Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)
Erzurum Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 99. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mayıs 2006 · 960 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 9 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELEKTRİK PİYASASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S1099)); konuşma 960 kelime.
İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Elektrik piyasası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s1099)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-05-09-elektrik-piyasasi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 1099 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, milletvekilleri olarak sıkça rastladığımız ve bürokrasinin cilvelerinden kabul ettiğimiz bir durum var. Milletvekili olarak yasama faaliyetlerini sağlıklı olarak yürütebilmek için bilgiye ihtiyacımız oluyor. Bu bilgiyi, çoğunlukla, kamu kurumlarından, üniversitelerden, sivil toplum örgütlerinden alıyoruz. Pek çok zaman öyle durumlar yaşanıyor ki, aynı konuda iki veya daha fazla kamu kurumundan, sivil toplum örgütünden, üniversite hocalarından gelen değerlendirmeler, yorumlar ve hatta, istatistikî bilgiler farklı olabiliyor. Biz, bu durumu, konuyla ilgili yorum çeşitliliği olarak kabul ediyoruz. Bu tür durumlarda, aklımıza en çok hitap eden değerlendirmeyi sahipleniyoruz.
Tabiî, milletvekili arkadaşlarımız arasında da farklı değerlendirmeleri baz almaktan kaynaklanan görüş ayrılıkları da oluyor. Gerek iktidar-muhalefet çekişmelerinin ardında gerekse muhalefetten, farklı milletvekillerinin ters düşmelerinin ardında bu konu vardır.
İlginçtir, farklı kurumlardan gelen istatistik değerlendirme ve yorumların birbiriyle aynı olduğu, elimize ulaşan değerlendirmeler arasında hiçbir ihtilafın bulunmadığı tek konu enerji politikasıdır.
Enerji politikasıyla ilgili hemen herkesin iyi durum-kötü durum senaryoları ve tehlike beklentileri şaşırtıcı derecede aynıdır. Yani, AK Parti Hükümeti gibi bir hükümetin bile doğru çözümleri bulabileceği bir tek konu varsa, o da enerji politikası olması gerekir; ama, maalesef, bundan yoksundur Hükümet.
AK Parti Hükümeti, enerji politikası konusunda ekonomik liberalleşmeyi taassup düzeyinde uygulamaya kararlıdır. Kendi bürokratlarının yüzlerce kez raporlar yazarak uyardığı tehlikeleri görmezden gelmiş, sapkınlık düzeyinde ezberci bir özelleştirme yaklaşımına bürünmüştür. "Özelleştir de hangi şartlarda olursa olsun, önemli değil" zihniyeti işte budur. AK Parti Hükümetinin burada sorumluluk alacak bir durumu da kalmamıştır; icraatlarının çarpıklığını onların bakanları da bilmektedir. Birazdan değineceğimiz, tasarının en önemli hükmünün, enerji politikasının yönünü değiştirecek bir hükmün hükümet tasarısıyla değil de önergeyle gelmiş olması, başka bir şeyin ispatı olamaz. Böyle bir önemli konuda AK Parti Hükümetinin Enerji Bakanı, parmağını ve elini taşın altına gerektiği gibi, maalesef, koyamıyor.
(x) 1099 S. Sayılı Basmayazı, 3.5.2006 tarihli 97 nci Birleşim Tutanağına eklidir.
Şimdi gelelim bu tasarıyla ilgili endişelerimize. Enerji nedir, bir hükümetin politikalarında, uygulamalarında nasıl bir yer işgal eder; oradan başlayalım. Bakınız, bugün, Türkiye ekonomisinin en önemli unsurlarından biri olan madencilik sektöründe enerji giderinin maliyete yansıması yüzde 60'lara kadar çıkmaktadır. Enerji giderlerinin bizim maliyet hesaplarımızda önemli bir yeri yoktur diyen tek bir sektör bulamazsınız. Öyleyse, üretim ekonomisinin selameti için yapılması gereken en önemli şey, enerjinin fiyatının düşürülmesidir. Tabiî, enerjinin fiyatı düşürülürken, bunun sürdürülebilir kılınması, piyasaların enerji darboğazı yaşanmayacak şekilde organize edilmesi, kaynakların güvenliğinin sağlanması, yeni kaynaklar bulunması ve alternatif kaynaklar üzerinde çalışılması gerekmektedir. Yani, her enerji politikasının temelde tek bir sloganı vardır: "Bol kaynak, ucuz enerji."
Türkiye'deki elektrik enerjisi tüketiminin OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğunu biliyoruz; fakat, tüketimin OECD ülkelerinin altında olduğu gerçeği, ileriye dönük elektrik sıkıntısı yaşamayacağımızı garantilemiyor. Türkiye'nin elektrik enerjisi tüketiminde, önümüzdeki yirmi yıl içerisinde, yüzde 6 ile yüzde 8 arası bir talep artışı yaşanacağı ortak görüş haline gelmiştir. Burada, elektrik enerjisi üretme noktasında bugünkü donanımımız hesaba katılırsa, onbeş yıl boyunca, yaklaşık 3,5-4 milyar dolar civarında yatırım yapılması gerekiyor.
Buraya kadar verdiğimiz rakamsal büyüklükler, aşağı yukarı uzmanların tümünün üzerinde ittifak ettiği verilerdir. Ortada bir gereklilik vardır ve kimse buna itiraz etmemektedir. Türkiye, ileride sıkıntı çekmemek için, bugünden başlayarak, enerji yatırımı yapmalıdır; fakat, bu yatırım ne şekilde yapılacaktır; işte, orada, işler, maalesef, biraz karışık.
Vatandaşımızı doğru bilgilendirmek için, elektrik enerjisi uygulamalarının yakın geçmişinde yapılan bazı düzenlemelerden söz etmek gerekmektedir. Enerjide özelleştirmeye gitmek, AK Parti Hükümetinin ilk defa başlattığı bir uygulama değildir; bu, daha önce de yapıldı. Yapıldı da ne oldu? Cevabını biz verelim: Tarihimizin en büyük yolsuzluk rakamları, enerjideki özelleştirmelerde ortaya çıktı. Enerji özelleştirmelerinde ortaya çıkan milyarlarca dolarlık kamu zararı, hâlâ, medyanın gündemindedir. Bugün, herhangi bir kitapçıya gidin ve enerji yolsuzluğu üzerine kaç kitap yazılmıştır bakın; enerji özelleştirmesi deyince, vatandaşımızın aklına ne geliyor, anlarsınız.
AHMET YENİ (Samsun)Kimin zamanında olmuş?!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Hırsız hırsızdır!..
AHMET YENİ (Samsun)Kimin zamanında olmuş?!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Hırsız hırsızdır; hiç fark etmez!
AHMET YENİ (Samsun)Kimin zamanında olmuş, onu söylesene!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Bugün de hırsız hırsızdır, geçmişte de hırsız hırsızdır.
Enerji özelleştirmeleri konusunda, geçmişten önemli bir ders aldık. Özelleştirmelerle ilgili olarak yapılan yasal düzenlemeler, yoruma yer bırakmayacak ölçüde açıksa, hükümet tarafından belirgin bir kararlılıkla yapılmışsa, o zaman sorun yoktur.
Devlet, geçmişte, enerji yatırımlarıyla ilgili olarak, yap-işlet-devret modeli diye bir model uygulamıştır. Bu modelin mantığını artık hepimiz bilmekteyiz. Türkiye'ye enerji yatırımında bulunan şirketler, yatırım geri ödemesi yaptıklarından, aradaki farkı enerji fiyatlarına yansıtmak durumunda kalmışlardır. Şirketler, bu dönemde, yüksek kâr oranlarıyla satın almışlardır. Şimdi, 2009 yılı itibariyle, birçok santralın yatırım geri ödemesinin son bulacağı belirtiliyor. Bu da elektrik fiyatlarında bir ucuzlamanın gündeme gelmesi demekti; yani, ülkemiz, elektrik enerjisi konusunda bugüne kadar uyguladığı politikanın meyvelerini 2009'dan itibaren toplamaya başlayacaktı, elektrik enerjisini daha ucuza tüketebilecektik. Halkımız ucuz enerji satın alacak derken, bir de bakıyoruz, AK Parti Hükümeti, artık alışılmış olan marifetini gösteriyor ve bunun da yolunu kapatıyor. Kötü niyet midir bilinmez; ama, bariz bir beceriksizlik vardır burada.
Şimdi, bu tasarı kabul edilirse, şirketler, serbest piyasaya çıkarak yüksek fiyattan enerji satacaklar, kârlarını tekrar yükseltme imkânı bulacaklardır. AK Partinin kimin tarafında olduğu bellidir! Şu anda elektrik satan şirketlerin işlettiği santralların çoğunun sözleşmeleri 2009 yılında bitecektir; yani, üç yıl sonra, kamu, hiçbir bedel ödemeden bu şirketleri almakta ve ucuza enerji üretip satmakta özgür olacaktır. Tam da bu hakkı kazanmaya yakın elektrik santrallarının özelleştirilmeye başlamasını, siz, hangi iyi niyetle açıklayacaksınız?! Yap-işlet-devret modelinin külfeti bitmek üzereydi, biraz da nimetini görebilecektik; ama, şimdi, siz, çıkıyorsunuz, üç beş mega şirkete peşkeş çekiyorsunuz! Neden şimdi?!. Vatandaşımız bunun hesabını mutlaka soracaktır.
Üstelik, çarpıklıklarınız bunlarla da bitmiyor. Tasarı kabul edilirse, devletin, bugüne kadar şirketlere yaptığı fazla ödemeden doğan alacaklarından vazgeçeceğinden söz ediliyor. Bu nasıl bir iştir?! Bu şirketlerin devletten fazladan aldıkları paraların toplamı, santralları rahatlıkla satın almalarını sağlayabilir.
Değerli arkadaşlar, bütün bunlar özelleştirme değil, bir yağmadır! AK Parti Hükümeti, ilk seçimde bunun hesabını verecektir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 9 Mayıs 2006