İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Ali Kemal Deveciler

Balıkesir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 77. Birleşim · 1. yasama yılı · 8 Mayıs 2003 · 1.099 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Kemal Deveciler (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 1.099 kelime.

Ali Kemal Deveciler (CHP, Balıkesir). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-kemal-deveciler-22-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 73 sıra sayılı İş Kanunu Tasarısının 44 üncü maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sevgili milletvekilleri, sözlerime başlamadan evvel, bazı şeyleri söylemeden geçmek istemiyorum.

Bildiğim kadarıyla, Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri arasında bazı sendikacı arkadaşlarımız da bulunmakta. Acaba, neden bu kürsüye çıkıp, söz alıp da, işçilerin ve emekçilerin haklarını savunmuyorlar?! Bundan evvelki kanun tasarı ve tekliflerinin Meclisimizdeki görüşmeleri sırasında bu arkadaşlarımız çok aktiftiler; ama, ne yazık ki, İş Kanunu Tasarısı görüşmelerinde kayboldular gittiler! Onlar, AKP listelerinden milletvekili seçildiler; çünkü, kendileri, sendikaları ve emekçi kesimi temsil ediyorlardı. Ben tahmin ediyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partisi, onları, kara gözleri kara kaşları için listeye koyup da milletvekili seçilmelerini sağlamadı; onlar, Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi tarafından, Parlamentoda, Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcisi olarak işçi temsilcileri de bulunsun, emekçilere de bir mesaj verilsin, onların da temsilcisi olsun, o kesimden de oy alınsın düşüncesiyle listelere konuldu ve Parlamentoya taşındı; ama, ne yazık ki, dün işçilerin yanında olanlar, işçilerin, emekçilerin haklarının alınmasını savunanlar ve o sendikaları basamak yaparak Parlamentoya gelenler, bugün, bu kürsüye gelerek, işçilerin haklarını savunma cesaretini gösteremiyorlar. Çok yazık!.. Ama, Cumhuriyet Halk Partisinin sendikacıları, sendika temsilcileri, işçi temsilcileri, emekçi temsilcileri, işçilerin ve emekçilerin haklarının alınması için son güçleriyle buradalar ve yasa çıkarılırken, işçinin hakları doğrultusunda çıkarılabilmesi için, sonuna kadar çaba sarf ediyorlar. Aradaki farkı emekçi kardeşlerimizin göreceğini tahmin ediyorum.

İş Güvencesi Yasası olarak daha önceki siyasî iktidar döneminde Meclisten geçirilen ve 15 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe gireceği belirlenen, AKP Hükümetince çıkarılan yasayla 30 Haziran 2003'e ertelenen ve Cumhurbaşkanınca geri gönderilen yasa karşılığında, işverenlerin istekleri doğrultusunda, 1475 sayılı İş Yasası tamamen değiştirilmiş, çalışma barışı, hak ve hukuk yok sayılmıştır. Kısacası, tüm inisiyatif bilim kuruluna devredilerek, çalışma yaşamıyla ilgili tüm yasalar tetiklenmiş ve delik deşik edilmiştir. İşverenlerin, İş Güvencesi Yasasına karşı çıkıyormuşçasına itiraz şovları yapmaları, bir bardak suda fırtına koparmaya çalışmalarının asıl nedeni, iş güvencesi adıyla bir şeyler veriliyormuş gibi gösterip, aslında İş Kanununda değişiklik yapılmasını sağlayarak, çalışma yaşamında kölelik düzenini kurmak, başta kıdem tazminatı olmak üzere, kazanılmış hakları gasp etmektir.

12 Eylül sonrasında, fiilî olarak uygulamaya soktukları ve halen devam ettikleri insanlıkdışı eylemlerini yasalaştırmayı amaçlamaktadırlar. Şöyle ki, yeni İş Yasasıyla beraber, çalışma yaşamına getirilmek istenen düzen, tam anlamıyla kargaşa ve düzensizlik getirmektedir. Başta esnek çalışma olmak kaydıyla, ödünç işçilik, iş sözleşmesinin devri, telafi çalışması, çağrı üzerine çalışma, özel istihdam büroları, kısmî süreli iş sözleşmesi gibi getirilmek istenilen değişikliklerdir. Bu değişikliklerin arkasına saklanan asıl amaç şimdiden kendini göstermiş, işverenlerin haince planları yavaş yavaş toplu iş sözleşmelerine yansımaya başlamıştır. Şu an kamuda sürmekte olan 2003 yılı toplu iş sözleşmelerinde kayda değer hiçbir gelişme olmadığı gibi, işyeri özeline ilişkin zorunlu ihtiyaçtan hareketle yapılmış olan değişiklikler yeni İş Yasasını bahane ederek ertelenmektedir.

Bu yaklaşım tarzından anlaşılacağı üzere, işverenler 11 Eylül ve Irak Krizini bahane ederek, bu krizlerin fırsatçılık yanını kullanarak, geçmiş yıllardan günümüze kadar işçilerin ağır bedeller ödeyerek elde etmiş oldukları kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadırlar. Bu tutum ve davranış, yarım asırda gerçekleştirilen İş Güvencesi Yasasına karşılık planlanmış, işçi sınıfını tüm değerleriyle teslim almaya çalışan anlayıştır.

Bu plan, vahşi ABD emperyalizminin tek merkezde oluşturmaya çalıştığı yeni dünya düzeninin, geri kalmış ülkeleri köleleştirme, kendine bağımlı kılma, gerekiyorsa tankıyla topuyla -Irak'ta olduğu gibi- gerekmiyorsa bu tür yasalarla, işgal etme anlayışının devamıdır.

İşçi sendikaları ve bağlı oldukları konfederasyonlar, işverenlerin, işçi sınıfına yönelik başlatmış oldukları bu teslim alma saldırıları karşısında, tüm ayrışmaları ve sürtüşmeleri bir tarafa atarak, bir araya gelmek ve bu saldırıyı geri püskürtmek durumundadırlar.

IMF ve Dünya Bankasından almış oldukları talimatlarla ülkeyi yönetmeye çalışanlara, "çalışma yaşamını yeniden düzenliyoruz" diyerek emekçilerin kazanılmış haklarına el uzatma cesaretini kendisinde bulanlara, savaş senaryolarının abartılı ve gerçekdışı faturalarını fırsatçı bir anlayışla halkımıza ödettirmek isteyenlere karşı durabilmek, toplu iş sözleşmelerinde süregelen aymazca tavırlar nedeniyle gelinen anlaşmazlıkları aşabilmek için, tüm işçilerin dünden daha çok örgütlü, kararlı ve uzun soluklu bir mücadeleye hazır olması gerekmektedir.

Görüşmekte olduğumuz bu İş Kanunu değişikliğiyle ilgili yasa tasarısı, çağdaş iş hukuku ilkeleri, uluslararası çalışma standartları, emek mücadelesiyle kazanılmış haklar yok sayılarak düzenlenmiştir. Yapılmak istenen değişiklikler çalışanların ihtiyaçlarını, istemlerini, beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Bugüne kadar süreklilik kazanan krizlerin bedelini ödemek zorunda bırakılan emekçiler, bir kez daha bedel ödemek zorunda bırakılmak istenmektedir.

Bu yasa tasarısıyla öngörülen çalışma ilişkileri sistemi, emeğin metalaşmasını, emeğin alınır satılır, devredilir bir mal haline dönüşmesini öngörmektedir. Emeğin korunmasıyla ilgili çağdaş hukuk ilkesi terk edilerek, işyeri, işletme ve işveren çıkarlarının emek hakları üzerinden sağlandığı esnek bir sistem oluşturulmak istenmektedir.

Ülkemizde çalışanların yüzde 60'ı kayıtdışı çalıştırılmaktadır. Kayıt içinde çalışanların yüzde 50'si de asgarî ücretle, çalışma sürelerine, fazla çalışma sürelerine, tatil haklarına, işçi sağlığı, iş güvenliği önlemlerine; yani, İş Kanununun emredici hükümlerine tabi olmaksızın çalıştırılmaktadır. Bütün bunlar göz önüne alındığında, ülkemiz çalışanlarının büyük bir kesimi, çalışma ilişkilerinde büyük bir esnekliğin, keyfîliğin hüküm sürdüğü ortamda kuralsız olarak çalıştırılmaktadır. Bu gerçekler ortadayken, Türkiye'de daha fazla esneklik talebi haklı değildir. Esneklik içeren bazı maddelerin kimlerin gereksinimini karşıladığı açıktır. Bu gereksinimler, emekçilerin gereksinimleri değildir.

Ekonomimizin gelişmişlik düzeyi, sosyal korumanın gerekliliği, çalışanların sürekli özveriye zorlanması ve giderek ağırlaşan ülke koşulları, bu tasarının yasalaşması halinde ortaya toplumsal maliyeti yüksek bir tablo çıkaracaktır. Oysa, bugün iş yasalarındaki değişikliklerle, çalışma ve örgütlenme hakkının korunması, emeğin durumunun iyileştirilmesi, çalışma koşullarının insancıllaştırılması, insanca yaşamaya yeterli bir ücret düzeni sağlanması gereklidir.

Emekçilerin çalışma koşullarının, insan onuruna yaraşır bir biçimde belirlenmesine olanak sağlayacak kolektif haklarını kullanımlarının önündeki engellerin kaldırıldığı bir çalışma ilişkileri sistemi, bu ülkenin tüm emekçilerin özlemi ve isteğidir.

Hazırlanan tasarı, tamamen, esnek çalışma modellerinin iş mevzuatlarına yansıtıldığı bir çalışmadır. Bu tasarı, kazanılmış hakları tamamen tahrip edici niteliktedir. Tasarının yasalaşması halinde, işverenin yönetim hakkı sınırsız bir hale gelecektir. Bu hal, hem sendika üyeliklerinin zayıflamasına yol açacak hem de yeni yeni çalışma bilinçlerinin ortaya çıkmasından dolayı İş Güvencesi Yasasının uygulanmamasına yol açacaktır. Zaten esnekliğin en büyük hedeflerinden birisi, işçiler arasındaki dayanışmayı azaltıp bireyselliği önplana çıkaran çalışma modelini yaratmasıdır. Tasarı yasalaşırsa, tam gün çalışan işçi sayısı yok denecek kadar azalacak ve büyük çoğunluk, esnek çalışma modellerine kaydırılacaktır. Yani, esnek çalışma modellerinin İş Yasasına girmesiyle beraber, çalışanları koruyucu hükümler tamamen ortadan kalkmış olacaktır.

Sayın AKP milletvekilleri, şimdi sizlere soruyorum: 3 Kasımda yüzde 34 oy alarak büyük çoğunlukla tek başınıza iktidara geldiniz. (AK Parti sıralarından "yüzde 35" sesleri) İktidara gelirken en fazla hangi kesimlerden oy aldığınızı bir düşünününüz. En fazla oyu aldığınız kesimlerin başında, çiftçi, esnaf, işçi ve emekçi kesimleri gelmektedir; ama, bir seçim meydanlarında verdiğiniz vaatlere bakınız bir de altı aylık iktidar döneminde yaptıklarınıza bakınız!

HALİL AYDOĞAN (Afyon)Ucuz mazot... Ucuz mazot...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla)Çiftçilere verdiklerinizi daha evvelki zamanlarda hep söyledim. Esnafa verdiğiniz vaatlerin hiçbirini yapmadınız.

CAVİT TORUN (Diyarbakır)Ziraat Bankası... Ziraat Bankası...

ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla)Bağ-Kur borçlarını affetmediniz, SSK borçlarını affetmediniz, esnaf kredilerini düşürmediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

63 konuşma daha · 8 Mayıs 2003

63 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook