İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · SALI

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunları hk (s.s.335)

Avni Doğan

Kahramanmaraş Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 98. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Haziran 2004 · 894 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Avni Doğan (AK Parti), 8 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YURTDIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZIN SORUNLARI HK (S.S.335)); konuşma 894 kelime.

Avni Doğan (AK Parti, Kahramanmaraş). “Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunları hk (s.s.335)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/avni-dogan-22-2004-06-08-yurtdisinda-yasayan-vatandaslarimizin-sorunlari-hk-s-s-335 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonu raporu hakkında ve bulunan çözüm önerilerinin Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesiyle ilgili söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, aslında ben buraya gelirken, komisyonun yaptığı o kapsamlı çalışmadaki önemli sorunları ve bunların çözüm önerilerini sizlere anlatmak için geldim; ancak, benden önce konuşan arkadaşlarım bu konulara değindiler, tekrarına lüzum görmüyorum, ben olaya başka açıdan bakacağım.

Hiç kuşkusuz, 1961 yılında Sirkeci'den trene binip Avrupa'ya giden vatandaşlarımız orada kalıcı olmayı düşünmemişlerdi; yani, onların rüyasında, hülyasında, bir miktar para kazanıp tekrar Türkiye'ye dönmek vardı; ama, orada kalıcı oldular. Onlar, Avrupa'ya 1961 yılında ayak bastıklarında Avrupalılar şunu düşünüyorlardı: Geldiler, tekrar gidecekler... Türkiye Devleti şunu düşünüyordu: İşte, vatandaşlarımız oraya gittiler, tekrar dönecekler... Ama, gidenler dönmedi, hem Avrupa yanıldı hem Türkiye yanıldı hem de kendi vatandaşlarımız, başlangıçtaki planlarını bozdular. Sorun, buradan başlıyor.

Zaman içerisinde, oradaki vatandaşlarımızın sayısı 4 500 000'e yükseldi, Avrupa bir kültürel karşılaşmayla karşı karşıya geldi. Esas sorun budur, esas büyük sorun budur. Entegrasyon sorunu, asimilasyon sorunu, gettolaşma sorunu, eğitim sorununun, hepsinin altında yatan sorun, iki kültürün, iki büyük kültürün, iki güçlü kültürün karşı karşıya gelmesi.

Avrupa kültürünün, Batı kültürünün tabiatında, kendi içerisinde ikinci bir kültürü yaşatmak yoktur. Bakın, bunu tespit etmeden, oradaki vatandaşlarımızın sorunlarını çözebilmek mümkün değildir. Tekrar altını çiziyorum, Avrupa kültürünün tabiatında, tarihten bu yana, kendi içerisinde ikinci bir kültürü yaşatmak yoktur, kendi içerisine giren kültürü bütün gücüyle yok etmeye çalışır.

Neticede, orada yaşayan vatandaşlarımızın orada kalıcılığı anlaşılınca, başlangıçta, Avrupalı hep şunu düşünmüştür: Bunları asimile mi edelim, tekrar memleketlerine mi gönderelim?.. Her iki konuda da çok kuvvetli çalışmalar yapılmıştır.

İşte bu çalışmalar yapılırken, Türkiye, bunun ya farkında olmamıştır ya da farkında olmuştur da aldırmamıştır. Sorun burada yatmaktadır.

Bir kere, biz neyi istiyoruz; Türkiye şunu istiyor, diyor ki: Bunlar, kendi kültürlerini koruyarak, kendi kimliklerini koruyarak Avrupa'ya entegre olsunlar. Zaten, kendi kültürlerini korumadan, kendi kimliklerini korumadan entegre olmak mümkün değil ki. Kendi kültürünü koruyamıyorsa, kendi kimliğini koruyamıyorsa, bunun adı entegre olmak değildir, bunun adı asimile olmaktır; ama, Türk kültürünün önemli bir özelliği var; Türkler asimile olmazlar. Türkler, ya entegre olurlar ya da kozmopolit olurlar. Türk işçilerinin karşılaştığı sorun da budur.

Bakın, bugün Avrupa'da üç tip Türk yaşamaktadır. Ya gettolaşmışlardır ya kozmopolitleşmişlerdir ya da entegre olmuşlardır. Entegre olan kimlerdir; entegre olanlar, kendi kültürünü iyi kavrayanlardır; entegre olanlar, Avrupa'da bağlama çalanlardır, orada ney üfleyenlerdir, orada Hacı Arif Beyi Beethoven'den daha fazla tanıyanlardır. Biz, yıllardır eğer buna çalışsaydık, kendi kültürümüzü, kendi dilimizi önce kendi vatandaşlarımıza öğretme gayreti içerisinde olsaydık, hiç kuşkusuz, bugün Avrupa'da yaşayan Türklerin meslek edinme oranı, eğitim alma oranı çok daha yüksek olacaktı.

Biz, kültür olarak, Avrupa'ya, sadece folklorumuzu taşımaya çalıştık, çiğköfteyi taşımaya çalıştık. Hatta, bunlar entegre olsun diye, devlet, geçmiş yıllarda, kendi kültürümüzle, kendi kimliğimizle vatandaşlarımız arasına bir duvar örmeye çalıştı. Bizim büyükelçilerimiz, bizim eğitim ataşelerimiz, bizim konsoloslarımız "Türk kültürü" demekten çekindiler; aman aman, bunlara uyum sağlayın... Kendi kültürünü öğrenmeden, kendi kimliğini kavramadan uyum sağlamak mümkün mü?! Kendi kültürünü öğrenmeden uyum sağla derseniz, işte orada hippiler oluşur, her iki toplumun başına bela olan eğitimsiz bir kitle oluşur. Karşılaştığımız sorun budur.

Bu rapor, diğer raporlar gibi sumenaltı olmamalı; çünkü, orada 4 500 000 insanımız yaşamakta, 4 500 000 bizim temsilcimiz yaşamakta. Esasen, bu komisyonun hedefi, sadece orada yaşayan vatandaşlarımız da olmamalı, bizim vatandaşlığımızdan çıkmış, yaklaşık 1 000 000 Anadolu insanı var. Nüfus cüzdanını değiştirmiş diye, bunlar bizim insanımız olmaktan çıkmadı ki. Bunlar bizim insanımızdır. Nasıl Amerika'da yaşayan Museviler hâlâ kendi köklerinin peşindeyse, kendi köklerinin üzerinde duruyorsa, oradaki bizim insanlarımız da, kendi köklerini, hiç kuşkusuz, arayacaktır.

Siz, Türkçe derslerinin, Türkiye'den kaçan, Türkiye'ye düşmanlık eden bir kesim tarafından uzun yıllar verilmesine göz yummuşsanız, orada birçok Metin Kaplan çıkar. Sayın Gülçiçek söyledi, işte bir Metin Kaplan fotoğrafı çıkardı. Burada Metin Kaplan'ın avukatı falan yok.

Hepimiz biliyoruz ki, Batı ülkeleri, geçmişten bu yana, tarihten bu yana, İttihat ve Terakkiden bu yana Türkiyeli bölücüleri korur. Marksist bölücüleri korumuştur, Dev-Solcu, Dev-Yolcu bölücüleri korumuştur; eh, Metin Kaplan'ı da birazcık koruyacaktır.

MUHARREM KILIÇ (Malatya)İrticacıları korur.

AVNİ DOĞAN (Devamla)Devlet olmak, bunu bilip tedbirini almaktır. Devlet olmak, Metin Kaplan'ı görüp, Dev-Solcu militanları görmemek değildir.

PKK'nın, ana sermayesini, ana gücünü Avrupa'dan aldığını biliyoruz. Biz, Suriye'yle falan çok uğraştık; ama, esas hareket noktasının Avrupa olduğunu biliyoruz. O lüzumsuz enstitülerin kurulduğunu... Bugün de başka enstitüler kuruluyor. Sayın Gülçiçek, bugün de başka enstitüler kuruluyor. Yarın PKK gündemden kalkarsa, başımıza başka belalar da çıkabilir. Zaten, Avrupalının amacı entegrasyon değil, Avrupalının amacı asimilasyondur, bölmektir. Biliyorsunuz, oradakiler dernekleri bölüyor, vakıfları bölüyor, cemiyetleri bölüyor; bu, devam ediyor.

Bizim, Türkiye olarak, öncelikle yapmamız gereken şey, kendi kimliğimizi, oradaki vatandaşlarımızın yüreğine kazımaktır; kendi manevî dünyamızı, kendi tarihî değerlerimizi, kendi dilimizi... Gerçi, biz, kendi dilimize Türkiye'de bile sahip olamıyoruz. İşte, Türkiye Büyük Millet Meclisinden Kızılay'a kadar gidin, 1 tane Türkçe mağaza ismi bulamazsınız. Bunları çözmeden, oradaki vatandaşların sorunlarını, eğitim sorununu, işsizlik sorununu çözmek mümkün de değildir.

Türkiye, yeni bir mantıkla, yeni bir politikayla hadiseye bakmalıdır; millî bir ruhla bakmalıdır, millî bir anlayışla bakmalıdır. Herkes şunu bilsin ki, çağdaşlaşma, kendi kimliğini unutma değildir; çağdaşlaşma, kozmopolitleşme değildir; çağdaşlaşma, kendi manevî değerlerinden kopma değildir; çağdaşlaşma, kendi manevî değerlerine, kendi millî değerlerine, kendi tarihî değerlerine sımsıkı sarılıp, çağdaş teknolojiyi yakalamaktır.

Türkiye, artık, kendi kültürüne, Türkiye'de de bırakılmış bir iki folklor oyunu ve çiğköfte olarak bakmamalıdır; Türk kültürünü Avrupa'ya taşımalıdır, Avrupa'daki vatandaşlara taşımalıdır. İki büyük kültürün karşılaşmasıyla ancak böyle başedilir. Hadiseye, iki büyük kültürün karşılaşması olarak bakmazsak, kesinlikle çözümü yoktur.

Bu duygular içerisinde, hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 8 Haziran 2004

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook