Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
İstanbul Milletvekili ·
DSP
Genel Kurul, 89. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Nisan 2010 · 495 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ayşe Jale Ağırbaş (DSP), 20 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 495 kelime.
Ayşe Jale Ağırbaş (DSP, İstanbul). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 20 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-jale-agirbas-23-2010-04-20-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AYŞE JALE AĞIRBAŞ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasanın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi Demokratik Sol Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Demokratik Sol Parti, Anayasa değişikliği konusu gündeme geldiği günden beri bu konudaki görüşlerini net bir şekilde ortaya koydu. Türkiye’de bir değişim ya da dönüşüm yaşanacaksa bunun dayatmayla değil, uzlaşmayla, tüm toplumu kavrayan bir yaklaşımla gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Halkın tamamını kucaklayacak, tüm kesimlerin üzerinde uzlaştığı bir Anayasa değişikliğinin gerekliliğine inanarak adımlarımızı attık çünkü anayasalar toplumsal sözleşmelerdir. Bu nedenle, Anayasa değiştirilirken de yeniden yapılırken de toplumsal mutabakat gerekmektedir.
Hükûmetin de bu uzlaşmacı tutum içerisinde olması konusunda gayretler sarf ettik. Ancak Hükûmet, yine her zamanki gibi bildiğini okuyan tavrını sergiledi. Türkiye’nin bir Anayasa problemi olduğu geniş bir çevre tarafından kabul edilmektedir. Bu sorunun temelinde 82 Anayasası yatmaktadır çünkü 1982 Anayasası antidemokratik yöntemle yapılmıştır. Bu antidemokratik içerikteki 82 Anayasası’nı değiştirmek için en kapsamlı çalışmayı 2001 yılında Demokratik Sol Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve ANAP Koalisyon Hükûmeti yaptı. Bu değişikliği, Mecliste bir uzlaşma komisyonu kurarak tüm siyasi partilerin görüşlerini alarak gerçekleştirdik. Yapılan değişiklikler ve bugün üzerinde görüşmelerde bulunulan değişiklikler, 82 Anayasası’nın üzerindeki antidemokratik vesayeti kaldırmaya yetmemektedir.
Ancak, Hükûmetin bugün Anayasa’nın değiştirilmesi hususunda izlediği yöntem, 82 Anayasası’nın yapılışı tekniğini andırmaktadır. Partilerle ve toplumun tüm kesimleriyle uzlaşmadan ortaya konacak Anayasa değişikliği, askerî ihtilallerden sonraki Anayasa değişikliğinden farklı olabilir mi? Anayasa değişikliklerinde dayatma olmamalıdır oysa bu değişiklik tam manasıyla bir dayatma görüntüsü vermektedir.
Muhalefet, alternatifleri de ortaya koyarak yapılır. Bu nedenle, Demokratik Sol Parti olarak, Anayasa Değişikliği Teklifi’yle ilgili önerilerde bulunarak parti kapatılmasını zorlaştıran, HSYK’nın ve Anayasa Mahkemesinin yapısının ve işleyişinin yeniden düzenlenmesini içeren, memurların sendikal haklarıyla ilgili tekliflerin de olduğu yirmi maddelik taslağı mart ayı içinde parti liderlerine götürdük; Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nda değişiklikler içeren yasa tekliflerini de Meclis Başkanlığına verdik; seçim barajının düşürülmesi ve partilerin uzlaşacağı bir Anayasa değişikliği yapılması gerektiğini söyledik; Anayasa değişikliği için bir uzlaşma komisyonu kuralım önerisini getirdik ancak bu konudaki önerilerimiz beklediğimiz ölçüde dikkate alınmadı. DSP, üzerinde uzlaşılmayan Anayasa değişikliğine destek vermeme kararlılığındadır. Hükûmet diyor ki: “Uzlaşmaya ne gerek var? Biz değişiklik paketini topluca referanduma götürürüz.” Ama bunda da bir kurnazlık göze çarpıyor. Teklifin 4’üncü maddesiyle Anayasa’nın 41’inci maddesine, çocuk haklarıyla ilgili uluslararası belgelerde kabul gören evrensel ilkeler dâhil edilmektedir. Bu, son derece yerinde bir düzenlemedir. Referandum oylamasında, 4’üncü madde gibi, uygun gördüğünüz değişiklikler nedeniyle “Evet.” derseniz aynı paketteki beğenmediğiniz maddeleri de onaylamış oluyorsunuz; paketteki bir değişikliğe “Hayır.” derseniz, beğendiğiniz maddeleri de reddetmiş olacaksınız. Hükûmet, kurnazlık sergileyerek, vatandaşın yeni tanınan haklara “Evet.”, bunların çiğnenmesi durumunda etkisiz kalabilecek bir yargıya “Hayır.” deme olanağını elimizden almaktadır.
Diğer sakıncalı husus ise uzlaşmanın önünü tıkayan üç konunun kabul edilmesi için temel insan haklarının referandum konusu edilmesidir. AKP’nin bu tavrı, Türkiye’yi temel insan haklarını tartışan ülke konumuna düşürecektir, bu yanlıştır. Venedik Komisyonu kararına göre, referandumda, seçmenlerin aralarında bir bağ olmayan sorunların hepsine birden cevap vermek zorunda bırakılmaması gerekmektedir.
Biz samimiyetten, Türkiye’nin yarınlarına olumlu etki edecek, uzlaşı kültürünün ortaya konduğu değişikliklerin yapılmasından yanayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
76 konuşma daha · 20 Nisan 2010