29 Nisan 1998 tarihinde talep ediyorlar, o dilekçede adını verdiğim, sözünü ettiğim bu iki milletvekili de var.

Sayın Karapaşaoğlu’nun, yani teklif sahibinin çaresizlik içeren çelişkilerini ve artık inandırıcılığını kaybeden açıklamalarını, beyanlarını burada tartışmaya değer görmüyorum, kayda değer görmüyorum. Ancak bu sürece dayanarak sizlere, iktidar grubuna şu soruları yöneltmek istiyorum:

Değerli arkadaşlarım, geldiğimiz aşamada çevre bilincinizde bir değişme mi oldu? Geldiğimiz aşamada bu firmaya “Merak etmeyin, siz çalışmaya, kazanmaya devam edin; biz, ne olursa olsun bu konuya çözüm getireceğiz.” diye birileri söz mü verdi? Geldiğimiz aşamada sayısı onları bulan yargı kararlarına rağmen bu fabrikanın faaliyetini sürdürmesini temin eden unsur nedir değerli arkadaşlarım? Sayın Faruk Çelik’in, Sayın Karapaşaoğlu’nun ifadeleriyle size bugün bunları soruyorum değerli arkadaşlarım.

İnanıyorum ki yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri bu soruların değerlendirmesini, bu soruların kıyaslamasını yapacaklardır. Her şeye rağmen buna inanıyorum değerli arkadaşım, başını sallayan değerli arkadaşım. Sizin, yüreğinizde bu sorumluluğu taşıdığınıza inanmak istiyorum sayın milletvekili.

İşte değerli arkadaşlarım, geldiğimiz aşamada cesaretle, dürüst bir şekilde şunları sorgulamamız gerekiyor: Bu sürece rağmen bu fabrika inşaatının veya bu fabrikayı yasal hâle getirme girişimlerinin varlığını temin eden unsur nedir? Bu fotoğrafı ben size anlatmaya çalışacağım.

Bakın -kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söylüyorum değerli milletvekilleri- Türkiye, dünya pancar şekeri üretiminde 4’üncü, Avrupa Birliği ülkeleri arasında 3’üncü sırada. Orta Doğu’daki üretimin yüzde 65’i Türkiye’nin. Yani Fransa, Almanya ve Amerika’dan sonra dünya şeker ham maddesi üretiminde pazarı etkileyecek bir üretime sahip. Uluslararası finans kuruluşları önünde çok önemli karar mercilerini etkileyen bir pazardan söz ediyorum değerli arkadaşlarım.

Tarım reformu adı altında çıkarılan, 2001 yılında çıkarılan Şeker Yasası, bu gücü, küreselleşme adı altında piyasa ekonomisine verdi, yani ulus ötesi firmaların egemenliğine aktardı. İşte Cargill, bu ulus ötesi güçlerden birisi olup, elli yedi ülkedeki 90 bin çalışanıyla, dünya tatlandırıcı ve genetik tohum tekeli olan bir firma.

Cargill’in şeker piyasasındaki gücü yapay şeker üretiminden geliyor değerli arkadaşlarım. Yapay şekerse, bilindiği gibi, mısırdan üretiliyor. Bütün kavga, mısırdan üretilen yapay şekerin kotasını artırmak üzerine yoğunlaşıyor sayın milletvekilleri. Cargill ve benzeri firmaların kavgası bu. Orta Doğu’daki doğal şeker pazarını yapay şeker pazarı hâline dönüştürmek. Cargill, bu piyasada 180 bin ton kapasiteli Amylum’dan sonra Türkiye pazarında 135 bin ton kapasiteye sahip, yani ikinci sırada değerli milletvekilleri. Üçüncü sıradaki Pendik Nişastanın da yüzde 50 hissesine sahip Cargill. Geri kalan yüzde 50 hisse kimin? O da, enteresandır, Ülker grubunun. İşte böyle bir piyasada emeğinin karşılığını alamayan, pazarını kaybeden, sömürüye açık hâle gelen Anadolu üreticisi, köylüsü, çiftçisi…

Size, pancar üretiminde Türkiye’nin geldiği dramatik bir fotoğraftan, bir süreçten söz ediyorum sayın milletvekilleri. Ülker-Cargill ortaklığı, Cola Turka derken bu işin içine giren Başbakan, Maliye Bakanı, bunların mahdumları, bunların aile bireyleri… (CHP sıralarından alkışlar)

“Cargill’in Eli, Kiminin Cebi!” Bunu kim yazdı biliyor musunuz? 12 Ocak 2004 tarihinde, bu bulguları tespit eden dürüst, sorumlu basın mensupları aynen bu ifadeyi kullandılar: “Cargill’in Eli, Kiminin Cebi!” Bu soruyu ben bugün buradan bir kez daha soruyorum: Cargill’in eli kimin cebi?

Değerli arkadaşlarım, bu fotoğrafı tespit edince Başbakanlık Hukuk Müşavirliğinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığına yazdığı 17 Mayıs 2006 tarihli yazıya şaşırmıyorsunuz. Bu yazıdan Sayın Öymen de söz ettiler ama o yazıyı biraz daha açmak gerekiyor. Ne diyor o yazıda? Resmî bir yazıdan söz ediyorum, yazının örneği elimde mevcut, sorumluluk sahibi arkadaşlarıma, duyarlı arkadaşlarıma bu yazının örneğini gösterebilirim. Ne diyor bu yazıda? Cargill ile ilgili gelişmelerden söz edilerek, davalara karşı hazırlanacak dilekçelerde izlenecek stratejiyi belirlemek ve aleyhe bir kararın sonuçlarını ortadan kaldırmak üzere Müsteşar Yardımcısı Mustafa Çetin’in başkanlığında -üç dört bakanlığın müsteşar yardımcılarından söz ediyor- ve Cargill yetkililerinin katılımıyla toplantının yapılmasından söz ediyor bu yazı. Bu nedir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATİLLA KART (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlgili Müsteşar Yardımcısının şu anda iktidar grubunda milletvekili olarak görevini sürdürdüğünü arkadaşlarımın bilgilerine sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu nedir biliyor musunuz? Bakın, “devlet” kavramı yok burada, “hükûmet” kavramı yok burada; burada “şirket” kavramı var, burada -daha da ötesi- “taşeron” anlayışıyla sürdürülen bir kamu yönetimi anlayışından söz ediyorum.

Önceki hafta görüşmelerde Çevre Bakanı olarak Hükûmet sıralarında bulunan Sayın Bakan bir arkadaşımızın sorusu üzerine şunu ifade ettiler: “Efendim, Bush’un Türkiye’ye geldiği zaman bu konunun görüşüldüğünü zannetmiyorum.” Evet, Sayın Bakan doğru söylüyor. Çünkü bu konu, Bush gelmeden evvel, Ocak 2004’te, Eylül 2003’te Beyaz Saray’da ve Başbakanlık makamında görüşüldü, kapalı kapılar ardında görüşüldü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATİLLA KART (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bunun anlamı şudur: Bunun anlamı, Türkiye’yi müstemleke bir ülke hâline getirme misyonunu üstlenen bir iktidar, ama bu iktidara karşı, onu başarısızlığa mahkûm etme sorumluluğunu üstlenen sorumlu bir muhalefet, ana muhalefet.

Bundan emin olmanızı istiyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 26 Mart 2008

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook