İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Ayhan Sefer Üstün

Sakarya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2010 · 944 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ayhan Sefer Üstün (AK Parti), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 944 kelime.

Ayhan Sefer Üstün (AK Parti, Sakarya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayhan-sefer-ustun-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 497 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin geçici 19’uncu maddesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, geçici 19’uncu madde -adı üzerinde geçici bir madde- intikal hükümlerini düzenlemektedir. İnşallah bu teklif reylerinizle kanunlaşırsa Anayasa Mahkemesinin mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanacaklar, yine eksik kalan 2 üye Meclis tarafından otuz gün içerisinde seçilecektir. Bu maddede ayrıca Meclisin seçim süreci de etraflı bir şekilde anlatılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, uzunca bir süreden beri bu teklifi görüşüyoruz. Zaman zaman her ne kadar tansiyon yükselse de olgun bir şekilde tartışmalarımızı devam ettirdik. Ancak yine bazı konuşmacılarda bazı tereddütler görüyoruz. Örneğin bunlardan bir tanesi, acaba Anayasa Mahkemesine parlamentolarca, Meclisçe üye seçilebilir mi, seçilebilmeli mi? Bu soruyu kendimize sormalıyız. Meclisin böyle bir hakkı var mı gerçekten?

Değerli arkadaşlar, bu soruyu sorduğumda sanki ilk kez böyle bir olayla karşılaşıyormuşuz gibi bazı arkadaşları görüyorum. Sanki Türk hukuk sistemimizde ilk kez böyle bir durum ortaya çıkmış, sanki Meclis ilk kez Anayasa Mahkemesine üye seçecekmiş gibi bir durumla, öyle bir tepkiyle karşılaşıyoruz. Oysa bu hüküm daha önceden 1961 Anayasası’nda zaten yer almıştı. 1961 Anayasası’nda 15 üyenin 5 tanesini yüce Meclis seçiyordu.

Değerli arkadaşlar, 1961 Anayasası hazırlanırken yine değerli hukukçu Mümtaz Soysal, bu hükmün Anayasa’ya girmesi için büyük çaba sarf etmiştir. Bakın, o zaman yazdığı kitapta aynen şu cümleleri söylüyor: “Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilişleri 1961 Anayasası’nda karma bir çözüme bağlanmıştır. Üyelerin bir kısmı yargı organlarınca, bir kısmı da siyasal organlarca seçiliyordu. Üyelerden bir kısmının siyasal organlara seçtirilmesi, kurulacak denetim mekanizmasıyla halkın temel tercihleri arasında bir bağlantı kurabilmek içindir. Siyasal organlarda ağır basan, çoğunlukların kendi eğilimlerindeki kimseleri üyeliğe getirmeleri normal olduğuna göre yargısal denetimin parlamento üstünde bir güç yaratma tehlikesi bir ölçüde önlenmiş olacaktır.” Bu, Sayın Mümtaz Soysal’ın kitabından aldığım bir alıntı. Tabii, maalesef, 1971 darbesiyle bu hüküm değiştirilmiş, o değişiklikten sonra Sayın Mümtaz Soysal hayal kırıklıklarını ifade eden bir makale yazmıştır. O makaleyi burada okumuyorum.

Değerli arkadaşlar, mukayeseli hukuka baktığımızda da Avrupa’da bütün parlamentoların anayasa mahkemelerine üye seçtiklerini görmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, burada zaman zaman örnek verdik Sayın Mustafa Bumin’in hazırladığı tekliften. “Efendim çok benziyor.” dedik, bazı arkadaşlar karşı çıktılar. Elbette bazı farklılıklar var. Örneğin Sayın Mustafa Bumin’in teklifinde yüce Meclise 4 tane kontenjan ayrılmıştı. Daha cömert davranmış Mustafa Bumin ama burada 3 üyeyi seçebiliyoruz.

Değerli arkadaşlar, yine burada Sayıştayın siyasi partilerin mali denetimiyle ilgili hükümler var. Artık bundan sonra bu kanun teklifi yasalaşırsa siyasi partilerin mali denetimini Sayıştay yapacak. Gene itirazlar geldi: “Efendim, Sayın Mustafa Bumin’in teklifinde böyle bir durum yok.” Evet, teklifinde böyle bir durum yok ama bakın, şimdi, burada size söyleyeyim: Sayın Mustafa Bumin Anayasa Mahkemesinin 30’uncu Kuruluş Yıldönümünde “Anayasa yargısının asıl işlevine ve konumuna uygun düşmeyen düzenlemeler kaldırılmalıdır. Bu bağlamda, siyasi partilerin mali denetimi, yasama ve yürütme erkleri dışındaki bağımsız birimlerce, örneğin Sayıştayca yapılmalı, denetim sonucu Anayasa Mahkemesine bildirilerek yaptırım için gerekli yargısal kararların Anayasa Mahkemesince alınması sağlanmalıdır.” diyor. Değerli arkadaşlar, yine bakın benzer bir hüküm. Burada, Anayasa Mahkemesinin kendi yayınları burada, aynı benzer ifadeler de buradadır. Elbette yüce Meclis bu tür eleştirilerden istifade ederek kendi metnini hazırlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, yine başka bir soru: Anayasa Mahkemesi Yüce Divan görevi yaptığına göre yargıladıkları kişilerin buraya üye seçmesi Yüce Divanın veya Mahkemenin, orada görev yapan hâkimlerin tarafsızlığına gölge düşürür mü? Bu da bir temel soru olarak karşımızda duruyor. Eğer yargıladıkları kişiler buraya üye seçemeyeceklerse şu anda Yüce Divan oluşturulması mümkün olamazdı.

Bakın, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi kimleri yargılıyor: Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını yargılıyor. Peki, şu andaki sistemde Anayasa Mahkemesinin üyelerini kim seçiyor? Sayın Cumhurbaşkanı. O zaman buraya bizim üye veremememiz gerekirdi.

Yine, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi üyelerini… Anayasa Mahkemesi kendi üyelerini yargılıyor. Daha geçenlerde, hatırlarsınız, bir üyeleriyle ilgili olarak ön inceleme yapıldı. Yani şunu diyebilir miyiz ki: Anayasa Mahkemesi kendi üyesini yargılarken veya ön iznini verirken taraflı davranmıştır? Hayır, bu son derece haksız bir iddia olur.

Yine, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini yargılamaktadır. Bu kurullar da oraya doğrudan üye seçmektedir.

Eğer böyle bir mantıkla yaklaşmış olsaydık buralara üye veremezdi veyahut da verildikten sonra, Anayasa Mahkemesinin sanki oralara yandaş bir yaklaşım sergilediğini ifade etmemiz gerekirdi ki son derece haksız bir ifade olur değerli arkadaşlar.

Bunun yanı sıra, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı olmalı mı? Temel sorulardan bir tanesi bu. Böyle bir usul Yargıtayın, Danıştayın görevine müdahale sayılır mı? En temel sorulardan bir tanesi bu. Buna da çok fazla karşı çıkıldı.

Değerli arkadaşlar, burada anlatıldı, bireysel başvuru anlatılırken. Ben de şahsen şu teklifteki en önemli değişikliklerden bir tanesi de bunu görüyorum çünkü Anayasa Mahkemesi maalesef zamanlama itibarıyla bir darbe ortamında kurulmuştur dolayısıyla vesayetçi bir anlayışla görev yapmaktadır, verdiği kararlarda da maalesef özgürlükçü bir anlayış sergileyememiştir.

İlk kez Anayasa Mahkemesine farklı bir görev yükleniyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ve Anayasa’da güvence altına alınan özgürlüklerle ilgili bir denetim yapma, inceleme yapma yetkisi veriliyor. Anayasa Mahkemesini değiştirerek dönüştürecek bir hükümdür bu. O bakımdan, değerli arkadaşlar, bu hüküm mutlaka olmalıdır. Avrupa Birliği düzenlemelerinde de yine, devletlerin kendi iç hukuklarında böyle bir düzenleme yapılması gerektiği noktasında öneriler vardır.

Değerli arkadaşlar, burada bu hükme en fazla itiraz eden bir milletvekili arkadaşımız, daha yakın bir zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı maddesinin ihlal edildiğini ve şikâyetini dile getirerek bu haklılığını ispat için başvurmuştur. Bakın, aynı kapsamdaki bu hakları Ahlatlıbel’de kurulmuş olan mahkemeye veriyoruz. Şimdi, burada, bunun olmasını istemeyen arkadaşlarımız Strazburg’daki mahkemeye müracaat edebiliyorlar ve bu hakları Anayasa Mahkemesine verdiğimizde efendim, Yargıtayın, Danıştayın, yüksek mahkemelerin yetkilerine tecavüz olarak görüyorlar.

Değerli arkadaşlar, o zaman sizin yaptığınız başvuru nedir? Ki bu haklar nelerdir? Bakın, adil yargılanma hakkı, ayrımcılıkla mücadele hakkı, din ve vicdan hürriyeti. Maalesef yerel mahkemelerimizin daha gündemine bunlar gelememiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

91 konuşma daha · 28 Nisan 2010

91 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook