Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 99. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mayıs 2006 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Birgen Keleş (CHP), 9 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 976 kelime.
Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2006-05-09-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın milletvekilleri, Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici 11 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun ve kendimin görüşlerini açıklamak için söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.
Enerji sektörünün uygulanmasını yönlendiren kanunlardan bir tanesi 1984 tarihli ve 3096 sayılı Yasadır ve bu kanun ile enerji sektöründe kamu tekeline son verme açısından bir adım atılmıştır. 2001 tarihli ve 4628 sayılı Yasa ile de enerji sektöründe özelleştirme konusunda önemli kararlar alınmıştır. İncelemekte olduğumuz tasarıyla da özel sektöre yeni olanaklar sunulmaktadır.
4628 sayılı Yasada var olan anonim şirketlerin hisselerinin nama yazılı olması koşulu, incelemekte olduğumuz tasarıda, sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem gören hisseler dışındaki hisseler için geçerli sayılmıştır. Tabiî, bu durum, kamunun sektördeki firmaları kontrol etmesini güçleştirecek olan bir değişikliktir. Organize sanayi bölgelerinde şirket kurma, anonim şirket kurma zorunluluğunun ve bölgede ortalama fiyatı aşmama zorunluluğunun kaldırılması ise organize sanayi bölgelerinde fiyatların kontrolünü güçleştirecektir.
Getirilen düzenlemelerle, esasen yetersiz olan yaptırımlar daha da yetersiz hale bu yasayla getirilmektedir. Ayrıca, incelemekte olduğumuz tasarıyla, özel firmalara dağıtım hakkı tanınmaktadır. Daha önce kurul inisiyatifinde bulunan irtifak hakkı tesisi otomatik hale getirilmiştir; ayrıca, yap-işlet-devret tesislerinin işletmecilerine devri de öngörülmektedir. O yap-işlet-devret tesisleri ki, bir süre sonra kamuya geçmesi öngörülmektedir; ama, işletmecilere devredilecektir.
Şimdi, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu ile Sayıştay raporunda sık sık görülen "kamu yararı gözetmeme ve kamunun zararına sebep olma, haksız kazanca yol açma" bu madde için de geçerlidir.
Değerli arkadaşlarım, geçici 11 inci maddeye göre, 3096 sayılı Yasa kapsamında Bakanlıkla yapılan, sözleşmesi karşılıklı mutabakatla sonlandırılan ve 4628 sayılı Yasa çerçevesinde üretim lisansı alan firmalar, daha önceki sözleşmeye göre kendilerine irtifak hakkı tesis edilen arazileri talep edebilirler ve bu talebi yaptıkları takdirde de Maliye Bakanlığı bunlara imkân tanımakta ve bunları kendisine doğrudan satabilmektedir.
Yapı ve tesisler için öngörülen bedel, söz konusu yapı ve tesisler için tarife yoluyla Bakanlıkça şirkete yapılan ödemelere kanunî faizlerin eklenmesiyle bulunan tutardır. Yasada "hak lehtarına satılır" diyor.
Değerli arkadaşlarım, hak lehtarı nedir? Nedir bu hak lehtarı; yap-işlet-devret modeline göre, yatırımı yapan ve yatırımı belli bir süre işleten özel kuruluşlardır; ama, bir süre işletildikten sonra, yatırım bedelini geri aldıktan sonra ve kâr elde ettikten sonra bunu kamuya devretmekle mükelleftirler. Şimdi hem de devrederken borçsuz olarak devretmek, eksiksiz olarak devretmek, bakımı yapılmış olarak, işler halde devretmek zorundadırlar. Ben, bu geçici maddeyi tekrar tekrar okudum; çünkü, bir türlü, bir hükümetin, içinde bulunduğumuz koşullarda böyle bir karar alabileceğini düşünmedim.
Santralların topraklarını kime satıyorsunuz; santralı kuran, işleten firmalara. Neden satıyorsunuz; istedikleri için. Neyle birlikte satıyorsunuz; üzerindeki santralarla birlikte satıyorsunuz. Kim bu şirketler; yatırımın ve üretimin her aşamasında her türlü yolsuzluğu, usulsüzlüğü yaptıkları, kamu zararına yol açtıkları raporlarla tespit edilmiş olan şirketler. Bunları ben söylemiyorum, çok saygıdeğer iki tane kuruluş, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu ile Sayıştay söylüyor. Şimdi, Enerji Bakanı da kabul ediyor bunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonundaki tartışmalarda bunu kabul etti, buradaki itirazları ve eleştirileri. Ayrı ayrı hazırlanan raporlarda yer alan yolsuzlukları, usulsüzlükleri kabul ettiğiniz halde, bunları yapan şirketler lehine ne hakla düzenleme yapıyorsunuz?! Onlardan hesap sormanız gerekirken, ne hakla bu şirketlere arsaları ve santralları satmayı planlıyorsunuz?! Ne hakla?!
Bu aşamada sözleşmeye son vermek, şirketler lehine yapılan bir düzenlemedir ve şunu yapıyorsunuz bunu sağlayarak: Aslında, tarifenin düşeceği bir dönemde, yani, yatırımların geri ödemesinin biteceği ve tarifelerin düşeceği bir dönemde, onların düşük fiyatla enerji satmasından vazgeçiyorsunuz ve onların daha yüksek fiyatla enerji satmaya devam etmesini imkân dahiline koyuyorsunuz.
Santral ve tesisler için devlete ödenmesi düşünülen fiyat, sadece devletin ödediği fiyatın üzerine kanunî faizin eklenmesidir. Değerli arkadaşlarım, oysa, bu santralların ömrü sonuna kadar kamu tarafından işletilmesi, gelirlerinden ve kârından kamunun yararlanması mümkündür. Mesela, hidroelektrik santrallarının ömrü çok uzundur, işletme maliyeti düşüktür. Bunun işletme olanağından vazgeçiyorsunuz ve ihalesiz olarak şirketlere devrini kabul ediyorsunuz.
Getirilen düzenlemeyle, bugüne kadar devletin uğradığı zarardan dolayı kamunun hakkından da vazgeçmiş oluyorsunuz. Sayıştay raporu bu zararı 2,3 milyar dolar olarak belirliyor. Yalnız, bazı zararların hesaplanmadığı bizzat Sayıştay tarafından itiraf edilmiştir. Dolayısıyla 2,3'ü doğru bile kabul etsek -ki, değildir- bu sadece kamu zararıdır. Halbuki, özel sektör de elektriğin yüksek fiyatla satılmasından zarar görmektedir. Şöyle ki: İhracatta rekabet olanağını kaybetmektedir yüksek elektrik fiyatı nedeniyle, ithalatta yurt içinde ithal edilen mallarla rekabet edememektedir; ama, bu da tam olarak zararı yansıtmamaktadır. Aslında, elektriği pahalı olarak kullanan ve de pahalı elektrikle üretilen mal ve hizmetleri kullanan toplum zarar etmektedir. Bunların hepsinden vazgeçiyorsunuz bu önerinizle.
Sayın milletvekilleri, 4628 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde "yabancı gerçek ve tüzelkişiler elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektöründe sektörel bazda kontrol oluşturacak şekilde pay sahibi olamaz" demektedir. Şimdi, bu tasarıda, oysa, biliyorsunuz, nama yazılı olma koşulu, Sermaye Piyasası mevzuatına göre borsada işlem görenler için geçerli sayılmamaktadır; bu da, kontrolü güçleştirmektedir. Ayrıca, 11 inci madde, devredilmesini öngörmektedir. Bu da, 4628 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin (d) bendine aykırıdır; çünkü, 15 inci maddenin (d) bendi, tüzelkişilerin kamuya ait araziler üzerinde mülkiyetin gayri aynî hak tesisini ve bu arazilerin kiralanmasını talep edebileceklerini öngörmektedir. Yani, ihtiyaca göre, intifa, irtifak, üst hakkı verme ve uzun süreli kiralama mümkündür; ama, mülkiyetin devri söz konusu değildir. Şimdi, İktidar, biz önerge veriyoruz ve bu maddeyi üretime geçmemiş şirketler için öngörüyoruz diyecektir. Bir defa, üretime henüz geçmemiş olan şirketlerin ne yapmış oldukları, hesaplarını nasıl düzenledikleri, birtakım suiistimallere olanak sağlayıp sağlamadıkları henüz belli değildir.
İkincisi, üretime geçmemiş şirketlere verdiğiniz takdirde, o zaman diğerleri de bu hakkı talep edebileceklerdir.
Üçüncüsü, son çıkarılan yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili bir yasa vardır; bu yasada diyor ki: 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamındaki sözleşmelere sahip şirketler, eğer bu kanun kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim yapmak istiyorlarsa ve işletmeye geçmemişlerse, onlar yap-işlet-devret modeli kapsamındaki haklarından vazgeçtikleri takdirde, o zaman bu kapsamdaki uygulamalardan yararlanırlar. Yani, yenilenebilir enerji kaynaklarından, ancak işletmeye daha önce geçmemiş olan şirketlerin yararlanabileceğini söylüyor. Peki, ama, bunlar için de bir kaynak devretmeniz gereksiz zaten; çünkü, anlaşmaya varılmış, mutabakata varılmış ve bunlar, yenilenebilir enerji kaynaklarından işletmeye geçme hakkı kazanmışlar.
Nitekim, 5346 sayılı bir Yasa var; o yasada da deniliyor ki, 8 inci maddesinde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 9 Mayıs 2006