İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 6. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Genel Kurul · Açıklamalar

Bülent Kaya

İstanbul Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 6. Birleşim · 5. yasama yılı · 14 Ekim 2026 · 904 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Bülent Kaya (Yeni Yol), 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 904 kelime.

Bülent Kaya (Yeni Yol, İstanbul). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-kaya-2026-10-14-aciklamalar (erişim: 14 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=148851

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

BÜLENT KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her ne kadar mesai saatleri olağan saatler olsa da maalesef iktidarın genelde şafak operasyonlarına git gide alışmaya başlayan bir durumla karşı karşıyayız. Bu gecenin şafak baskını da Halk TV'ye TMSF eliyle kayyum atanması olmuş oldu. Elbette, basın hürriyetinin tabutuna bir çivinin daha çakıldığına hep beraber şahitlik ediyoruz. Hiçbir şirket, hiçbir televizyon kuruluşu, hiçbir

siyasi parti, hiçbir kamu görevlisi, bakan, Cumhurbaşkanı, milletvekili, belediye başkanı elbette soruşturmalardan vareste değildir ama maalesef, ülkemizde adalet mekanizmasında her geçen gün soruşturmaların maddi gerçekliğe ulaşmak için bir başlangıç olmasından öte bir cezalandırma aracına, peşinen bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü üzülerek görüyoruz. Örneğin, aralarında Show TV ve Habertürk'ün de bulunduğu şirketler grubuna kayyum atandı. Ardından, bu şirketler grubunun 33 tane şirketi iade edildi ama hâlâ medya sektörlerindeki kayyum uygulamalarının devam ettiğini görüyoruz. Eğer bu şirket gerçekten suçlu ise niye 33 şirketlerindeki kayyum uygulamasına son verip yönetimlerini onlara iade ettiniz? Yok, suçlu değillerse hâlâ medya gruplarını niçin kayyum vasıtasıyla, TMSF eliyle sevk ve idare etmeye çalışıyorsunuz? Bu tezatı kamuoyuyla iktidarın paylaşması gerekir.

Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; "hırs" ve "ihtiras" kelimeleri Arapça'da "harese" kökünden gelen bir kelimedir ve "harese metaforu" olarak da adlandırılan bir sendrom, bir metafor vardır. Develer çölde gezerken dikenleri yerler ve bu dikenler ağızlarını kanatır, o tuzlu kan ile dikenin tadı birbirine karışınca hayvan, o deve o yediği dikenin lezzeti olarak zanneder ve o dikeni yedikçe damağındaki kan akmaya devam eder, yedikçe akmaya devam eder ve en son devenin kan kaybından ölmesi "harese metaforu" olarak açıklanır. Mutlak güç, tıpkı develerin çöldeki dikenleri yerken damaklarının kanaması gibi bir şeydir. İktidarlar bu mutlak gücü kullanırken o kadar keyif, o kadar lezzet alırlar ki yavaş yavaş kan kaybından öldüklerinin bile farkına varamazlar. Yine, iktidar nimetlerini yerken, kullanılırken o kadar ihtiraslı, o kadar muhteris, o kadar pervasız davranırlar ki tıpkı o dikenin damaklarını kanatması gibi ve daha sonra kan kaybından ölmesi gibi iktidarlar da bu iktidar nimetlerinin bir çürümeye, bir çöküşe yol açtığının farkında olmazlar. Kamusal imkânlar öylesine bir şeydir ki işte bu dikenlerin damağı kanatması ve o dikenle kanın birbirine karışmasının lezzetinden âdeta sarhoş olmuş develerin kan kaybından ölmesi gibi iktidarlar da kamusal nimetleri ve imkânları kullana kullana çürüdüklerinin maalesef farkında olmazlar. Yetki silgi gibidir, kullanıldıkça tükenir. İktidarların da kullandıkları güç tıpkı silgi gibidir, kullandıkça tükenir, kullandıkça tükenir ve bir gün hem devleti hem toplumu maalesef çökme tehlikesiyle karşı karşıya bırakırlar. Dolayısıyla, mutlak güç kullananlar, iktidarın nimetlerini elinde bulunduranlar ve yine kamusal imkânları dağıtanlar şunu net bir şekilde bilmeli ki bu imkânlar kendilerine ganimet olarak verilen şeyler değil, birer emanettir. Bunları kullanırken zaferi birlikte kazandıklarınıza dağıtacağınız payeler değil, 86 milyonun size emanet ettiği ve sizlerin onlar adına kullandığınız kaynaklar olduğunun farkında olmazsanız, işte, o deve misali her geçen gün iktidarlarınızın kan kaybından ölüme doğru gittiğini görürsünüz ve her iktidarın sonu olduğu gibi, maalesef, bu şekilde ihtiraslı davranan iktidarların sonu da farkında olmadıkları manevi bir ölümdür. O açıdan, iktidarların, idarecilerin bu metafordan kendileri için çıkarmaları gereken dersler var: "Biz gerçekten bu iktidar gücünü kullanırken hakka, hukuka riayet ederek mi kullanıyoruz yoksa eş, dost, yandaşa peşkeş mi çekiyoruz? 86 milyonun hakkı olduğunu bilerek mi bütçeyi, kamu imkânlarını kullanıyoruz yoksa el üstünde tuttuğumuz birkaç beyaz AK PARTİ'linin, beyaz bebenin, ak bebenin bu milletin malını tarumar etmesine gönlü elvermeyen milyonlarca AK PARTİ'li dâhil olmak üzere, bu milletin ahını aldığımızın farkında mıyız?"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul)Bunların üzerinde düşünülmesi gereken günlerden geçiyoruz çünkü bu yaşananların samimi AK PARTİ'li arkadaşlarımızın da vicdanına sığmadığını, onların da itiraz ettiğini hep beraber görüyoruz. Belki bu partinin kuruluşunda çok samimi emekleri olan, katkıları olan, partinin yirmi beş yıllık iktidarında herhangi bir ödül beklemeden, samimi bir şekilde çalışan insanların bile bugün yüreğinin yandığının hep beraber farkındayız. Dolayısıyla, hakkı söylemek, doğru olanı söylemek, yanlışı eleştirmek, bir erdem olduğu gibi bir insani vazifedir. Bütün bunlar yaşanırken ister iktidar içerisinde olsun ister dışarıda olsun, insanlar kendi duruşlarını net ortaya koyamadığı zaman karşılaşacakları son şudur: Soyguna, yolsuzluğa, vurgunlara, yasaklara sessiz kalanlar en az onları işleyenler kadar vebaldedir. Dolayısıyla, hepimize düşen bir vazife var: İktidarı ve muhalefetiyle şapkayı önümüze koyup düşünmemiz lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANLütfen tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul)Kamu malına kim el uzatıyorsa, hırsızlığı kim yapıyorsa, hangi iktidarın içerisindeyse, hangi belediyenin içerisindeyse, hangi partiye mensup olursa olsun lanetleyebilmeli, karşısında durabilmeliyiz. Bugün topyekûn bir çıkış yapmamız gereken günlerden geçiyoruz. Dediğim gibi, kamusal imkânların 86 milyon için kullanılması gerekirken bir avuç zengin için, bir avuç imtiyazlı kişiler için kullanılmaya başlanıldığını sadece biz söylemiyoruz, Adalet ve Kalkınma Partisine destek vermiş kişi, vakıf ve derneklerden de haklı isyanların olduğunu hep beraber söylüyoruz. Dolayısıyla, burada topyekûn "AK PARTİ şöyledir." "Hepiniz böylesiniz." gibi toptancı bir yaklaşımı da doğru bulmadığımı, orada da vicdan sahibi arkadaşlarımızın azımsanmayacak sayıda olduğunu çok iyi biliyorum ama gün hep beraber sesimizi yükseltme günüdür, gün hep beraber duruş ortaya koyma zamanıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul)Toparlıyorum.

BAŞKANSon kez uzatıyorum.

BÜLENT KAYA (İstanbul)Herhangi birimiz erdemli bir şekilde buna itiraz ettiği zaman, sert bir şekilde azarlandığı bir durumda geri adım atıp "Aslında ben öyle söylemek istememiştim." dedirtmemek için hep beraber bir dayanışma içerisinde olmamız gereken günlerdir. Dolayısıyla, ben buradaki herkes için ama özellikle iktidar nimetini, kamu kaynaklarını, devlet gücünü kullanan iktidar partisine sesleniyorum: İçinizdeki bir kısım develerin -tabirimi mazur görün, teşbihte bulunuyorum- o ihtirasla, o kendi damaklarını kanatan dikenleri yemesine seyirci kalmayın çünkü çürüyen sadece onlar değil onlarla beraber sizsiniz, biziz, 86 milyon millet hep beraber çürüyoruz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 14 Ekim 2026

Günün kaydı →
72 konuşmanın tamamı →