Siyasi partiler kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (2/721)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 99. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mayıs 2006 · 415 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Güryüz Ketenci, 9 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİYASİ PARTİLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (2/721)); konuşma 415 kelime.
Ahmet Güryüz Ketenci (İstanbul). “Siyasi partiler kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (2/721)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-guryuz-ketenci-22-2006-05-09-siyasi-partiler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasına değişiklik yapılmak üzere verdiğimiz değişiklik teklifinin, İçtüzüğümüzün 37 nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda söz aldım.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde, son yıllarda, başta Avrupa Birliği giriş süreciyle ilgili olarak uyum sağlanması bağlamında olmak üzere, pek çok değişik konu ve alanlarda çok sayıda yeni düzenlemeler yapıldı; bu düzenlemelerin, önümüzdeki aylarda ve yıllarda da süreceği görülmektedir. Türkiye, yaşamının bütün alanlarında, yeni ölçütlerle, standartlarla, yeni normlarla, kavramlarla hatta, yeni yöntemlerle karşılaşacaktır.
Değerli milletvekilleri, bütün bu düzenlemeler yapılırken, dikkat çeken olgu, siyaset alanının yeniden yapılanması için sadece bu alana ilişkin olarak -altını çizerek söylüyorum- ne siyasal iktidar bir şey yaptı ne de Anamuhalefet, dişe dokunacak ciddî hiçbir talepte bulunmadı.
Olay şudur: Türkiye'nin iktisat alanı, hatta yer yer toplumsal alanı yeniden düzenlenecek, ama, siyaset alanına hiç dokunulmayacak, olduğu gibi kalacaktır; neden? Ülkenin bu alanda yeni düzenlemelere ihtiyacı yok mu; elbette var. Çünkü, dünya değişiyor, toplumlar gelişiyor; insanlar, değişen dünyaya, gelişen toplumlara uyum sağlamak için değişmektedir. Bilinmelidir ki, uluslar ebedi, bazı parti yöneticileri bulundukları mevki ve makamlarda kalmakta ısrarlı olsalar da, sonunda gidicidir; ama, ne var ki, yönetici oldukları partileri, şüphesiz, kalıcıdır. O nedenle, yaşamakta olduğumuz süreçte siyaset alanına dokunulmamanın haklı ve kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Meclis Başkanımızın, önemli günlerde, siyaset alanının yeniden düzenlenmesi amacıyla görüş ve düşüncelerini açıkladıklarına, hatta, kimi zaman bunlarda ayrıntılarına kadar indiklerine tanık olmaktayız; ancak, devletimizin birinci ve ikinci sıradakilerinin bu yaklaşımlarına karşın, Türkiye Büyük Millet Meclisine egemen olanların bu konuda ciddî ve inandırıcı bir düşünce taşımadıkları açıkça görülmektedir. İktidar ve Anamuhalefet Partisi sözcülerinin, zaman zaman, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Meclis Başkanımızın konuya ilişkin açıklamalarının ardından, durumu idare etmek ya da günü kurtarmak için verdikleri demeçler hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Oysa, Türkiye'de siyaset alanında yeni düzenlemeler yapılmaması, halkın siyasete, siyasî partilere ve demokrasiye olan güveninin yitirilmesine neden olmakta, siyasî etkinlik başka platformlara, özellikle sivil toplum örgütlerine ve meslek odalarına kaymaktadır. Nitekim, geçtiğimiz aylarda siyasî parti liderlerimizin 3-5 bin kişilik kalabalıkları alanlara topladıklarında kendilerinin miting yaptıklarını zannetmelerine karşın, sivil toplum örgütlerimizin, meslek odalarımızın Manisa'da 80-100 bin kişiyi alanlara taşıyarak görkemli mitingler yapması, bizim bu konudaki iddiamızın en yakın tespitidir.
Değerli milletvekilleri, üzülerek ifade edeyim ki, siyaset alanımızın bugünkü yapısı sivil toplum örgütlerinin ve meslek odalarının, sanayileşme, hızlı ve çarpık kentleşme, göç gibi çeşitli iktisadî ve toplumsal süreçlerin ortaya çıkardığı farklı toplum kesimlerinin siyasî karar süreçlerine katılmalarına olanak vermemektedir. Siyaset, değişik toplum kesimlerini, demokratik ve katılımcı bir işleyişle kucaklayamadığı gibi, o toplumsal yapılar siyasetten dışlanmakta, siyaset kurumu da toplumun gündeminden kopmaktadır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 9 Mayıs 2006