25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü münasebeti hakkında
Konya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 21. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Kasım 2008 · 706 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti), 25 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ MÜNASEBETİ HAKKINDA); konuşma 706 kelime.
Ayşe Türkmenoğlu (AK Parti, Konya). “25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele ve dayanışma günü münasebeti hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ayse-turkmenoglu-23-2008-11-25-25-kasim-kadina-yonelik-siddete-karsi-uluslararasi-mucadele-ve-dayanis (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi 25 Kasım tüm dünyada kadınlara karşı şiddetin kınandığı ve protesto edildiği bir gündür. Bütün dünya bugün dolayısıyla kadına yönelik şiddeti şu ya da bu şekilde yeniden, bir kez daha gözler önüne sermekte, gündeme getirmekte ve çözüm yolları bulmaya çalışmaktadır.
Hayatın tüm alanlarına nüfuz eden şiddet, sadece kadınlarda değil, bu şiddete tanık olan çocuklarda, şiddeti uygulayanlarda, kısaca toplumun tümünde onarılmaz yaralar açmaktadır.
Değerli milletvekilleri, toplumumuzda kadına yönelik şiddet ve töre cinayetleri tüm çabalara rağmen ne yazık ki hâlen devam etmekte, 21’inci yüzyıla girmiş olmamıza rağmen şiddetin çeşitleri ve boyutları da devam etmektedir. Gün geçmiyor ki bir yazılı veya görsel medya kuruluşunda, kadınlara karşı uygulanan değişik şiddet eylemleri yer almasın, kadınların gerek maddi -cismani ve bedenine- gerekse manevi olarak maruz kaldıkları şiddet, görüntülere takılmasın, rastlanmasın.
Kadının bedenen erkeğe göre daha zayıf bir yapıda olmasından dolayı da hem nitelik ve hem de nicelik olarak daha yoğun yaşadığı şiddet, bakın Birleşmiş Milletlerin kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesine dair bildirisinde nasıl tanımlanmıştır: “Şiddet, ister kamusal ister özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı ve ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfî olarak özgürlükten yoksun bırakmadır.”
Türkiye’de aile mensuplarının kadınlara uyguladığı şiddet, sözlü, psikolojik şiddet yoluyla kadınları ekonomik ihtiyaçlardan yoksun bırakmaktan dayağa kadar ve töre cinayetlerine kadar devam etmektedir.
Birçok şiddet eylemi, töre cinayetleri, küçük yaşta evlilik, berdel ve beşik kertmesi de dâhil zorla evlendirme gibi geleneksel uygulamalardan da kaynaklanmaktadır. İntihar etmiş gibi görünen bazı kadınlar aslında aile mensupları tarafından öldürülmüş ya da intihar etmeye mecbur bırakılmıştır.
Erkekler de aile içi şiddete maruz kalabilir ama kurbanların çok büyük çoğunluğu kadınlardır. Tahminlere göre tüm dünyada 3 kadından 1’i yaşam süresi içinde bir kez de olsa dövülmekte ve diğer yollarla taciz edilmektedir. Tacizi yapan kişi ise genellikle kendi ailesinden biri ya da tanıdığı bir kişidir. Öldürülen kadınların yüzde 40’ı ile 70’i yakın ilişki içinde bulundukları kişiler tarafından öldürülmektedir. Türkiye’de yapılan bir dizi küçük ölçekli araştırma kadınlara yönelik şiddetin daha da fazla ileri gitmiş olabileceğini söylemektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde kadın-erkek eşitliğini sağlamaya dönük çabalar her geçen gün artmaktadır. Özellikle son yıllarda sosyal taraflar ve yüce Meclisimizin saygıdeğer üyeleri sayesinde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması yolunda kadın-erkek eşitliğinin yasal anlamda eşitlikli bir güvenceye kavuşması ve Medeni Kanun, Ailenin Korunmasına Dair Kanun, aile mahkemelerinin kurulması, İş Kanunu ve töre cinayetleriyle mücadelede en ağır hükümlerin yer aldığı yeni Türk Ceza Kanunu gibi değişiklikler Meclisimizin yüz akıyla yaptığı değişikliklerdir. Ancak tüm ülkelerde olduğu gibi kadınlar yasal anlamda eşit haklara sahip olsalar da bunların hayata geçirilmesinde hâlâ sorunlar yaşanmaktadır.
Bu anlamda, kadına karşı şiddetin sona erdirilmesi amacıyla kadından sorumlu Devlet Bakanlığımız ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından birçok olumlu çalışmaya imza atılmıştır.
2007 yılında başlatılan Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Yaygınlaştırılması Projesi kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadelede kamu yetkililerinin duyarlılığının artırılması sağlanmıştır.
Kadın konukevlerine yönelik hizmet sunum ve modellerinin geliştirilmesi amacıyla, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, medya ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımlarıyla çalışmalar gerçekleştirilmektedir.
25 Kasım Kadına Karşı Şiddetin Ortadan Kaldırılması Günü münasebetiyle Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’yla birlikte yürütülen Kadına Yönelik Şiddete Son Kampanyası, kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum ve özel sektörün iş birliğiyle devam etmektedir.
Yine, Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitim Projesi’yle, şiddet mağduru kadınlar için ilk adım başvuru yerleri olan dokuz yüz yirmi bir polis merkezi ve iki yüz yetmiş altı karakolda çalışan yaklaşık 40 binin üzerindeki polisimize konuyla ilgili eğitim verilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, konuşmanızı tamamlayınız Sayın Türkmenoğlu.
AYŞE TÜRKMENOĞLU (Devamla)Teşekkür ediyorum.
Bu kapsamda emniyet mensuplarımızın, kadına karşı şiddet, aile içi şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet mağdurlarına yaklaşım tarzı gibi konularda farkındalık ve duyarlılığının artırılmasının sağlanıyor olması da şiddetle mücadele zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde gerçekleştirilen ileri düzeyde kanuni düzenlemelerin yaşama geçirilmesi hâlinde ülkemizdeki kadınların yaşadığı birçok sorun çözümlenecektir. Kadınlarımızın eşit hak ve fırsatlara ulaşabilmesi için toplumun bütün alanlarına eşit bireyler olarak katılmaları temel şarttır.
Ben, tüm dünyada ve ülkemizde kadına karşı şiddetin son bulması temennisiyle sözlerime son veriyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 25 Kasım 2008