İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 33. BİRLEŞİM · SALI

Belediyelein sokak aydınlatma çalışmaları hk

Mehmet Hilmi Güler

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 33. Birleşim · 1. yasama yılı · 18 Şubat 2003 · 1.804 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti), 18 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELEİN SOKAK AYDINLATMA ÇALIŞMALARI HK); konuşma 1.804 kelime.

Mehmet Hilmi Güler (AK Parti, Ordu). “Belediyelein sokak aydınlatma çalışmaları hk”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-hilmi-guler-22-2003-02-18-belediyelein-sokak-aydinlatma-calismalari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve geçmiş bayramınızı tebrik ediyorum.

Şimdi, konuya ilişkin olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Malatya Millet-vekili Sayın Mevlüt Aslanoğlu'nun ileri sürdüğü, belediyelerden aydınlatmay-la ilgili istenen ödemeler konusuna bir açıklık getirmek istiyorum.

Daha evvelden TEDAŞ tarafından çıkarılan Ücretsiz ve Tarife Altı Uygulama Yönetmeliğine göre, bu aydınlatmalar, cadde, sokak ve ibadethanelere bedelsiz olarak yapılıyordu; ancak, 23 Mayıs 2002 tarihinde 24763 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, bu değiştirilmiştir ve netice olarak da, yukarıda belirtilen abone gruplarına ölçü sistemleri tesis edilmesi ve belediye sınırları içerisinde belediye, belediye sınırları dışında ilgili il özel idaresinin bütçesinden, ibadethanelerin yıllık giderleri için ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden karşılanması öngörülmüştür. Ancak, Hazine Müşteşarlığımız, 2002 yılına ait ölçülebilen elektrik bedellerini görev zararı olarak karşılamış, 2003 yılından itibaren ise, bunun, kuruluşların bütçesinden karşılanacağını belirtmiştir; ancak, konuyla ilgili karışıklıkları da göz önüne alarak -çünkü, bununla ilgili sayaç takılması ve bazı hazırlıkların yapılması zaman alacağı için- biz, Bakanlığımızca bir kararname hazırlanması önerisinde bulunduk ve bunu Bakanlar Kuruluna ilettik. Burada, bunların Hazinece karşılanmasını önerdik; çünkü, şu anda mevcut sistemin hazırlıksızlığı söz konusudur. Bu sayaçların takılması, ölçüm aletlerinin takılması belli bir zaman alacaktır. Ayrıca da belediyelerle Bakanlığımız arasında ve valilikler arasında bu konuda, bizden önce açılmış bulunan 29 tane dava vardır. Bunun zorluğunu ve uygulama güçlüğünü göz önüne alarak, biz, bunun için bir kararname hazırladık, şu anda imzada. Ayrıca da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, 2003 yılının 31 Aralığına kadar bunların alınmamasını ifade eden, sayaçların takılmasını tehir ettiğini ifade eden bir kararname yayımlamıştır. Bu karar gereğince, 1 Ocak 2004 tarihine kadar bunun takılması tehir edilmiştir. Bu, 11.8.2002 tarih ve 24483 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan EPDK Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin geçici 5 inci maddesi gereğince yayımlanmıştır. Dolayısıyla, burada bu yıl için böyle bir ödeme söz konusu değildir; bunu zaten bildiriyoruz. Ayrıca, herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için bununla ilgili bütün birimlere yazıyla da bunu ifade ettik. Aslında, bunu açıklamamıza gerek de yoktu; ama, vaki yanlış anlamaları gidermek için bunu yaptık. Dolayısıyla, bununla ilgili herhangi bir ödeme, hele böyle 600 trilyon filan gibi bir ödeme söz konusu değildir. Belediyelerin sıkıntılarını da bildiğimiz için, özellikle kolaylıklar getirmeye çalışırken, böyle bir yükü kesinlikle düşünmüyoruz. Bununla ilgili gerekli açıklamaları, zamanı geldiğinde çeşitli ortamlarda defalarca yaptık, böyle bir şey söz konusu değil.

Bununla ilgili olarak, biz, Bakanlığımız olarak, aslında, bu tehir etme olayını da bir çözüm olarak görmüyoruz. Biz, köklü çözümler arayan bir hükümetiz ve Bakanlığımız da bu konuya köklü çözümler getirmek durumundadır. Bununla ilgili olarak değişik çalışmalar içindeyiz. Bunların içinde, önce enerjiyi alırken, kazanmak anlamında girdileri ucuzlatmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili bütün anlaşmaları masaya yatırdık. Bilhassa, doğalgaz alımı konusunda yaptığımız çalışmalar belli bir noktaya gelmiş bulunuyor ve bununla ilgili gerek Turusgaz konusunda gerekse Mavi Akım ve doğrudan doğruya batıdan gelen doğalgaz -ki, biz, üç ayrı kalemle, üç ayrı fiyatla doğalgaz alıyoruz- bunları tek fiyata indirmeye çalışıyoruz; bununla ilgili ciddî çalışmalarımız var ve yaptığımız çalışmalarla da, farklı boyutlara ulaşan incelemelerin sonuna doğru yaklaşmak üzereyiz ve önümüzdeki hafta bir grup Rus yöneticiyle önemli bir toplantı yapacağız. Onun neticesi net bir şekilde ortaya çıktığında, sizlere bunu arz etmekten mutluluk duyacağım; olumlu bir gidişat var bu konuda.

Bu arada, kayıp-kaçak oranı konusunda ciddî çalışmalarımız var. Bu çalışmalarda, maalesef, bölgeler arasında farklı uygulamalarla, hatta, sektörler arasında farklı tablolarla karşılaşıyoruz ve genellikle, burada, güneydoğu ve doğu bölgelerinde oran yüksek gibi gözüküyor; ama, İstanbul'da da, Ankara'da da, maalesef, ödemeyen birimlerle karşı karşıyayız ve bunların sosyal yönü kadar, işin ekonomik ve adlî boyutu üzerinde de ciddî çalışmalarla buna çözüm bulmaya çalışıyoruz.

Bunlar, tabiî, yılların birikimi. Şu anda TEDAŞ'ın tahsil edilemeyen alacakları var; bunların üzerine gidiyoruz ve bunlarla ilgili köklü çalışmalar içindeyiz. Bunların sonucu ortaya çıktığında, zaten, sizlere bunları ifade edeceğiz, açıklayacağız, sunacağız.

Bu arada, enerji politikasında köklü çalışmalar yürütüyoruz. Daha önceki çalışmalarda, maalesef, çok net olmayan hatta politikası olmayan bir enerji sistemimizden bahsetmenin mümkün olduğu bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Çünkü, bizim kaynaklarımız büyük ölçüde yabancı kaynaklara bağlı ve 2020 yılında, eğer böyle giderse, yüzde 78-80 dışa bağımlı olacağız. Bizim çalışmamız ise, bizim, parti olarak, hükümet olarak ele aldığımız çalışmadaki ana unsur ise, millî kaynaklarımıza bağlı bir enerji politikasıdır. Bununla ilgili olarak da, zaten, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı diye anılan bakanlığımızda, biz, enerji politikamızı tabiî kaynaklar üzerine bina edeceğiz. Bununla ilgili çalışmalarda da ana unsur, su ve kömürle birlikte, aramalarına ağırlık vereceğimiz doğalgaz ve petrol üzerine olacaktır. Biz, şu anda, bilhassa su konusunda, yerli kaynaklarımızın yüzde 35'ini kullanıyoruz, yüzde 65'ini kullanmıyoruz. Yaptığımız hesaplamalara göre, kullanmadığımız, denize dökülen suyun enerji değeri yılda 3,5-4 milyar dolardır. Bunun dışında, erozyonla ve sulamayla kaybettiğimiz ekonomik değeri burada zikretmiyorum; sadece, denize döktüğümüz suyun enerji değeri 3,5-4 milyar dolardır.

Burada, doğalgaza bağlı bir politika, maalesef, uygulanmış. Bu noktada da elektrik üretimine baktığımız zaman, tüketim değeri açısından, yüzde 43 doğalgaz, yüzde 26 hidrolik, yüzde 22'de kömür üzerine kurulan bir sistemimizin olduğunu, geriye kalanın ise, fuel-oil üzerine, motorin üzerine dayanan bir enerji politikasının olduğunu görüyoruz. Bu, yanlış bir politikadır ve biz, bunu düzeltmek durumundayız. Bizim örnek olarak aldığımız veya girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğinde ise, bu, ortalama olarak, beş büyük sütun üzerine oturmaktadır. Bunlardan biri kömürdür yüzde 25; 3 tane yüzde 20 var, hidrolik, nükleer ve doğalgaz; bir de, yüzde 15 civarında olan, rüzgâr, jeotermal enerji ve güneş enerjisi üzerine kurulmaktadır. Biz, en azından, enerji politikamızı böyle beş sütun üzerine oturtmayı ve böylece, ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmayı düşünüyoruz; çünkü, geleceğimiz, yerli kaynaklarımız ve millî kaynaklarımız üzerinde oturmalıdır. Bununla ilgili olarak da, dışa bağımlılığımızı mutlaka azaltmak durumundayız.

Yine, hükümetimizin diğer hükümetlerden farkı, bununla ilgili araştırmaya ve geliştirmeye verdiği önemdir. Bu konuda araştırma ve geliştirmeyle ilgili olarak, yine, tabiî kaynaklara bağlı olarak, bilhassa bor üzerinde ciddî çalışmalarımız var, borun enerjide kullanılmasıyla ilgili olarak, bor araştırma enstitüsü kanunu tasarısını bu ay içerisinde Bakanlar Kuruluna ve Meclise iletmiş olacağız; bunun son aşamasına geldik. Borun, hidrojen enerjisi üreten tarzda araştırılmasına birinci önceliği vereceğiz; borun aynı zamanda uç ürünlerine de ağırlık veren bir politikayla, hem enerjiye hem de uç ürünlerine ağırlık veren bir politikayı burada uygulayacağız.

Onun dışında, toryumla ilgili çalışmamız belli bir noktaya gelmiştir. Dünya bilinen toryum rezervinin yüzde 53'üne sahip olan ülkemiz, toryumu nükleer enerji üretmekte kullanmak üzere araştırma ve geliştirmeye dayalı bir yol izlemektedir. Bu araştırma ve geliştirmenin sonucunda, biz, gene, millî kaynaklarımıza, ulusal kaynaklarımıza bağlı bir nükleer enerji uygulamasına inşallah geçeceğiz. Bunun da şerefi, gene bu Parlamentoya, bu hükümete ait olacaktır.

Kayıp-kaçak oranıyla ilgili olarak da çok ciddî bir çalışma başlatıyoruz. Bu çalışmanın sosyal ayağı da olacaktır; çünkü, burada, ödeyemeyen insanların niye ödeyemediğini de incelememiz lazım, bununla ilgili ayrı bir çalışma içindeyiz. Onun dışında, işin adlî boyutunu, idarî boyutunu ele alan kısmıyla ilgili olarak da özel birimler kurduk; burada da yoğun bir uygulamayla kayıp-kaçağın önüne geçeceğimize inanıyoruz ve bu noktada da çok kararlıyız. Çünkü, bu işin içinde haksız rekabet var, bu işin içinde kul hakkı var, bu işin içinde, aynı zamanda, etik değerlerin zorlanması var. Bununla ilgili ciddî çalışmaları sürdürüyoruz; çünkü, bilhassa üretim konusunda kaçak elektrik kullanarak haksız rekabette bulunan kişilerin de bu haksız kazançlarının önüne geçmek durumundayız. Aynı zamanda, bu, bütçemize de vergi açısından büyük bir yük getirmektedir, bunun önüne mutlaka -ciddî bir şekilde- geçeceğiz. Bununla ilgili zamana bağlı bir program oluşturduk, yakında bunları bölge bölge uygulayacağız.

Bu arada, sayın milletvekilimizin biraz önce bahsettiği illerin bölgelerarası gruplara ayrılmasıyla ilgili olarak da birkaç cümleyle bilgi arz etmek istiyorum. Daha evvelden 33 bölgeye ayrılmış bir program vardı ve bu özelleştirme uygulaması, Danıştaya yapılan müracaatla ve bazı yanlış ve eksik uygulamalarla, maalesef, akamete uğramıştır. Bu noktada, uzunca bir süredir, altı yılı bulan bir programla da bakımsız kalan hatlar üzerinde bilhassa kayıp oranı yükselmiştir. Biz, bunun önüne bir an evvel geçmek istiyorduk. Eğer, Danıştay böyle bir kararı almamış olsaydı, bizim, Bakanlık olarak görüşümüz, doğrudan doğruya, bir an evvel bunları sahiplerine, taliplilerine vermekti; ancak, şimdi, bu kararı beklemek durumundayız ve bununla ilgili uygulamaya geçeceğiz.

Ancak, daha önceki uygulamanın başarısızlığından da ders alarak, biz, ülkeyi 13 bölgeye ayırdık. Biz derken, Hazine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak bir çalışma yaptık. Burada, 13 ayrı bölge halinde illeri ele aldık ve bu uygulamayı, biz, özelleştirmenin ilk adımı olarak görüyoruz. Bu özelleştirmeyle ilgili çalışmada da, bir süre, geçiş dönemini uygulayacağız; çünkü, gerçekten, bölgeler arasında fark var ve belki, bazı illerin zorlanacağını düşünerek, bir geçiş dönemini düşünüyoruz. Bu geçiş döneminde, belki bazı bölgelere Hazinece özel katkılarda bulunulacak ve ondan sonra özelleştirme yapılacak.

Bu arada da, tabiî, bazı illerin sıkıntıları var; mesela, Kahramanmaraş'ın, Adıyaman'ın, Trabzon'un, Giresun'un, Gümüşhane'nin bize vaki müracaatları oldu. Onlar, daha fazla kayıp kaçak olan illerle bir arada bulunmak istemediklerini ilettiler. Şimdi, tabiî, biz, bütün illerin memnuniyetini hedef aldık; ancak, bazı kombinezonlar mümkün olmuyor işletmecilik açısından ve aynı zamanda uygulamanın kolaylığı açısından, verimi açısından. Bununla ilgili, yine de, onları mutazarrır etmeyecek şekilde, onları rahatsız etmeyecek şekilde bir düzenleme düşünüyoruz. O bakımdan, 3 Martla başlayan yeni bir döneme gireceğiz. Bu bir süreçtir. Bu süreç, 3 Martta şalterin inip kalkması gibi bir anda değişecek bir değişim değildir, bir süreçtir. Bu süreç, önemli bir süreçtir ve ülkenin belki de enerji konusunda önemli bir transformasyona gireceği bir süreçtir; bu, sadece elektrikte değil, doğalgaz da, petrolde de olacaktır.

Petrolde, maalesef, büyük kaçakçılıkla karşı karşıyayız. Bunlar için yeni bir çalışma başlatıyoruz.

Doğalgazda bazı düzensizlikler var. Bu yaptığımız çalışmaların bir kısmı kamuoyunun gözü önünde oluyor, bir kısmını da gizli olarak yürütüyoruz; bunlar zaten sonuçlanınca açıklayacağız. Şu anda, gerek bürokratları gerekse bazı muhatapları daha fazla gereksiz rahatsız etmemek niyetinde olduğumuz için ve işin ciddiyeti açısından, bunu, şu anda, netleşene kadar belli bir tarzda yürütmeye çalışıyoruz. Bu arada, elektrikle olan da aynı şekilde ve bunlar, maalesef, birbirleriyle de bağlantılı. Bu bağlantı içinde şunu görüyoruz: Elektrik üretiminde yüzde 43 oranında doğalgaz kullanıyoruz; 17 milyar metreküp doğalgazın 12 milyar metreküpünü, biz, elektrik üretmekte kullanıyoruz. Dolayısıyla, pahalı aldığımız bir girdiyle, pahalı elektrik üretiyoruz. Bunun yüzde 22'sini de yolda kaybediyoruz. Dolayısıyla, böyle bir uygulamayla karşı karşıyayız. Bunları düzeltmek, tabiî ki, bizim görevimiz ve bunu düzelteceğiz, bu noktada çok kararlıyız ve bunun için de, biraz önce saydığım tedbirleri alarak gidiyoruz. Bölgesel uygulamalarla özelleştirmeye ağırlık vereceğiz. Kayıp kaçak oranında daha etkin bir uygulama başlatacağız. Girdileri ucuz alacak, alırken kazanan bir hükümet durumundayız, bunu yapacağız ve bu arada da, diğer enerji girdilerinden olan petrol konusunda, yine, önemli çalışmaların başlangıcında buluyoruz.

Bu arada, yine, bizim, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı olarak, biraz önce bahsettiğim diğer farkımız da, araştırma ve geliştirmeye verdiğimiz önem; onu da size arz etmiş oldum. Böylece, derli toplu bir çalışmayı sunmak istiyoruz.

Bu arada, tabiî, yerel yönetimlerle ilgili kanuna verdiğimiz önem ve bu konudaki ciddî çalışmalarla da, belediyelerimizi daha etkin bir hale getireceğiz ve belediyeler üzerindeki yükü bu şekilde kaldıracağız.

Yalnız, diğer bir fark olarak burada bir noktayı daha vurgulayayım: Biz, enerjide, enerjiyi kim kullanıyorsa, parasını onun ödemesinden yanayız. Bununla ilgili düzenlemeyle de, gerek belediyeler olsun gerek sokak aydınlatmalarıyla ilgili çalışmalar olsun gerek il özel idareleriyle olan çalışmalar olsun, bunlarla ilgili köklü çözümleri de bir bir ortaya koyacağız. Dolayısıyla, Malatya Milletvekili Sayın Mevlüt Aslanoğlu'nun biraz önce bahsettiği 600 trilyonluk bir yük, şu anda söz konusu değildir. Bunu, bu arada düzeltmiş oldum.

Hepinize saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 18 Şubat 2003

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook