Tc anayasasının bazı maddelerinde değişiklik (s.s.430)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 83. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Mayıs 2004 · 933 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 4 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TC ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK (S.S.430)); konuşma 933 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Tc anayasasının bazı maddelerinde değişiklik (s.s.430)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 4 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2004-05-04-tc-anayasasinin-bazi-maddelerinde-degisiklik-s-s-430-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, kürsüden bir açıklama yapmam lazım.
BAŞKANBuyurun Sayın Bakan.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 1 inci maddesiyle ilgili olarak bir iki hususu bilgilerinize sunmak istiyorum; çünkü, bu, bir tasarı değil; malum, anayasa değişiklikleri teklif olması hasebiyle, Hükümet olarak, ancak düşüncelerimizi burada ifade etmek istiyoruz; katılmak ya da katılmamak tarzında bir husus, bizim açımızdan, geçmiş tatbikatlara da uygun değil.
Ancak, bu önergeleri, bu maddenin yazılım tarzını ve getirdiği yeniliği anlayabilmek ve değerlendirebilmek adına, evvela dünyadaki anayasa uygulamaları ve anayasadaki yazılımlarla ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. Şüphesiz, bu teklifin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu değişikliklerin esas amacı, Türk toplumunu, hak ve özgürlükler açısından Avrupa Birliği standartlarına yükseltmektir. Dolayısıyla, Avrupa Birliği hedefiyle de uyumlu olması hasebiyle, acaba Avrupa Birliği ülkelerinde bu madde nasıl düzenlenmiş?
Mesela, Belçika Anayasası, 10 uncu madde: "Ülkede sınıf ayırımı yoktur. Belçikalılar kanun önünde eşittirler. Özel haller için kanunla getirilebilen istisnalar dışında sivil ve askerî hizmetlere kabul edilebilirler. Kadın ve erkek eşitliği garanti altına alınmıştır."
Finlandiya Anayasasının 6 ncı maddesi:
"1- Herkes kanun önünde eşittir.
2- Hiç kimseye cinsiyet, yaş, köken, dil, din, inanç, fikir, sağlık, sakatlık veya kişiliğiyle ilgili diğer nedenlerden dolayı, makul bir neden olmaksızın, farklı muamele edilemez. Çocuklara, tüm haklara sahip bireylere olduğu gibi muamele edilir; sosyal faaliyetler ve iş hayatında, özellikle ücret ödenmesinde ve iş hayatının diğer şartlarında iyileştirme sağlanır. Daha detaylı düzenlemeler kanunla düzenlenir."
Portekiz Anayasasının 13 üncü maddesi: "Tüm vatandaşlar, aynı sosyal statüde, kanun önünde eşittir. Hiç kimseye, ailesi, cinsiyeti, ırkı, dili, doğum yeri, dini, siyasî veya ideolojik inançları, eğitimi, ekonomik ve sosyal durumu nedeniyle imtiyaz tanınamaz, desteklenemez ve ayırıma tabi tutulamaz."
Lüksemburg Anayasasının "Temel Haklar" başlıklı 11 inci maddesi: "Ülkede sınıfsal farklılık yoktur. Lüksemburglular kanun önünde eşittir."
Malta -Avrupa Birliğine yeni girdi- Anayasasının "Cinsiyet Eşitliği" başlıklı maddesi: "Devlet, ekonomik, sosyal, kültürel, medenî ve siyasî haklardan yararlanmaları amacıyla kadın ve erkek eşitliğini geliştirir ve bu amaçla, kişiler, kurumlar ve yatırımcılar tarafından cinsiyetler arasında yapılan her türlü ayırımcılığın ortadan kaldırılması için uygun önlemleri alır."
Avusturya Anayasasının "Eşitlik ve Siyasî Haklar" başlıklı 7 nci maddesi: "Herkes kanun önünde eşittir. Doğum, cinsiyet, mülkiyet, sınıf veya dinsel tüm imtiyazlar kaldırılmıştır."
Aynı şekilde, Estonya Anayasası: "Herkes kanun önünde eşittir; hiç kimseye milliyeti, ırkı, rengi, cinsiyeti (...) dayanılarak ayırımcılık yapılamaz."
Fransa: "Kanun, seçimle gelinen makamlardan kadın ve erkeğin eşit yararlanmasını teşvik eder."
İtalya Anayasası biraz evvel burada ifade edildi.
Hollanda Anayasasının, yine, eşitlikle ilgili 1 inci maddesi: "Hollanda'daki herkese, aynı durumlarda eşit muamele yapılır. Din, inanç, siyasî fikir, ırk veya cinsiyet veya bunlar gibi nedenler dolayısıyla ayırımcılık yapılmasına izin verilemez."
İspanya Anayasası öyle, Polonya Anayasası öyle.
Şimdi, anladığım kadarıyla, bizim düzenlemede örnek aldığımız anayasa, Alman Anayasasıdır. Alman Anayasasının "Kanun Önünde Eşitlik" başlıklı 3 üncü maddesi: "Herkes kanun önünde eşittir; erkek ve kadın eşit haklara sahiptir. Devlet kadın ve erkeklerin eşitliğinin sağlanmasını özendirir ve var olan aleyhe durumun giderilmesi için çaba gösterir. Hiç kimse cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, anavatanı ve kökeni, inancı, dinî ve siyasî fikirlerinden dolayı kınanamaz ve bu sebeplerle imtiyaz sağlanamaz. Hiç kimse sakatlığı dolayısıyla ayırıma tabi tutulamaz.
Yunan Anayasasıyla ilgili konuda da Sayın Anayasa Komisyonu Başkanı burada bir açıklama yaptı.
14 tane Avrupa Birliğine üye ülkede, şu an, aşağı yukarı düzenlemeler aynı. Şimdi, teklifi veren arkadaşlarımız "kadın ve erkek eşit haklara sahiptir" şeklinde cümleyi bitirmişti. Komisyonda yapılan ilaveyle "kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür" diyor. Şimdi, bu ne anlama geliyor; şüphesiz, kaç günden beri kamuoyumuzda tartışılan konu, aslında, memnuniyet verici bir husus; çünkü, bir meseleyi sadece anayasaya yazmak yetmez, toplumda o şuurun uyandırılması ve o haklara sahip çıkılması, en az yazılım kadar da önemlidir. Bir şeyi anayasaya yazarsınız; fakat, onun gereği toplumda gerekli yansımaları bulmazsa, bunu talep edenler olmazsa ve bu şuur devamlı canlı tutulamadığı takdirde, onlar, ölü maddeler halinde kalmaya devam eder. Biz istiyoruz ki bu düzenlemelerle...
Zaten, 10 uncu maddede işin olumsuz yönüyle ilgili düzenlemeler var; yani, şu, şu, şu sebeplerle ayırım yapılamaz, herkes kanun önünde eşittir diye. Şimdi, böylesine bir düzenlemenin yapılmış olması, birinci fıkrada yazılandan daha farklı bir anlam taşıyor. Öbürü, olumsuzluktan yola çıkarak, devlete, kurumlara ve herkese, bu anlamda ayırım yapmayın diyor; ama, bu ikincisinde, eşitliği sağlamak üzere devlete bir görev yüklüyor; çünkü, ileride çıkaracağımız yasalar açısından burada yapılan çalışmalar, konuşmalar, yasa koyucunun bundan ne murat ettiğini anlayabilmek açısından önemli.
Şüphesiz, değerli hukukçularımız bilir, mevcut anayasalarda iki türlü norm var; bir tanesi ölçü norm, öbürü destek norm. Bu düzenleme, bir ölçü norm niteliğindedir. Yani, bundan sonra buraya gelecek olan yasaların ve diğer düzenlemelerin, bu ölçü norm esasına dayalı olarak bu ayırımcılığı ortadan kaldırması gerekiyor, eşitliği sağlaması gerekiyor -varsa ayırımcılık- ve üstelik, kadınlarımızın bu haklardan istifade edebilmesi noktasında, pozitif bir yükümlülük yüklüyor.
Şimdi, tabiatıyla, bunu daha açık yazmak mümkün olabilir mi; olur, buna da engel bir durum yok. Mevcut anayasalara baktığımızda, 14 anayasada, aşağı yukarı, aynı klişe, aynı kriterler kullanılmak suretiyle bu düzenleme yapılmış; ama, biz, onlardan farklı olarak, şimdi, yeni bir düzenleme daha getiriyoruz. Onu özellikle bilgilerinize sunmak istiyorum. Bununla beraber olduğu takdirde, değerlendirmeyi böyle yaptığımız takdirde, kafalarımızda bir tereddüt varsa, o ortadan kalkmış olur. O da, 7 nci maddedeki değişikliktir. Biz, 1 inci maddede sağlanan imkânı sadece 1 inci maddeyle sınırlı düşündük. Halbuki, bu teklifin 7 nci maddesinde, biraz sonra göreceğiz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90 ıncı maddesinin son fıkrasına eklenen cümleyle, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklerle ilgili milletlerarası antlaşmalar, sözleşmeler kanun ile Anayasa arasında bir yere gelmiş oluyor; yani, ikisi çatıştığında sözleşme hükümleri uygulanacak.
Şimdi, Türkiye, yerinde bir kararla, yerinde bir benimsemeyle, 1985'te Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini kabul etmiştir ve 1986'dan beri de taraftır. Dolayısıyla, şimdi önergeyle getirilmek istenilen husus...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
20 konuşma daha · 4 Mayıs 2004