İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · SALI

Yasama dokunulmazlığı konusunda bir meclis araştırılması açılmasına ilişkin raporu (10/7) (s.s.332)

Haluk İpek

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 98. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Haziran 2004 · 2.503 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma

Kaynak göster

Haluk İpek (AK Parti), 8 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YASAMA DOKUNULMAZLIĞI KONUSUNDA BİR MECLİS ARAŞTIRILMASI AÇILMASINA İLİŞKİN RAPORU (10/7) (S.S.332)); konuşma 2.503 kelime.

Haluk İpek (AK Parti, Ankara). “Yasama dokunulmazlığı konusunda bir meclis araştırılması açılmasına ilişkin raporu (10/7) (s.s.332)”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haluk-ipek-22-2004-06-08-yasama-dokunulmazligi-konusunda-bir-meclis-arastirilmasi-acilmasina-il (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA HALUK İPEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Milletvekili Yakup Kepenek ve 44 milletvekilinin, yasama dokunulmazlığı konusunda Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi ve (10/70) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu üzerine AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Tabiî, şu an çatısı altında bulunduğumuz Meclis, çok ilginç bir seçimden sonra, 3 Kasım seçimlerinden sonra oluştu. Tabiî, 3 Kasım seçimlerinde, milletimizin herkese vermiş olduğu bir mesaj vardı: "Kısır siyasî çekişmelerle uğraşmayın, bu ülkeyi iyi yönetin; kısır siyasî çekişmelerle uğraşanları ben tasfiye ediyorum dedi ve neticede bu Meclis oluştu. Tabiî, bu Meclisin oluşumundan sonra, gerçekten, hem iktidarıyla hem muhalefetiyle çok güzel çalışmalara imza attık, anayasa değişikliklerine, uyum yasalarına imza attık; ancak, geçmiş siyasî alışkanlıkların tortuları bazen ortaya çıkıp bu Meclise de taşınabiliyor. İşte, bu geçmiş siyasî alışkanlık ve o kısır siyaset anlayışının en fazla tezahür ettiği husus ise, dokunulmazlıklar. Yani, dokunulmazlıkla ilgili, bugüne kadar, bu kürsüden çok konuşma yapıldı, çok şey dile getirildi; hatta, başka bir konu görüşülürken, başka bir kanun tasarısı görüşülürken, o kanun tasarısından bahsedildikten sonra konu derhal dokunulmazlığa getirildi; herhalde, buradaki kâtipler de en fazla dokunulmazlıkları yazdı.

İşte, bu kadar istismar edilen, ne olduğu kamuoyuna çok fazla izah edilmeyen dokunulmazlıkla ilgili, Sayın Kepenek ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeye, biz de, AK Parti Grubu olarak destek verdik. Neden; dokunulmazlık nedir, geçmişte nasıldı, bizim dışımızda dokunulmazlıklar var mı, Avrupa Birliği ülkelerinde nasıl uygulanıyor; eğer biz dokunulmazlıkları kaldırırsak veya sınırlarsak parlamenter yapı bundan zarar mı görür fayda mı görür dedik ve bunların, komisyonda uzun uzadıya tartışılmasını istedik ve bu nedenle, AK Parti Grubu olarak da bu araştırma komisyonunun kurulmasına olumlu destek verdik. Neticede, AK Parti ve CHP belli bir noktaya gelemediler; bir rapor hazırlandı ve CHP de buna muhalefet etti. Ben, emeği geçenlere, tekrar, teşekkür ediyorum, tıpkı Sayın Kart ve Sayın Kepenek gibi.

Sayın Kepenek burada mı bilmiyorum; ama, Sayın Kepenek'in benim bu konuşmalarımla paralel bir cümlesi vardı, onu da burada söyleyeyim. "İktidarın ve muhalefetin, hepimizin, Meclisin yetkisini ve önemini hep birlikte korumamız gerekir" dedi. Çok doğru bir sözdü; çünkü, burada bulunan milletvekillerinin çoğu, belki, diğer dönemlerde milletvekili olarak devam etmeyecekler; ama, Türkiye Büyük Millet Meclisi ilelebet var olacak; ilelebet, bu milletin problemlerini çözmek Türkiye Büyük Millet Meclisine nasip olacaktır. O nedenle, başta dokunulmazlık da olmak üzere, bizim, parlamenter yapıyı çok iyi bir şekilde muhafaza etmemiz lazım. Acaba, dokunulmazlıkta çok küçük bir oynama, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve şu an Türkiye'deki parlamenter yapıyı ortadan kaldırıp, parlamenter sistemimizi hâkimler devletine dönüştürebilir mi; bunları çok iyi tartışmamız gerekirdi. Maalesef, komisyon, böyle bir noktaya gelememiş; ama, en azından, tutanaklara geçmesi açısından ve Meclisin arşivinde bulunması açısından, yine, faydalı bir çalışmadır diye düşünüyorum.

Bu arada, Sayın Kart'ın ve Sayın Kepenek'in söylediklerine, çok kısa, onları da incitmeden, Meclisi de germeden cevap vermek istiyorum.

Şimdi, Sayın Kart dedi ki: "Avrupa Birliği normlarının gereği budur; yani, dokunulmazlıkların sınırlandırılmasıdır." Hayır, öyle bir şey yok. Avrupa Birliği, bizimle yapmış olduğu müzakerelerde, hiçbir zaman, dokunulmazlıkla ilgili böyle şeyi dile getirmedi. Neden; biraz sonra izah edeceğim gibi, Avrupa Birliği ülkelerinin tümünde dokunulmazlık var. Bizim Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Anayasamıza getirmiş olduğumuz dokunulmazlık da, bizim icat ettiğimiz bir şey değil; biz de, bunda, Avrupa Birliğini, yani, İngiltere'yi model olarak almışız. Sınırları, kapsamları farklı; ama, örneğin, Danimarka'da, bu, bizden çok daha katı uygulanıyor. Şu kürsüde, bizim cezaî sorumluluğumuz yok. Kürsüde konuştunuz, hakaret ettiniz; cezaî sorumluluğunuz yok; ama, bu kürsüdeki hakaretten dolayı tazminat sorumluluğunuz var. Oysa, Danimarka'da, hem cezaî sorumluluk yok hem tazminat sorumluluğu yok; yani, kapsamları çok farklı; ama, her ülkede dokunulmazlık var.

Şimdi, tabiî, bu Meclis, yani, 22 nci Dönem Meclisi oluştuktan sonra, Cumhuriyet Halk Partisi -değerli Anamuhalefet Partimiz- bu konuyu buraya çok taşıdı. Şimdi, dokunulmazlığı Anayasaya AK Parti yazmadı.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Beraber söz vermedik mi?!

HALUK İPEK (Devamla)Bir konuşayım ben, sonunda anlatacağım.

Biz yazmadık; bu, 1982 Anayasasında vardı; 1961 Anayasasında da vardı, önceki anayasalarda da vardı. Peki, dokunulmazlık, bu ülkenin ileriye gitmesiyle ilgili çok problemdi de, bu, daha önceden niye kaldırılmadı?! Bu soruyu sorarlar. Dokunulmazlığı Anayasaya getirmeyen AK Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisine de ilk defa bu dönem girdi; bundan önce, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde yoktu; ama, Cumhuriyet Halk Partisi, tekparti döneminde, çok uzun süre bu Meclisteydi. 1950'de 69, 1954'te 30, 1957'de 173, 1961'de 173, 1965'te 134, 1969'da 143, 1973'te 185 ve 1977'de 213 milletvekili vardı. Peki, bundan önceki dönemlerde bu kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi dokunulmazlığı niye değiştirmedi? Sormazlar mı; sorarlar.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Ne zaman iktidardaydı?!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Yolsuzluklar bu boyutta olmadığı için!

MEHMET SEMERCİ (Aydın)Bir defa, sözünüzde durun!

HALUK İPEK (Devamla)İktidardaydı.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Dokunulmazlıklar kaldırılsın diyoruz.

MUHARREM İNCE (Yalova)Geçmişte milletvekillerinin bu kadar dosyası yoktu, şimdi dosya çok.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Sayın İpek, Anayasa Komisyonunda beraberdik!

HALUK İPEK (Devamla)Sorarlar, ben cevaplayacağım şimdi.

Millet de soruyor, Cumhuriyet Halk Partisi bu Mecliste uzun süre bulunmasına rağmen bugüne kadar dokunulmazlığı niye dile getirmedi de, şimdi AK Parti iktidara gelince sürekli dokunulmazlığı dile getiriyor diye. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Peki, şimdi, buna cevap vereyim. Sayın Hikmet Çetin, Meclis Başkanıyken bu konunun üzerine gittiler ve gerçekten, dokunulmazlığı sınırlamakla ilgili çok önemli, bana göre de bilimsel sayılabilecek bir çalışma yaptılar ve Hikmet Çetin en sonunda şunu söyledi: "Dokunulmazlıkla ilgili yapılacak küçük bir oynama -tutanaklara bakın- parlamenter yapıyı kökünden değiştirebilecek bir tehlikeli süreçtir." Yani, bu konu, bilimsel manada bu Mecliste tartışıldı; yani, solun da olduğu dönemde tartışıldı ve neticede böyle bir noktaya gelindi. Ben, araştırma komisyonunda da böyle bir noktaya gelineceğini ümit ediyordum; ama, gelinmedi; siyaseten, yine, istismar devam etti.

Yine, Sayın Kart "Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Adalet Bakanı ve Müsteşarın katılımıyla bağımsızlığını kaybediyor ve bunun değiştirilmesi lazım" dedi. Bu, tabiî, hukukçuların olduğu toplantılarda, bilimsel toplantılarda da dile getiriliyor; biz de dile getirdik; ama, ben şunu belirtmeden geçemeyeceğim: Ne zaman ki, Adalet Bakanlığı, sola mensup bir partinin elindeyse -yani, bu, DSP veya CHP olabilir- sol, hiçbir zaman, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna, Adalet Bakanı ve Müsteşarı katıldığı için "burası bağımsızlığını kaybediyor" demiyor. Ne zaman ki, iktidara sağ bir parti geliyor...

K. KEMAL ANADOL (İzmir)- CHP ile alakası yok; bize ne!..

HALUK İPEK (Devamla)- Öyle, öyle!..

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)- Kötü emsal emsal olmaz!..

HALUK İPEK (Devamla)- Öyle!..

Şimdi, doğrusu ne biliyor musunuz; Avrupa Birliğiyle birlikte, onların da uygulamalarına baktığımızda, doğrusunu bulmak, iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte doğrusunu savunmak. Bu, bir realite; onu söylemek istiyorum.

MEHMET SEMERCİ (Aydın)- Sayın milletvekilim, suyun kenarında dolaşmayın; kabul etmiyoruz deyin, geçin; ne kıvırtıp duruyorsunuz!

HALUK İPEK (Devamla)- Yok, yok; anlatacağım.

Diğer kamu görevlilerinin dokunulmazlığı yok; dokunulmazlık, sadece milletvekillerine münhasırdır diye bir düşünce var. Yine, Sayın Kart bunu dile getirdi; öyle değil arkadaşlar.

Sayın Kart'ın, burada, kendisinin muhalefet ettiğine dair şerhi var; bu şerhten okuyacağım.

ATİLLA KART (Konya)- Şerhin tamamını okuyun; aradan bir cümle almayın.

HALUK İPEK (Devamla)- Aynen okuyacağım; aynen.

"Hemen ve önemle belirtiyoruz;

Dokunulmazlık kavramı, mevzuatımızda sadece milletvekilleri için söz konusudur. Diğer kamu görevlileri için böyle bir zırh ve kavram söz konusu değildir. Diğer birkısım kamu görevlileri için 'soruşturma izni' prosedürü işlemekte, bu soruşturma sonucunda yargılama süreci başlamaktadır.

Soruşturma izni verilmediği takdirde, ilgili savcılık, itiraz yoluyla bölge idare mahkemesine veya Danıştaya başvurmakta, bu idarî yargı birimlerinin verdikleri karar sonucuna göre işlem yapılmaktadır. Görüldüğü gibi; kamu görevlileri için 'yargılama engeli' söz konusu değildir. Yargılama engeli sadece milletvekilleri için söz konusudur. Bu engelin yukarıda açıklanan çerçeve içinde giderilmesi ve bu yolda düzenleme yapılması gerekir." Sayın Kart'ın muhalefet şerhi.

Savcılık itiraz etti, bölge idare mahkemesine gitti, izin vermedi; Danıştaya gitti, yine, o devlet memuruyla ilgili izin vermedi; hiç kimse yargılayamaz arkadaşlar.

ATİLLA KART (Konya)Yargı karar veriyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Danıştay müsaade etmiyor.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Danıştay yargı değil mi?!

HALUK İPEK (Devamla)Suçla ilgili konuşuyoruz... Memur suç işledi, kendisinin dokunulmazlık zırhı kaldırılmadığı sürece, yani, Danıştay, kendisine "yargılanmalıdır" diye karar vermediği sürece, hiçbir ceza mahkemesi o memuru yargılayamaz. Bu, açık açık dokunulmazlıktır. Hal böyleyken, memurun dokunulmazlığı yoktur, dokunulmazlık sadece milletvekillerine münhasırdır demek, hukuk sistemimizi bilmemektir arkadaşlar; onu da açıkça belirtmek istiyorum.

ATİLLA KART (Konya)Kavramları karıştırıyorsunuz Sayın İpek.

HALUK İPEK (Devamla)Yok, hayır.

Şimdi, bu cevaplardan sonra, dokunulmazlık nedir; tutanaklara geçmesi açısından, özellikle milletimizin de dokunulmazlığı bilmesi açısından açıkça belirtmek istiyorum. Acaba, bu dokunulmazlık, sadece bize has bir durum mudur, parlamenter sistemin içinde dokunulmazlık var mıdır, bunu kim icat etmiştir; bunları açıkça ortaya koyarsak ve Avrupa Birliğindeki ülkelere de şöyle tek tek bakarsak, doğru bir sonuca gidebiliriz diye düşünüyorum.

ATİLLA KART (Konya)Tarihi bırakalım da günümüze gelelim.

HALUK İPEK (Devamla)Vaktim de azalıyor, çok fazla konuşmuşuz...

Dokunulmazlığın ilk görüldüğü yer Roma olmasına rağmen, özellikle ilk görüldüğü yer İngiltere. İngiltere'de her şey bu kürsüyle ilgili. Kralın yapmış olduğu birçok icraat milletvekilleri tarafından eleştirilmeye başlanmış. Eleştirildiği zaman, kral bunu kabullenememiş ilk başta ve kendisini eleştiren parlamenterleri zindana attırmış; birçoğu zindanda yaşamış. Arkasından, milletvekilleri mücadele ederek uzun yıllardan sonra şu kürsüde konuşma hakkı elde etmişler ve kral, ilk başta "sizin, kürsüde belli bir konuyla ilgili konuşma hakkınız sadece evet ve hayır kadardır; bu evet ve hayırın dışında hiçbir şey söyleyemezsiniz" demiş ve bir müddet böyle devam etmiş. Arkasından, yine, mücadelelerle, denilmiş ki, sadece evet ve hayır olmasın; parlamenter, yani, milletvekili, bu kürsüye gelsin, bu kürsüden, sonuna kadar icraatları eleştirebilsin; bu da, çok büyük mücadelelerle kazanılmış. Tabiî, bu, krala kabul ettirildikten sonra -kralın istihbarat teşkilatı var- kral, kendisinin aleyhinde konuşacak milletvekillerini, konuşma yapmadan önce, istihbarat teşkilatına tespit ettirmiş ve o milletvekilinin kürsüye ulaşmasını, yani, kürsüye gelip konuşmasını önlemek için bir gün önceden tutuklattırmış. Bakmışlar ki, kürsü dokunulmazlığı, yani, milletvekili sorumsuzluğu dediğimiz, bizim salt sorumsuzluk dediğimiz kısmın milletvekiline verilmiş olması, salt manada, milletvekilinin özgürce konuşmasını sağlamaya yetmiyor. Milletvekilinin, özgürce, o kürsüye gidip gelebilme hakkı ve gidip gelebilme dokunulmazlığı olması lazım; yani, milletvekili tutuklanmamalı, sorgulanmamalı, o kürsüye gitme gelme hakkı engellenmemeli denilmiş. İşte, modern manada dokunulmazlık, hem kürsü dokunulmazlığı hem de bu suçlardan ötürü, kendisine iletilecek suçlardan ötürü yargılanmasını önlemekle ikibaşlılık kazanmış ve bu ikibaşlılıkla, yani, iki hakla, kürsüde özgürce konuşabilmesi sağlanmış. İşte, biz de, o sistemi almışız ve parlamenter sistemde bunu Anayasamıza koymuşuz.

Bunun bir tanesini ortadan kaldırırsak ne olur; o takdirde, milletvekili hakkında herhangi bir gazetede haber çıktığında -dokunulmazlığın soruşturma kısmını kaldırdık, sadece kürsüyle sınırladık- işte, bu milletvekili şöyle bir şey yaptı denildiğinde, savcılık, anında takibat başlatmak zorunda; çünkü, görevi o; eğer resen yapmazsa, işini ihmal etmiş olur. Anında, sabahleyin, kapınızın önüne polis gelecek ve sizi...

ATİLLA KART (Konya)Tutuklanamaz, soruşturma devam eder.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Devam eder soruşturma, tutuklanamaz.

HALUK İPEK (Devamla)Bir dakika...

ATİLLA KART (Konya)Saptırıyorsun.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Saptırıyorsunuz.

ATİLLA KART (Konya)Kim böyle bir şey ister; kim böyle bir şeyi istiyor?!

HALUK İPEK (Devamla)Sayın Kart, ben sizi dinledim; siz de beni dinleyin, bunlar da benim düşüncelerim.

ATİLLA KART (Konya)Elbette dinleyeceğiz; ama, kamuoyunu yanıltmayın.

HALUK İPEK (Devamla)Dolayısıyla, milletvekili, yarın benim aleyhimde hangi gazetede bir haber çıkacak diye bir korkuyla yaşayabilir; bu da, parlamenter sistemi çok derinden yaralar.

ATİLLA KART (Konya)Kamuoyunu yanıltıyorsunuz, yanlış bilgilendiriyorsunuz.

HALUK İPEK (Devamla)Peki, bu milletvekili dokunulmazlığı sadece bizde mi var; sadece bizde yok.

AHMET ERSİN (İzmir)Biz örnek olalım.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Sayın Başkan, İktidardan çok biz istiyoruz.

HALUK İPEK (Devamla)Kötü örnek olamayız.

Şimdi, Almanya Anayasanın 46 ncı maddesinde "bir Bundestag üyesi, hiçbir zaman Bundestag'ta veya bir Bundestag komisyonunda yaptığı konuşmadan ve kullandığı oydan dolayı adlî takibata veya disiplin kovuşturmasına maruz bırakılamaz. Bir Bundestag üyesi, suçüstü durumunda veya suçun işlendiğini takip eden gün içinde yakalanmadıkça cezayı gerektiren bir suçtan dolayı Bundestag'ın izni olmadan -yani, o parlamentonun izni olmadan- tutuklanamaz, yargılanamaz, hesaba çekilemez" denilmektedir; bakın, bizdekinin aynısı. Yine, Fransa'da, Norveç'te -bunları tek tek okumak istemiyorum- onların Anayasalarında da dokunulmazlık çok sıkı bir şekilde konulmuş. Bazılarında sınırlı, örneğin, Fransa'da, parlamenter, faaliyetini yapmadığı zaman, yazın tatile gittiği zaman dokunulmazlıktan yararlanmıyor. Her ülke, kendi şartlarına göre, kendi iç dinamiklerine göre, kendi yapısına göre bunu düzenlemiş; dolayısıyla, Fransa bunu bu şekilde ele almış, Danimarka bizden çok daha katı bir şekilde ele almış, İngiltere çok daha farklı almış; ama, hepsinin asıl amacı var; nedir; parlamenter yapıyı, parlamenter sistemi korumak. Eğer, bunda küçük bir oynama olursa ne olur; parlamenter yapı bir anda ortadan kalkar ve sistem hâkimler devletine dönüşür. Dolayısıyla, Norveç'te öyle, Avusturya'da var, Finlandiya'da var, Çek Cumhuriyetinde var. Bunları hızlı hızlı geçiyorum; çünkü, vaktim dar.

Şimdi, burada söylenilmesi gereken çok önemli bir husus var, nedir; Türkiye Büyük Millet Meclisi mensuplarının dokunulmazlığı var, Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı var, Genelkurmay Başkanının dokunulmazlığı var, yargı mensuplarının dokunulmazlığı var, Yargıtaydakilerin dokunulmazlıkları var; hepsinin yargılama süreçleri çok farklı.

ATİLLA KART (Konya)Kavramı yanlış kullanıyorsunuz; onlar için dokunulmazlık diye bir kavram yok!

HALUK İPEK (Devamla)Peki, Sayın Kart.

MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı)İhtiyarî olsun; isteyeninki kaldırılsın, isteyenler kendileri kaldırtsın.

HALUK İPEK (Devamla)Peki, bu dokunulmazlık niye veriliyor; bu dokunulmazlık, burada bulunan milletvekillerinin şahsı için verilmiyor; cumhurbaşkanının sahip olduğu dokunulmazlık, cumhurbaşkanının şahsıyla ilgili değil, o makamla ilgili. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin sahip olduğu dokunulmazlık da Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ilgili. İşte, bunu, şahıslardan arındırırsak, konuya çok daha objektif bakabiliriz. (CHP sıralarından gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Milletvekili olmadan önce suç işlemiş, öyle gelmiş buraya!..

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Sayın Genel Başkanınızın verdiği sözü unutmayın!

HALUK İPEK (Devamla)Peki, sadece milletvekillerine mi aittir...

Sayın Başkan, eğer çok kısa bir süre verirseniz tamamlayacağım.

BAŞKANBuyurun, devam edin Sayın İpek; süreniz henüz bitmedi.

HALUK İPEK (Devamla)Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununda, hâkim ve cumhuriyet savcılarının işledikleri suçlar için getirilen izin sistemi dokunulmazlıktır, noterlerle ilgili kanundaki izin sistemi dokunulmazlıktır, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin kanundaki izin sistemi dokunulmazlıktır, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda yer alan sistem dokunulmazlıktır, yüksek yargı üyelerinin izin sistemi dokunulmazlıktır, askerî yargıdaki düzenlemeler dokunulmazlıktır...

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Hepsini düzeltelim o zaman; saymaya gerek yok ki!

HALUK İPEK (Devamla)Ben, şu yazıyı hazırlarken, mesleklere şöyle bir baktım, 83'e gelince durdum; daha dokunulmazlık devam ediyordu. Dolayısıyla, dokunulmazlık, yani, bizim sistemimizde birisinin direkt yargılanması kural değil. Genel olarak izin sistemiyle ve dokunulmazlık sistemiyle, kişilerin bu şekilde yargılanmaları kural, direkt yargılanmaları; yani, normal vatandaş gibi yargılanmalarıysa istisnadır. O nedenle, dokunulmazlıkla ilgili bugüne kadar söylenenler gerçeği yansıtmamaktadır.

Araştırma komisyonunun bugüne kadar yapmış olduğu ve raporunun son kısmında söylemiş olduğu çok önemlidir; orayı özellikle okumak istiyorum. Dokunulmazlık, milletvekilleri için de, tıpkı diğer kamu görevlilerinde olduğu gibi, mutlak değildir; çünkü, Anayasanın 76 ncı maddesinde yer alan hükme göre, herhangi bir yolsuzluğa bulaştığı kesin hükümle sabit olan kimselerin milletvekili seçilmeleri mümkün değildir.

Anayasamıza göre, ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde dokunulmazlık zaten işlememektedir.

Seçimlerden önce soruşturulmasına başlanılması kaydıyla, Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar yasama dokunulmazlığı kapsamı dışında bulunmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletvekilleriyle ilgili isnadı ciddî bulduğu takdirde, dokunulmazlığı her an kaldırma yetkisine sahiptir; tıpkı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Kısaca "hayır" diyorsunuz...

HALUK İPEK (Devamla)Komisyon raporunun doğru olduğunu belirtiyor, dokunulmazlıkla oynamanın, parlamenter sistemle oynamakla eşdeğer olduğunu belirtiyor...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Yok... Yok...

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Yapmayın Sayın Başkan...

HALUK İPEK (Devamla) -... dolayısıyla, bu konunun, artık, siyasetimizde istismar malzemesi olmaktan çıkarılmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 8 Haziran 2004

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook