İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 96. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Atilla Kart

Konya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 96. Birleşim · 4. yasama yılı · 27 Nisan 2010 · 505 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Atilla Kart (CHP), 27 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 505 kelime.

Atilla Kart (CHP, Konya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-23-2010-04-27-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tarafımızdan verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, üye sayısı 17’ye çıkarılan Anayasa Mahkemesi ve üye sayısı 22’ye çıkarılan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapılanmasında siyasi iktidar aynı yaklaşım ve aynı amaç içinde olmuştur. Her iki olayda da, her iki kurumun yapılanmasında da Yargıtay ve Danıştay gibi kurumlar bünyesindeki mensuplar sadece 1 aday için oy kullanmaktadırlar. Bu durum, üye seçen kurumların işlevini etkisiz ve şeklî bir hâle getirmektedir, adalette temsil ilkesinin ihlali sonucunu doğurmaktadır.

Daha da önemlisi, bence, Anayasa Mahkemesine Sayıştaydan 2 üye, Barolar Birliğinden, barolardan 1 üye seçiliyor. Sayıştayın kaç kişiye hitap ettiğini anlatmaya gerek yok; burada hukukçu arkadaşlarımız var, bu noktada gerekli hassasiyeti ve duyarlılığı göstermeleri gerekirdi. 50 bin civarında avukatın temsil edildiği barolardan 1 kişiyi seçiyoruz. Onu da nasıl seçiyoruz? Barolar Birliğinin tüzel kimliğini diskalifiye ederek, yine temsilde adalet ilkesini ihlal ederek, hiçbir kurumsal kimliği olmayan baro başkanları arasından bir seçim yapıyoruz. Bu da yine maksatlı bir seçim olmuştur.

Burada bir diğer vahim yanlışlığı, özellikle 23’üncü maddedeki vahim yanlışlığı ifade etmek istiyorum: Evet, meslekten ihraç kararlarına karşı yargı yolunun açılması, elbette doğru bir düzenleme olmuştur ama yine hukukçu olan arkadaşlarım çok iyi bilir ki hâkimler ve savcılar için yer değiştirme cezası da çok ağır bir cezadır, çok ağır sonuçları olan bir cezadır. Yer değiştirme cezasına muhatap olan bir hâkim ve savcının meslekte yükselme şansı yok denecek kadar azdır. Böylesine ağır sonuçları olan bir ceza için yargı yolunun kapalı tutulması da yine demokratikleşme iddiasında olan bir paket için çok büyük bir çelişkidir; bu, gerçekten giderilmesi gereken, yeniden düzenlenmesi gereken bir eksikliktir diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözü çok uzatmayacağım ama önemli olduğuna inandığım iki gazetecinin, akademisyenin görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gazeteci kimliğine, akademik kimliğine ve hukuk adamı kimliğine sizlerin de itiraz etmeyeceğine inandığım, güvendiğim Taha Akyol’un öncelikle görüşlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Ne diyor Sayın Taha Akyol? Bakın, 23’üncü maddeye atıfta bulunarak şunu söylüyor:

“Taslaktaki en tehlikeli husus şudur: HSYK’nın 21 üyesinden toplam 10 tanesini Türkiye’deki adli ve idari bütün hâkim ve savcılar, yani toplam 14 bin -11.300 olacak- ‘seçmen’ seçecek! Onun için ortaya sandık konulacak!

Bu tür seçimlerde mesleki liyakatten ziyade ‘başka faktörler’ devreye girer, yargı tahribata uğrar diye endişeliyim.

Bunun yerine kıdem, mastır, doktora, bilimsel hukuki yayın ve performans gibi kıstaslarla yapılacak bir sıralamaya göre üye belirlenmelidir.” diyor.

Ortada bir profesyonel faaliyet var, esas alınması gereken ölçüler bunlar, ondan söz ediyor Sayın Akyol.

“Yargıtay’da bile ‘Daire Başkanı’ seçimlerinin ne sorunlar yarattığını bilmiyor muyuz?! Şimdi de adaletin tabanını mı hiziplere bölelim! Bunun vebali büyüktür.” diyor Sayın Akyol.

İkinci okuyacağım görüş de Sayın Sami Selçuk, hukuk adamı kimliğine, akademik kimliğine hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir kişi. Ne diyor?

“Bu satırları; 55 yıl hukukun içinde hukuk için çırpınmış; bir hukuk öğrencisi ve yargıç stajyeri iken 1955-1960 arası güçlü yürütmenin yargıçları, savcıları nasıl sağa sola savurduğunu, bunun acılarını, yıkımlarını dehşetle izlemiş; 41 yılını devletin, yargının, adaletin hizmetinde tüketmiş; yargı kararlarını ve uygulamayı bilimin ışığında konuşmalarında, yazılarında, karşı oylarında sürekli gücü yettiğince sorgulamış, eleştirmiş; yargısal yaşamını gerilerde bırakmış…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

75 konuşma daha · 27 Nisan 2010

75 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook