Urla barbaros çocuk köyünde yaşanan olaylarla ilgili
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 55. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Şubat 2005 · 996 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Baratalı (CHP), 8 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: URLA BARBAROS ÇOCUK KÖYÜNDE YAŞANAN OLAYLARLA İLGİLİ); konuşma 996 kelime.
Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Urla barbaros çocuk köyünde yaşanan olaylarla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2005-02-08-urla-barbaros-cocuk-koyunde-yasanan-olaylarla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BÜLENT BARATALI (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Urla Barbaros Çocuk Köyünde yaşananlarla ilgili görüşlerimi aktarmak üzere, şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Parlamentoyu tekrar selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Urla Barbaros Köyünde 15 gündür yaşanan ve hepimizin, daha çok, medyadan, yazılı ve görsel medyadan izlediğimiz konular konusunda, 5 arkadaşımla beraber -o yörenin eski milletvekili olma sıfatıyla da, değişik bir model olan Barbaros Çocuk Köyüne yakınlığımız sıfatıyla da- incelemeler yaptık. Bu incelemeleri Sayın Parlamentoya sunmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Barbaros Çocuk Köyü, Barbaros Köyünden ismini almıştır, İzmir'in Urla İlçesi Barbaros Köyünde kurulmuştur. Burası, Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı tarafından yapılmış ve tefriş edilmiştir ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bir protokolle devredilmiş olan bir köydür. Buradaki çocuklarımız, daha çok, annesi babası olan, yani, bir aileden gelen çocuklardır; ama, ailelerinin sorunlu olmaları nedeniyle bu köye bırakılmıştır.
Daha önce, bu köyün, Refahyol Hükümeti zamanında, misyonerlik faaliyetleri yapılacağı gerekçesiyle, açılmasına izin verilmemiştir; ancak, 5 Aralık 1997'de, DSP Hükümeti zamanında, Sayın Bakan Gemici tarafından açılmıştır ve bugüne kadar da devam etmektedir. Bunun statüsü gereği, önce 0-6 yaş grubu çocuklar buraya gelmektedir ve bu çocuklar, 12 yaşına geldiği zaman buradan ayrılarak gençlik evlerine, gençlik köylerine gideceklerdir.
9 adet ev vardır. Her evde bir bakıcı annenin, bir lise mezunu olması ve bekâr olması koşulu olan bir bakıcı annenin bakıcılığında, teyzelerden ve cins farkı gözetmeksizin ve yaş farkı gözetmeksizin 9 çocuktan oluşan bir köydür burası. Köyde 81 adet çocuk barınmaktadır ve bugüne kadar hiçbir sorun olmadan, Şirinler Köyü, Cennet Köyüyle bugüne kadar gelmiştir; ama, on gün önce, maalesef, Türk toplumuna çok kötü şekilde, hepimizi üzen şekilde, hepimizin vicdanını sızlatacak şekilde takdim edilmiştir.
Bizim yaptığımız araştırmalarda, köyde yoğun tecavüz olaylarına rastlanmamıştır; köyün içinde ve dışında para karşılığı herhangi bir olay yoktur, fuhuş yoktur ve yoğun tecavüz olayları da yoktur. Sadece, rızaya dayalı olarak, genç bir kızımız ile köyün dışından bir delikanlının ilişkisi vardır. Bunlar da evleneceklerini ifade etmişlerdir.
Tutuklanan kamu görevlilerinin suçu, adlî görevi ihmal suçudur. Bunun da çok az cezası vardır bildiğiniz gibi. Bunlar da raporlarını tutarak, idareye bu durumu bildirmişlerdir. Adlî görevi ihmal suçunun, iddianın altında da, 14 yaşında özürlü bir çocuğumuz ile 4 yaşındaki bir kız arasında geçen bir el sataşması olayıdır.
Burada, dikkatle üzerinde durmamız gereken, bu çocuklarımızın geleceğidir. Maalesef, medyada, sorumlu bir şekilde bu olay takdim edilmemiştir. Orada, yoğun cinsel ilişkiler olduğu, büyük tecavüzler olduğu, 81 çocuğun da tecavüze uğradığı konusunda sıkıntılar vardır. Sayın valiyle ve adlî kovuşturmayı sürdüren sayın savcıyla yaptığımız çalışmalarda aldığımız bilgilerde, bunların olmadığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Her insanın evinde olduğu gibi, ufak tefek sorunlar bu köyde de yaşanmaktadır.
Şimdi, bu modelin devamı veya devam etmemesi konusunda görüşler vardır. Bize göre, model, çağdaş bir modeldir, uygar bir modeldir, devam etmelidir; ama, protokolde olmasına karşın ve bir iki bakanı eskitmesine karşın, 12 yaşındaki çocukların, bugüne değin, oralardan alınıp, yani, ergenlik yaşına başlamasıyla beraber çocukların oradan alınıp çocuk köylerine gönderilmemesi, götürülmemesi büyük bir ihmal olarak görülmektedir. Bunun bir an önce...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT BARATALI (Devamla)Sayın Başkan, bitiriyorum efendim.
BAŞKANBuyurun Sayın Baratalı, devam edin.
BÜLENT BARATALI (Devamla)Teşekkür ederim.
Bir an önce gençlik köylerinin yapılması ve 12 yaşını dolduran çocuklarımızın buralara nakledilmesi gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, bunlar bizim çocuklarımız, içimizden gelen insanlar; yarın topluma karışacaklar, bunlar bizim yerlerimizi alacaklar. O nedenle, bu onbeş günlük olayda, maalesef, idaremiz, adliyemiz ve medya, tabiri caizse, sınıfta kalmıştır. Medya, olayı çok çarpıtarak yansıtmıştır. Böyle bir olay yoktur, medyanın ifade ettiği gibi.
İdare olarak da, orada çalışanların araştırılıp soruşturulmadan, birden görevden alınmaları ve çocuklarla ilişkiye girme iddiaları son derece yakışıksız ve sakıncalı olmuştur. Böyle hiçbir iddia yoktur. Çalışanlar, müdür baba başta olmak üzere, sadece adlî görevi ihmal suçuyla... Ki, onun da cezası dört aydır, kesin yargıya bağlanmamıştır.
Değerli milletvekilleri, diğeri, bu alınan kamu görevlileri yerine, daha önce Manisa'da tarikatlara bulaşma nedeniyle görevden alınan, idarenin şu ana kadar arkasından gittiği, idarenin bu nedenle Aksaray'a gönderdiği ve Danıştayın, bu arkadaşımızın tekrar Manisa'ya gelmemesi nedeniyle çaba sarf ettiği bir müdür vekili İzmir'de göreve başlamıştır. Bunu da çok sakıncalı bulmaktayız.
Yine, buralara, çeşitli konularda, aynen Manisa'da olduğu gibi, Urla'daki çocuk köyüne de, çeşitli şekillerde dinî yayınların girmesini sakıncalı bulmaktayız. Bunları bu müdür reddettiği için -daha çok- başına bunlar gelmiştir; ama, bir vakıa var; kendi aile ortamında, aynen diğer evlerdeki gibi, böyle, kedi, köpek, tavşan, güvercin yetiştiren, seralarda çalışan, bir anne şefkatiyle büyüyen bu çocuklarımızın içerisinde bulunduğu model, doğru bir modeldir; bu modelin devamı şarttır.
Diğeri, değerli arkadaşlar, biz, buralarda, çok güzel kanunlar çıkarıyoruz, Avrupa uyum yasalarını çıkarıyoruz. İnsanların anayasal hakları var, insanların hakları korunuyor; ama, üzülerek ifade edeyim ki, sosyal hizmet uzmanı olmadan, bu çocuklarımızın ifadesi, Urla'da, bir uzman jandarma tarafından alınmıştır. Buralarda çocuk hakları sözleşmelerine ve çocuk mahkemeleri yasalarına çok uygun davranışlar olmamıştır. Bunu da dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Diğeri -bitirmeye çalışıyorum- oradaki insanların, İzmir'de, Urla'da ve Barbaros Köyünde yaşayan hemşerilerin, yurttaşların, bu olayda hiçbir olumsuz katkısı yoktur; yani, medyada "çok yoğun cinsel ilişkilere hatırlı insanlar da girdi" filan iddiaları tamamen yanlıştır; görgüye, bilgiye, dosyaya ve soruşturmaya dayanmamaktadır. Bu konuda "yönetişim" dediğimiz yeniden yapılandırmanın içerisinde vakıfların önemi gittikçe korunmaktadır ve ortaya çıkmaktadır; bunun da devamında yarar bulunmaktadır.
Yalnız, her yıl 8 000 çocuk, kötü muamele, cinsel istismar, ensest gibi olaylarla, ailelerinden alınarak, devletin himayesine bırakılmaktadır. Zaten, bu 20 000 çocukla beraber her yıl üzerine eklenen 8 000 çocuk ve nasıl geçindikleri, nasıl barındıkları belli olmayan 100 000 çocuk, bugün, sokaklarımızda, kötü koşullarda yaşamaktadır. Bu bizim görevimizdir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, son olarak şunu ifade edeyim: Biz, burada, Sayın Adalet Bakanının isteği doğrultusunda, birden 8 000 civarındaki bir kadroyu nasıl Bakanlığa verdiysek, Sayın Güldal Akşit'e de -Plan ve Bütçe Komisyonunda bize getirmişti- istediği kadroları verdik; ama, şu gerçek karşısında da, yeniden, buralarda, yeni kadroları vermek durumundayız, özellikle, sosyal hizmetler uzmanı kadrolarını. İdeal şartlarda, bir sosyal hizmet uzmanının 20 çocuğu takip etmesi gerekirken, Türkiye'de, bir sosyal hizmet uzmanı, 80 ilâ 120 çocuğu takip etmektedir. İstanbul örneğinde ise, 2 095 çocuğa bakan hizmet uzmanının sayısı sadece 76'dır. Bu konulara da dikkatinizi çekiyorum.
Sayın Başkana, bu uzun konuşmam nedeniyle gösterdiği ilgiye teşekkür ediyorum, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 8 Şubat 2005