Irak'ta meydana gelen işkence olaylarıyla ilgili
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 88. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Mayıs 2004 · 867 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cavit Torun (AK Parti), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IRAK'TA MEYDANA GELEN İŞKENCE OLAYLARIYLA İLGİLİ); konuşma 867 kelime.
Cavit Torun (AK Parti, Diyarbakır). “Irak'ta meydana gelen işkence olaylarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cavit-torun-22-2004-05-12-irak-ta-meydana-gelen-iskence-olaylariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CAVİT TORUN (Diyarbakır)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak'ta işgal güçlerinden ABD ve İngiliz askerlerinin ortaya koydukları insanlıkdışı eylemlere karşı, görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
İşkence, yani, bir insanın diğer hemcinslerine karşı kötü muamelesi, insanlık tarihinin ilk gününden itibaren hep var olmuştur ve bundan sonra da varlığını sürdüreceği, ortaya konulan eylemler sebebiyle az çok tahmin ediliyor. İnsanlık, kendi özdeğerlerini binlerce yıldan beri çeşitli vesileler ve sebeplerle tahrip etmekte ve kendi hemcinslerine akla hayale gelmedik kötülükleri icra etmektedir.
Teknolojinin gelişmesi, kimyasal silahların ortaya çıkmasıyla, kimi insanlar ve devletler, sahibi oldukları bu canavarları, binlerce insanın ölümüne sebep olacak biçimde kullanmakta ve olayın doğal sonucu olarak, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar, hayatının baharında genç insanlar, yılların yorgunluğunu üzerlerinden atmak için uzlete çekilmiş yaşlılar, bir anda bu hayattan göçüp gitmektedirler. Tabiatın ve içerisinde bulunulan diğer tüm değerlerin tahribi, bir daha asla mümkün olmayacak biçimde imhası, olayın cabası olarak karşımıza çıkıyor.
Savaş ve çeşitli bahanelerle kullanılan bu acımasız canavarların insan nesli üzerindeki tahribatı kâfi değilmiş gibi, kimi insan tıynetli yaratıklar, işgal etmiş oldukları ülkelerde esir aldıkları kadın çocuk, yaşlı genç, asker sivil demeden herkese, akla hayale gelmedik kötülükler yapmaktadırlar.
Bu alanda ABD'yle birlikte hareket eden İngiliz askerî güçlerinin işgal etmiş oldukları dünya ülkeleri üzerinde işledikleri cinayet ve yaptıkları şenaatlerin, artık, bini bir para olmuş bulunmaktadır. Afganistan'da yaşanan işgal harekâtından sonra, özellikle ABD askerleri, Afgan askerlerine, kadınlarına, kızlarına büyük kötülükler yaptılar ve ele geçirmiş oldukları kişileri düşman belleyerek, onları işkencenin binbir türlüsüne maruz bıraktılar.
Bu cümleden olarak, ABD'nin, Guantanamo Üssündeki savaş esirlerine yaptığı işkence, tüm çıplaklığıyla basına yansıdı ve çırılçıplak soyulan savaş esirlerinin elleri arkadan kelepçeli halleri, tüm dünya insanlığını hayret ve dehşete düşürdü. Afganistan'ın işgalinin üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen, Guantanamo Üssündeki insanların zaman zaman basına yansıyan görüntüleri, insanım diyenlerin midesini bulandıracak cinstendir. Bu insanların büyük çoğunluğu, hâlâ, yargı önüne çıkarılmamış ve kendilerine savaş esiri muamelesi yapılmamıştır. ABD, bu insanları terörist olarak nitelendiriyor, kanunların öngördüğü haklardan yararlanmalarına imkân vermiyor.
Afgan işgalinden sonra, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesi içerisinde Irak'ı işgal eden ABD, Iraklılara, sizi Saddam'ın zulmünden kurtaracağız, Saddam'ın elinde bulunan ve insanlığın başına bela olan kimyasal silahları yok edeceğiz ve bu şekilde size demokrasi ve insan hakkı getireceğiz diye yola çıktı; getirilen insan hakkının ve demokrasinin ne olduğunu hepimiz gördük. Bugün, Irak'ta, hemen herkes namlunun ucundadır. Kadınların, kızların, anaların, bacıların, çocukların feryat ve figanları yeri göğü inletiyor. On günden beri, dünya basınıyla birlikte Türk medyasına da yansıyan görüntülere, bırakın dayanmak, bakmak bile mideleri bulandırıyor. Kadın-erkek ayırımı yapılmaksızın, insanların çırılçıplak soyularak balık istifi gibi üst üste yığılmaları ve bu esnada esirlerin birbirlerine tecavüz görüntülerinin yaratılması, üç dört esirin aynı anda birbirlerine tecavüz etmelerinin istenmesi, anadan üryan esirin başına çuval geçirilip üzerine işenmesi, "yanımda duran bu asker babamı öldürdü ve her gün ablama tecavüz ediyor" yazılı bir tabelanın, kendisine zafer işareti yaptırılan bir çocuğun eline verilerek resim çektirilmesi, gerçekten, kanımıza dokunuyor.
Ben, bu manzaraları görünce, Birinci Dünya Harbinde, Batılı müstevlilerin canım ülkemizi işgal ettikleri günleri hatırlıyorum ve Sevgili Irak Halkının, bize yapılanlara bakarak, bir kurtuluş mücadelesi başlatmasının gereğine inanıyorum.
Kahramanmaraş'ta, bir cuma günü, hamamdan çıkan genç bacılarımızdan birisinin başının örtüsü Fransız alçağı tarafından alınmıştı. Halk, Sütçü İmamın görev yaptığı camie cuma namazı kılmaya gitmişti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Torun.
CAVİT TORUN (Devamla)Her şey normalmiş gibi, hutbe okumak için minbere çıkan Sütçü İmam, ayağa kalkmış ve "Sevgili Maraşlılar, bugün, bir bacımızın haremi ismetinin en büyük örneği olan başının örtüsü Fransız müstevlileri tarafından alınmıştır. Bizler, işgal altındayız ve işgal altında bulunan kişilere cuma namazı farz değildir. Bugün, cuma namazı kılamayız" diyerek minberden inmiş ve bu aziz ve asil millet, kurtuluş mücadelesini başlatan bölgesel eylemlere imza atmıştı.
Tarih boyu, coğrafyamızı sürekli işgal eden bu müstevliler, her zaman, inanılması güç alçaklıklara sebebiyet verdiler. Şunu unutmayalım: Onların gözleri topraklarımızda ve zenginlik kaynaklarımızdadır. Emperyal emellerini gerçekleştirmek için, çeşitli bahanelerle bu topraklara saldıracaklar ve kendi insanlarının mutluluğu için her şeyimize el koyma gayreti içerisinde olacaklardır. Bizler, kurtuluş mücadelesi verdiğimizde, tüm ümmetin desteğini arkamızda bulduk. O olanları unutmayalım.
Maddî bir şey yapabilir miyiz bilmiyorum; ancak, dualarımızı esirgemememiz için bir neden görmüyorum; çünkü "uzaklar yakın olur dualar uzunsa. Yusuf çağırır kardeşlerini, hele toplanın bir. Vurun putlara, puttan duvarlara. Etraf yine çöl ve diğer teki ayakkabımın yok olsun diyerek, İbrahim çıkar ortaya."
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işgalci ABD ve İngiliz askerlerine yaptıkları bu eylemlerden ötürü en fazla kınama cezası verilebilecekmiş. İnsanların savaş esnasında bile yaptıklarından tümüyle sorumsuzlukları söz konusu değildir. Her ülke, kendi hukukuna, Cenevre Sözleşmesi uyarınca, savaş esirlerine karşı nasıl davranılacağı, kötü muamele yapılması halinde hangi cezayla cezalandırılacağına yönelik hükümler koymuş bulunmaktadır. ABD yasalarına göre, yukarıda örneklerini verdiğimiz eylemler için sadece kınama cezası verilebilecekmiş. Olaya bakın! İnsanım diyenlerin cinnet geçirmesine neden olacak eylemlerin cezası, sadece kınama. Bu ceza türü, onların olaylara bakışını çok güzel izah ediyor; "gidin, vurun, kırın, öldürün, ırza geçin; biz, size sadece kınama cezası verebiliriz" diyorlar.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu olayların basına yansımasından sonra, ben olayları kınayan, hatta kızgınlığımızı ifade eden bir metin hazırladım ve bu metni AK Partili ve Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımızın imzasına açtım, 200'e yakın arkadaşımız bu metni imzaladı; ancak, ben biraz acele ederek, diğer arkadaşlarımızın imzasına başvurmadım; çünkü, hissiyatımızı ifade eden metni bir an önce ABD ve İngiliz Büyükelçiliklerine göndermek istiyordum; gereğini yaptım
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
158 konuşma daha · 12 Mayıs 2004