İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 77. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Mayıs 2003 · 735 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 735 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Kepenek'in Avrupa Günü dolayısıyla burada ifade etmeye çalıştığı görüşlerin çok önemli bir kısmına katıldığımı, burada ifade etmek istiyorum. Türkiye, temel tercihini yapmıştır; Avrupa Birliği içerisinde yer almayı bir devlet politikası haline de getirmiştir. Esasen, bu, Türkiye'nin uzunca bir zamandan beri arzuladığı ve bu uğurda da pek çok çaba sarf ettiği bir konudur. Türkiye, Avrupa'yla beraber olma noktasında, son onsekiz aya girmiş bulunmaktadır. Kopenhag'da yapılan zirveden sonra, 2004 Aralığına kadar, Türkiye, yapması gerekenleri yapmış olması halinde, müzakere sürecini de başlatmış olacaktır.
Hiç şüphesiz, bir yönüyle, Ankara Antlaşmasının üzerinden kırk yıl; ama, 1950'li yılların sonundaki müracaatın üzerinden de aşağı yukarı kırkdört yıl geçmiş oluyor. Bu kırkdört yıl ya da kırk yılda -neresinden hesap edersek edelim- bu noktada, zaman zaman duraksamalar olmuştur, zaman zaman Avrupa Birliği hedefine varma noktasında gayret eksiklikleri olmuştur; ama, bunların hepsinin bedelini de, Türkiye, çoğu zaman büyük kayıplarla ödemiştir.
AK Parti İktidarı olarak, seçim beyannamemizde ve hükümet programımızda da ifade ettiğimiz gibi, biz, Avrupa Birliğiyle beraber olmak istiyoruz. Bu noktada, bu Meclisin büyük gayretleriyle de, birçok yasayı birlikte geçirdik. Yaptığımız çok şey var; ama, yapacağımız da daha çok şey vardır. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde, altıncı paket olarak kamuoyunun algıladığı yeni bir yasal düzenlemeyi huzurlarınıza getirmiş olacağız. Bunların da yetmediğini biliyoruz.
Bu sene, 2003 yılının ekim ayına geldiğimizde yeni bir ilerleme raporu yayımlanacak. 2004 yılının birinci çeyreğinde, ikinci çeyreğinde, muhtemeldir ki, çıkarılmış olan bu yasaların uygulamaya ne ölçüde yansıdığını gözlemlemiş olacaklar. Ondan sonra da, ümit ediyoruz ki, müzakere süreci başlamış olacaktır. Dolayısıyla, Türkiye olarak hassas bir döneme girdiğimizi, daha çok çaba sarf etmemiz gerektiğini biliyoruz. Meclisin bu neviden yasalara öncelik vermesi gerektiğini burada ifade etmek istiyorum. Ümit ediyorum ki, önceki tasarılarda olduğu gibi, bu konuda da, iktidarıyla muhalefetiyle milletimize yaraşır bir çabanın, bir gayretin içerisinde olacağız. 2004 yılının aralık ayına gelindiğinde de, Türkiye, müzakere sürecini başlatmış olacaktır.
Esasen, bu yıl içerisinde -daha evvel, Adalet Bakanlığı bütçesi görüşülürken de ifade etmeye çalıştım- 2003 yılı içerisinde, Avrupa Birliğiyle uyumu sağlamak bakımından, hukukî altyapımızı sağlamlaştırmak, temel hak ve özgürlüklerimizi teminat altına almak ve özgürlük alanlarının genişletilebilmesi bakımından yapmamız gereken çok iş var. Bunların hepsinin hazırlıkları, hükümetimizde, bakanlığımızda ve bakanlıklarda devam etmektedir.
Ayrıca, bu noktada, yapmayı düşündüğümüz bir husus daha var. Bunu, burada, değerli milletvekillerimizle paylaşmak istiyorum.
Bizler, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planını idrak etmişiz; yani, şu an, Türkiye'de, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulanıyor. Planlamada çalışmış olan, sonra Meclisimizde görev yapan çok değerli üyeler var, arkadaşlarımız var bugün burada. Kalkınma planlarını bile, bu Meclis, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerekse Genel Kurulda en az bir ay, birbuçuk ay tartışır. Neticede, bunlar, beş yıllık kalkınma planlarıdır. Halbuki "Avrupa Birliği" dediğimiz şey, neticede, bu ülkenin en az elli yıllık, yüz yıllık geleceğini planlayan ve ona yönelen çok kapsamlı bir proje olmasına rağmen, maalesef, 57 nci hükümetin bir hatası olarak, Avrupa Birliğiyle ilgili Ulusal Program, burada ancak oniki dakika görüşülebilmiştir; onun için de, bizim, Avrupa Birliği konusunu yeteri kadar tartıştığımız kanaatinde değilim.
Bir istatistiğe göre, vatandaşlarımızın yüzde 65'i, yüzde 70'i "Avrupa Birliğine taraftarız" diyor; ama, herkes, kendi bulunduğu noktadan bakarak bu işe "evet" ya da "hayır" diyor. Halbuki, Avrupa Birliğinin getirisi olduğu kadar, bir kısım fedakârlıklarda da bulunmamız gerekiyor; bazı kavramları yeni baştan gözden geçirmemiz gerekiyor, bazı ölçütlerimizde, kabullerimizde esnemelerde bulunmamız gerekiyor; yani, bu işin getirisi olduğu kadar, adım atmamız gereken noktalar da var. "Biz her şeyi isteriz, hiçbir şey yapmayız" dediğimiz takdirde, Avrupa Birliği meselesinde mesafe almamız mümkün değil; zaman zaman toplumdaki tereddütler, zaman zaman devlet organları arasındaki belirsizlikler ve tereddütler, Avrupa Birliği yolunda daha süratli mesafe almamızı zorlaştırmaktadır.
Onun için, yeni dönemde -ki, bu Meclis yüzde 90'ı itibariyle yenilendiğine göre- Avrupa Birliği meselesini daha ileri bir noktaya götürebilmek ve çalışmaları süratlendirebilmek bakımından, bu konunun, bütün boyutlarıyla burada bir genel görüşme formatında ele alınmasında sayısız faydaların olduğunu düşünüyoruz. Onun için de hükümet olarak, bu konuyu, Genel Kurulun gündemine getireceğiz. Bu Avrupa Birliği meselesini, kamuoyu önünde bütün boyutlarıyla tartışalım ki, zaman zaman her yasa tasarısı ya da taslağı gündeme geldiğinde bir ikileme girmeyelim; acaba, memleket bölünüyor mu; acaba, memleket bir şey mi veriyor; acaba, memleketin bir tarafında bir başka sıkıntı mı meydana gelecek tarzında, kafamızdaki "acaba"ların önemli bir kısmını ortadan kaldırabilirsek, 2004 Aralığına geldiğimizde, Türkiye için fevkalade hayatî önemi olan Avrupa Birliği meselesini sağlam bir zemine oturtmuş oluruz diye düşünüyoruz.
Ümit ediyorum, önümüzdeki günlerde, bu konuyu Mecliste enine boyuna tartıştığımız takdirde, bu yasal çalışmaları daha süratle yapma imkânına da kavuşmuş oluruz.
Bu düşüncelerle, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
63 konuşma daha · 8 Mayıs 2003