Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Konya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 4. yasama yılı · 5 Mayıs 2010 · 496 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atilla Kart (CHP), 5 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 496 kelime.
Atilla Kart (CHP, Konya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 5 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atilla-kart-23-2010-05-05-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ATİLLA KART (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; tarafımızdan verilen önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Böylesine gergin bir ortamda Anayasa görüşmeleri yapmanın yanlışlığını ve bunun üzüntüsünü ifade ederek maddeyle ilgili, önergeyle ilgili değerlendirmelerimi yapmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, yargı organlarının yürütmeden bağımsız olarak kendi içinde oluşturulması yöntemini yerinde buluyor. Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri ile Avrupa Birliği-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Başkanı, hem Türkiye’de ve hem de Avrupa’da bakan ve müsteşarın kurulda bulunmalarının demokrasinin temel ilkesini ihlal ettiğini, bu nedenle Türkiye'nin buna göre düzenleme yapması gerektiğini ifade ediyorlar, Anayasa çalışmaları konusunda Hükûmeti tüm tarafların önerilerini dikkate almaya davet ediyorlar. Avrupa Yargıçları İstişari Konseyi, 23 kasım 2007 tarihinde benzeri değerlendirmeyi yapıyor. Bu sebepledir ki Fransa, 2008 yılında yaptığı değişiklikle 2011’den geçerli olmak üzere cumhurbaşkanı ve adalet bakanının kurulu yönetmesi uygulamalarına son vermiş, yargıtay başkanı ve başsavcının, hâkimler ve savcılar yüksek kurulunun başkanı olması uygulamasına geçmiştir. İstişari ziyaret raporları ve Budapeşte Ortak İlkeleri de bu yönde.
Şimdi, hâl böyleyken, şu hususu bir kez daha vurgulamak gereğini duyuyorum: Resmî kayıtlar, metinler, Avrupa Birliği sürecinde, Avrupa Konseyi yapılanmasında, hem icrai anlamda hem istişari anlamda, bu nitelikte düzenlemeler getiriyorlar ve bunlar artık metinlere intikal etmiş durumda. Ama neyi görüyoruz? İktidar grubu yetkililerinin bu metinleri bile lafızlarına aykırı olarak -yorumu bırakıyorum- gerçeğe aykırı olarak Genel Kurula aktardıklarını görüyoruz. Bunlara artık tenezzül etmeyiniz, tarihe karşı sorumlu olursunuz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığını ihlal eder konuma geliyorsunuz. Bunlara tenezzül edilmemesi gereğini bir kez daha ifade ediyorum.
Bu gerçekler karşısında, “demokratik meşruiyet”, “kooptasyon”, efendim, “yargıç devleti” gibi kavramları, bu kurumların tavsiyelerine, ilkelerine aykırı bir şekilde yorumlamanın da bilgi kirliliği yaratmaktan başka bir anlama gelmediğini hemen ifade ediyorum.
Yargının sorunları yok mu? Elbette var, pek çok var. Yirmi yılı aşan bir süre avukatlık mesleğini icra eden, bu işin pratiğini bilen birisi olarak söylüyorum: Yargının pek çok sorunu var ama o sorunları gidermenin yolu ve yöntemi bu değil. Bu gayet açık. Bu getirilen çözümler, çözüm olamaz.
Türkiye’de ne yapılıyor? Bakıyoruz: Adalet Bakanının hegemonyası daha da somut hâle getiriliyor. Bakan, kurum başkanı olarak hâkim ve savcıların denetimini kontrolünde tutuyor. Bu konuda ayrıca anayasal bir teminat getiriliyor, 1982 Anayasası’nın yarattığı yargı ve yargıcın bürokratlaşması olayı daha da kalıcı ve kurumsal hâle getiriliyor. Yer değiştirme cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olmasını, antidemokratik ve maksatlı bir uygulama olarak gördüğümüzü önemle ifade ediyoruz.
Daha vahim olanı şu: Gerçekten şundan emin olmanızı istiyorum, şimdi ifade edeceğim husus yargıyı sabote etmekle eş değerdir değerli arkadaşlarım. Bakın, 22 kişilik bir Kurul oluşturuluyor, bunun 7 kişisi adli yargıdan gelecek, 3 kişisi idari yargıdan gelecek. 10 tane üye bu şekilde gelecek. Olabilir, olmalıdır, elbette yargı tabanı temsil anlamında daha da genişletilmelidir, bu doğru bir tercih ama nasıl geliyor bu insanlar? 11.300 civarında yargıç ve savcı var, bütün bu yargıç ve savcıların seçim mevzuatı çerçevesindeki iştirakleriyle bu seçimlerin yapılması öngörülüyor.
Bakın, Taha Akyol’un bu konuyla ilgili değerlendirmesini sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlarım. Bu gerçekten yargıyı sabote etmekle eş değer olan bir düzenlemedir. Ne diyor Sayın Akyol?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
57 konuşma daha · 5 Mayıs 2010