Kentsel dönüşüm ve gelişim kanun tasarısı (s.s. 911)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 111. Birleşim · 3. yasama yılı · 14 Haziran 2005 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Berhan Şimşek (CHP), 14 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM KANUN TASARISI (S.S. 911)); konuşma 1.022 kelime.
Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Kentsel dönüşüm ve gelişim kanun tasarısı (s.s. 911)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 14 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2005-06-14-kentsel-donusum-ve-gelisim-kanun-tasarisi-s-s-911 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 911 sıra sayılı kanun tasarısının tümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, üçüncü yasama yılını bitiriyoruz. Üçüncü yasama yılı içerisinde, ilk defa, bir kanunla ilgili -Sayın Komisyon Başkanım da gözlerimin içine bakıyor- ilginç bir süreç yaşadık. Bu yasa tasarısı, ilk olarak Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna geldiğinde, bakanlık temsilcisi olarak bulunan arkadaşlarımıza da "bu kanun tasarısı hangi bakanlığın önerisidir, sahibi kimdir" diye sorduğumuzda, maalesef, sahibi çıkmamıştır; yani, hükümet, komisyona bir tasarı gönderiyor ve sahibi yok. Biz, hükümet tarafından sahibi çıkmadığına göre, bunu erteleyelim dedik. Bu ertelemeden sonra, ikinci komisyon toplantısı oldu.
İkinci komisyon toplantısına, Kültür ve Turizm Bakanlığından arkadaşlarımız geldi, Sayın Müsteşar geldi ve diğer bakanlıklardan arkadaşlar geldi. Bayındırlık ve İskân Bakanlığından gelen arkadaş dedi ki: "Bizim haberimiz yoktu; aslında, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, bu kanun tasarısına benzer bir şekilde bir çalışması var; yani, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının, kentsel dönüşüm çalışması, şehircilik imar kanunu çalışması var; o zaman, bu konuyla bizim de ilgilenmemiz gerekiyor."
İşin acı tarafı, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna bir tasarı geliyor; bakanlıkların haberi yok. Sayın Hocam ve Sayın Koral, isminden cisminden bahsediyor; ismini cismini bir tarafa bırakalım, hiçbir bakanlığın bilgisi dahilinde olmayan bir yasa tasarısı komisyona geliyor. Bunu burada söylemekten, gerçekten, acı duyduğumu bilmenizi rica ediyorum. Ciddî bir acıdır bu.
Ertesi gün, Eskişehir'e, bir panele gidiyorum; sabah yolda giderken, telefonum çalıyor. O gün komisyonda görüşmeler yaptığımız için, basında yazılar çıktı. Beyoğlu Belediye Başkanı arkadaşımız -Sayın Koral'ın deyimiyle- kardeşimiz "Sayın Şimşek, dün sizin söylemiş olduğunuz, komisyonda görüşmüş olduğunuz yasa tasarısı, bizim hazırlığımızdır" diyor. Tabiî ki, belediye başkanları bu tür önerilerde bulunabilir, bir mahzuru yoktur. Ben de diyorum ki, biraz eksik, biraz yanlış yapmışsınız, bu yasa tasarısına evet deriz; ama, genel gerekçe ile maddelerinin arasında -ki, ilk kanun tasarısı elimde- hiçbir alaka yoktur.
Şimdi, bu kelimeyi burada konuşmak sizin nezaket ve zarafetinize ve bana uymaz; ama, bu kadar ciddiyetsizlik olabilir mi allahaşkına?!
Aradan bir zaman geçiyor ve yine, Sayın Beyoğlu Belediye Başkanının gazete manşetlerinde haberleri "Beyoğlu'nu değiştiriyoruz." Nasıl değiştiriyorsun; yık-yap modeliyle. Burada gazeteleri göstermeye gerek yok, Vatan Gazetesinde ve Milliyet Gazetesinde var bunlar.
Arkadaşlar "SİT alanları" kelimesinin, cümlesinin geçmediği bir kanun tasarısı geliyor; sadece, biraz romantik olsun diye Zeyrek'ten, Beyoğlu'ndan ve Süleymaniye'den bahsediliyor; benim çocukluğumun geçtiği yerlerden. Zeyrek'le ilgili ayrıca bir yazı dizisi yazmışım ben bu konuyla ilgili.
Buradan soruyorum, bu ciddiyetin veya bu ciddiyetsizliğin -sizleri tenzih ederim- hesabını kim verecektir, kim vermelidir?!
Ondan sonra, Bayındırlık Bakanlığı ortada yokken, Bayındırlık Bakanlığı, İçtüzüğün 34 üncü maddesi gereği Meclis Başkanlığına yazıyor, bu konuya müdahil olmamız gerekir diyor ve onlar da katılıyorlar. Yani, adı değişmiş, şanı değişmiş, ismi değişmiş, ruhu değişmiş, kimliği değişmiş ve sivil toplum örgütlerinin hiçbirine sorulmamış. Sayın Başkanım tanıktır, biz, sivil toplum örgütlerinden, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek Beyi, mimarlar odasından, ÇEKÜL'den arkadaşlar çağırdık, burada ne oluyor bir anlatın bize diye.
Bütün meseleler bu değerlendirme içerisinde yapıldığı için, gayri ciddîliğin altında da insanların bir şeyler aramasının çok normal olduğunu düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, bu tasarıyla, belediyelere ve il özel idarelerine, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş tarihî ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması için projeler hazırlama ve bu alanlarda yapılacak kamulaştırmalar, iskân projelerinin gerçekleşmesi amaçlı kamulaştırmalar sayılma yetkisi verilmekte. Hatırlayın, 3194 sayılı İmar Kanunuyla belediyeler yetki bakımından güçlendirilmiş ve kıyı bölgelerimiz, bugün olduğu gibi, betonlar haline gelmiştir.
Bu tasarının 1 inci maddesinin gerekçesinde deprem riskinden ve 2 nci maddesinde de tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması amacından bahsedilirken, Marmara depreminde büyük bir yıkım yaşanan Yalova'da, 2 katla sınırlandırılan imar izni bu şubat ayında 4 kata çıkarıldı. Yalova Belediye Başkanının gerekçesi de şu: İnşaat sektörüne ve kent ekonomisine canlılık getireceği… Daha yeni bu olaylar yaşanırken, belediyelerin iktisadî amaçlarla hareket edebileceklerini, tasarının gerekçesinde ifade edilen kültürel mirasın korunması amacına ulaşamayacağını da ortaya koymaktadır. Belediyelerin, tanınan bu yetkisini sınırsız kullanabileceği tasarının genel gerekçesinin son paragrafında açıkça ifade edilmekte ve bu durumun engellenmesi için alan belirlenmesi ve projelerde Bakanlar Kurulu onayı şartı getirildiği belirtilmektedir. Belediyelerin bu yetkileri kötüye kullanma riskinin güvencesinin Bakanlar Kurulu olduğu da ifade edilmekte. Ben anlatmayacağım daha önceki Bakanlar Kurulunun almış olduğu kararları, SİT alanları kıyılarının satışlarını; fakat, burada, sadece belediyelerin bu kadar donanarak, bu kadar yetkiye kavuşturularak bir sunum yapmasının acı tecrübelerini daha önceki yıllarda hep beraber yaşadık; burada belediye başkanlığı yapmış çok değerli arkadaşlarımız var.
Değerli arkadaşlarım, ben bir gerçeği de burada ifade etmek istiyorum. SİT alanları, tabiî ki, bizim, hem tarihî hem kültürel gözbebeğimiz, zenginliklerimiz; fakat, bu anlayışı şöyle değerlendirmek gerekiyor: Türkiye'nin bugün en önemli girdilerinin başında turizm geliyor. 1950'li yılardan sonra, Ordu Caddesi, Millet Caddesi, Vatan Caddesi yıkılmıştır, Doğu Roma'dan kalan, Cenevizlilerden kalan bir İstanbul tarihi ortadan kaldırılmıştır. Bugün Prag'a gittiğinizde, Prag, 1, 5 milyon, Kadıköy kadar bir kenttir; fakat, yılda 16 000 000 turist gidiyor. Niçin; tarihî zenginliklerine, tarihî, kültürel varlıklarına sahip çıkabildikleri için; ama, biz, müteahhitlere kat karşılığı vererek, birçok yeri yıkmışız, yakmışız veya Sayın Başkanın söylediği gibi, mafya yakıp, nasıl olsa benim adamım belediyede vardır, nasıl olsa Emniyette de vardır, raporu ona göre tutar, ben de buraya yapıveririm oteli, iş hanını, otoparkı...
Bu anlayışı, sürekli, bu kürsüden dile getiriyorum. Bu anlayışın içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi yoktur; bu anlayışın içerisinde, 1950 yılından beri, ellibeş yıldır bu ülkeyi idare eden merkez sağ anlayış vardır. Bu bir gerçektir, bunu yok sayamazsınız.
Eğer, bu yapı içerisinde devam edersek -ki, durum oraya gidiyor- tasarının 3 üncü maddesinin yedinci fıkrasında, yenileme alanındaki en önemli tehlike -Sayın Koral da ifade etti; ama, benim için yeterli değil bu- yenileme alanlarındaki yeni yapılanmalar ile korunması gerekli, kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin uygulamalar hakkında karar vermek ve hazırlanan projeleri onaylamak üzere, söz konusu alanlar için bu uygulamalarla ilgili olarak, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre, gerektiği kadar kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurulu oluşturulması öngörülmekte; bunu, siz, bakanlığa bağlıyorsunuz. 100 tane şantiye var, 500 tane şantiye var; sadece kentler değil, SİT alanları, bütün geneli oluşturduğumuz için. Bu konudaki ekonomik giderler, bu konudaki yapılanmalar...
Daha büyük tehlikesi, üst planlama olmadan proje olabilir mi Sayın Başkan?! Plan yok, proje var; yani, senaryosuz film çekeceksin!
RECEP KORAL (İstanbul)Uygulamada var mı?
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla)Hayır efendim, plan yok, proje var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
51 konuşma daha · 14 Haziran 2005