İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)

Cemaleddin Uslu

Edirne Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 104. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Mayıs 2008 · 1.033 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Cemaleddin Uslu (MHP), 14 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI; TRABZON MV.CEVDET ERDÖL VE 2 MV. İLE ŞANLIURFA MV.RAMAZAN BAŞAK'IN ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:224)); konuşma 1.033 kelime.

Cemaleddin Uslu (MHP, Edirne). “İş kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı; trabzon mv.cevdet erdöl ve 2 mv. ile şanlıurfa mv.ramazan başak'ın çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifleri (s.s.:224)”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemaleddin-uslu-23-2008-05-14-is-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CEMALEDDİN USLU (Edirne)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 14 Mayıs Eczacılık Günü. Ben de sağlık sektörümüzün ve bütün eczacılarımızın Eczacılık Günü’nü kutluyorum.

Diğer taraftan, değerli milletvekilleri, bugün Dünya Çiftçiler Günü. Mensubiyeti olmam hasebiyle de bu hususta birkaç söz ifade etmek istiyorum.

Çiftçilerimiz ne yazık ki, bugünü buruk bir sevinçle kutlamaktadırlar çünkü çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz kazanmıyor, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin tarlası ipotekli.

Değerli milletvekilleri, tarımı ve çiftçiyi dışlayan politikalarla hiçbir ülke kalkınamamıştır. Ulusal çıkarlarımızı koruyan, tarımı destekleyen, tutarlı, yapısal ve bilimsel bir tarım politikası geliştirmeliyiz. Bu duygularla, bütün üreticilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, kamuoyunda “istihdam paketi” olarak yer alan ve nihayet Meclis gündemine gelen bu yasa tasarısı… Sayın Bakanım da az önce bu konuda bir sunuşta bulundular. Doğrusu, çalışma hayatını düzenleyen bu tür yasaların, Mecliste görüşülme sırasını bekleyen birçok yasaya göre öncelikle ele alınması ve bu konuda Sayın Bakanımızın da gayretlerini tebrik ediyorum gerçekten. Bu yasa her ne kadar bizim açımızdan birtakım eksiklikleri de bulunması söz konusu ise de, yine, çalışma hayatını düzenleyeceği, istihdama katkısı olabileceği düşüncesiyle, sözlerimin başında, bu çekincemle beraber, hayırlı olması dileklerimi ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, resmî rakamlarla işsizlik oranı yüzde 11,3; kentlerde ise bu oran yüzde 13’e kadar çıkıyor. Gerçekte ise yüzde 20’yi aşmış bulunmaktadır. İş gücüne katılma oranı giderek düşmüş, yüzde 45,7 seviyesine gerilemiştir. Tarımda gizli işsizliği de katarsak, tarımdaki işsizlik oranı daha da yüksektir. Yine, on beş-yirmi dört yaş arası genç nüfusumuza baktığımızda da yüzde 21 seviyelerine ulaştığını görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, öyle veya böyle, Hükûmet yetkilileri bu işsizlik oranını daha düşük rakamlarda ifade etmelerine rağmen, yüzde 10 seviyelerinde olduğunu kabul ediyoruz. Demek ki, yıllardır hızlı giden büyüme pek fazla işe yaramadı, istihdama bir katkıda bulunmadı. Tabii, bu yalnızca Türkiye’nin meselesi değil. Bugün bazı istisnalar dışında Batı ülkelerinde ortalama işsizlik oranı bu seviyelerde; maalesef, onun altına çok çekilemiyor. Sanayileşmiş ülkelerdeki toplam iş gücünün büyüklüğü dikkate alınırsa gerçekten önemli bir konu, önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkmakta. Çünkü, işsizlik iktisadi olmaktan ziyade toplumsal bir sorun. Ayrıca, gelir dağılımı adaletsizliğinin en kötü nedeni. Bunun doğal olarak siyasal etkileri de söz konusu.

Enflasyonla ilişkisini ifade etmemiz gerekiyor: Enflasyon ve işsizlik ekonomide en temel problemler. Her ikisi de ekonomi için arzulanmayan ve halledilmesi gereken iki büyük sorun. Enflasyon, istikrarlı büyümeyi zorlaştırıcı, kalkınmanın maliyetini arttırıcı ve gelir dağılımını bozucu etkisiyle pek istenmez. İşsizlik ise potansiyel bir üretimin yok olması ve ortadan kalkması anlamına gelir. Yani, işsizlik mutlak surette potansiyel üretimde kayba neden olurken enflasyon üretimde düşüşe yol açmaz. İkisi de, ciddi sorun olan işsizlik ile enflasyon arasındaki ilişki ne yazık ki ters bir ilişkidir. Yani, işsizlik artarsa enflasyon düşer, enflasyon düşerse işsizlik oranı büyür. Ekonomi politikasını yönlendirenler eğer işsizlik oranını azaltmak istiyorlarsa enflasyonda bir miktar yükselmeyi göze alacaklardır.

Değerli milletvekilleri, Batı ülkelerinin işsizlik konusunda bu kadar tedirgin olmasının ayrı bir nedeni var: İşsizliğin artışı gelecek kaygısına kapılan halkın tüketim harcamalarını kısmasına yol açıyor. Tüketim harcamalarının kısılması üretimi de azaltıyor dolayısıyla üretimin azalması da işsizliği arttırıyor, yani kısır bir döngü. Dolayısıyla, bu kısır döngüden çıkmak için tepeden uygulanan politikalarla yılların geçmesi gerekiyor bunun düzeltilmesi açısından.

Hangi işsizlik oranı makbuldür, idealdir? Yüzde 4 seviyelerinde olan işsizlik oranı kabul edilebilir bir işsizlik oranı. Bunun üzerindeki işsizlik oranı ülkede durgunluğa sebep oluyor. Dolayısıyla, bütün ülkelerin işsizliğin arkasındaki nedenleri iyi teşhis edip ona göre tedavi çareleri aramaları gerekiyor. Ancak son yıllardaki yüksek büyüme hızlarına rağmen işsizliğin bir türlü azalmadığı da görülüyor. Öyleyse başka nedenlere bakmak gerekiyor. Acaba emekten tasarruf sağlayan teknolojik yenilikler mi istihdamın artmasını engelliyor? Tarımdan göç eden geniş kitlelerin vasıflarıyla emek talep eden sektörlerin aradıkları vasıflar birbirini tutmadığı için mi işsizlik artıyor? Emek piyasasını düzenleyen yasaların katılığı istihdamın artmasını engelliyor olabilir mi? İstihdamın üzerindeki vergiler ve benzer yükler emek kullanımını sınırlıyor mu? Gerçek boyutlarını bilmediğimiz kayıt dışı istihdam resmî işsizlik rakamlarını ne yönde etkiliyor? Bütün bunlar bizim ülkemiz açısından hepsi geçerli olan sebepler.

Değerli milletvekilleri, hepinizin hatırlayacağı gibi, önceki Hükûmet, 2004 yılını işsizlikle mücadele yılı olarak ilan etmişti. Bunu açıklayan dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu. Çalışma Bakanına göre işsizlik Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri. Bakan, işsizliğin paylaşılması gereken bir risk olduğu görüşünde. Bu nedenle, işsizliğin oranını düşürmek için özel sektör ve devletin iş birliği yapması gerektiğini söylüyor. Peki, işsizlik çözüldü mü? Hayır, çözülmedi. Demek ki alınan kararlar, uygulanan politikalar buna çare olmadı.

İşsizlik sorununun çözümü için çok istikrarlı ve devamlı bir büyüme gerekiyor ancak yatırım yapılmadan sağlanan ekonomik büyüme, işsizlik sorununu çözmede yeterli olmuyor. Türkiye’nin son beş yıldaki büyümesi de bunu gösterdi. Bu nedenle, işsizlik sorununun çözümü için yeni yatırımlar şart ancak kamu yatırımlarına bakıyoruz, maalesef, bu son dönemde kamu yatırımlarında artmadan ziyade azalma söz konusu. Özel sektör yatırımlarında bir miktar artmadan bahsedilebilir.

1995’te 2.135 olan hiper, süper ve zincir market sayısının 2008’de 8.252’ye ulaştığını yani 4 kat arttığını görüyoruz ama bakkal esnafının 1998’de 155 bin olan sayısı 113 bine düşmekte.

Yine bu dönemde kapanan iş yerlerinin sayısı hepinizin malumu. SÜMERHALI, hatırlarsınız 2007 yılında özelleştirme kapsamına alınmıştı. Bugünlerde arkadaşlarımız, bizim Meclis grubundaki arkadaşlarımız, KİT Komisyonunda SÜMERHALI’nın tekrar özelleştirmeden çıkarılması yönünde talepleri var, bu konuda çalışmaları var. Ancak, bu konuda ne derece başarılı olacaklar, göreceğiz. SÜMERHALI’da, bugün, buraya iş yapan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 4 bin kişinin çalıştığını biliyoruz. Eğer bu, özelleştirme kapsamına girerse bu kadar kişinin işsiz olacağını, istihdamın bu şekilde olumsuz etkileneceğini söylemek gerekiyor.

Tarım: Tarımdan kaçış, son bir yılda 500 bin kişi, tarım nüfusu, kent bölgelerine, şehir bölgelerine göç ediyor. Bu yakın dönemde baktığımızda 2 milyon nüfusun tarımdan göç ettiğini görüyoruz. Peki, tarımdan göç etmek iyi bir şey mi? Tarımın göç vermesi iyi bir şey mi? Bizim ülkemiz açısından maalesef iyi bir şey değil. Eğer tarımdaki üretim mevcut nüfus azalmasına rağmen yerini koruyorsa veya tarımsal üretimde bir artış varsa iyiliğinden söz etmek mümkün. Ancak ülkemizdeki durumun bu şekilde olmadığını ifade etmemiz gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan az önce ifade etti. Bu tasarının getirdikleri, bu, özellikle iş hayatının, çalışma hayatının düzenlenmesi anlamında, olumlu açıdan baktığımızda gerçekten iyi bir netice vereceğini umuyorum.

Bir konuda eleştirimin dikkate alınmasını talep ediyorum. Bu SSK işveren hissesine isabet eden 5 puanlık prim tutarının hazine tarafından karşılanması öngörülüyor. Evet, bu, gerçekten belki iş hayatını kolaylaştırıcı bir tasarı gibi görünüyor. Ancak, istihdama ne şekilde katkı sağlayacak, bu konuda çok emin değilim. Zira, benim bölgemde de var, birçok yerde birçok milletvekilimiz bunu hissediyor olabilir; çalışma hayatına davet edilip…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

56 konuşma daha · 14 Mayıs 2008

56 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook