İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 100. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)

Bülent Baratalı

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 100. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Haziran 2004 · 957 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Bülent Baratalı (CHP), 10 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI(SS.508)); konuşma 957 kelime.

Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı(ss.508)”. TBMM Genel Kurulu, 100. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-06-10-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-ss-508 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Grubum ve şahsım adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 4.2.1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 2 nci maddesinin (f) bendiyle, Kurum, Türk Telekom dahil işletmecilerle imzaladığı sözleşmelerin ve verdiği genel izin ve telekomünikasyon ruhsatlarının şartlarına uyulmasının sağlanması için gereken tedbirleri almaya; faaliyetlerin, mevzuat ile görev ve imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin şartlarına uygun yürütülmesini izleme ve denetlemeye; aykırılık halinde, ilgili işletmecinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun yüzde 3'üne kadar idarî para cezası uygulamaya; millî güvenlik, kamu düzeni veya kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amaçlarıyla gerekli tedbirleri almaya, gerektiğinde tesisleri tazminat karşılığında devralmaya ya da ağır kusur halinde imtiyaz sözleşmesini, telekomünikasyon ruhsatını ya da genel izni iptal etmeye yetkili kılınmıştır.

Üzerinde konuştuğumuz yeni düzenlemeye göre, (f) bendine yeni bir fıkra eklenmekte ve Kurum tarafından verilen idarî para cezalarının tahsili konusunda, Maliye Bakanlığı yetkili kılınmaktadır. Bu durum, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gözetilerek yapılan bir düzenlemedir.

Sayın milletvekilleri, bugün, Telekomun satışını tartışacağız; Telekomun stratejik olup olmadığını, piyasa değerinin ne olduğunu, 2 milyar dolar mı 20 milyar dolar mı veya arada bir dolar mı olduğunu konuşacağız. Bir görüşe göre, bilginin altyapısını kuran Telekom, stratejik vasfını korumaktadır; öyle ki, ekonomiyi çökertmek için sadece Telekomun verdiği hizmetleri kullanmak yeter. Bazılarınca, bir süre sonra Türk Telekomu bedava verecek bir kimse veya kuruluş bulamayacaksınız denilmekte. Bazılarına göre, kamu tekeli kaldırılıyor; bazılarına göre de, özelleştirilerek yeni bir tekel yaratılıyor. Bunlar tartışılacak ve bir karar verilecek. Bunlar tartışmalı; ama, kesin olan bir sonuç var; o da, Türk Telekomun, 1996-2000 yılları arasında 22 milyar dolar gelir elde ettiği, bunun 11 milyar dolarının hazineye gelir olarak gittiği, son üç yılda toplam 13 milyar dolar katmadeğer ürettiği, 2003 yılında 1,9 milyar dolar kâr ederek Kurumlar Vergisi sıralamasında birinci olduğu ve tam 900 trilyon 126 milyar Türk Lirası vergi ödediğidir. Bu, kesin sonuçtur. İşte, bu Türk Telekomu satıyoruz, yabancılaştırıyoruz.

Ne zaman bu satışa karar veriyoruz, ekonomi ne durumdadır; buna bakmak gerekli. Türkiye'nin bütçesi yaklaşık 150 katrilyon; bütçenin neredeyse tamamı faiz ödemelerine ayrılmış. Yatırımlara ayrılan pay 6,4 katrilyon, istenen ve kabul edilen faizdışı fazla yüzde 6,5 ve bu beş yıldır devam ediyor; reel faiz yüzde 16, büyüme hedefi yüzde 5, faizdışı fazla yüzde 6,5; yani, büyüme ve faizdışı fazla oranı reel faizin altında. Türkiye yatırım yapamıyor, bu nedenlerle borç yükü artıyor ve işsizlik katmerleşiyor. Doğaldır ki, böyle bir ortamda, elde edilen gelir borç ödemeye gidecek; ama, delik o kadar büyük ki, bu yama devede kulak kalacak ve bugüne kadar olduğu gibi, Türkiye'nin biriktirdiği bir kurum daha, bir değer daha elden çıkacak ve her şeyden önemlisi yabancılaşacak.

Değerli arkadaşlarım, bu gidiş iyi bir gidiş değil, bu yönetim ve bu yöntem iyi bir yöntem değil. Oysa, Türkiye, daha iyi gidişler ve daha iyi yönetimler gördü. Türkiye, cumhuriyetin ilanından 1950'li yıllara kadar iyi yönetildi. Ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuk alanlarında büyük reformlar yapıldı. Planlı ve programlı kalkınma hamlesiyle düzlüğe çıkıldı. Osmanlıdan kalan borçlar ödendi. İzmir-Aydın kasaba demiryolları millîleştirildi. Limanlar millîleştirildi. Fabrikalar kuruldu, sanayileşme hamlesi başladı. Tarımda makineleşme başladı. Yılda ortalama 200 kilometre demiryolu yapılarak, Türkiye'nin demiryolu uzunluğu, 1950 yılına kadar, 10 000 kilometreye çıkarıldı. Köy enstitüleri kuruldu. Bütün komşularımızla iyi ilişkiler tesis edildi, paktlar yapıldı, Türkiye İkinci Dünya Savaşına girmeyerek komşularıyla barış yaptı ve burada harcayacağı ekonomik ve insan kaynaklarını kalkınmaya yönlendirdi. Doğru şeyler yapıldı. Çokpartili siyasî sisteme geçildi ve seçimler yapıldı.

14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimlerde serbest iradeyle ve seçimlerle iktidar el değiştirildi. O zamana baktığımız zaman, şöyle bir ekonomik tablo var Türkiye'de:. Türk Halkı daha enflasyonu tanımamış, dolar 280 kuruş, içborcumuz yok, bütün dışborçların toplamı, millîleştirmeler ve Osmanlı borçları dahil olmak üzere 373 000 000 dolar civarında.

Değerli arkadaşlarım, o zaman, Türk Halkının başı dik, onurlu, sırtı pek, cumhuriyetin gelecekten endişesi olmayan yurttaşları gururlu. Maalesef, daha sonra bu tabloyu pek sık göremiyoruz ve göremeyeceğiz gibi geliyor.

1980 yılına geldiğimizde ise, dışborç stokumuz 16 227 000 000 dolar, 1 ABD doları 76 Türk Lirası ve 1976 yılında Türk Halkı artık enflasyonla tanışmış bulunmakta.

2002 Ekim sonu itibariyle ise, dışborç stoku 54 milyar dolar, içborç stoku 144 katrilyon Türk Lirası. Aradan geçen onyedi ay sonra, yani bugünlerde dışborç stoku 62 600 000 000 dolar, içborç stoku 204 katrilyon Türk Lirası olmuş; yani onyedi onsekiz aylık AKP iktidarı yönetiminde içborçlar 60 katrilyon Türk Lirası artarken, kamu dışborç stoku 7 800 000 000 dolar artmış, toplam borç stoku ise 218 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. Bu rakamlar, üstelik Mart 2004 rakamlarıdır. Bu sonuca göre AKP iktidarı onsekiz ayda cumhuriyet dönemindeki borcun yarısı kadar borçlanmış bulunmaktadır. Sekiz yılda borçlanılan miktar kadar, onsekiz ayda, bu yönetim, bu iktidar, bu hükümet borçlanmıştır ve cumhuriyet döneminin toplam içborcunun yarısı kadar Türkiye'nin içborç yükünü artırmıştır.

Değerli arkadaşlarım, 1983-2003 yıllarına bir göz atarsak, 129 milyar dolar dışborç, 190 katrilyon içborç; toplam 208 milyar dolar borçlanılmıştır. Bu dönem içinde, dışborçlara 83 milyar dolar, içborçlara 175 katrilyon Türk Lirası olmak üzere, toplam 199 milyar dolar faiz ödenmiştir. Sonuçta, Türkiye ekonomisi, 1983-2003 yılları arasında 258 milyar dolar borç, 199 milyar dolar faiz olarak toplam 457 milyar dolarlık malî yük altına girmiş bulunmaktadır.

Bir söyleme göre de, 42 milyar doları bankalarda olmak üzere, Türkiye'de, 100 milyar dolar yolsuzluk yapılmıştır. Yine, diğer bir söyleme göre ise, Türkiye'nin toplam gelirinin yüzde 25'i, yani 60 milyar dolarlık gelir dilimi de mafya tarafından kullanılmaktadır ve mafyaya gitmektedir.

Sonuç olarak, yirmi yıldan bu yana gerçekleşen kalkınma kâğıt üzerinde kalmıştır, günlük yaşama ve sokağa yansımamıştır. Bugün, hâlâ, Türkiye, dünyanın en borçlu 5 ülkesinden biridir. İşsizlik süratle artmaktadır, akşamları yatağa aç giren insanların sayısı artmaktadır. İnsanlarımız çöp bidonlarının başına üşüşmekte ve oradan doymaya çalışmaktadırlar. 15 000 000 Türk insanı açtır, 15 000 000 Türk insanı yokluk sınırı altında yaşamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 10 Haziran 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook