Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 97. Birleşim · 4. yasama yılı · 28 Nisan 2010 · 1.159 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 28 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 1.159 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 28 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-23-2010-04-28-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas-3 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Değişiklik Teklifi’nin son maddesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, bu madde hem yürürlük maddesi hem de Anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulması hâlinde tümüyle oylanmasını öngören bir madde. Buna dönük eleştiriler yoğunca yapıldı ve buradan da Venedik Komisyonunun -Demokratik Seçimler Konseyi- 16-17 Mart 2007 tarihinde aldığı bir karar ifade edildi. Buradan da bir kısmı dile getirildi. Ben, müsaade ederseniz, önce buradan başlamak isterim.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Bırak bu yabancı hayranlığını.
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Diyor ki: “Anayasa’nın tümüyle değiştirilmesi hariç -aynen okuyorum- bağlantı olmaksızın düzenlemelerin tüm olarak ret veya kabul etmeye zorlanmaması, seçmenlerin oy kullanma özgürlüğünü güvence altına almak için oylamaya sunulan her referandum sorusunun değişik bölümleri arasında esaslı bir bağlantı olması gerekir.” Yani, tümüyle sunmak hariç -eğer diğer konu- sunarsanız bir bağlantı ararım diyor. “Bir dizi bölüme ilişkin değişiklik, anayasanın tümüyle değiştirilmesiyle aynı anlama gelmektedir.” Bir dizi bölüme ilişkin değişiklik yaparsanız diyor, tümüyle değiştirme gibi olur.
Devam ediyorum: “Aynı referandum sorusunda, farklı normlar hiyerarşisinde, mevzuat aynı anda dâhil edilmemesi beklenir.” Yani farklı konulardaki şeyi -diyelim ayrı ayrı- diyelim Ceza Kanunu’yla Ticaret Kanunu’nu aynı anda referanduma sunamazsınız, ayrı ayrı şeyler.
Devam ediyorum -meşhur 30’uncu madde, iyi okumak, iyi dinlemek lazım-: “İçerik birliği özgür oy iradesinin önemli bir gerekliliğidir. -içerik birliği- Seçmenler aralarında bir bağ olmayan farklı sorulara aynı anda oy vermek zorunda bırakılmamalıdır.” Bu bir.
İki…
İSA GÖK (Mersin)Aferin, Aferin, bravo sana!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Devam ediyorum, dinleyin.
İSA GÖK (Mersin)Bak okuyorsun!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)“Seçmenin sorulardan birini desteklerken bir başkasına karşı olabileceği dikkate alınmalıdır.”
İSA GÖK (Mersin)Aferin!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)“Bir metinde yapılacak değişiklik çok sayıda farklı unsuru kapsıyorsa halka bir dizi soru sorulmalıdır. Ancak -dikkat buyurun- özellikle Anayasa gibi bir metnin tümden değiştirilmesi tabiidir ki sadece birbiriyle bağlantılı unsurlarla ilişkili olamaz. Dolayısıyla bu durumda içerik birliği gerekliliği geçerli olmaz. Bir anayasa metninin bir dizi bölümünü içeren önemli miktarda değişiklik tümüyle değiştirmeye eş sayılabilir ama bu farklı bölümlerin ayrı ayrı halkoyuna sunulamayacağı anlamına gelmez.” Çok net. Diyor ki: “İçerik bütünlüğü varsa, farklı bölümleri içeriyorsa bu birlikte halkoyuna sunulabilir.”
İSA GÖK (Mersin)Bravo sana! Eğer bu anlam çıkıyorsa bravo!
RIDVAN YALÇIN (Ordu)Nerede var bu? Ne alakası var? Yazmıyor öyle bir şey.
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bununla ilgili bir başka konu, Sayın Ergun Özbudun bununla ilgili değerlendirme yapıyor Taraf gazetesinde; diyor ki, burayı okuduktan sonra, aynen şunu söylüyor: “Değişiklik önergesinin maddeleri arasında içsel bağlantı vardır. Bunların hepsinin ortak amacı, Türk demokrasisinin standartlarının yükseltilmesi ve Avrupa normları düzeyine çıkarılmasıdır. Yargının kontrolü amacı olduğu iddia edilen konular, yargı bağımsızlığı ve yargıyla ilgili konular da Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği standartlarına ve bu konuda Türkiye’ye yapılan tavsiyelere uygundur.” diyor. Dolayısıyla bunun kendi içinde bir içerik bütünlüğü var. Özü nedir? Demokrasinin standardını yükseltmektir. Diğer bütün düzenlemeler bunu teyit eden düzenlemelerdir, içerik bütünlüğü olan düzenlemelerdir. O nedenle, birlikte halkoyuna sunulmasında bir sakınca yoktur.
İSA GÖK (Mersin)Seni tebrik ediyorum yani o yazıdan bu anlamı çıkarıyorsan tebrik ediyorum seni! Hangi okulu okudun sen?
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Peki, bizim pratiğimize baktığımızda ne var? Bakın, bakıyorsunuz, Anayasa değişiklikleriyle ilgili elimde kanunlar var. Örneğin 18/6/1999, “Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer, halkoyuna sunulması hâlinde tümüyle oylanır.”
RIDVAN YALÇIN (Ordu)Meclis desteği kaç Sayın Bozdağ?
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bakıyorsunuz, yine bir başka kanun, 3/10/2001, “Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması hâlinde tümüyle oylanır.”
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Otuz sefer söyledin, başka bir şey söyle, otuz oldu!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Yine, bakıyorsunuz, 21/11/2001, “Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer, halkoyuna sunulması hâlinde tümüyle oylanır.” İki defa, 95 ve 99’da yapılan değişikliklerde parçalı halkoyuna sunma var ama onun dışında, tamamında halkoyuna tümüyle sunulması söz konusudur.
Şimdi, bir başka şey söyleyeceğim: 1987 Anayasa değişikliği Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşuluyor. O zaman, SHP Grubu adına rahmetli Erdal İnönü konuşuyor, bakın ne diyor. Şimdi, o zaman da bir referanduma sunulan madde var, “Halkoyuna sunulsun.” diyor; o zaman, SHP yani bugünkü CHP’nin ağabeyi karşı çıkıyor, bugün olduğu gibi.
Bakın, Sayın Erdal İnönü ne diyor: “Ama şimdi Sayın Özal ve 199 arkadaşının getirdiği teklifte olduğu gibi, halkın da önce kabul etmiş olduğu dört maddenin değiştirilmesi karşısında, birini tekrar halka sunalım, öbür üçünün kararını kendimiz verelim davranışı tutarlı değildir, inandırıcı bir davranış olamaz ve bu davranış halka güven vermez, bir parti çıkarının kollandığını açıkça belli eder. Zaten yapılan da budur.” Ne zaman? 13/5/1987, Genel Kurul. O zaman ne diyor? “Halka gitmeyin.” diyor. Yani “Birini öyle yapmak, birini böyle yapmak tutarsızlıktır, güvenmemektir.” diyor.
Şimdi başka bir laf söyleniyor. Ama burada bir hususu ifade etmekte fayda var. Anayasa değişiklikleri Genel Kurul zemininde, Anayasa’nın aradığı çoğunluğu bulamaz da halkta konsensüs arama yoluna gidilirse, halk oylamasıyla ilgili düzenleme Anayasa’da yapılırken, o zaman yine SHP adına konuşanlar “Aman, halka gitmeyelim.” demişlerdir. Aman ha! Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle ilgili düzenlemeler varken, “Aman ha, halka gitmeyelim, yanlış olur.” Şimdi halk oylamasına gidecek bir düzenleme var, “Aman ha, halka gitmeyelim.” Niye korkuyoruz?
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Yalan söylüyor sürekli.
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Parlamentoda konsensüs oluşmadıysa, Anayasa diyor ki: “Bu düzenlemeler toplumun ihtiyacıysa halkoyuna gidilebilir.” Halktan da korkmamak lazım. Konsensüs aranır, millet onay verirse bu Anayasa değişikliği olur. Hem cumhuriyet hem cumhur hem de halk partisi ama halka gitmekten çekinen bir yaklaşım. Beraber gidelim, herkes meramını anlatsın, milletimiz karar verecektir. Bu yönüyle düzenleme Anayasa’nın ilgili 175’inci maddesine uygun, Venedik Komisyonunun tavsiyelerine de uygundur.
Bir başka konu saygıdeğer milletvekilleri, o da şu: Şimdi, bu tasarıydı, teklifti konuşuluyor. Değerli arkadaşlar, şimdi, Meclise verilen şeye baktığınızda ne diyor? “Recep Tayyip Erdoğan.” Ne yazıyor? “İstanbul Milletvekili.” Ne sıfatıyla vermiş? İstanbul Milletvekili. Diğer milletvekillerine bakıyorsunuz, hangi sıfatla imzalamışlar? Milletvekili sıfatıyla imzalamışlar. Peki Meclis Başkanlığı ne yapmış? Basarken, işte, “Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı” diye basmış. Bu verilen teklifte olan bir şey değil, teklif sahibinin tasarrufu değil, nedir? Meclis Başkanlığının ortaya koyduğu bir şeydir. Ama bakıyorsunuz, daha ilginç, bizim şimdiye kadar bastırılıp dağıtılan Anayasa değişiklikleriyle ilgili raporlara baktığınızda, 93 Anayasa değişikliği “Doğru Yol Partisi Grup Başkan Vekilleri” diye başlıyor, “Sosyal Demokrat Halk Partisi Grup Başkan Vekilleri” diye başlıyor, 95 değişikliği hakeza öyle başlıyor, 99 değişikliğine gelince “Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli” diyor yani partinin genel başkanı sıfatıyla burada isimleri geçiyor. Grup başkanı, grup başkan vekilleriyle isimleri geçiyor ama hiç kimse kalkıp burada “Bu tasarıdır.” demedi, “Parti teklifidir.” demedi. Neden? Çünkü teklifi verenlerin verirken sıfatları “milletvekili” sıfatıyla verilmiştir. Bu teklif AK PARTİ’nin teklifi değildir, bu teklif Hükûmetin teklifi değildir, bu teklif milletvekillerinin teklifidir. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Çakma imzayla!
BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Bir başka konu, o da şu: Buradaki oylamalarla ilgili, devam eden uygulamalarla ilgili, ilk günden beri sürekli bir çarpıtma gayreti var. İç Tüzük ve Anayasa’ya uygun oylamalar yapılıyor, müzakere yapılıyor, görüşme yapılıyor. Her defasında “Burada oylamalar şöyle yapılıyor, böyle yapılıyor…” Kameralar şahit, millet şahit, herkes şahit. Televizyonlara çıkıp konuşuluyor
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
91 konuşma daha · 28 Nisan 2010