Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler
İstanbul Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 14. Birleşim · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 778 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Bülent Kaya (Yeni Yol), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 778 kelime.
Bülent Kaya (Yeni Yol, İstanbul). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-kaya-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 6 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149716
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BÜLENT KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mekke Anlaşması'yla ilgili önergemiz hakkında söz almış bulunuyorum.
İstişare, rıza üretmek, değer vermek bir yönetim anlayışıdır, bir erdemdir ve her iş ve işlemimizde bunu kesinlikle dikkat etmemiz, ülkenin ve milletin faydasına olan bir şeydir. Çoğunluğunuz var diye herhangi bir rıza üretme ihtiyacı hissetmeden bir şehri, bir ülkeyi yönetmeye çalışıyorsanız o bir güç değil, olsa olsa ego ve kibirdir. Çoğunluğunuz olmadığı için ise başkalarıyla müzakere etme ihtiyacı hissediyorsanız bu bir istişare değil, bir acziyettir. Dolayısıyla yönetim anlayışı olarak istişareye önem veren ve dinimizin de bir emri olarak istişareye önem veren toplumlar "çoğunluğumuz var" veya "yok" diye bakmazlar, insanlarla bir konuyu müzakere ederler, en azından onların rızalarını üretmeye çalışırlar. Burada 600 milletvekilimiz var, hepsini ikna edecek hâlimiz yok herhangi bir konuyla ilgili -biz ve iktidar veya muhalefetin herhangi biri- ama en azından rıza üretmeye gayret ederek olabildiğince o rıza doğrultusunda "evet" diyebilecek insanların sayısını artırabiliriz, insanların itirazını anlamaya çalışırız. Dolayısıyla bu bağlamda Mekke Anlaşması'yla ilgili bu Meclisi "siyah" ve "beyaz" diye iki kutba sıkıştırmamıza gerek yok. Burada destek veren bir kısım partiler ihtiyatlarını, endişelerini, kaygılarını ortaya koyarak bir şeyler söylüyorlar. Savunanlar da "O endişelere hiç gerek yok, bu anlaşma çok faydalı bir anlaşma." diyorlar. Dolayısıyla niçin bu ikisini cem edecek bir istişare kültürle bu kaygıları gidermeye dönük bir müzakere yürütmüyorsunuz da sanki Kur'an-ı Kerim'deki bir ayet burada oylanıyormuş gibi noktasına virgülüne dokunmadan hiçbir itirazı, hiçbir kaygıyı dikkate almadan, bunu buradan kanunlaştırmaya çalışıyorsunuz. Mekke Anlaşması; buradaki herkes "İslam ülkeleri arasındaki iş birliği olsun mu?" dediğiniz zaman, "Kesinlikle olsun, evet." der. "Bölge ülkeleri arasında bir iş birliği olsun mu?" desek herkes "Evet." der. "Peki, bölge ülkeleri arasındaki herhangi bir çatışmaya Türkiye taraf olsun mu?" desek herkes "Hayır." der. Bu, müştereklerimiz var. Bir de "Peki, Amerika ve İsrail Orta Doğu'daki ülkeler için ortak bir tehdit mi?" diye sorsak herkes "Evet." der. "Peki, Amerika ve İsrail bu Orta Doğu'da fitne fesat çıkarmak için Türkiye'yi diğer ülkelerle karşı karşıya getirmeye çalışır mı?" diye sorsak herkes istisnasız "Evet." der. Şimdi, bu "evet"leri ve "hayır"ları dikkate alarak Mekke Anlaşması eğer, şayet İslam ülkeleri arasındaki bir iş birliği anlaşmasıysa o zaman buna itiraz edenlerin kaygılarını ortadan kaldırmamız lazım. Bu 3 ülke arasında savunma anlaşması asla bölge ülkelerinden hiçbir tanesini tehdit olarak almıyor diyoruz. O zaman, gelin, bunu ortaya bir madde olarak koyalım. "Hayır, bizim iyi niyetimize güvenin." Değerli arkadaşlar, diplomaside, hukukta insanlara güven esas olmalı ama güvenden önce insanlar güvence arar. Güvenceler ne üzerinden olur? Yazılı metinler üzerinden olur. Siz bir iş adamıyla ilk kez ticaret yapıyorsunuzdur, mal satarsınız, karşılığında ücretinizin ödenip ödenmeyeceğinden endişe edersiniz. Ne yaparsınız? "Ya, tamam, sen dürüst bir tüccara benziyorsun, dolandırıcılık yapma niyetin varsa zaten seninle bir anlaşma yapmam ama bana bir ipotek ver, ben alacağımı sağlama alayım, sana mal vermeye devam edeyim, ola ki benim alacağımı ödemezsen ipoteği devreye sokarım ya da bana bir kefil getir, sen borcunu ödeyemezsen o kefil ödesin." Niçin? Çünkü güvence aradığınız zaman ancak insanlar birbirine daha ortak bir rıza üretebiliyor. Burada da muhalefetin yaptığı itirazlar var değerli Komisyon üyeleri, değerli AK PARTİ'li arkadaşlar; bu, itirazları "Ya, bize güvenin." diyerek bertaraf etmeye kalkmayın. Gelin, bunları olabildiğince metnin içerisinde işleyelim, hep beraber ülkemizin İslam ülkeleriyle iş birliğine dönük bu anlaşmayı bu Meclisten daha büyük bir çoğunlukla geçirelim. Ama yok! Size sorulmadığı gibi bize de "Sorulmasına gerek yok." diyorsunuz ve bu anlaşmanın noktasına virgülüne dokunmadan, teknokratlar arasında ya da dar bir siyasi kadro tarafından yapılan müzakerelerin sonundaki bu anlaşmayı noktasına virgülüne dokundurtmadan bu yüce Meclisten geçirmeye çalışıyorsunuz. Buna hakkınız yok; bu millete, bu ülkeye bu kötülüğü yapmayın. Bakın, 1 Mart tezkeresinde de itiraz edenler oldu, dikkate almadınız, "Bizden daha mı vatanseversiniz?" dediniz. Ondan sonra birçoğunuz, "evet" diyenleriniz bile daha sonra "Ya, iyi ki bu anlaşma onaylanmadı." dedi. Annan Planı'yla ilgili "evet" kampanyası yaptınız, "Güvenin bize, hiçbir şey olmaz." dediniz. Ne oldu Annan Planı'nın sonucunda?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun, devam edin.
BÜLENT KAYA (Devamla)Biz "evet" dedik, Kıbrıs Rum Kesimi "hayır" dedi. Ondan sonra "evet" diyen, kampanya yapanların önemli bir kısmı "Allah'tan Rumlar 'hayır' dedi de paçayı kurtardık." dedi.
Burada da emperyalistler, Amerikalılar, İsrailliler bu anlaşmayla bizim Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisini yok ederek, Hükûmete vereceğimiz yetkiyi yarın bir gün siyasi pozisyonları itibarıyla zor duruma düşürüp okyanus ötesinden hadsiz bir şekilde "Aptal olma." hakaretleriyle bizi belli şeylere mecbur bırakmak isteyebilirler. İşte o durumda "Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamentosu var, onlar izin vermeden ben bir şey yapamam." diyerek idarecilerimizin ellerini güçlendirme imkânımız varken uluslararası bir anlaşma var diye buradan tezkere dahi çıkarmadan asker göndermeyi Hükûmetin inisiyatifine bırakıyoruz. Bu millete bu kötülüğü yapmayın. Gelin rıza üretin, gelin istişare edin, hep beraber ülkemizin menfaatlerini savunalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
135 konuşma daha · 5 Kasım 2026