İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS’TE BUGÜN
KOMİSYON · CUMA

Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma

Son güncelleme: Kaynak: TBMM

Beritan Güneş Altın

Mardin Milletvekili · DEM Parti

Plan ve Bütçe Komisyonu · 5. yasama yılı · 6 Kasım 2026 · 1.035 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Beritan Güneş Altın (DEM Parti), 6 Kasım 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 1.035 kelime.

Düz metin
Beritan Güneş Altın (DEM Parti, Mardin). “Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tutanağı, 6 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/beritan-gunes-altin-2026-11-06-ham-tutanak-1 (erişim: 6 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91722
Markdown
[Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma](https://vekilpedia.com/konusma/beritan-gunes-altin-2026-11-06-ham-tutanak-1) — Vekilpedia, TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91722, erişim: 6 Kasım 2026
BibTeX
@misc{vekilpedia_konusma_beritan_gunes_altin_2026_11_06_ham_tutanak_1,
  title = {Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısındaki konuşma},
  author = {{Vekilpedia}},
  year = {2026},
  howpublished = {\url{https://vekilpedia.com/konusma/beritan-gunes-altin-2026-11-06-ham-tutanak-1}},
  note = {TBMM kaydı: \url{https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=91722}; erişim: 2026-11-06}
}
Sade metin sürümü →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin)Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bürokratlar; Anadolu ve Mezopotamya'nın konuşan dillerinin, kültürlerinin eşsiz enerjisi ve ahengiyle hepinizi selamlıyorum: "..."(*) ve selamlar.

Anadolu'nun kadim dillerinin ahenk ve enerjisini Kültür ve Turizm Bakanlığı bürokrasisinde de görmeyi çok arzu ederdik, Sayın Bakan -dinlerseniz size hitap edeceğim. ama maalesef halkların ve kültürlerin kadim enerjisinin Bakanlığınızda çok da yer edinmediğini, bu farklılıklar karşısında ne yazık ki betonlaşmış, tek tipçi bir tarih anlayışının ve onun yansımasını karşımızda gördüğümüzü ifade edelim.

Sayın Bakan, 57'nci Kültür Bakanı olarak karşımızdasınız. 57 devirdir Bakanlığınız Mezopotamya ve Anadolu halklarının gülistan gerçekliği karşısında tek tipçiliği kuşanmış durumda. Bu tek tipçilik karşısında Sayın Bakan, konuşmanızı hayretle dinledik çünkü konuşmanızda bahsettiğiniz eşsiz kültürel miraslar bu topraklarda yaşayan Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Alevilerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Rumların, Çerkezlerin, Lazların, Romanların yüzlerce yıllık ortak üretim alanı, somut ve somut olmayan mirasıdır. Sizin Bakanlığınıza yöneltilecek en kritik soru ise bu ortak mirasın halklarını ne kadar temsil ettiğiniz ve güç verdiğiniz, bütçenizden ne kadar pay ayırdığınızdır?

Az önce sizi selamladığım 5 dilin 4'ü Sayın Bakan ne yazık ki UNESCO koruma listesinde yer alan yok olmaya yüz tutmuş diller arasında olan Kurmanci, Zazaki, Süryanice ve Ermeniceydi. Oysa yüz yıl önce bu diller bu toprakların en güçlü kültürel varlıklarıydı. Yüzyılın sonunda eğer bu diller yok olmaya yüz tutmuşsa Sayın Bakan bu tam olarak sizin sorumluluğunuzdadır. Yüzyılın başında yanlış iliklenmiş o gömlek bu toplumun üzerine otursun diye orasını burasını çekiştiriyoruz, yamalıyoruz fakat o yamalı gömlek halklar bahçesindeki hakların üzerine oturmuyor. Çünkü bu toplumun bağrında "..."(*)'leri, "..."(*)'ları, "..."(*)'lerin ezgileri, halk divanları, Anadolu deyişleri, "..."(*)'leri, horonu, kemençesi, bakır ustalarının nakışı var Sayın Bakan. Kapınızı Anadolu ve Mezopotamya halklarına kapatmak yerine sonuna kadar açmalısınız Sayın Bakan. Bu ihtiyacı işte tam olarak da içinde bulunulan bu sürecin bir gereği olarak görmelisiniz. Çözüm çağrımız nettir: Kapıların üzerine kapatıldığı kimlikler, gözlerin görünmez olduğu kültürler, kulakların sağır kesildiği diller, kamu kurumları ve kamusal yaşam da demokratik bir şekilde entegre edilmelidir.

Bakın Sayın Bakan, "Çokluğun ruhuna uygun tarihî ve kültürel çalışmalar demokratik entegrasyon için neden gereklidir?"i açıklayayım: Son bir araştırmaya göre en az 4.971 Kürtçe eser bizzat Kültür Bakanlığımızca desteklenen kimi derlemelerle Türkçeleştirildi. Bakanlığınızca desteklenen bu çevirirler, mesela "Keleşo Nobedaro" "Vay Le Le Vay" oluvermiş, "Geliye Zilan" "Uçun kuşlar Medine'ye" dönüşmüş durumda ve elbette bu aymazlığın bütçeyle bir alakası var çünkü siz de -az önce bahsettiğiniz gibi- telif hakkı meselesi, hukuki ihtilaflar eşit ve makul koşullarda bitirildiğini ifade ettiniz ama Türkçeleştirilen Kürtçe şarkılara dair hukuk yolu dahi söz konusu değil. Bu alanla ilgili, telif hakkıyla ilgili çalışmalarınızı sormak isteriz.

Daha önce eleştirmemize rağmen edebi çalışmalara destek için oluşturulan İlk Eser Desteği" programınıza hâlâ sadece Türkçe eserlerle başvuru yapılabiliyor. Zazaki yıllardır yok olmaya tutmuş diller kategorisinde. Peki, Türk Dil Kurumu alarma geçiyor mu? Geçmediği apaçık ortada. Peki, sorarım: Alarma geçmesi gereken kurum hangisi? Zazalar, Kürtler bu ülkenin eşit yurttaşı değil mi? Bütçeden Türk Dil Kurumuna 407 milyar lira, Türk Tarih Kurumuna 481 milyon lira ayırmışsınız. Helalühoş olsun elbette; faize, yandaşa kaynak ayrılacağına dile ve kültüre kaynak aktarılmalıdır ama tek tipçilik de ısrarla olmaz. Sanki ülkede tek bir dil, tek bir tarih varmış, Kürt'ün, Roman'ın, Çerkez'in dili ve kültürü için çabalamak bu Bakanlığın işi değilmiş gibi davranamazsınız. Zazacanın yok olması karşısında sessiz kalamazsınız. Gelin, herkesin hakkı olan bu bütçeden herkesin adil bir şekilde faydalanması için Kültür Bakanlığına bağlı tüm dil ve tarih çalışmalarını "Anadolu ve Mezopotamya Dilleri ve Kültürleri Yüksek Kurumu" adı altında birleştirelim. Bu çatı altındaki "Türk Çalışmaları Başkanlığı" gibi "Kürt Çalışmaları Başkanlığı" "Alevi Çalışmaları Başkanlığı" ve daha birçoğu kurulsun, bütçeden eşit bir şekilde faydalansın. O zaman bu bütçe hepimize helalühoş olsun Sayın Bakan. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne 6,5 milyar lira kaynak ayırdınız, Kürtçe ve birçok dilde yayın yapan yayınevleri ise neredeyse bu destekten hiç yararlanmıyor Sayın Bakan. Hakkı kalan halkların bu bütçeye rızası yoktur bilesiniz.

Şu anda size antik bir dünyadan bahsetmişim gibi hissediyorum çünkü sanıyorum bu Komisyon ve bu Bakanlık daha çok turizmi, otelleri, turist kelle hesabını, dolar girdisini hesaplayan rakamların konuşulduğu kapitalist bir bakışla besleniyor fakat ben sizi kültürlerin eşsiz dünyasına davet ediyorum. Tarihin başlangıç noktalarına çağırıyorum. Boncuklu Tarla'ya, Dara Antik Kenti'ne, Göbeklitepe'nin keşfedilmemiş taş tepeler coğrafyasına sizleri davet ediyorum.

Dara demişken Mardin'e geçelim. İl kültür müdürlüğünüzün sitesine giriyoruz, orada gezilecek yerler var ve bunlar İngilizce anlatılmış, İspanyolca anlatılmış, Rusça anlatılmış ama Dara'yı anlattığınız iller arasında Dara köylüsünün konuştuğu Kürtçe yok, hemen komşu köyün konuştuğu Arapça yok, onun yanındaki köydeki Süryanice yok. Bunu tanımlamayı tam olarak size bırakıyorum Sayın Bakan, tanımlamayacağım. Benzer bir durum, daha önce konuştuğumuz, ne yazık ki sizin de bahsettiğiniz Kültür Yolu Festivali'nde de var. Mardin'de Kültür Yolu Festivali yaptığınızda memleketi Mardin olan Cigerxwîn'in de ölüm yıl dönümüydü. Fakat onun ölüm yıl dönümünde, kültürden bahsettiğimiz bir yerde ne yazık ki pop kültüre mahkûm edilmiş bir Kültür Yolu Festivali'yle karşılaştık. İki gün önce Mardin'deki sivil toplum kuruluşlarıyla konuştum, hiçbirinin Mardin Kültür Yolu Festivali'ne oluru yok çünkü orada Mardin kültürüne dair hiçbir şey yok. Eğer gelecek sene Mardin Kültür Yolu Festivali yapacaksanız lütfen oradaki sanatçılarla, halkla, sivil toplum kuruluşlarıyla ortak akıl ve ortak mirasa dayanarak, yandaşa peşkeş çekmediğimiz bir festival yapın Sayın Bakan.

Peribacalarındaki çökme ile bugün Yukarı Mardin'de yaşananlar arasındaki bağı görmek zorundayız. Mardin'in taş evleri onarılmıyor, yıkıma terk ediliyor Sayın Bakan. Bazı projeler var ama yeterli değil. Mardin 1. Cadde ise ne yazık ki Artuklu Belediyemizden alelacele alınıp kayyum yönetimindeki büyükşehre devri yapıldı. Geçen gün Mardin 1. Cadde'de esnaf ziyareti yaptım ve bir Mardinli olarak içim kan ağladı Sayın Bakan çünkü kayyum elinde harap edilen bir tarih var. 1. Cadde ne yazık ki şu anda sizlerin eliyle turizme kapatılmış durumda park yasağıyla birlikte. Bizler, buradan, derhâl Mardin 1. Cadde'nin tekrar Artuklu Belediyesine devrinin yapılmasını ve park yasağıyla bitirilen Mardin 1. Cadde turizminin yeniden güçlendirilmesini talep ediyoruz.

Uzun lafın kısası, şunu söyleyeyim: Faize, tekliğe, kültürel kırıma, tarihî alanların turizm vasıtasıyla ranta açılmasına değil; halklara, dillere, kültürlere, emekçilere bütçe ayırmalısınız Sayın Bakan. Mardin'de sadece 4 kişi kalmış bakır ustalarının da size bir sözü var: Sayın Bakan ne zaman onları destekleyeceksiniz? Antep'teki bakır ustaları gibi Mardin'deki bakır ustalarının neden payı yok? Aynı zamanda, Derik'in çok meşhur Gap Şelalesi'nin de ne yazık ki ranta açıldığının ve bir tarihî ve kültürel turizm alanı olan Gap Şelalesi'nin korunmasının, idaresinin tekrar yerel yönetimlere ve halka verilmesi gerektiğini ifade edeyim ve hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlayayım.

Dinlediğiniz için teşekkür edeyim. (*)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI TOPLANTIDA

Aynı gün bu komisyonda konuşanlar

10 konuşma daha · 6 Kasım 2026

Tümü →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook