Milletvekili lojmanlarında mustafa güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesi amacıyla meclis araşt.açıl.ilişkin (10/ 185 )
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 55. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Şubat 2005 · 1.789 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Güldal Akşit (AK Parti), 8 Şubat 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETVEKİLİ LOJMANLARINDA MUSTAFA GÜNGÖR'ÜN ÖLDÜRÜLMESİNİN AYDINLATILMASI VE SORUMLULARIN BELİRLENMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞT.AÇIL.İLİŞKİN (10/ 185 )); konuşma 1.789 kelime.
Güldal Akşit (AK Parti, İstanbul). “Milletvekili lojmanlarında mustafa güngör'ün öldürülmesinin aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesi amacıyla meclis araşt.açıl.ilişkin (10/ 185 )”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/guldal-aksit-22-2005-02-08-milletvekili-lojmanlarinda-mustafa-gungor-un-oldurulmesinin-aydinlatil (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI GÜLDAL AKŞİT (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Sosyal Hizmetler, yapısı gereği, sürekli üzerinde tartışılan konuların başında geliyor. Bunun böyle olması doğaldır, normaldir, hatta gereklidir de. Dezavantajlı gruplar olarak tanımlanan korunmaya ve yardıma muhtaç çocuklar, özürlüler, yaşlılar, kadınlar, sosyal hizmetlerin en önemli faaliyet alanlarını oluşturmaktadır.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Osmanlının son dönemlerinde, şanlı Kurtuluş Savaşı mücadelesi sırasında ve sonrasında, cumhuriyet tarihi boyunca, günümüze değin önemli bir boşluğu doldurmuştur ve doldurmaktadır. Bugün, yaklaşık, 9 000 kadrolu personeliyle 81 ilde, 35 ilçede ve 577 kuruluşuyla 35 000'e yakın insana 24 saat esasıyla hizmet veren bir kurumdan bahsediyoruz. Bu kurumun tarihinde, her dönemde olan bazı olumsuz olaylarla karşılaşılmıştır. Bunu normal gördüğüm için söylemiyorum, bir gerçeğin tespiti olarak söylüyorum.
Şimdi, size, yıllar itibariyle kurumun karşılaştığı olumsuzlukların istatistiklerini ayrıntılandıracak değilim, bu ayrıntıya girecek değilim; ancak, yürütülen hizmetin büyüklüğünü ve manevî değerini bir çırpıda yok saymak, sürekli olumsuzlukları kaşımak, aklın ve mantığın değil, hırsın ve tahammülsüzlüğün sonucudur diye düşünüyorum; onun için, bazı hususlarda sizleri bilgilendirme gereğini hissediyorum.
Benim kanaatime göre, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundan sorumlu olan her bakan, bugüne kadar, kendi anlayışı çerçevesinde güzel çalışmalar yapma gayreti içinde olmuştur. Kurumda görev yapan genel müdürden en alt kademeye kadarki personel için de aynı şeyleri söylemek istiyorum.
Ben, Yüce Mecliste, sizlerin huzurunda şunu açık yüreklilikle belirtiyorum: Hiçbir zaman sosyal hizmet kuruluşları üzerinden siyaset yapmadım ve yapmayacağım. Yapmak isteyenlere de gücüm yettiği kadar karşı duracağım, durmaya devam edeceğim. Bunun böylece bilinmesini istiyorum.
Bu genel açıklamalardan sonra, İzmir İli Urla İlçesi Barbaros Çocuk Köyünde meydana gelen üzücü olay sonrasında çeşitli vesilelerle dile getirilen eleştiriler ve değerli İzmir Milletvekili arkadaşım Sayın Bülent Baratalı'nın konuşmasına cevap olması amacıyla birkaç konuya değinmeden geçemeyeceğim ve bunun için söz almış bulunuyorum. Amacım, tartışmayı uzatmak değil, tam tersine, sizleri bilgilendirmek ve olayı netleştirmektir.
Barbaros Çocuk Köyü... Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, bundan on yıl önce İzmir Urla'da Barbaros Köyünde, 2 katlı idarî bina, 9 ayrı ev, 1 anaokulu ve bazı eklentilerden oluşan bir siteyi, başka sivil toplum örgütlerinin de katkısıyla inşa etmiştir. Daha sonra, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun bağlı bulunduğu sayın bakanların da onayıyla protokol imzalanmış -o dönemin bakanıyla- ve 0 ilâ 18 yaş grubuna hizmet verecek bir çocuk sitesi oluşturulmuştur.
Burada dikkatinizi çekiyorum; protokolde aynen yer alan ifade, 0 ile 18 yaş grubu arası çocuğa hizmet etmek üzere bu protokolün imzalandığıdır.
Bu protokoller, sayın bakanlar değiştikçe yenilenmiştir ve hatta, bir sayın bakan bu protokolleri iptal etme girişiminde bulunmuş, mahkemeye gitmiş; fakat, bu talebi reddolunmuştur. Bu gelişme üzerine de, en son protokolün yapıldığı dönemin Devlet Bakanı Sayın Hasan Gemici ile Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı Başkanı -bizzat başkan arasında; yani, Bakanlık, burada onay makamı değil, direkt protokol tarafıdır- Sayın Doç. Dr. Benal İnceer -o dönemde doçentmiş- arasında 23.9.1997 tarihinde bir protokol imzalanmıştır. Halen geçerli olan bu protokol, on yıl süreli olarak yapılmıştır, on yıl süreli bir protokoldür.
Protokolün amaç maddesinde, "0 ile 18 yaş arası korunmaya muhtaç çocuklar ile 18 yaş sonrası -burada dikkatinizi çekiyorum- korunmaya muhtaç çocuklardan durumları uygun ve gerekli olanların himaye edilmeleri" ifadesi yer almaktadır. Protokolde, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun ve vakfın yükümlülükleri belirlenmiş, İzmir İl Sosyal Hizmetler Müdürünün Başkanlığında bir koordinasyon kurulu oluşturulmuştur. Bu kurulda, idareden 2, vakıftan da 2 kişinin bulunması öngörülmüştür. Ayrıca, anlaşmazlıkların çözümü için de ayrı bir hakem heyetinin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Barbaros Çocuk Köyünün, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü müfettişleri tarafından, 1998 yılında -bu protokolden sonra- ve ondan sonra aradaki yıllarda -periyodik, tüzüğe ve yönetmeliğe göre her yıl- yapılması gereken denetimleri yapılmamıştır ve ondan sonra 2003 yılında genel teftişe tabi tutulmuş bulunmaktadır.
Ayrıca, aradaki oluşan şikâyetler üzerine, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu müfettişi Cafer İleri tarafından düzenlenen 31.11.2003 tarihli inceleme raporunda, o dönemdeki şikâyetlerin, ihbarların doğru olmadığı belirtilmiştir ki, benzer şikâyetlerdir. Yine, benzer bir şikâyet daha sonra yapılmış ve yine, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Başmüfettişi Kâmil Adıgüzel tarafından düzenlenen 29.4.2004 tarihli inceleme raporunda da, bu iddiaların doğru olmadığı iddia edilmiştir.
Müfettişlerin görevlerini tam olarak yerine getirip getirmedikleri ayrı bir tartışma konusudur. Ancak, Bakanlığın ve Genel Müdürlüğün her türlü şikâyet ve ihbarı değerlendirdiği, müfettişleri görevlendirdiği hususunun dikkatlerden kaçmaması gerektiğini burada vurgulamak istiyorum. Müfettişlerle ilgili konu, görevlerini tam olarak yapıp yapmadıkları konusu ayrıca değerlendirilecektir.
Barbaros Çocuk Sitesinde son olarak, 4 ile 18 yaş arasında 34 kız ve 44 erkek çocuk olmak üzere, toplam 78 çocuk barınmaktadır. Olay tarihinde kuruluşta, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna ait 7 yönetici ve meslek elemanı, vakıf tarafından görevlendirilen 10 bakıcı anne ve hizmet alımı kapsamında 19 geçici eleman görev yapmaktadır. Burada parantez içinde belirtmem gereken bir husus, imzalanan protokol gereği köyde görev yapan bakıcı annelerin, çocuklardan sorumlu olan bakıcı annelerin görevlendirilmesinin vakıf tarafından yapıldığı, bunlar tarafından seçildiği tespitlidir.
Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından çocuk köyünde görevlendirilen yönetici ve uzman personelin tamamı, 2002 yılı ve daha öncesinde atanmış kişilerdir. Bakanlığım döneminde buraya atanmış hiçbir idareci bulunmamaktadır.
Kamuoyuna yansıyan ve yargının elkoyduğu olayla ilgili fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Yargı süreci sonunda yüce adalet en doğru kararı verecektir. Olaylar üzerine Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumunun 2 müfettişi ayrıca görevlendirilmiş olup, mahallinde çalışmalara devam etmektedir. Müfettişler, gördükleri lüzum üzerine, soruşturmanın selameti açısından İzmir Sosyal Hizmetler İl Müdürünü açığa almışlar, ilgili, ayrıca savcılığın talebiyle de tutuklanmış ve kefaletle serbest bırakılmıştır.
İzmir İl Sosyal Hizmetler Müdürü Nazmi Taşkın, 1985-1990 yılları arasında Manisa'da il müdürlüğü yapmış, 24.2.1998 tarihinden itibaren de yedi yıldır İzmir il müdürlüğü görevini yürütmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sosyal hizmetler, niteliği gereği yerel nitelikli hizmetlerdir, bu nitelikleriyle de mahallî katkılar bizim için çok önemlidir. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının katkılarını çok önemsiyoruz. Bazı olumsuzlukları sürekli gündemde tutarak sağladığımız katkıların azalmasını istemiyoruz. Biz bu alanda, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle, hayırsever kişi ve kuruluşlarla, sorunları daha kısa zamanda çözeceğimize inanıyoruz. Yaşanan olumsuzlukların hesabını tabiî ki soracağız; ancak, işbirliği yaptığımız binlerce kişiyi, yüzlerce dernek ve vakfı küstürmek istemiyoruz. Bu hassas dengeyi korumaya çalışırken de, başta siz değerli milletvekilleri olmak üzere herkesin sağduyulu yaklaşmasını bekliyoruz.
Yine, değerli milletvekili arkadaşım Sayın Baratalı'nın değindiği, Manisa İl Müdürü Zekeriya Ertaş hakkında da sizleri biraz bilgilendirmek istiyorum.
İzmir'de bu olayların yaşanması üzerine İzmir İl Müdürü müfettişler tarafından açığa alınınca, İzmir gibi büyük bir ilin müdürlüğünün boş tutulması beklenemezdi, geçici bir süre için de olsa bir görevlendirme gerekiyordu. Kaldı ki, İzmir Valiliğinin müdür ataması konusunda yazılı bir talebi de Bakanlığımıza ulaşmış bulunuyordu. Biz, konunun aciliyetini dikkate alarak, İzmir İline en yakın il olan Manisa'nın il müdürünü geçici olarak vekâleten İzmir İl Müdürlüğüne görevlendirdik. Çoğunuz bilirsiniz ki, İzmir-Manisa arasında her gün gidip gelen pek çok bürokrat, pek çok işadamı vardır. Bundan daha mantıklı bir çözüm yolu olduğunu da sanmıyorum. Bazı basın-yayın organlarında, bu il müdürümüzle ilgili, gerçeği yansıtmayan bilgiler yer aldı. Bunun doğrusunu da söylemek suretiyle, konuyu saptıranlara cevap vermek istiyorum.
Zekeriya Ertaş, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu mezunudur ve sosyal hizmet uzmanıdır, yani meslek elemanıdır; 14.7.1990 tarihinden beri Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde kuruluş müdür yardımcısı, kuruluş müdürü, sosyal çalışmacı olarak görev yapmıştır. Ayrıca, 1996-1998, 1998-2000 yılları arasında da Manisa İl Müdürü olarak görev yapmıştır; 28.1.2004 tarihinden itibaren de bu görevine üçüncü kez atanmış bulunmaktadır. Yine, il müdürü olmasına engel cezası ve soruşturması yoktur. Dönemin Valisi Sayın Muzaffer Ecemiş'in ilgili hakkında olumlu görüşler içeren yazısı da dosyasında mevcuttur. Kendisi hakkında bir soruşturma yapılmış; fakat, bu soruşturma sonucunda, soruşturma konusuyla ilgili bir cezayı gerektirir durumuna rastlanılmamıştır; takdirname belgesi veren aynı valinin talebi üzerine bir soruşturma geçirmiş, onun neticesinde de sadece bir uyarma cezası almıştır; ama, bilahara, aynı vali tarafından da takdir belgesiyle değerlendirilmiştir.
Bu bağlamda değinilen bir başka konu ise, kadrolaşma konusudur. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde, yaklaşık 9 000 kamu görevlisi hizmet vermektedir. Her dönemde olduğu gibi, bizim dönemimizde de gerekli durumlarda atamalar yapılmaktadır. Bu, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülmesinin gereğidir. SHÇEK Genel Müdürlüğü ve taşra birimlerindeki üst yöneticiler konusunda, kuşkusuz, Bakan olarak takdir yetkisini kullandığım durumlar olmuştur ve bu da çok normaldir. Hizmet gereği olarak yüzlerce atama yaptık; atamalarımızdan memnun olmayanlar, yasal yollardan haklarını zaten arıyorlar. Yargının uygun bulmadığı atamalar da, pek tabiî ki iptal ediliyor; biz de bu kararları saygıyla karşılıyor ve uyguluyoruz. Bizim partizanca davrandığımızı iddia etmek, haksızlık olarak diye düşünüyorum. Biz kendi atadığımız kişileri bile, hizmetlerini yeterli görmediğimiz durumlarda görevden alacak kadar dirayetle hareket ettiğimizi düşünüyorum.
Hangi makamlara hangi nitelikte kişilerin atanabileceği yasalarla belirlenmiştir. Kamuda en az oniki yıl hizmeti olan yüksek tahsilli birisini, atamaya engel bir cezası yoksa, genel müdür olarak atayabilirsiniz. Hepimiz biliyoruz ki, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünü, uzun yıllar, bu nitelikleri taşıyan, ancak, bir inşaat mühendisi olan arkadaşımız yürütmüştür. Hiç kimse, inşaat mühendisinden SHÇEK Genel Müdürü olur mu dememiştir, dememelidir de; çünkü, yasal olarak bir engeli söz konusu değildir. Yüksek tahsili tamamlaması ve yapılırken, üst görevlerde, fakülte bazında ayırım yapılmadığı doğrudur. İdarî görevlere atamada fakülte bazında bir sınırlama yapılmaz, yapılmamalıdır da; ancak, birkısım insanlar, sürekli, bir ilahiyatçı, imam-hatipli tasnifi yapmayı alışkanlık haline getirmişlerdir; bunu anlamak mümkün değildir. İlahiyat fakültesi mezunlarını, bunlar ilahiyatçı diye, hiçbir göreve layık görmeyenler ve kişi ilahiyat mezunu değil de başka bir fakülte mezunuysa, hemen onun lise dönemine dönerek ve imam-hatip lisesi mezunu mudur değil midir araştırmasına giriyor olmalarına, ben bir anlam verememekteyim. Allahaşkına, ilahiyat fakülteleri, imam-hatip liseleri, Türkiye Cumhuriyetinin yasal öğrenim kurumları değil midir?.. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bunları bitirenler ya da devam edenler, binlerce insan, bu ülkenin insanları değil midir ki bu ayırıma tabiî tutulmaktadır?.. Çünkü, biz atamalarımızda, kişilerin nereden mezun olduklarına değil, liyakat durumlarına bakıyoruz. Lütfen, şu takıntıdan vazgeçelim; bu tür konuşmalar ve yorumlar, bu insanlarımızı incitiyor ve kırıyor.
Bizi sürekli, kadrolaşmayla suçluyorsunuz; size, bazı rakamsal bilgiler vermem gerekiyor anlaşılan. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun 13 733 kadrosu var ve şu anda, bunun 4 772'si boş durumda. 2002 yılında 9 595 olan toplam personel sayısı, 2004 yılı sonu itibariyle, 8 961'e inmiş durumda. 1.1.2004 tarihinden bugüne kadar da, açıktan ve naklen 409 personel aldık. Bunlardan sadece 28'i, ilahiyat fakültesi mezunu kamu görevlilerinden oluşuyor. Aynı dönemde, çeşitli nedenlerle, 556 kişi kurumdan ayrıldı.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu merkez teşkilatındaki 66 idareciden sadece 1'i ilahiyat fakültesi mezunudur. Taşra teşkilatında görev yapan 713 idareciden 190'ı sosyal hizmet uzmanı, 187'si eğitim bilimleri mezunu, 188'i işletme ve iktisatçı, 59'u da ilahiyatçıdır.
İl müdürleri bazında baktığımızda, 81 il müdüründen 35'i eğitimci, 16'sı ilahiyatçı, 15'i işletme-iktisatçı, 14'ü sosyal çalışmacı, 1'i de sağlıkçıdır.
2004 yılı içerisinde, 542 personele çeşitli disiplin cezaları verilmiştir.
Gizlimiz saklımız yoktur, rakamları açıkça gözlerinizin önüne serdim. Özellikle birilerini atamak için çaba harcamadığımız gibi, birilerini atamamak için çaba harcamadığımızı da ifade etmek istiyorum. Mevzuata uygun olarak hizmetlerimizi yürütüyoruz.
Ben, daha fazla vaktinizi almak istemiyorum. Sırf muhalefet yapmak uğruna, dezavantajlı gruplara hizmet sunan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunu lütfen yıpratmayalım. Bakanlar, idareciler gelir geçer; ancak, bu kurumlar, yüz yıllarca, dimdik ayakta kalacaktır. Biz, gündüzümüzü gecemizi, bu alanlardaki hizmetleri nasıl daha iyi sunabiliriz diye çabalar içinde geçiriyoruz. İyi niyetli, samimî eleştiri ve önerilerinize her zaman açığız.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
18 konuşma daha · 8 Şubat 2005