Genel Kurul konuşması
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 112. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Temmuz 2004 · 665 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Baratalı (CHP), 8 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 665 kelime.
Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 8 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2004-07-08-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediye Kanunu Tasarısının 86 ncı maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, maddenin bu yazılımıyla, bu kanun çıktıktan sonra biraz daha geriye gidilerek, 2001 yılından sonra emekli olan belediye başkanlarımızın durumları düzenlenmektedir. Hepimizin bildiği gibi, belediye başkanlığı çok meşakkatli bir iştir. Belediye başkanının mesaisi yoktur; belediye başkanının mesaisi, sabahleyin evinden çıkmasıyla beraber başlar, evinin önünde biriken hemşerileriyle görüşmesiyle beraber başlar, belediyeye gittikten sonra veya giderken yollarda başlar, belirli bir çalışma saati yoktur, belirli bir istirahatı yoktur; beldesinde meydana gelen bütün toplumsal olaylara müdahale eder, yardımcı olur en azından; tabiî afetlerde, sellerde, yangınlarda, belediye başkanlarımızın, hemşerilerinin en önünde bunları önlemek için çalışmakta olduklarını görürüz.
Belediyelerimiz belki bir iş ve işçi bulma kurumu değil, ama, belediyelerden beklenen hizmetlerin başında iş istekleri gelmektedir. Bugün, Türkiye'de 10 000 000 işsiz bulunmakta, Türkiye'de 15 000 000 insanımız, gece yemek yemeden aç olarak yatmakta, yine Türkiye'de 65 000 000 insanımızdan 15 000 000'u yoksulluk sınırı altında yaşamakta. Bunlar, tabiî, Adalet ve Kalkınma Partisinin birbuçuk yıla yakın yönetiminden kaynaklanan kusurlar, kötü yönetim sonuçları değil; daha önceleri de vardı. Ülkeyi yönetenler, maalesef, bugüne kadar, iyi yönetimin, iyi yönetişimin örneklerini pek gösteremediler; belki bu konuda çok fazla kusurlu olmasalar da, ülkemizin içinde bulunduğu durumlar nedeniyle, ülkemiz bu noktalara geldi.
Şimdi, her gün, belediyelerimizin önünde, iş isteyen, aş isteyen, ev isteyen, yardım isteyen insanlar var. Çok stresli bir meslek belediye başkanlığı; diğer devlet memurları gibi değil; zaten, bir devlet memuru değil; ancak, yaptıkları görev ve işledikleri suçlar nedeniyle diğer kanunlara tabi memurlar gibi; yani, belediye başkanının çok çalışması gerektiğini, çok stresli görevi olduğunu, yaşamının çok önemli bir bölümünü halkına, hemşerisine verdiğini çok iyi biliyorum; öyle ki, artık, belki ailesinden, genel çıkarlarından ve olması gereken, korunması gereken bazı menfaatlarından daha da çok fazla, beldesiyle ve insanlarıyla, hemşerileriyle baş başa bir kamu yöneticisi belediye başkanı. Bu kanun tasarısının düzenlenmesine bir itirazım yok; 2001 yılından sonrası için de belediye başkanlarımızın sosyal güvenlik kurumlarıyla olan ilişkileri düzenlendi; Emekli Sandığına tabi olarak artık bu kurumlarla ilişkilendiriliyorlar; ama, 2001 yılından önce emekli olan belediye başkanlarımızın veya emekli olamayanların durumları içler acısı. Değerli milletvekilleri, belki hepimiz bir gün bu durumlara düşebiliriz, başka insanlar da düşebilir.
Şimdi, ismini burada söylemek istiyorum; Gaziantep'in -şimdi büyükşehir; ama, 1980'den önce il belediyesi olan- bir eski belediye başkanı arkadaşımızın Sosyal Sigortalar Kurumundan aldığı emekli maaşı 405 000 000 Türk Lirası. Plan ve Bütçe Komisyonundan geçirdiğimiz bir düzenlemeyle, bundan sonra emekli olacak belediye başkanlarımızın, bir ilçe belediye başkanımızın -il değil, ilçe belediye başkanımızın- alacağı maaş 1 500 000 000 Türk Lirası olacaktır. Bağ-Kurdan emekli olan çok değerli belediye başkanlarımızın da durumları böyle.
Belki şu söylenilebilir; bu arkadaşlarımız, belediye başkanı oldukları zaman, gelen muhasebe elemanları, müdürleri veya şefleri, kendilerine "hangi kurumla ilişkilenmek istiyorsun" diye sordukları zaman, belki bilmeden, belki durumu fark etmeden, Emekli Sandığıyla değil ama, Sosyal Sigortalar Kurumuyla veya Bağ-Kurla ilişkilerini devam ettirdiler; ama, bugün düştükleri durumda aldıkları emekli maaşı, az önce söylediğim gibi, Gaziantep eski Belediye Başkanımızın, aldığı maaş kadardır. Bu, Muğla eski Belediye Başkanımız için de geçerlidir, İzmir'in bir ilçesinde on yıl belediye başkanlığı yapan Ahmet Sarışın için de geçerlidir. Bunlar, on yıl, onbeş yıl belediye başkanlığı yaptılar; ama, bugün aldıkları emekli maaşı, Gaziantep eski Belediye Başkanımızın aldığı maaş 405 000 000 Türk Lirasıdır, İzmir'in Konak İlçesinin eski Belediye Başkanı Ahmet Sarışın'ın aldığı maaş 385 000 000 Türk Lirasıdır.
Bunu çok doğru ve çok haklı bulmuyorum; biraz da haksız buluyorum. Bir atıfet muamelesi olarak değil; ama, bu fedakâr, özverili, görevlerini yaparken belde halkının sağlık, sıhhat ve selametini, düzenini koruyan, kentler oluşturan, modeller oluşturan, dürüst ve namuslu bu arkadaşlarımızın durumlarının düzeltilmesi gerekmektedir. Bunları bizler yapacağız; belki de bir gün, bizim durumumuzu, ileride, bu ülkenin başka milletvekilleri tarafından oluşturulan Yüce Parlamentosu yapacaktır.
Değerli milletvekilleri, bu konuda bir önerge verdik; 2001 yılından sonra emekli olanların durumları düzelebiliyor. 2001 yılından sonra görevden ayrılan, ama emekli olamayan değerli belediye başkanlarımızın durumları kurumla ilişkilendirilebiliyor; bunlar, primleri kendileri tarafından dışarıdan kuruma ödenmek koşuluyla, emeklilik yaşına geldiklerinde emekli olabiliyorlar. Oysa, şimdi, az önce ifade ettiğim gibi...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 8 Temmuz 2004