Türkiye istatistik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s 1142)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 103. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Mayıs 2006 · 1.048 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Baratalı (CHP), 17 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE İSTATİSTİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S 1142)); konuşma 1.048 kelime.
Bülent Baratalı (CHP, İzmir). “Türkiye istatistik kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s 1142)”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 17 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-baratali-22-2006-05-17-turkiye-istatistik-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasaris (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 1142 sıra sayılı Türkiye İstatistik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 4 üncü maddesi hakkında Grubumun görüşlerini ileteceğim; Grubum ve kendi adıma sizleri saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, benden önce konuşan diğer konuşmacı arkadaşlarım gibi, bugün Danıştayımıza yapılan bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyorum. Bu saldırı sonunda vefat eden üyemize rahmet diliyorum, yaralı üyelerimize acil şifalar diliyorum. Yakınlarına da, aynı şekilde, hem taziyelerimi hem de başsağlığı dileklerimi ve acil şifalar dileklerimi iletiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danıştay önemli anayasal kurumlarımızdan biridir. Daha kurulduğu, şimdiki kuruma dayanak teşkil eden Şurayı Devlet adından itibaren, bugün, 1982 Anayasasında aldığı anayasal kurum sıfatıyla Türkiye'de önemli görevler yapmıştır. Temel haklar ve özgürlüklerin gelişmesinde, idarenin bu haklara olan yaklaşımındaki sakıncaların giderilmesinde önemli görevler yapmıştır; ama, uzun süredir anayasal kurumlarımıza önemli saldırılar yapılıyor. Bunlar, maalesef, artık, fiiliyata dökülmüştür. Çeşitli adreslerden, yerlerden yapılan bu nokta adres göstermeler ve bu adres göstermeler sonucu bu menfur olayda, üzülerek, bir hukukçu olarak, bir idareci olarak, ifade ediyorum ki, devlet görevini yapamamıştır; yani, sonuç olarak, devlet, yargısını burada koruyamamıştır. Bu nedenle, devletin bütün kurumlarının bu olaydan sonra tekrar teyakkuza geçmesini ve gereğinin bir an önce yapılmasını diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu yasa, uzun bir süreçten sonra tekrar önümüze geldi. Bu süreçlere bakarsak; önce, tasarı, Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi, Plan ve Bütçe Komisyonundan sonra, kabul edilerek Genel Kurula geldi, Genel Kuruldan sonra, derecattan geçti, Sayın Cumhurbaşkanından ve Anayasa Mahkemesinden geçerek tekrar önümüze geldi. Yani, hiç yapılmaması gereken bir zaman kaybı, kaybedilen büyük bir zaman var burada değerli arkadaşlar.
Sayın Cumhurbaşkanının ve Anayasa Mahkemesinin iade ve bozma gerekçelerine bakarsanız -sanıyorum elinizde vardır- Cumhuriyet Halk Partisinin, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı bütün ikazlar ve yaptığı bütün katkılar göz önünde bulundurulmamış ve durum bu noktaya gelmiştir, büyük bir zaman kaybedilmiştir. Bu zamanı biz dört yıldır kaybediyoruz burada değerli arkadaşlar.
Şimdi, çağdaş yönetimlerde, çoğunluğun her şeyi yapamayacağı kuralı vardır, çoğunluk her şey demek değildir. Bu düşünce 1950'li yıllarda kalmıştır. "Çoğunluk olarak her şeyi yaparım, ben yaptım oldu" düşüncesi çağdaş demokrasilerde yoktur. Çağdaş demokrasilerde kullanılan yöntem, anayasal üstünlük yöntemidir. O nedenle, siyasî iktidarın dört yıl sonra bile bu noktaya gelmesi konusunda, bir hukukçu olarak mutluluğumu belirtmek istiyorum. Bir hafta önce de, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığımız bir görüşmede, bu komisyonun, Sayın Cumhurbaşkanının iade gerekçelerine uymuş olmasından dolayı da, bir hukukçu olarak memnuniyetimi belirtmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye İstatistik Kanunu ve bunun 1 inci maddesi, bu kuruma verilen görevleri sayıyor; yani, kanunun konuş amacı ve 1 inci maddedeki amaçları aynen şöyle belirliyor: "3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen Türkiye İstatistik Kanununun amacı, resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve resmî istatistik programında istatistik sürecine dahil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere, Türkiye İstatistik Kurumunun kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin esasları düzenlemektir."
Çok önemli görevleri var. Enflasyonun hesaplanmasından, sosyokültürel değerlerin hesaplanmasından, Türkiye'nin gelişmesinin hesaplanmasından, eğitimdeki düzeyin hesaplanmasından ve buna benzer çok önemli konularda, önemli görevler yapıyor ve bu kurum, somut olarak ve tarafsız olarak, herkese düzenli veri vermekle ve güven vermekle sorumlu bir kurum; ama, gelin görün ki, bu kurumun bizi tatmin etmeyen bazı istatistikleri var. Bunların başında, Türkiye'deki işsizlik oranları bulunmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun son verilerine göre, ülkemizde işsizlik oranı yüzde 11,8 düzeyindedir. Oysa, bizim yaptığımız araştırmalara göre, Türkiye'de işbaşı yapmaya hazır olup, iş bulamadığı için çalışamayanlar ile mevsimlik çalışanlar dahil işsizlik oranı 20,3'tür değerli milletvekilleri. Arada neredeyse 2 misli fark var. Ayrıca, bu rakam içinde, yaşları 15 ile 24 arasında değişen genç işsizlerin oranı 31,4'tür.
Yine, Türkiye İstatistik Kurumunun 14 Şubat 2006 tarihli bülteninde, 2004 yılı bazında, 4 kişilik hanenin aylık açlık sınırı 182 YTL, aylık yoksulluk sınırı ise 429 YTL'dir. Şimdi, Türkiye İstatistik Kurumunun 2006 yılında tek bir işçinin asgarî geçimi için Asgarî Ücret Tespit Komisyonuna bildirdiği rakam ise 508 YTL'dir. Bugün ise, asgarî ücret, hepimizin bildiği gibi, 380 YTL'dir.
Değerli arkadaşlar, yalnız, bu konularda, İstatistik Kurumu ile bizim yaptığımız hesaplamalar arasında ne kadar büyük bir fark olduğu ortaya çıkacaktır. Bu, işsizlik oranının tespitinde böyle olduğu gibi, enflasyon oranlarının tespitinde de aynı seyri takip etmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumuna göre, 2006 yılının ilk üç aylık enflasyon oranı 1/25'tir; yani, yüzde 1,25'tir. Oysa, bu üç aylık dönemde, pazarda, piyasada, nohut yüzde 10,7; zeytinyağı yüzde 9,4; yumurta yüzde 9,1; dana eti yüzde 8,9; kurufasulye yüzde 6,7; kira yüzde 5; tüp ve doğalgaz yüzde 4,1; ekmek ise 4,1 oranında artmıştır. Yani, çarşı ve pazara baktığımızda -yani, gerçek zeminlere indiğimiz zaman- İstatistik Kurumunun enflasyon oranı ile çarşı ve pazardaki enflasyon oranının asla -sizin de, eğer, çarşıya ve pazara çıkanınız varsa, görmediğinizi- tutmadığını göreceğiz. Üstelik, bu rakamlara son yapılan değerlendirmeler de tabi değildir, onlar da alınmamıştır.
Ayrıca, Sayın Bakan, burada, olmak üzere, ilgili arkadaşlarımız var. Ben, bir konuyu kendilerine sormak istiyorum; bu, bizim için de çok önemli: Çeşitli istatistikler yapıyor bu kurum. Bir tanesi de, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelenlerle ilgili bir istatistikî açıklamanın sonuçlarıdır. Biz, bu sonuçları merak ediyoruz değerli milletvekilleri. Yani, İstatistik Kurumu da buna meraklanmış, bir araştırma yapmış; ama, bu araştırmalar bizim elimizde değil. İnsanlarımız neden Türkiye Büyük Millet Meclisine -her gün onbinlerce kişi- geliyor Türkiye'nin her tarafından? Önemli kanunlarda değişiklik yaptık, yerel yönetim kanunlarını değiştirdik, insanlar doğdukları, yaşadıkları yerde sorunlarına çare bulabilsinler diye. Buna, nasıl bir cevap verecekler, pek bilemiyorum değerli arkadaşlarım.
Ayrıca, Sayın Kart'ın konuşmasında belirttiği gibi, değerli arkadaşlar, siyasî iktidar bir beden eğitimi öğretmenini bu kurumun önemli bir yerine getirmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT BARATALI (Devamla)Sayın Başkan, bitiriyorum.
BAŞKANToparlayın lütfen.
BÜLENT BARATALI (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.
Şimdi, istatistik ile bu Kurumun başına getirilen beden eğitimi öğretmeninin alakasını, ilgisini bir araştırdım, kendimce bir sonuca vardım, bu sonucu sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdi, beden eğitimi öğretmenlerine, eskiden verilen isim jimnastik öğretmeni idi. Bakın, arkadaşlar, istatistik ile jimnastik bir konuda birbirine benziyor. Sadece, bu iki kelimenin son üç harfi birbiriyle örtüşüyor; yani, jimnastik ile istatistikin "tik" ile biten bu son üç harfi ancak böyle bağdaşabiliyor, başka bir bağdaşacak konum yok.
Ben, bu düşüncelerle, aradan uzun zaman geçmiş olmasına karşın, Türkiye'nin önemli akçalı kaynaklarının heba edilmesine karşın, Cumhuriyet Halk Partisinin görüşleri doğrultusunda, Sayın Cumhurbaşkanının görüşleri doğrultusunda ve Anayasa Mahkememizin görüşleri doğrultusunda, bu yasanın 2 maddesinin yasaya, Anayasaya uygun hale getirilmesinden dolayı memnuniyetimi ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 17 Mayıs 2006