Dünya çevre günü nedeniyle
Genel Kurul, 98. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Haziran 2004 · 487 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cahit Can (AK Parti), 8 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NEDENİYLE); konuşma 487 kelime.
Cahit Can (AK Parti, Sinop). “Dünya çevre günü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cahit-can-22-2004-06-08-dunya-cevre-gunu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CAHİT CAN (Sinop)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle gündemdışı söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, tüm halkımızı ve sizleri saygıyla selamlıyorum.
Dünyanın gündemini meşgul eden en önemli konulardan biri de çevre ve çevre sorunlarıdır. Hepimiz biliyoruz ki, çevre, canlı yaşamın temelidir, yaşadığımız ortamdır. Ülkemizin daha güzel ve yaşanabilir bir ülke durumuna gelmesi için yeşil ve güzel bir çevrenin, bugün bizim yaşadığımız, yarın çocuklarımıza bırakacağımız bir miras olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız ve bundan dolayı, hepimiz çevremize sahip çıkmalıyız. Aslında, insanlar doğaya değil, doğa insana sahiptir. Bütün canlılar doğal çevre içerisinde doğarlar, soluk alırlar, beslenirler, barınırlar, çoğalırlar ve sonra, yine o çevre içinde yok olurlar. İnsanların yeryüzünde yaşamaya başlamasından itibaren, insan ile doğa arasındaki hassas denge doğa aleyhine bozulmaya başlamıştır. İnsanlar, var oldukları günden bu yana çevreyi kendi emelleri doğrultusunda değiştirmeyi amaçlamış ve bunu da başarmışlardır. 20 nci Yüzyıldan sonra artan nüfus, ulaşım ve sanayiin gelişmesi ve insanlarımızın hırsıyla, çevre unutulmuş ve kirliliğe terk edilmiştir.
Çevreyi sadece temizlik anlayışıyla mütalaa etmemek gerekir. Çevre, çok boyutlu olarak değerlendirilmesi gereken bir konu başlığı, bir kaynak kullanımı, doğal değerlerin korunması ve aynı zamanda, ülkelerin çağdaşlık göstergesinin de simgesidir. Çevre sorunu dünyadaki yaşamın sürekliliğini olumsuz etkileyen ve tüm ülkeleri tehdit eden uluslararası nitelik kazanmasına rağmen, üzülerek ifade ediyorum ki, ülkemizde bu bilinç, maalesef, tam anlamıyla yerleşememiştir. Dünyanın pek çok ülkesi gibi Türkiye de, önemli çevre sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bilindiği gibi, doğanın tahribi sonunda yaşam alanları daralmaktadır. Bugünlerde, kamuoyunda, hormonlu sebze ve meyvelerden söz edilmektedir. Örneğin, alfatoksin içerdiğinden çarliston biberinin Almanya'da imha edilmesi, ihracatımız için önemli bir kayıptır. Bu durum, aynı şekilde diğer bir besin maddesi olan balda da mevcuttur; maalesef, halen de devam etmektedir. Bu konuda, çeşitli fikirler öne sürülmekte ve yanlış tarım ilaçlarının kullanılmasından söz edilmektedir. Buradan, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımızdan istirham ediyorum; 400 çeşidi aşkın tarım ilacının piyasaya sürüldüğünü herkes söylüyor ve bu tarım ilaçlarının yeniden gözden geçirilmesini ve denetlenmesini arzu ediyorum.
1970'li yıllardan sonra dikkat çeken nükleer santralların önemini de unutmamak gerekir. Örneğin, Çernobil faciası İskandinav ülkelerine ulaşmakla kalmamış; bilindiği gibi, Karadeniz Bölgemizi, âdeta, etkisi altına alarak birçok insanımızın kanserden ölmesine de sebep olmuştur.
Değerli milletvekilleri, çevreyle ilgili sorunların aşılmasında, devletimize düşen sorumluluklar kadar, bireylere de önemli sorumluluklar düşmektedir. Yerel yönetimler, toplumla iç içe yaşayan, topluma en hızlı ulaşan, en yetkin idarelerdir. Bu sebeple, yerel yönetimlerimizin de çevreye duyarlılığının gelişmesi ve çevreye sahip çıkmaları gerekmektedir. Ancak, belediyelerimiz, akarsularımızı ve denizlerimizi kirletir durumda olurlarsa, çevreye ihanet etmiş olurlar. Belediyelerimizin çok hassas davranmalarını arzu ediyorum. Yerel yönetimlerce çevreyle ilgili yapılacak her türlü etkinlik, verilecek her doğru mesaj, en kısa sürede bireylere ulaşacak ve çevre bilincinin oluşmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Denizlerle ilgili, ülkemiz, maalesef, bugüne kadar yeterli ve gerekli koruyucu önlemler alamadığı için, bugün, doğa kirlenmesi ve ekolojik dengenin bozulması devam etmektedir. Çevremiz hızla kirletilirse, gelecek kuşaklara yaşanacak dünya bırakmamız çok güç olacaktır.
Karadeniz, ülkemizin su ürünlerinin yüzde 70 ilâ yüzde 90'ını sağlamakta, balıkçılık endüstrisinde ve ekonomide önemli rol oynamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 8 Haziran 2004
