İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 31. BİRLEŞİM · CUMA

Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı

Birgen Keleş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 31. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Aralık 2003 · 875 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Birgen Keleş (CHP), 19 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: III.TUR. (HAZİNE MÜST.GÜMRÜK MÜST.DIŞTİC.MÜST.DPT MÜST.DİE BŞK.LIĞI); konuşma 875 kelime.

Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Iıı.tur. (hazine müst.gümrük müst.dıştic.müst.dpt müst.die bşk.lığı”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 19 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2003-12-19-iii-tur-hazine-must-gumruk-must-distic-must-dpt-must-die-bsk-ligi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Devlet Planlama Teşkilatının 2004 yılı bütçesi konusunda Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Devlet Planlama Teşkilatı, 1960 yılında çok önemli bir işleve ve etkin bir konuma sahip olarak kurulmuştur. Aslında, Türkiye'nin planlama deneyimi 1930'lu yıllara kadar gitmektedir; ama, aradan geçen süre içerisinde gerekli hukukî ve kurumsal altyapı sağlanamadığı gibi, hazırlanan planlar arasında da bağlantı kurulmamıştır.

1963 yılından itibaren, uzun vadeli perspektif plan, beş yıllık kalkınma planları ve yıllık programlar hazırlanmıştır. Dördüncü beş yıllık kalkınma planı ise, istikrar programının devreye girmesiyle kesilmiş, daha sonra 24 Ocak kararlarıyla da uygulanamaz hale gelmiştir. İlk dört plan hazırlanırken, amaç olarak benimsenen konular, yaşama düzeyinin yükseltilmesi, işsizliğin azaltılması, sanayileşme, dış kaynaklara bağlılığın azaltılması ve gelir dağılımında iyileşme idi. İlk planlar, sanayileşerek kalkınmayı hedef alan, sektörlerin gelişmesini ve birbirleriyle olan bağlantılarını önemseyen, ama, büyüme hızına öncelik veren, pazar ekonomisinin geliştirilmesini öngören, dış kaynak ihtiyacını azaltmayı önemseyen ve KİT reformunu hedefleyen planlardı.

1980 öncesi söz konusu olduğunda, sık sık, burada da biraz önce konuşan arkadaşlarımızın yaptığı gibi, ithalat ikamesinin esas alındığı savunulmaktadır, dışsatımın artışına önem verilmediği izlenimi yaratılmaktadır. Değerli milletvekilleri, bu, doğru değildir. Bu, doğru değildir. Hedef alınan, ithalat ikamesi değildir, hedef alınan, sanayileşerek kalkınmadır. O tarihlerde, sanayileşmenin başlangıcında olan ülkemizde herhangi bir sanayi ürünü üretildiği zaman, tabiî ki, ithal edilmekte olan ürünün yerini alabiliyordu; ama, hiçbir zaman kapalı ekonomi hedef alınmamış, hiçbir zaman hedef olarak ithalat ikamesi benimsenmemiştir. Kaldı ki, sanayileşme ve kalkınma, çok fazla sayıda ürünün, çok fazla miktarda ithal edilmesini de beraberinde getirmektedir; aramal olarak beraberinde getirmektedir, kullanım alanları olarak beraberinde getirmektedir.

1980 öncesinde benimsenen, sanayileşerek kalkınmadır ve Avrupa Birliğiyle rekabet edebilir maliyette ve nitelikte mal üretilmesidir. Bu nedenledir ki, Avrupa Birliği ilişkilerinde sanayileşmeyi mümkün kılacak bir esneklik sağlanması için ciddî bir gayret sarf edilmiştir, müzakereler yapılmıştır ve yatırımı ve dışsatımı artırmak için de teşvikler öngörülmüştür; dolayısıyla, bunların yapıldığı bir dönemde ithal ikameci politikalarla suçlanması doğru bir yaklaşım değildir.

1980 sonrasında, kalkınma planlarının ve yıllık programların ulusal niteliği zayıflamıştır. Bu dönemde, politika oluşturma sürecinde IMF ve Dünya Bankasının rolü artmış ve Devlet Planlama Teşkilatının rolü de azalmıştır. Gelişmelere yön veren, geleceğe yön veren bir planlama anlayışı, yerini, gelişmelerin yönlendirdiği bir planlama anlayışına terk etmiştir.

1980 sonrasındaki planlarda makro ekonomik hedefler bir temenni niteliğinde yer almış ve politikalar da göstermelik olarak konulmuştur. Bu dönemde, hedefler ile gerçekleşmeler arasında ve yine, hedefler ile politikalar arasında büyük tutarsızlıklar görülmüştür. Fakat, plan ve programlar ciddiye alınmadığı için, hedefler ile gerçekleşmeler arasındaki tutarsızlıklar da önemsenmemiştir. Örneğin, kamu borç stokunun azaltılması, Ulusal Programda hedeftir; ama, iktidarın bir yıllık icraatı döneminde, bu miktar, kamu borç stoku 46,2 katrilyon Türk Lirası artmıştır. Kuşkusuz, buna, borç stokunun gayri safî millî hâsılaya oranı ileri sürülerek yanıt verilebilir; ancak, iç ve dışborç stokundaki -36 katrilyon lirası içborçlardan ve 10,2 katrilyon lirası dışborçlardan olmak üzere- 46,2 katrilyon liralık artış, yadsınamayacak bir gerçektir.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, borçların azaltılmasında borç çevirme oranı önemlidir. Buna baktığımızda, borç çevirme oranında normal olarak yüzde 75, yüzde 70 oranlarında olması gereken büyüklüğün yüzde 90'ları aştığını görmekteyiz. Bu durumda, borçların azalması mümkün değildir.

Ulusal Programın diğer öncelikleri, enflasyonun kalıcı şekilde düşürülmesi ve ekonomide sürdürülebilir bir büyüme oranının tesis edilmesidir. Bazı hedefler de vardır; özelleştirme gibi, kamunun ağırlığının azaltılması gibi, serbest piyasanın düzenlenmesi gibi, özel girişimciliğin güçlendirilmesi gibi, piyasa ortamının geliştirilmesi, yerli ve yabancı sermayenin serbestleştirilmesi ve yabancı sermaye yatırımlarının teşvik edilmesi gibi...

Tabiî, bu hedeflerden bazılarının Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunları çözmekle doğrudan ilişkisi yoktur. Mesela, yabancı sermayenin serbestleştirilmesi için çok ciddî gayretler sarf edilmiştir, gelişmiş ülkelerde görülmeyen önlemler alınmıştır; ama, beklenen sonuç elde edilememiştir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye gibi sorunları olan ve yabancı ülkelerle, gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmak durumunda olan ülkeler için en önemli şey yatırımlardır.

1980 sonrasında uygulanan politikalar, tarım, madencilik ve imalat sanayii sektörlerinde sadece kamu yatırımlarının değil, özel sektör yatırımlarının da azalmasına sebep olmuştur. Diğer bir deyişle, özel sektörün üretken yatırımları, kamu sektörü yatırımlarındaki azalmayı telafi edecek şekilde artmak bir yana, kesin olarak azalma göstermiştir. Nitekim, bu sektörlerin gayri safî millî hâsıla içindeki payı 1971-1979 döneminde yüzde 7,4 iken, 1981-2000 döneminde yüzde 5'e, 2001-2002'de yüzde 3,5'e gerilemiştir; 2003 yılında yüzde 4,5 olması, 2004 yılında da yüzde 5 olması beklenmektedir; ama, tabiî, bu yüzde 5 bile, 1971'li yıllarda elde edilen sonucun yarısından biraz fazladır.

Sayın milletvekilleri, planlama açısından ileride daha büyük güçlüklerle karşılaşacağımızı düşünüyorum; çünkü, bugün için kalkınma planı, yıllık program, katılım öncesi ekonomik program, katılım ortaklığı çerçevesinde hazırlanan ulusal program, orta vadeli program, bölge planları, bölge planlarından bağımsız olarak çeşitli iller bir araya getirilerek yapılan kalkınma projeleri, Ulusal Kalkınma Ajansının hazırlayacağı bölgesel planlar, kamu kurumlarının stratejik planları adı altında çok sayıda plan ve program vardır.

Temmuz ayındaki Yüksek Planlama Kurulunda, seçilen kuruluşların stratejik planlarının 2005 yılı programına ve bütçe teklifine esas oluşturacak şekilde Haziran 2004'e kadar tamamlanması ve Devlet Planlama Teşkilatının da, bunları, Yüksek Planlama Kurulunun onayına sunması karar altına alınmıştır. Peki, bu durumda, diğer planların işlevi nedir, çok sayıda plan ve program arasındaki bağlantı ve tutarlılık nasıl sağlanacaktır?! Bugün, plan, program ve bütçe arasındaki ilişki düzenlenemezken, bu kadar çok sayıdaki plan, program ile bütçe arasında nasıl ilişki kurulacaktır?!

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda, Devlet Planlama Teşkilatının, stratejik planlar ile kalkınma planı ve programları arasında koordinasyon sağlama işlevi var izlenimi verilmektedir; ama, 4 Temmuz 2003 tarihli Yüksek Planlama Kurulu kararında Devlet Planlama Teşkilatına böyle bir görev verilmemiştir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

57 konuşma daha · 19 Aralık 2003

57 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook