Ülkemizde yaşanan sosyal olaylar konusunda
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Mart 2005 · 919 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Berhan Şimşek (CHP), 10 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜLKEMİZDE YAŞANAN SOSYAL OLAYLAR KONUSUNDA); konuşma 919 kelime.
Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Ülkemizde yaşanan sosyal olaylar konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2005-03-10-ulkemizde-yasanan-sosyal-olaylar-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizde yaşanan sosyal olaylara ilişkin gündemdışı söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Türkiye ekonomik krizi yaşamadı -ki, öyle söyleniyor- maalesef, büyük bir sosyal patlama yaşıyor. Sayın Başbakan, bir konuşmasında, iktidara 3Y formülüyle geldiklerini; yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele edeceğini söylemişti.
Geride bıraktığımız ikibuçuk yılda bu mücadelede bir arpa boyu yol alamadığımızı görüyoruz. Hemen hemen her gün, ülkemizin çeşitli yörelerinden feryatlar yükseliyor. Hükümetse, bu feryatlara çözüm üretmek yerine şikâyet üretiyor.
Koalisyon hükümetleriyle geçen onbir yılın ardından tek başına iktidar olan bu hükümet, Cumhurbaşkanından, muhalefetten, basından, yargıdan şikâyet ediyor. İşsizlik azalmıyor, yoksulluk devam ediyor, protestolu senetlerin miktarı artıyor. Bu gerçeklere rağmen, hükümet, ekonomiyi "iyi gidiyor" masallarıyla anlatıyor.
Merkez Bankası verilerine göre, kriz yılı olarak bilinen 2001 yılında 1 katrilyon 114 trilyon tutarında senet protesto olmuşken, 2004 yılında 1 katrilyon 652 trilyon tutarında senet protestolu hale gelmiştir.
Halk açlık içerisinde yaşıyor. Sokaklarda yaşanan kapkaç, hırsızlık sürekli artarken, ekonominin iyiye gittiğini, yoksulluk sorununun çözüldüğünü iddia edebilmek mümkün mü?!
Apartmanların alt katlarında evi olanlar, hırsızlardan korunmak için parmaklık yaptırıyor. Yeri gelmişken söyleyeyim; Sayın İrfan Gündüz, arabası çalınınca, İçişleri Bakanına "arabamı bulmazsan, arabana el koyarım" demiş. Ülke yangın yerine dönmüşken, her tarafta hırsızlık, kapkaç olayları yaşanırken, partisinin MYK toplantısı öncesinde, Sayın İrfan Gündüz, şakayla karışık, Sayın Bakanı göreve çağırıyor. Yani, sesini duyuramayan, arabasını, parasını, çantasını çaldıran, kaptıran yurttaşlarımız ne yapsın?!
Hükümet, dün, bir güvenlik zirvesi yaparak, kapkaç olaylarını görüşmüş ve bu zirveden polisiye tedbirler çıkması gerektiğini söylemiş. Bu sorunları polisiye tedbirlerle çözemeyiz, sorunlar ekonomiktir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye'de aklınıza gelebilecek her şeyin sahtesinin yapıldığı garip bir dönem yaşıyoruz. Rakının, ilacın, sigaranın, gıda ürünlerinin sahteleri piyasaya sürülüyor. Yoksulluktan, işsizlikten bu mallar üretiliyor ve ucuz olduğu için satın alınıyor. Tarihinde olmadığı kadar sahte bir hayat yaşanıyor ülkemizde. Üretilen mallar sahte, umutlar sahte.
Olaylar yaşandıktan sonra, hükümet önlem almaya çalışıyor. Tren raydan çıkıyor, onca insan ölüyor, Hızlandırılmış Tren Projesi durduruluyor. Aynı olayı SSK'nın devrinde de yaşadık; hazırlıksız ve ne kadar acemice olduğunu hep beraber gördük. Hastanelerde yaşanan rezalet konusunda, Sayın Başbakan Grup konuşmasında "beş gün bekleyin, bunlar düzelecektir" diyor. Hasta insanlara sabırlı olmalarını öğütlüyor. Hastalara, ölmeyin, lütfen bekleyin, Azrail'i de beş gün tatile çıkaralım diyorlar herhalde. Hastalardan hastalıklarını ertelemeyi talep etmek, sabırlı olmalarını beklemek, soruyorum; hangi adalete, hangi yönetim anlayışına sığar?..
Ekonomide rakamsal iyileşmelerden, istihdam sağlamayan sanal büyümelerden bahsediliyor. İşsizlik rakamlarını konuşan yok, kapanan firma ve şirket sayısını anlatan yok. Kriz yılında faaliyetine son veren esnaf sayısı (2001'de) 11 700 iken, 2004'te 17 220'ye çıkmış. Aynı dönemde, kapanan şirket sayısı 2 464'ten, 7 660'a çıkmıştır.
İşsizliği azaltmayan, istihdamı artırmayan bir büyüme, dünya ekonomi tarihinde nadir rastlanacak bir başarıdır ve bu başarı da AKP İktidarına nasip olmuştur. Fabrika kapatarak, fabrika arsasını park yaparak işsizlikle mücadele edilmez.
İktidara geldiğinizde, Sayın Başbakan "üç yıl bekleyin, cebiniz parayla dolacak" dedi. Halkın hem cebinde parası yok hem de karnı aç.
ŞÜKRÜ ÖNDER (Yalova)Ama "üç sene sonra" dedi!..
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla)Beyefendi, altı ayınız var, göreceğiz.
Yolsuzluk boyutuna baktığımızda, bir ilerleme göremiyoruz. Yolsuzlukla mücadele konusunda bir komisyon kuruldu, raporlar yazıldı, uzmanlar dinlendi, bilgiler, belgeler bulundu. Hükümet üyeleri ve bazı milletvekili arkadaşlarımız hakkındaki bilgiler, belgeler ve iddialar ise görmezlikten gelindi. Eski dönemin başbakanlarını, bakanlarını magazin olsun diye manşetlere taşıdık, yüce yargıya gönderdik. Bu yolsuzlukların iktisadî tarafıyla ilgili ne yaptınız? Batık banka patronlarından, sebep oldukları zarardan ne kadarını tahsil ettiniz? Enerji yolsuzlukları ortada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Buyurun, tamamlayın efendim.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla)- Teşekkür ederim.
Partinizin Kurucular Kurulu üyesi olan Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarının, gümrük işlemlerinde nüfuz kullanarak usulsüz işlemler yaptığı ortaya çıkmıştır. Ak kadroların karardığını görüyoruz; Türkiye'nin geleceği de kararmak üzere.
Yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızdan SPK mevzuatına aykırı bir şekilde para toplayan holdinglerle ilgili verilen araştırma önergesini, önceki gün, daha zamanı var diyerek, zamanı gelince görüşeceğinizi söyleyerek, usulsüzlükleri erteleme, unutturma yolunu seçiyorsunuz.
Sayın Cemil Çiçek, İzmit SEKA işçilerini kastederek "vatandaşın sırtından kimseye ağalık yapma lüksümüz yok" diyor. Doğru. Balıkesir SEKA konusunda Albayraklara ağalık yapıldığı, mahkeme kararlarıyla saptanmıştır. Bu mahkeme kararlarını uygulamayan bürokratlar hakkında açılan davalara lüzumu muhakeme kararı vermiyorsunuz. Dokunulmazlık zırhına bürokratları da dahil ediyorsunuz. 1,1 milyon dolara satılan Balıkesir SEKA'nın, satış işleminden sonra şirketin muhafaza ve emniyetine bırakılan varlıkların 1 trilyon 729 milyarlık kısmının şu anda buharlaştığı Yüksek Denetleme Kurulu tarafından saptanmıştır. Bu rakamlar, bu şirketin bu işletmeyi üste para alarak, para kazanarak elde ettiğini ortaya koyuyor. AKP sözcüleri "SEKA'nın satılması için yapılan ihaleye sadece bu firma girdi" diyor. Şimdi soruyorum sizlere: Hanginiz evinizi, arabanızı, çok altında -başka bir alıcı çıkmadığı için- bir fiyata satarsınız? Ama, kamu malı satılıyor. Milletin parasıyla size yakın bir gruba ağalık yapıyorsunuz, bu ağalığı 700 SEKA işçisinden esirgiyorsunuz. Bu mudur adalet?! "Adalet" kelimesi çok iyi; ama, çok anlamlı; ama, içi doldurulduğunda. Parti amblemlerinde kalmamalı.
Balıkesir SEKA olayı da bir yolsuzluk örneğidir. Bu kadar haksız ve adaletsiz işlerin yapıldığı bir iktidar döneminde bu haksızlıkları unutturmak istercesine, CHP'nin tertemiz köküne, geçmişine laf ediliyor. Mal varlığındaki artışları, çocuklarının düğününde takılan takılara bağlayanların, Cumhuriyet Halk Partisinin köküne "kirli" diyebilmeleri, gerçekten gülünç ve komiktir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; diğer bir mücadele de, yasaklarla mücadele. Şiir okuduğu için mahkûmiyet cezası alan Başbakan, şimdi, gazetecilere, yazdıkları yazılar, çizdikleri karikatürler nedeniyle davalar açıyor. Bir karikatüre bile tahammül edilemiyor.
Geçtiğimiz hafta, Cumhuriyet Gazetesinde Hikmet Çetinkaya'nın Fethullah Gülen'le ilgili yazı dizisi mahkeme kararıyla durduruluyor. Bu, açıkça sansürdür. Bu, nasıl demokrasi ayıbından kurtarma?! AKP'nin, kendisi için demokrasi, kendisi için özgürlük talep ettiği bu anlayışa bir demokrasi ve özgürlük alanı yaratmaya çalıştığı ortadadır. Kendilerine yönelik eleştirilere dahi tahammül edemeyenlerin, konuşanları, yazanları, çizenleri dava etmeleri doğru mudur?! Şimdi, Sayın Başbakana soruyorum: Bu mu demokrasi ayıplarından kurtulmuşluktur?! Bu mu konuşan Türkiye'dir?! Halka sokağa çıkıp sorduğumuzda, bir sorup bin dinliyoruz.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 10 Mart 2005