Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 100. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Haziran 2004 · 1.356 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Birgen Keleş (CHP), 10 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 1.356 kelime.
Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; incelemekte olduğumuz yasa tasarısının 2 nci maddesine ilişkin olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
Türk Telekom Anonim Şirketi, 1995 yılında PTT'den telekomünikasyon ve posta hizmetlerinin ayrılması sırasında kurulmuştur; 2000 yılında ise, 4502 sayılı Kanunla, özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket haline gelmiştir ve 406 sayılı Yasa çerçevesinde, her türlü telekomünikasyon hizmetini yürütmeye ve altyapısını da işletmeye yetkilidir.
2003 yılının sonuna kadar tekel durumu vardı; ama, o dönemde de, kendisinin tekelinde bulunmayan telekomünikasyon hizmetlerinin ve işlerinin, başka kuruluşlara, özel kuruluşlara, Telekomünikasyon Kurumu tarafından esasları belirlenerek verilmesi mümkündü.
İncelemekte olduğumuz kanun tasarısı, Türk Telekomun, kurulmasından itibaren sık sık gündeme gelen özelleştirilmesini, daha doğru bir deyimle yabancılaştırılmasını ele almaktadır.
Sayın Bakan "özelleştirilmesine biz sebep olmadık, bizden önce karar alındı, hem özelleştirilse de ne olur; Türkiye'de, insanlarımızda kalacaktır" diyor -gerçi tesisler yine de kalabilir- ama, burada, söz konusu olan ve tasarının asıl işlediği tema, özelleştirilmesi değil, yabancılaştırılmasıdır.
Şimdi, yabancılaştırılmasıyla ilgili olarak, bu on yıl içerisinde, kurulduğundan beri birçok yasal düzenleme yapılmış, çeşitli Anayasa Mahkemesi kararları alınmış, idare mahkemesi kararına konu olmuş, sırf bunu sağlayabilmek için, kamuoyuna açıklanmayan ilginç Bakanlar Kurulu kararları alınmış ve yasal yetkileri aşan Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları alınmış.
Aslında, bugünkü yasal düzenleme çerçevesinde de, iletişim hatlarının özel sektöre devredilmesinde ve Türk Telekom Anonim Şirketinin devredilen hisselerindeki yabancı oranının yüzde 45'lere ulaşmasında bir sorun yoktur. Sorun, iktidarların, Türk Telekom Anonim Şirketinin tümünü yabancılara satmak istemesinden ve yabancıların da bu yöndeki baskısından kaynaklanmaktadır.
Kuşkusuz, yabancıların bu konudaki baskısını anlamak mümkündür; çünkü, Türk Telekom, ileri teknolojiye sahip, santralda yüzde 90'ı aşan, transmisyonda yüzde 97'yi aşan dijitalleşme oranı olan; 51 000 köy ve kasabaya mesken düzeyinde hizmet götürebilen; 21 000 000 sabit telefon hattı, 18 000 000 sabit telefon abone sayısı olan kârlı bir şirkettir; ama, yabancıların bu konudaki talebini anlamakla beraber, sayın milletvekilleri, iktidarın, şebeke büyüklüğü açısından dünyada 13 üncü olan, en sıkıntılı dönemlerinde kamudan ayrılan kaynaklarla çağdaşlaştırılan, kâr eden, devlete vergi veren bir tesisi özelleştirmek ve yabancılaştırmak için neden bu kadar ısrarcı olduğunu anlamak çok mümkün değildir. Üstelik de, bu kuruluş, bugüne kadar, tekel durumunu ve halen de fiilî tekel durumunu muhafaza etmektedir ve eğer yabancılara satılırsa, kamu tekeli, yabancı tekel durumuna gelecektir bugünkü durumda ve yabancılar, Türkiye'ye, fevkalade önemli bir alanda, istedikleri koşulları empoze etme olanağına kavuşacaklardır.
Sayın milletvekilleri, 4673 sayılı Yasanın 3 üncü maddesiyle değiştirilen 406 sayılı Yasanın ek 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası, yabancı gerçek ve tüzelkişilerin Türk Telekomdaki hisselerinin yüzde 45'i aşamayacağını, bunların doğrudan ve dolaylı olarak şirketin çoğunluk hissesine sahip olamayacağını, Türk Telekomun yönetiminde ve denetiminde oy çoğunluğu sağlayamayacağını ve tüm satış işlemlerinde bu şart ve karşılıklılık ilkesinin gözönünde bulundurulacağını öngörmektedir. Bu sonuncu hüküm de fevkalade önemlidir. Ne var ki, aynı dönemde IMF'ye verilen bir niyet mektubunda, bu düzenlemeyi de belirttikten sonra "çoğunluk hisseye sahip olabilecek stratejik yatırımcı konsorsiyumunda yabancıların çoğunlukta bulunması halini dışlamayan bir düzenlemedir bu" denilmiştir. Yani "biz, her ne kadar böyle bir yasal düzenleme getiriyorsak da, siz merak etmeyin, istediğiniz zaman çoğunluğa ulaşabilirsiniz" mesajı verilmiştir. Nitekim, Ulaştırma Bakanı, Aycell ile Arianın birleşmesi sırasında Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan tartışmalarda, yasaya rağmen yabancılardaki hisse oranının yüzde 70'lere ulaştığını ve hiçbir önlem alınamadığını itiraf etmiştir. Diğer bir deyişle, yabancıların hisse oranındaki sınırlamanın sözde kaldığı açıkça görülmektedir ve bizzat Bakanın ağzından da itiraf edilmiştir.
Şimdi, ek 17 nci madde, ayrıca, Türk Telekomun yetkili kurullarında alınacak kararlarda ülke yararlarının korunması için devlete söz ve onay hakkı verecek 1 adet imtiyazlı hisse yaratılmasını ve onun dışındaki hisselerin de tümüyle satılabileceğini öngörmektedir.
Sayın milletvekilleri, incelemekte olduğumuz bugünkü tasarıyla, 406 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinde değişiklik yapılmakta, söz konusu maddenin üçüncü fıkrası kaldırılmakta ve imtiyazlı hisseye tanınan ayrıcalıklar sınırlandırılmaktadır. 17 nci maddenin üçüncü fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla, yabancı gerçek ve tüzelkişilerin Türk Telekomdaki hisse oranları yüzde 45'i aşabilecek; doğrudan veya dolaylı yollardan çoğunluk hissesine sahip olabilecekler; yönetimde, denetimde söz hakları olacak ve çoğunluğu sağlayabilecekler. Ayrıca, bundan sonraki satışlarda yüzde 45 oranının muhafaza edilmesi ve karşılıklılık ilkesinin gözetilmesi mevcut olmayacaktır. Bu durum Anayasaya aykırıdır, Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırıdır ve kamu yararıyla da bağdaşmamaktadır.
İmtiyazlı hisseye tanınan ayrıcalıkların sınırlandırılması da imtiyazlı hissenin içini boşaltmakta ve onu, bir anlamda, etkisiz, yetkisiz hale getirmektedir; çünkü, kaldırılan hususlar, yeni şirketler kurulması veya kurulu bulunan şirketlere iştirak edilmesi, uluslararası telekomünikasyon birliklerine katılınması ve uluslararası anlaşmalara taraf olunması gibi, fevkalade önemli noktalardır.
Sayın milletvekilleri, Türk Telekom Anonim Şirketi, tekel niteliğinde olan -yakın bir geçmişe kadar ve bugün de fiilî olarak- stratejik bir kuruluştur. Yapılan değişikliklerle kamu tekelinin kaldırılması ve yabancı tekelin mümkün hale getirilmesi, ülkenin savunması açısından, güvenliği açısından, ekonomisi ve sosyal yaşamı açısından, Anadolu'nun her yönüne haberleşme hizmetini ulaştırma açısından fevkalade sakıncalıdır ve tehlikeler içermektedir. Yabancı ülkelerin çoğu kez özelleştirmeyi -yabancılaştırmayı daha doğrusu- yüzde 20-30'larda tuttuğu bir dönemde, bizim böylesine bir riski almamızın hiçbir haklı gerekçesi yoktur. 406 sayılı Yasaya göre, telekomünikasyon hizmetlerini yürütmek için ve altyapıyı işletmek için mutlaka bir imtiyaz sözleşmesi, ruhsat ve izin olması lazım ve bunun da muhatabı, Telekomünikasyon Kurumu. Şimdi, birçok insan bu duruma işaret etmekte ve yüzde 100 yabancılaşsa da, Telekomünikasyon Kurumu kararıyla bazı şeylerin kontrol edilebileceğini söylemektedirler.
Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki, imtiyaz sözleşmelerine veya diğer sözleşmelere konulan maddelerle yaptırım uygulayarak böyle bir şey sağlamak mümkün değildir. O kadar ki, zorunlu roaming gibi, haklı ve çok yasal olan talepler bile karşılanmamaktadır; çünkü, yabancı şirketler hemen uluslararası tahkime başvurmaktadır. Genelde, sözleşme koşulları ve tahkimlerin aldığı kararlar yabancılar tarafından uygulanmamaktadır. Nitekim, mobil telekomünikasyon şirketleri, sözleşmeye göre, elde ettikleri gelirlerin yüzde 1,5'ini ertesi ay Hazineye devretmek durumundadırlar; ama, bunu hiç yapmamaktadırlar. Nitekim, bu böyle olduğu içindir ki, incelemekte olduğumuz tasarının en sonuna geçici bir 1 inci madde konulmuş ve uzlaşma olanağı yaratılmıştır; iki bakan da bu konuda görevlendirilmiştir; ama, Danıştay devredışı bırakılmış olmaktadır. Tabiî, bu doğru değildir.
Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, uluslararası tahkimin Türkiye lehine sonuç vermesi fevkalade güç bir olaydır ve eğer böyle bir anlaşmazlık olursa, o zaman yabancı şirketlerin bağlı olduğu ülkeler sürekli olarak devreye girmekte; bu kargaşalıklar, siyasî baskı ve ekonomik baskıyı da beraberinde getirmektedir.
Tasarıda, yabancı şirketlerin Türkiye'de haberleşmede daha etkin hale gelmesi için öngörülen başka maddeler de vardır. Örneğin, Telsimin, yabancı gerçek ve tüzelkişilere satılmasının önü açılmaktadır; bugün Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş bulunan Telsimin yabancılara satılmasının önü açılmaktadır. Örneğin, limanların mülkiyetinin devri dışındaki yöntemlerle özelleştirilmesinde yabancı uyruklu kişilerin de yararlanmasının önü açılmaktadır. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hem bu hükümlere hem de çalışanların işgüvencesinin ortadan kalkmasına ve de kazanılmış haklarının geri çekilmesine karşıyız.
Sayın milletvekilleri, Türk Telekom Anonim Şirketi, herhangi bir haberleşme şirketi değildir; tüm telekomünikasyon altyapısına, yer, tesis, bina, makine gibi haberleşmenin temel tesislerine ve araçlarına sahip olan bir kuruluştur. O nedenle, bu kuruluşun yabancıların eline geçmesi fevkalade önemlidir. Telekomünikasyonun altyapısı söz konusu olduğunda, özelleştirmeyle rekabetin artması da beklenemez; çünkü, çok büyük değerlere ulaşan sabit tesisler söz konusudur ve takdir edersiniz ki, bu tür tesislerin her şirket tarafından ayrı ayrı kurulması söz konusu olamaz. Kaldı ki, Türk Telekom Anonim Şirketini tek başına bir şirket olarak düşünmek de gerçekçi değildir; çünkü, Türk Telekom Anonim Şirketi mobil telekomünikasyon şirketleriyle iç içedir ve söz konusu şirketler, Şebekelerarası İrtibat ve İşbirliği Sözleşmesiyle, Türk Telekomun yer, tesis, bina, altyapı ve imkânlarından ücret karşılığı yararlanmaktadırlar.
Diğer bir deyişle, Türk Telekom Anonim Şirketi, büyük önem taşıyan, ülke savunmasını, güvenliğini, ekonomisini, sosyal yaşamını doğrudan ilgilendiren çok stratejik, fiilî bir tekeldir. Bu fiilî tekel, kamu elinde kalmalı ve yabancı tekele dönüşmemelidir.
Türk Telekom Anonim Şirketine verilecek hiçbir bedel, böylesine yaşamsal öneme sahip olan bir tesisin karşılığı olamaz. Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketini eline geçiren bir yabancı şirketin, istediğinde, Türkiye'nin ekonomisini ve sosyal yaşamını çökertme olanağı vardır.
Sayın milletvekilleri, eğer "yoktur" diyorsanız, o zaman, size, bu alanda çalışan işçilerle, sendikalarla ve meslek odalarıyla konuşmanızı öneriyorum; çünkü, onlar, size, bu bahsettiğim durumun nasıl mümkün olduğunu anlatacaklardır; bizim yaptığımız bir toplantıda, Cumhuriyet Halk Partili parlamenterlere çok net bir şekilde anlattılar.
O nedenle, hükümeti tekrar uyarmayı görev biliyoruz ve her fırsatta tekrar tekrar uyarmaya devam ediyoruz, gerekli duyarlılığı göstermeye davet ediyoruz; çünkü, aksi halde, büyük bir vebal altında kalacaklarını hatırlatmak istiyoruz.
Biraz önce, Sayın Bakan, hangi tarihte ne kadar özelleştirmeye gideceklerini söyledi. Değerli arkadaşlarım, en büyük hata da, ne pahasına olursa olsun özelleştirme anlayışıyla hareket etmektir. En büyük hata da, falanca tesisi şu tarihte mutlaka satmak durumdayım, diye, kendi kendini bağlamaktır.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 10 Haziran 2004