İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)

Ramazan Kerim Özkan

Burdur Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Mart 2005 · 1.226 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ramazan Kerim Özkan (CHP), 10 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEMURLARI KANUNU VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.827)); konuşma 1.226 kelime.

Ramazan Kerim Özkan (CHP, Burdur). “Devlet memurları kanunu ve türkiye cumhuriyeti emekli sandığı kanunu ile diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.827)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 10 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ramazan-kerim-ozkan-22-2005-03-10-devlet-memurlari-kanunu-ve-turkiye-cumhuriyeti-emekli-sandigi-kanunu-i (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Devlet Memurları Kanunu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde, şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlarım.

Bu maddeyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bir ek madde eklenmesi öngörülmektedir. İlgili kanunda, araçların hangi şartlarda trafikten men edileceklerini öngören durumlar ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu maddede söz konusu ise, araçların trafikten menedildikten sonra ya da buluntu olması durumunda, belli bir süreç içerisinde teslim alınmayan veya aranmayan araçların Hazinece satılması ve bedellerinin Hazineye irat kaydedilmesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halihazırda trafikten men cezası, karayolları güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde araç kullanan, aracını trafik belgesinde yazılı şartlar dışında kullanan ve aracında belli evrakları bulundurmayan ya da tescil veya muayenelerini yaptırmayan araç sahiplerine uygulanmakta, bir cezaî yaptırım olarak uygulanmaktadır.

Yalnız, burada, önemli bir konuya değinmek istiyorum. Bu yasayla Türkiye ve ötesinde mekik dokuyan, bir uçtan diğerine direksiyon sallayan taşımacılık sektörü önemli sıkıntılar yaşayacaktır. Önümüzdeki süreçte Avrupa Birliğiyle müzakerelerde gündeme gelecek olan ortak taşıma politikası konusunda birçok sorun yaşanacaktır. Zira, bu müzakerelerde, özellikle araç muayenesi ve yurtiçi taşımacılık konularının gündeme gelmesi bekleniyor ve bu durum da ülkemizin oldukça başını ağrıtacak gibi görünüyor. Ülkemizde, şu anda, taşımacılık sektöründe birçok araç Avrupa Birliği standartlarına uymamaktadır. Performansları, standart kriterlerinden oldukça uzaktır. Egzozdan başlayarak, araçların, fren ve yük taşıma emniyeti ile tüm elektrik sistemleri, bu uyumun sağlanmasında büyük sorun yaşatacaktır bize. Bu da, bu süreçte yüzbinlerce aracın trafikten menedileceği gerçeğiyle bizleri karşı karşıya bırakmaktadır. Bu şartları sağlayamadığı için, birçok araç muayeneden kaçıyor şu anda; ancak, Haziran 2005'ten sonra muayenelerini yaptırmayan araçlara trafikten men cezası getiriliyor. Bu da, bu süreçte binlerce aracın trafikten menedileceği gerçeğiyle bizleri karşı karşıya bırakmaktadır. Yeni üretilecek araçlar bu şartlara uygun olacak. Peki, ya eskileri ne olacak? Hepsini trafikten men mi edeceğiz? Peki, menedip de ne yapacağız? Bu araç sahipleri, altı ay içerisinde gerekli şartları sağlayıp araçları teslim alabilecekler mi; tabiî ki alamayacaklar. Bu durumda ne yapacağız? Araçlarını satıp bedellerini emanet hesabına mı alacağız? Bu durumda, ülkemizde, taşımacılık yapan binlerce araç sahibinin nasıl mağdur olacağını düşündünüz mü?

Değerli arkadaşlarım, bir yasayı hazırlayıp Meclise getirmek ve alelacele oylayıp kanunlaştırmak önemli değil. Şu anda, torba yasa diyoruz, torba yasanın içerisinde her şey var. Bir söz vardır bizim oralarda "eski çuldan heybe olmaz." Eski çulu döndürüp dolaştırıp önümüze getiriyorsunuz. Tekrarlıyorum: Eski çuldan heybe olmaz. Kanun yaparken, daha dikkatli olmak zorundayız. Önemli olan, bir yasa çıkarılırken, bu yasanın toplumun tüm kesimlerine uygun olup olmadığını araştırarak, uygulanabilirliğini ortaya koymaktır. Bu yasa yürürlüğe girdiğinde, bırakın işin hukukî ve vicdanî boyutunu, bu yüzbinlerce aracı trafikten men ettiğinizde, bunları parka çekebileceğiniz otoparklarınız bile yeterli olmayacak. Belki, siz, konunun bu boyutunu aklınıza bile getirmediniz; belki de bugüne kadar her olayda olduğu gibi bunda da işin ekonomik getirisini hesapladınız. Bu araçları trafikten menederiz, yüzbinlerce kişiyi mağdur ederiz, sonra da araçlarını satıp, hazineye irat kaydederiz dediniz; aynı Burdur-Isparta tren seferlerini ekonomik nedenlerle kaldırdığınız gibi, bu trenlerle her gün okullarına, işlerine, hastanelere, adliyelere gitmek isteyen binlerce vatandaşımızı mağdur ettiğiniz gibi.

Değerli milletvekilleri, bu maddenin oylanmasında, lütfen, bu hususu gözönünde bulundurun. Az önce de belirttiğim gibi, ortak taşımacılık politikasında, bu konular, çok yakın bir zamanda gündeme gelecek ve bu koşullar bizim önümüze sürülecek. Peki, o zaman ne yapacağız? Bu maddeyi yeniden mi değiştireceğiz? Geri adım mı atacağız? O zaman geç kalmış olmayalım, biz bunu düşünememiştik demeyelim. Kamyoncularımız, zaten, şu sıralarda büyük sıkıntılar içerisindedir. Son olarak çıkarılan Karayolu Taşıma Yönetmeliği, kamyonculuğu bir yaşam biçimi olarak seçmiş, bir somun ekmek için yollara düşmüş kamyoncu esnafımızın, zaten, idam fermanını hazırlamıştır. Ulaştırma Bakanlığınca çıkarılan Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin, bireysel taşımacılık yapan, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinde esnaf olarak tanımlanan, Sanayî ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu kararıyla da, esnaf olarak belirlenen kamyoncu esnafını tüccar sınıfına almak istemesi, onbinlerce kamyoncuyu zor durumda bırakmıştır. Zaten, mazot parasına çalışan, kaplama lastikle ömrünü tüketen, iş bulamayan, çoğu yaşlanmış araçlarıyla icra kapılarında uğraşan kamyoncu esnafı feryat etmektedir. Tüccar siyaseti anladık; ama, küçük esnaflıktan çıkarılıp, ticaret ve sanayi odalarına kayıt yaptırarak tüccar yapılmak istenen tüccar kamyonculuğu bir türlü anlayamadık. Karayolu taşımasında çalışan Türkiye kamyoncuları tüccar kamyoncu olmak istemiyor. Kamyoncularımız ve şoför esnafımızın A4 kağıdına yazılmış bir yetki belgesine 1,5 milyar Türk Lirası vereceğini dile getiriyoruz. 500 000 kamyoncu esnafı, ailelerini de katarsak 2 500 000 insanımızın sabrı taşmaktadır. Bu aileler, ekmeklerinin ellerinden alınmasını istemiyorlar. 1 026 000 kişiyi ilgilendiren yetki belgesini, şu ana kadar, ancak, 3 000 civarında insanımız almıştır. Avrupa Birliği bahane ediliyor. Halbuki, orada, birey korunmaktadır. Ama, bu yönetmelikle ne birey korunuyor ne kooperatifler. Bu yönetmelikle, alfabetik sıralamaya göre yaklaşık 39 çeşit belge veriliyor. Bunlardan, K1 türü yetki belgesi ücreti, 25 Kasım 2004 tarihine kadar 1 milyar, 26 Kasım 2004 tarihinden sonra 1,5 milyar lira olarak belirlenmiş, her ne kadar feryatlar üzerine bu rakamı çektiyseniz de, bu da yeterli olmamıştır. Bugün 1 100 000 000 lira alıyorsunuz ve bu belirlenen ücretler, belge karşılığında tahsile başlanmıştır. Kamyoncu esnafı bugün, tanzim edilen 39 adet belgeyi, yaptığı işe göre tamamlamak zorundadır. Yetki belgesi almak isteyen, fakat, ekonomik zorluklardan dolayı yetki belgesi alamayan kamyoncu şoför esnafı, belge ücretlerinin en kısa zamanda bir genelgeyle makul bir seviyeye çekilmesini istemektedir.

Geçen gün, Ulaştırma Bakanlığından şoför kardeşlerimiz geldi; yıllarını vermiş, otuz kırk yıl çalışmış, 2 TIR'ı 3 TIR'ı olmuş, ulusal taşımacılık yapan insanlarımız; hükümet tarafından bir belge karşılığında 200 milyar lira isteniyor; "ailemle, TIR'ımla beraber Boğaz Köprüsüne çıkıp, arabamla Boğazın sularına, derinliklerine atlayacağım" diyor, feryat ediyor. Bu sese, lütfen, kulak verin. Gelin, bu sorunu, kamyoncu esnafını sokağa dökmeden, tatlıya bağlayalım; çünkü, kamyoncu, uluslararası nakliyeci, şehirlerarası yolcu taşımacıları ve şoför esnafı, her platformda artık, bıçağın kemiğe dayandığını ifade etmekte, sokağa dökülmekten başka çare kalmadığını söylemektedir.

Sayın Bakanım, bu konuya dikkatinizi çekmek isterim.

Gerçi, Maliye Bakanımız yok; ama, Sayın Ali Babacan burada; her ne kadar konuşmacıyı dinlemese de, ben, zabıtlara geçirmeye çalışacağım.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Sayın Bakanımız burada.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)- Sayın Bakanım, hoşgeldiniz; ama, bu, Sayın Maliye Bakanımızla ilgili.

Burada, hazır sırası gelmişken, karayollarımızda tüm zorluklara rağmen çalışan kamyoncularımıza yazılan trafik cezalarından söz etmek istiyorum.

İller arasında her kavşakta bölge trafik araçları, sanki suçlu arar gibi, gelen geçen kamyona Yeni Türk Lirasıyla 188 030 lira para cezası... Soru sormaya vakit yok; cevap hazır "emir yukarıdan geldi. Bütçede bu ay açık var, trafik cezalarından ve radar cezalarından tamamlamak zorundayız." Sayın Bakan, gerçekten, böyle bir talimat veya emir veriyor musunuz?.. Sayın Bakan konuyla meşgul değil!

Bir milletvekili olarak öğrenmek isterim. Ceza kesilen oto sürücülerinden morali bozulanların telefonlarıyla karşılaşmayan, konuşmayan milletvekili aramızda yoktur.

Değerli arkadaşlarım, geçen gün anlatıldı: Bir köye bir tecir giriyor. Köylünün hanımı hastadır, 100-150 milyona ihtiyacı vardır. Sürüsünden bir davar alır, tecire satar. Tecir muhtarı arar menşeini yaptırmak için, muhtar köyde yoktur, komşu köye düğüne gitmiştir. Gideceği yer yakındır, keçiyle beraber hareket eder; ileride, hükümet yetkililerimiz, devlet yetkililerimiz, kamyondaki keçiye el koyar, alınan keçi 100 000 000 lira, kesilen ceza 188 000 000 lira.

Bu konularda devlet yetkililerimizin daha toleranslı davranmalarını istirham ediyorum.

Bakanın dinlediği yok konuyu, Bakan başka şeylerle meşgul!

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)Neyse, sen konuş kardeşim!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Konuşuyoruz da, yani, boşa konuşuyoruz.

OSMAN ÖZCAN (Antalya)Başkana söyle.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Yok ya; ciddiyet yok zaten Mecliste. Sayın Başkanım, uyarın...

BAYRAM ALİ MERAL (Ankara)Oluyor mu Sayın Başkan?!..

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla)Yani, önemli bir konuyu görüşüyoruz...

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 10 Mart 2005

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook