Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler
İstanbul Milletvekili ·
Yeni Yol
Genel Kurul, 14. Birleşim · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 750 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Bülent Kaya (Yeni Yol), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 750 kelime.
Bülent Kaya (Yeni Yol, İstanbul). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-kaya-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler-2 (erişim: 6 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149734
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BÜLENT KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk konuşmamda da ifade etmiştim, güven niyetlere göre değil metinlere verilir dolayısıyla biz, bugün neye "evet" diyoruz; Dışişleri Bakanımızın verdiği güvencelere "evet" demiyoruz, iktidarımızın verdiği güvencelere "evet" demiyoruz, komisyon üyelerimizin komisyonda "Merak etmeyin, bunlar olmaz." diyebileceği şifahi sözlere "evet" demiyoruz ya da sadece, onların sözlerine güvenmediğimiz için "hayır" demiyoruz. Elimizdeki 16 maddelik anlaşmanın metnine bakıyoruz ve bu metin bize bu anlaşmaya "evet" değil "hayır" dememizi gerektiriyor. Sebebi ne? Örneğin ilk sebebini söyleyeyim: Bu anlaşmanın en temel hükmü, taraflardan birinin saldırısı olduğunda ne olacağına dairdir. Buna dair iktidar cephesinden 4 farklı açıklama geldi. Dışişleri Bakanı 8 Ağustosta yardımın niteliğini çağrı yapan ülkelerin belirleyeceğini söyledi. Teklifin gerekçesinde ne diyor: Mekanizmanın kendiliğinden işlemeyeceğini, mutabakatla karar verileceğini söylüyor. Bakan Yardımcısı, Komisyonda önce talep, ardından 3 ülkenin ortak değerlendirmesi gerektiğini anlattı. Peki, metnin 2'nci maddesi ne diyor: "Derhâl yardım edilecektir." Peki, biz burada böyle hamasi sözlere mi inanacağız yoksa bu 2'nci maddedeki "Derhâl yardım edilecektir." beyanına mı inanacağız? Diyelim ki bu 4 değerli devlet büyüğümüzün sözleri arasındaki ihtilafı çözmeye kalktık, hangisinin sözüne itibar edeceğiz biliyor musunuz? Ne Türkiye'nin ne dediğine, ne Riyad'da ne Ankara'da ne İslamabad'daki gerekçeleri konuşmayacağız. Metinde bir husus var "Metinler arasında bir farklılık varsa İngilizce metin esas alınacaktır." diyor. Yani burada Komisyon Başkanımızın "Endişeye mahal yok." demesine yani Dışişleri Bakanımızın "Endişeye mahal yok." demesine bakılmayacak. İngilizce metnin esas alınacağı söyleniyor. Dolayısıyla biz bugün bu güvencelere değil, buna esasız. Ha şunu diyebilirsiniz: "Biz bizimkilere güveniyoruz." "İnsana yaslanma, ölür; ağaca yaslanma, kesilir ve çürür." derler. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız Güney Kore dönüşü ne dedi? "Hiç ummadığımız adamlar bu işin içerisindeymiş." Demek ki o güvendiğiniz genel başkan yardımcılarınız, atadığınız SPK, BDDK üyeleri, Sayın Cumhurbaşkanının bile ummadığı insanlar bu işlerin içerisindeymiş. Yarın bir gün sırf bizimkiler diye güvenerek yetki verdiğimiz kişilerin Amerika'yla, İsrail'le, onların çıkarları kendilerinin mecburiyeti sebebiyle hangi işlerin içerisine gireceğini nereden bilebiliriz? Onun için onların kendilerine değil, bu metinlerini bugün beraber değerlendirdiğimizi yine bir kez daha ortaya koymamız lazım.
Bir diğer husus, Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarını artırmak milletvekili olarak hepimizin sorumluluğudur. Maalesef bugün burada biz kanunları artık şeklen görüşür hâle geliyoruz. Bu konu Türkiye'nin on yılını ipotek altına alan çok önemli bir güvenlik mimarisini konuşuyoruz. Nerede konuşuyoruz? Dışişleri Komisyonunda, ana esas komisyon olarak. Dışişleri Komisyonu Başkanımız da haklı olarak muhalefetten gelen talep doğrultusunda diyor ki bu talepler son derece haklı talepler, tali komisyon olan Millî Savunma Komisyonunda da bu konunun görüşülmesi lazım. Biz de aynı kanaatteyiz. Kendilerine bir yazı yazdık ancak kendileri herhangi raporlarının ve değerlendirmelerinin olmayacağını söylediler diyor. Dışişleri Komisyonu Başkanımız bile kendisi aynı partide olmasına rağmen "Bu konuda Millî Savunma Komisyonu bir şey demeli." diyor, üst yazı gönderiyor. Komisyon Başkanı ne yapıyor? Hiç olmazsa Komisyonu topla, bir görüş beyan etmeyeceğinizi Komisyon üyeleriyle müzakere edin. Komisyon Başkanı olarak tek başına Komisyonun iradesinin yerine geçip "Bizim herhangi bir değerlendirmemiz yok." deme hakkını nereden buluyorsunuz? Partiler ihtisas komisyonlarına üye verirken Dışişlerine diplomatları, Millî Savunma Komisyonuna da askerî konularda tecrübeli olan milletvekillerini gönderir. Siz bütün komisyonları eşitlediniz, Dışişleri Komisyonunda askerî uzmanların da diplomasi uzmanlarının da konuşmasını istiyorsunuz; böyle bir şey Türkiye Büyük Millet Meclisini kanunların şeklen görüşüldüğü bir noktaya getirir.
Bir diğer nokta Anayasa’nın 92'nci maddesi. "Hayır" diyen arkadaşları ikna etmek için bu kürsüden Anayasa 92 ileri sürülerek ferahlamamız isteniyor. Peki Anayasa 92 neyi düzenliyor? Tezkere ve savaş ilanının istisnalarını düzenliyor. İstisnası ne, hangi hâllerde Türkiye Büyük Millet Meclisi tezkere düzenlenmese dahi Hükûmet doğrudan asker gönderebiliyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, tamamlayın
BÜLENT KAYA (Devamla)Anayasa 92 diyor ki: Milletlerarası hukukun meşru saydığı hâllerde savaş ilanına ve Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmaların veya milletlerarası nezaket kurallarının gerektirdiği hâller dışında... Anayasa 92 böyle diyor, burada "Yahu, merak etmeyin, tezkere geldiği zaman bu konuyu konuşuruz." diyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, biz burada Meclisi baypas ederek Anayasa 92 gereği tezkereye ihtiyaç hissetmeden Hükûmete asker gönderme yetkisi veriyoruz. Hangi Hükûmete? Fon kriziyle 175 milyar dolar ekonomik zarar görmüş, bir ukalanın da ekonomi üzerinden tehdit ettiği bir Hükûmete askerî zorunluluk için onay veriyoruz. Onun için diyoruz, o zaman gelin yazın "Anayasa 92 böyle dese dahi bu milletlerarası anlaşmada tezkere şarttır." deyin. Demiyorsunuz, bizi ikna etmek için de "92 var." diyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (Devamla)Endişelenebilirsiniz, 92 diyor ki: "Teskereye gerek olmadan asker gidecek." Dolayısıyla, bizim bu belirsizlikleri içeren anlaşmaya evet dememizin mümkün olmadığını, hayır diyeceğimizi, bu teklif üzerinde hiç düşünmeden, rahatlıkla evet diyeceğimizi ama biraz metni okursak, biraz yapılan eski icraatları görürsek bu metne hayır demek için çok önemli sebepler olduğunu ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, Yeni Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
135 konuşma daha · 5 Kasım 2026