Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 100. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Haziran 2004 · 856 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Binali Yıldırım (AK Parti), 10 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 856 kelime.
Binali Yıldırım (AK Parti, İstanbul). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/binali-yildirim-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Coşkunoğlu'nun sorularını cevaplamaya başlıyorum. Aslında, 22 Aralıkta, 2004 yılı telekomünikasyon sektörünün serbestleşmesiyle ilgili Bakanlık politikasını açıkladık. Buna göre, katmadeğerli telekomünikasyon hizmetleri işletmeciliği, sanal mobil şebeke hizmeti, uzak mesafe telefon hizmetleri, karasal sayısal platform hizmetleri, altyapının müşterek kullanılması, kablo platformunun açılması ve geniş bant sabit tesis erişimi gibi alanlarda serbestleşmenin düzenlemesinin yapılacağını ilan etmiştik. Bu çerçevede, şu anda uzak mesafeyle ilgili düzenleme yapılmıştır ve bu konuda lisanslar verilmiştir. Diğerleriyle ilgili çalışmaların da birçoğunu Telekomünikasyon Kurumu, tamamlama aşamasına getirmiştir; ancak, bunlardan kablo platformu ve altyapının ortak kullanımı konuları 2004 yılının son çeyreğinde yapılacaktır.
Kablo şirketleriyle ilgili -ifade ettiği gibi- geçmişte bazı şirketlerle gelir paylaşımı esasına göre sözleşme yapılmıştır. Bu gelir paylaşımı süresi üst limitlere varılınca dolduğundan, burada firmalarla bazı anlaşmazlıklar zuhur etmiş ve bunun üzerine, söz konusu firmalar yatırımlarını devam ettirmemişlerdir. Ancak, burada, mülkiyet, tamamıyla Türk Telekoma aittir, herhangi bir mülkiyet paylaşımı söz konusu değildir; sadece, kablo platformunda yapılan yatırım karşılığı elde edilecek gelirlerden paylaşım öngörülmüştür. O nedenle, mülkiyet açısından özelleştirmeyi olumsuz etkileyecek herhangi bir durum söz konusu değildir.
Bunlar, yap-işlet modeliyle yaptıkları bu yatırımların işletim süreleri sona erdiğinde, aynen, yaptıkları yatırımla birlikte Türk Telekoma devredeceklerdir. Dediğiniz gibi, bunların bir tanesi daha önce özel bir şirkette olmasına rağmen, daha sonra TMSF bünyesinde kamunun eline geçmiştir; bu işlemler orada devam etmektedir.
Sayın Çetin'in sorularını cevaplandırıyorum. "Özel şirketlere karşı kamu kurumları rekabet edemiyor. TÜPRAŞ'ın alternatifi var mı? Balıkesir SEKA'nın satışı peşkeş değil de nedir" şeklinde bir soru.
Tabiî ki, TÜPRAŞ'ın rakibi yok; çünkü, tekel, başka kimse rafinericilik yapmıyor, o yüzden de alternatifi yok; ama, şunun bilinmesinde yarar var: TÜPRAŞ'ın, 10 milyar doların üzerinde cirosu olmasına rağmen, petrol işlemede, kâr marjları çok düşük olduğu için, kârı 400 000 000 dolar civarındadır. Cirosuna göre, aldanıp, kârının da çok yüksek olacağını hesap etmek en büyük yanlıştır. TÜPRAŞ'ın rakibi tabiî ki yok. Eğer, tekel olursa gayet tabiî ki rakibi yok. Bunun cevabını böyle vermek istiyorum.
SEKA'nın satışıyla ilgili elimde bilgiler olmadığı için herhangi bir spekülasyona meydan vermek istemiyorum; ancak, özelleştirildikten sonra yürütmeyi durdurma suretiyle iptal edilen; ancak, işlemin tamamlanmasıyla geçerli olan onlarca örnek vardır, bu da onlardan bir tanesidir.
Ayrıca, Türk Telekomun blok halinde mi yoksa 9 ayrı şirkete bölünüp özelleştirilmesi mi gibi konularda, danışmanlık firmalarının yaptığı çalışmalar vardır, doğrudur. 2001 yılında, geçmiş hükümetler döneminde, sözleşme imzalanmış bir firma vardır ve çalışma 2003 yılı başında tamamlanmıştır. 8 ayrı işbölümü ve şirketleşme önerilmiş; ancak, özelleştirme öncesinde, Hükümetimiz böyle bir özelleştirme şeklini benimsememiştir. Bunun yerine, yine, aralık ayı sonlarında alınan Bakanlar Kurulu kararıyla, blok satış yoluyla özelleştirmenin denenmesi, akabinde de halka arz yöntemiyle özelleştirmeye devam edilmesi benimsenmiştir.
İZZET ÇETİN (Kocaeli)- Firma ismi verebilir misiniz Sayın Bakan?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)- Özelleştirme danışmanı olarak iki firmayla -Ernst And Young firması ve Roth Schield firması- birlikte sözleşme yapılmış. 2001 yılında yapılmış ve çalışmaları 2003 yılında tamamlanmıştır. Sözleşme bedeli 1 995 000 dolar.
Sayın Kepenek'in sorularını cevaplamak istiyorum. 1984'te Teletaş satıldı. Tabiî, soru, anladığım kadarıyla, Teletaş satılmasaydı veya satılmasından ülkenin kaybı nedir, bununla ilgili bir çalışma var mıdır şeklinde. Doğrusu, bir çalışma yoktur. Yani, Teletaş o dönemde satılmıştır. Onun getirdiği olumsuzluklar nelerdir, satılmasa daha mı iyi olurdu; bu konuda herhangi bir çalışmanın olduğunu zannetmiyorum, bilimsel bir çalışma yoktur. Ancak, şunu söylemek lazım. Türkiye'de telekomünikasyon sektöründe önemli bir problem var öteden beri. O da, telekomünikasyondaki firmalar, ne yazık ki, üstyapıya yatırım yapmayı, yani, cep telefonu alıp satmayı veya teçhizat alıp satmayı tercih etmektedirler. Bunun tersini yapanlar, sadece, kamu kuruluşu niteliğindeki kuruluşlardır.
Bu konuda sizinle hemfikirim; ama, özelleştirilmeme nedenini buraya bağlamak istiyorsanız, üzgünüm, bunda da hemfikir değilim hocam.
Teşekkür ederim.
Şimdi, Aria-Aycell konusu var. Yine, yılbaşından sonra 5071 sayılı bir kanun çıkarıldı. Bu kanun çıkarılacağı zaman, bu birleşmenin nasıl olacağı enine boyuna komisyonlarda tartışıldı; benim bildiğim kadarıyla, Cumhuriyet Halk Partisinin de bunda mutabakatı vardı; ancak, söylediğiniz gibi, 700 000 000 dolar gibi bir bedel söz konusu değildir. 300 000 000 doların yeni kurulan şirkete konulması kanunla belirlenmiştir.
Peki, bunu neye karşılık koyacaktık; yeni birleşen şirketin, birleşmeden önceki İştim-Telekom İtalya ortaklığının ülkemiz aleyhine açtığı tahkim davasını geri çekmesi için; artı, bu konuda zarar eden iki kuruluşun birleşmesi suretiyle, bütün altyapısını ortak kullanması yoluyla daha yaygın hizmet verilmesinin sağlanması ve ülkemize gelmekte tereddüt eden yabancı sermaye için gerekli güven ortamının hazırlanması için. Bu da, öyle bedavadan verilen bir para değildir. Tabiî, bunun sadece yüzde 40'ına verilmiş oluyor; çünkü, ortaklık oranında verilen bir miktardır. Kaldı ki, buna karşılık da, Türk Telekomun, ileride oluşacak kârdan, kendi payına düşenden yüzde 15 daha fazla -on yıl süreyle- pay alması şartı getirilmiştir.
Birleşmeyle ilgili 5071 sayılı Kanunda da yapılan düzenlemeler bunlardır.
Diğer yandan, Sayın Kepenek'in, yine, Telekomun kârlılığıyla ilgili bir sorusu var. Türk Telekomun 2003 yılı brüt kârı 2,8 katrilyon liradır. Devlete aktarılan kaynak, KDV, temettü, fon olarak 4,5 katrilyon liradır. Bu, önceki yıllara göre daha yüksek bir değerdir. Halbuki şu sorulabilir: Serbestleşme başladı, rekabet başladı, Telekom, bilhassa telefon gelirlerinden gittikçe kayba uğramasına rağmen bu kârlılık nasıl başarıldı? Bu da bizim yönetim başarımızdır; bunu da ifade etmek isterim. Ancak, bir husus var: Burada ihtilaflı olan, ara bağlantılardan devam eden, hâlâ da devam etmekte olan ihtilaflı alacaklar. Karşılıklı uzlaşma yoluyla 700 trilyon lira tahsilat yapılmıştır. Bu kârlılık payının artmasında da bunun çok büyük katkısı vardır.
Teşekkür ediyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 10 Haziran 2004