Adana mv. kemal sağ'ın adana adli tıp kurumunun yerinin değiştirilip değiştirilmeyeceğine ilişkin (6/695), ankara mv. yakup kepenek'in, genel bilgi toplama sistemi ile toplanan bilgilere ilişkin (6/812), mersin mv. ersoy bulut'un anamur'a yeni bir cezaevi yapılıp yapılmayacağına ilişkin (6/881), mersin mv. ersoy bulut'un, anamur'a ağır ceza mahkemesi açılıp açılmayacağına ilişkin (6/885), istanbul mv. lokman ayvan'ın özürlü personel alımı sınavına ilişkin (6/886-6/887-6/688-6/689), samsun mv. musa uzunkaya'nın botaş eski yöneticileri hakkında verilen mahkeme kararına ilişkin (6/891), trabzon mv. asım aykan'ın, kamu görevlilerinin yargılanmalarındaki farklı statüye ilişkin (6/907), ankara mv. yakup kepenek'in, düşünce suçlularına ilişkin (6/929), afyon mv. halil ünlütepe'nin, afyon'un evciler ilçesinde adliye teşkilatı açılıp açılmayacağına ilişkin (6/936), muğla mv. fahrettin üstün'ün, yapılan atamalara ilişkin (6/995), niğde mv. orhan eraslan'ın, ulukışla cezaevinin kapatılmasına ili
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 64. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Mart 2005 · 4.223 kelime · yaklaşık 21 dakikalık okuma
Kaynak göster
Cemil Çiçek (AK Parti), 1 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADANA MV. KEMAL SAĞ'IN ADANA ADLİ TIP KURUMUNUN YERİNİN DEĞİŞTİRİLİP DEĞİŞTİRİLMEYECEĞİNE İLİŞKİN (6/695), ANKARA MV. YAKUP KEPENEK'İN, GENEL BİLGİ TOPLAMA SİSTEMİ İLE TOPLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN (6/812), MERSİN MV. ERSOY BULUT'UN ANAMUR'A YENİ BİR CEZAEVİ YAPILIP YAPILMAYACAĞINA İLİŞKİN (6/881), MERSİN MV. ERSOY BULUT'UN, ANAMUR'A AĞIR CEZA MAHKEMESİ AÇILIP AÇILMAYACAĞINA İLİŞKİN (6/885), İSTANBUL MV. LOKMAN AYVAN'IN ÖZÜRLÜ PERSONEL ALIMI SINAVINA İLİŞKİN (6/886-6/887-6/688-6/689), SAMSUN MV. MUSA UZUNKAYA'NIN BOTAŞ ESKİ YÖNETİCİLERİ HAKKINDA VERİLEN MAHKEME KARARINA İLİŞKİN (6/891), TRABZON MV. ASIM AYKAN'IN, KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMALARINDAKİ FARKLI STATÜYE İLİŞKİN (6/907), ANKARA MV. YAKUP KEPENEK'İN, DÜŞÜNCE SUÇLULARINA İLİŞKİN (6/929), AFYON MV. HALİL ÜNLÜTEPE'NİN, AFYON'UN EVCİLER İLÇESİNDE ADLİYE TEŞKİLATI AÇILIP AÇILMAYACAĞINA İLİŞKİN (6/936), MUĞLA MV. FAHRETTİN ÜSTÜN'ÜN, YAPILAN ATAMALARA İLİŞKİN (6/995), NİĞDE MV. ORHAN ERASLAN'IN, ULUKIŞLA CEZAEVİNİN KAPATILMASINA İLİ); konuşma 4.223 kelime.
Cemil Çiçek (AK Parti, Ankara). “Adana mv. kemal sağ'ın adana adli tıp kurumunun yerinin değiştirilip değiştirilmeyeceğine ilişkin (6/695), ankara mv. yakup kepenek'in, genel bilgi toplama sistemi ile toplanan bilgilere ilişkin (6/812), mersin mv. ersoy bulut'un anamur'a yeni bir cezaevi yapılıp yapılmayacağına ilişkin (6/881), mersin mv. ersoy bulut'un, anamur'a ağır ceza mahkemesi açılıp açılmayacağına ilişkin (6/885), istanbul mv. lokman ayvan'ın özürlü personel alımı sınavına ilişkin (6/886-6/887-6/688-6/689), samsun mv. musa uzunkaya'nın botaş eski yöneticileri hakkında verilen mahkeme kararına ilişkin (6/891), trabzon mv. asım aykan'ın, kamu görevlilerinin yargılanmalarındaki farklı statüye ilişkin (6/907), ankara mv. yakup kepenek'in, düşünce suçlularına ilişkin (6/929), afyon mv. halil ünlütepe'nin, afyon'un evciler ilçesinde adliye teşkilatı açılıp açılmayacağına ilişkin (6/936), muğla mv. fahrettin üstün'ün, yapılan atamalara ilişkin (6/995), niğde mv. orhan eraslan'ın, ulukışla cezaevinin kapatılmasına ili”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 1 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/cemil-cicek-22-2005-03-01-adana-mv-kemal-sag-in-adana-adli-tip-kurumunun-yerinin-degistirilip-d (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, evvela, soru tevcih eden arkadaşlarıma teşekkür ederim; çünkü, bu vesileyle bazı hususları ifade etme imkânını bulmuş olacağız. Ancak, bundan evvel bir iki hususa daha temas etmek isterim. Bu soru önergelerine vereceğimiz cevaplar, sorulduğu tarihteki bilgilere dayanmaktadır; çünkü, bu soru önergeleri o tarihin ihtiyaçlarına göre sorulmuş olduğu için, vereceğimiz cevaplar da o günkü bilgilerle bağlantılıdır ve o tarihteki mevzuatla alakalıdır.
Bir başka arz edeceğim husus da şudur: Bu soru önergelerinden bir kısmının güncelliğinin yitirildiğini göreceğiz. Bunda aslında bizim bir kusurumuz yok. Tabiî, soru önergesinin nevini tayin etmek, soru soran arkadaşlarımızın kendi takdirleridir. Yazılı soru önergeleri oluverse, onu belli bir süre içerisinde cevaplama imkânı hemencecik var; ama, öbür türlüsünde, soru önergeleri sıraya girdiği için, bazen de gündem kayması olduğu için, yani, bu neviden denetim günleri olduğu zaman, ya yasalara öncelik vermekteyiz ya tatile denk gelmekte. Halbuki, sorulan soruların da, belki onbeş gün içerisinde, yirmi gün içerisinde cevaplandırılması gerekmektedir; ama, şimdi konuştuğumuzda, bir sene evvel, iki sene evvel sorulmuş soruya bugün cevap veriyoruz; onun için, böyle bir sıkıntı da var; ama, yazılı soru önergesi yoluna gidilebilirse, Bakanlık olarak bunlara en kısa sürede cevap vermeyi arzu ediyoruz.
Bu düşüncelerle, evvela, Adana Milletvekili Sayın Kemal Sağ'ın, Adlî Tıp Kurumunun yerinin değiştirilip değiştirilmeyeceğiyle ilgili bir önergesi var. Biz, iki yıldan beri, Türkiye'de, adalet hizmetleri açısından, gerek adliye binaları gerekse adalet kurumu ceza ve tevkifevleriyle ilgili olarak, Adlî Tıp Kurumuyla ilgili olarak, ciddî bir yapılanma içerisindeyiz. Bunu yaparken de, mümkünse, devletin elindeki binalardan istifade etmeye çalışıyoruz, devlette tasarruf adına; çünkü, devletin elinde, her yerde, çok fazla bina var. O binalar dururken yeni binalar yapmak, bizce kaynak israfıdır. Eğer yapmak mecburiyeti hâsıl oluyorsa da, arsaya para vermek yerine, kamu kurumlarının arsalarından, arazilerinden, Millî Emlakten istifade yoluna gitmeye çalışıyoruz.
Maalesef, Adana İlinde, bu söylediğimiz anlamda, yaptığımız araştırmalarda, bina ve arsa bulunamamıştır. En son, Çukurova Üniversitesinden 5 dönümlük bir bölümün bize tahsisi noktasında bir teşebbüsümüz oldu. Bu teşebbüsümüz devam ediyor. Eğer üniversite rektörlüğü buna olumlu cevap verirse, biz orada modern bir Adlî Tıp Kurumu binası inşa etmiş olacağız.
Ankara Milletvekilimiz Sayın Prof. Dr. Yakup Kepenek'in genel bilgi toplama sistemine ilişkin bir soru önergesi var. Aslında, bu soru önergesi, doğrudan Adalet Bakanlığını ilgilendirmiyor. Esas itibariyle, bu soruya cevap verecek bakanlık İçişleri Bakanlığıdır; ancak, kendisine saygımdan, elimdeki bilgileri, müsaade ederseniz, kısaca ifade etmek istiyorum.
Bilgi toplama işlemleri, İçişleri Bakanlığının anahizmet birimlerinden olan Kaçakçılık, İstihbarat, Harekât ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığınca yürütülmektedir; yasal dayanağı ise, İçişleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13 üncü maddesi, Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun ek 7 nci maddesi, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 42 nci maddesi bendine istinaden yapılmaktadır.
Yine, bu neviden bilgiler; haklarında gıyabî tevkif ve yakalama müzekkeresi çıkarılarak yakalanması istenenlerin, kaybolanlar ile yakalansalar dahi bazı suçları işleyen ve kamu haklarından yararlanmaları konusunda sınırlama getirilen kişilerin, çalınan, kaybolan veya bir olaya karışmasından dolayı aranan ve müsaderesine karar verilip de ele geçirilemeyen motorlu taşıtların, ateşli silahların ve kimliği ispata yarayan her türlü belgelerin kaydı tutulmaktadır. Bu neviden bilgilerin yasal dayanağı ise, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesi, Tevhidi Tedrisat Kanununa giren suçlar, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununu ihlal eden suçlar, Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunun 15 inci maddesi, Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun, Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanuna muhalefet suçları, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunundaki tarihî eser kaçakçılığı ve kaçak kazı suçları, uyuşturucu maddelerle ilgili, haşhaş ekimi ve afyon üretimiyle ilgili suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 7 nci maddesindeki suçlar, Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar, 5816 sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki bilgiler, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet suçları ile Türk Ceza Kanununun bazı maddeleriyle ilgili suçlardır. Dolayısıyla, bu kayıtlar tutulmakta, teknolojideki gelişmeler dikkate alınarak, özellikle e-devlet sisteminin her geçen gün biraz daha yerleştirilmesi sebebiyle, bu neviden bilgiler güncelleştirilmekte ve kolaylıkla da, yasalar çerçevesinde ilgili birimlere bu bilgiler aktarılmaktadır.
Yine, Sayın Kepenek'in, 1 Ocak 2004 tarihi itibariyle hapishanelerde düşünce suçlusu olarak kaç kişinin bulunduğuna dair bir başka soru önergesi var. Bizim, yürürlükteki 765 sayılı Ceza Kanunumuzda "düşünce suçu" olarak ayrı bir suç kategorisi olmadığı için, ancak dışarıdan bir algılama söz konusu olabildiği için, bu anlamda bir istatistikî bilgi vermek mümkün değildir; ama, Sayın Kepenek madde zikrederse -çünkü bizim istatistikî bilgilerimiz büyük ölçüde madde esasına dayalı olarak tutulmaktadır- mesela, bilfarz 312 nci madde kastediliyorsa, bizim, o zaman, 312 nci maddeden kaç dava açılmış, hangi safhadadır, kaçı mahkûmiyetle, kaçı beraatla neticelenmiş, bunları daha net verme imkânımız var; ama, düşünce suçu tarzında genel bir kategori içerisinde bir rakam vermenin imkânı yoktur.
Değerli arkadaşlarım, Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan'ın ve -yine aynı konuda- Mersin Milletvekili Sayın Ersoy Bulut'un cezaevleriyle ilgili iki sorusu var; bunlardan biri, Ulukışla Kapalı Cezaevinin durumuyla ilgili bir soru. Geçtiğimiz dönemlerde, maalesef, her ilçede bir cezaevi kurulmuştur; ancak, günümüz şartları içerisinde bu anlayış artık değişti, dünyada değişti. Mesela, benim bilebildiğim, 80 000 000'luk Almanya'da 152 cezaevi var, İngiltere'de, 140-145 cezaevi var, bizde ise, biz göreve geldiğimizde 500'ün üzerinde cezaevi vardı. Bunun devlete çok aşırı bir yük getirdiği... Mesela, bir ilçede 2 tane hükümlü var, 5 gardiyan, 13 jandarma var. Dolayısıyla, bu tip infaz sistemleri artık geride kalmıştır. Bunları belli cezaevlerinde bir araya getirmek suretiyle, onların rehabilitasyonu, meslek edindirme, onların topluma tekrar kazandırılması açısından, bunların belli merkezlerde toplanması söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla, artık, bu anlamda hizmet verebilme imkânını esasen fizikî olarak da kaybetmiş, eskimiş, içerisinde gerçekten fizikî şartlar, hijyenik şartlar müsait de değil, o neviden cezaevleri kapatılmak suretiyle bölge cezaevlerine doğru bir kayış söz konusudur. Ulukışla'daki hükümlüler de en yakın cezaevlerine nakledilmiştir.
Aynı şey, Anamur İlçesinde bir cezaevinin yapılıp yapılmayacağı soruluyor. Şu anki cezaevi zaten kiralıktır. Dolayısıyla, orta vadede, Nasrettin Köyü Zindanalanı yöresinde kayıtlı 8 850 metrekarelik bir arsa üzerinde orta vadede yeni bir cezaevi yapımını planlıyoruz. Altını çiziyorum, orta vadede; ama, şu an çok acil bir ihtiyaç olarak orada bu manada gözükmüyor.
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Lokman Ayva'nın 4 tane soru önergesi var. Bu 4 soru önergesi, özü itibariyle, özürlü vatandaşlarımızla alakalıdır. Bunların imtihanlarıyla ilgili, bunların başvuruları sırasında alınan ücretlerle alakalı ve bu imtihanların nasıl yapıldığı ve yapılırken herhangi bir tesirin, telkinin söz konusu olup olmadığıyla alakalıdır.
Bir defa, hemen baştan ifade edeyim ki, bu imtihanları Adalet Bakanlığı olarak biz kendimiz merkezde yapmıyoruz. Bugüne kadar Adalet Bakanlığının ister özürlü ister yardımcı personel açısından, merkezde bir imtihanı söz konusu değil. Bu imtihanları, ya Millî Eğitim Bakanlığının, ilgili genel müdürlüğü yapmaktadır ya da OSYM yapmaktadır. Dolayısıyla, bir para söz konusu olduğunda da, buralara yatırılmaktadır. Nasıl, üniversite imtihanına girenler belli bir miktar para yatırmaktaysa imtihan masraflarını karşılamak adına, bu imtihanlarda da belli ölçüde bazı paralar alınmaktadır; fakat, özürlülerle ilgili yapılan sınavda alınan paraları, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan karşılanmıştır, yaklaşık 500 küsur milyarın üzerinde de bir para buradan aktarılmıştır. Böylece, bu vatandaşlarımızdan bu anlamda bir para alınması söz konusu değildir.
İkinci olarak; bu neviden sınavlar -Adalet Komisyonunda olan iki değerli arkadaşımız da burada- eskiden merkezî sistemle yapılıyordu. Bu merkezî sistemin belki siyasetçi olarak bize getirdiği bir kolaylık vardı; fakat, Türkiye gerçeklerine de uymuyordu. Zaten bu neviden personelin aldığı maaşlar fevkalade düşüktür. Şimdi, güney illerimizden imtihan kazanmış birisini belki onun çok daha uzağında bir ile tayin yapıyoruz; dolayısıyla, bir süre sonra, aldığı para ev kirasına bile yetmeyeceği için mecburen tekrar oradan ya başka bir kuruma veya geldiği yere, doğup büyüdüğü yere gelmek istiyor. Bu da, beraberinde birçok sıkıntı getiriyordu. Biz bu imtihanları, kişisel problemleri çözme adına değil, daha çok, kurumsal ihtiyacı karşılama adına yapıyoruz. Onun için, komisyondaki arkadaşlarımızın, adalet komisyonlarının ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun da bu noktadaki tavsiyeleri de dikkate alınmak suretiyle...
Birinci basamak sınavı zaten ÖSYM tarafından yapılıyor. Ondan sonra, 70 ve daha yukarı puan alanlar adalet komisyonlarınca sınava tabi tutulmaktadır. Bu da, daha çok, tatbikî sınavlardır. Yani, bundan kasıt da şudur: Özellikle bunların önemli bir kısmı zabıt kâtibi olarak görev yapacakları için, 3 dakikada usulüne uygun olarak belli sayıda kelime yazmaları gerekmektedir. Bunlar, aldıkları puan sıralamasına göre yapılmaktadır. Dolayısıyla, bazen adalet komisyonları ile Adalet Bakanlığı karıştırılmaktadır. Adalet komisyonu -bilindiği gibi- Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu tarafından oluşturuluyor. İçerisinde o ilin ya da o ağır ceza bölgesinin başsavcısı var, 2 tane de hâkim. Demek ki, hâkim sınıfından üç kişi bu imtihanları yapmaktadır. Dolayısıyla, yargı bağımsızlığı dikkate alındığında, prensip itibariyle, esas itibariyle kendi vicdanî kanaatlerine göre bu imtihanları yapıyorlar. Benim kanaatim budur, benim inancım budur. Bu çerçevede bunlar yapılmaktadır.
Dolayısıyla, özürlü personel açısından da bu esaslara uygun olarak değerlendirmeler yapılmakta. Netice itibariyle, bu sınavlara müracaat edenlerin hepsi özürlü vatandaşlarımızdır. Bunların, olabildiğince, yasa gereği belli bir kısmını bu teşkilatta istihdam etmek istiyoruz, onların hem enerjilerinden, bilgilerinden istifade etmek hem de bu anlamda sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak.
Şüphesiz, bu sınavlara müracaat edenlerin hepsi özürlü olmakla birlikte, komisyonlar, bunlar içerisinden mümkün olduğu kadar istifade edebileceklerini almaktadırlar; daktilo yazabilecek veya başka türlü hizmeti yapabilecek olanlar tercih edilmek suretiyle, bunlar yapılmaya çalışılmaktadır.
Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya'nın, BOTAŞ eski yöneticileri hakkında verilen mahkeme kararına ilişkin bir soru önergesi var.
Anayasanın 138 inci maddesinde "Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz" denilmektedir.
Dolayısıyla, bu dava, bizim kayıtlarımız açısından henüz kesinleşmediği için, Anayasanın bu amir hükmü karşısında, maalesef, bir açıklama yapma imkânım da yoktur; dava biterse, tekrar bir başka şekilde bu konuyu cevaplandırma imkânımız olabilir.
Trabzon Milletvekilimiz Sayın Asım Aykan'ın, kamu görevlilerinin yargılanmalarındaki farklı statüye ilişkin bir soru önergesi var. Bildiğiniz gibi, bu konu, aslında, zaman zaman Türkiye'de çok değişik şekillerde gündeme geliyor ve benim de en çok üzerinde durduğum, vurgu yaptığım hususlardan bir tanesidir.
Türkiye'de demokrasi, maalesef, imtiyazlar üzerine kurulmuştur; herkes kendisine göre bir imtiyaz elde etmiş, bunun sonucu olarak da, özellikle yargılama faaliyetleri açısından bazı zorluklarla karşı karşıya kaldığımız da ortadadır.
Kamuoyu açısından baktığımızda, sanki, Türkiye'de imtiyaz sahibi -eğer öyle kabul ediliyorsa- sadece milletvekili dokunulmazlığı üzerinde duruluyor. Halbuki, bu milletvekili dokunulmazlığı, aynen diğerleri gibi, kişinin ismine verilmiş teminatlar, imtiyazlar, ayrıcalıklar değildir, görevin gereğidir; yani, milletvekillerinin, her türlü endişeden, baskıdan ve benzeri şeylerden azade olarak, tam bir vicdan huzuru içerisinde bu görevlerini yapabilmeleri adına verilmiş bir husustur; ama, senelerden beri çok tartışma konusu olduğu için, diğer imtiyazlar ya da ayrıcalıklar, yargılama açısından, maalesef, kamuoyunun pek bilgisi dahilinde değildir. Esas itibariyle, bu konuda yazı yazan pek çok kişi de, zannediyorum, mevzuatımızdaki bu hususları bilmiyor.
Şimdi, bu açıdan baktığımızda, eğer bir değişiklik yapılacaksa, Anayasanın 129 uncu maddesi de dahil, şimdi biraz sonra arz edeceğim hususlarla ilgili olarak genel bir düzenlemenin yapılması gerekir. Bunlar yapılmadan, meseleyi sadece milletvekillerine -kanaat olarak söylüyorum, bu konuda da sıkıntısı olmayan bir milletvekili olarak söylüyorum- döndürdüğümüz takdirde, o zaman, bütün olumsuzlukların sorumlusu, bütün yolsuzlukların sorumlusu, âdeta, siyaset yapan insanlarmış gibi, kamuoyunda yaptığımız işle ilgili yanlış bir imaj söz konusu olmaktadır. Onun için, meseleye bir bütünlük açısından bakmak adına...
ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Bakan, dikkat ederseniz, yalnız adlî suçlardan söz ediyoruz.
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Müsaade ederseniz... Böyle bir usul yok Sayın Hacaloğlu. Sizin soru önergeniz de yok; dolayısıyla, eğer sorarsanız, yazılı cevap veririm; tatmin olmazsanız, bir başka şekilde. Ben, şimdi, bu bilgileri size arz edeyim, sonra takdir sizlerin.
Şimdi, 4483 sayılı Kanuna tabi olan kamu görevlilerini, kamu iktisadî teşebbüslerinde görevli genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri, valiler ve il genel meclisi üyeleri, il daimî encümen üyeleri ile il özel idare müdürlüklerinde görevli memur ve kamu görevlileri, il ve ilçe belediye başkanları, büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri, bu belediyelerin diğer memur ve kamu görevlileri, köy muhtarları, yerinden yönetim birliklerinin birlik başkanı, birlik encümeni ve birlik meclisi üyeleri, kolluk görevlilerinden polis, jandarma, çarşı ve mahalle bekçileri, sahil güvenlik personeli, orman muhafaza memurları, çiftçi mallarını koruma görevlileri, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Gençlik ve Spor Genel Müdürlükleri, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Telsiz Genel Müdürlüğü, Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü, Devlet İstatistik Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Bakanlığı, Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğünde görevli yönetici ve memurlar, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri ile kadro karşılık gösterilmek suretiyle çalıştırılan sözleşmeli personel şeklinde sıralamak mümkün olup, söz konusu kamu görevlileri hakkında 4483 sayılı Yasaya göre işlem yapılmaktadır. Sade vatandaşlara nazaran farklı bir usul var.
Diğer taraftan, 4483 sayılı Kanuna tabi olmayan hâkim ve cumhuriyet savcıları hakkında 2802 sayılı Hâkim ve Savcılar Kanununda, Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkan vekilleri, daire başkanları, üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay cumhuriyet savcıları hakkında 2797 sayılı Yargıtay Kanununda, Askerî Yargıtay Başkanı, başsavcı, ikinci başkanı, daire başkanları ve üyeleri hakkında 1600 sayılı Askerî Yargıtay Kanununda, askerî hâkimler ve askerî savcılar ile yardımcıları, adlî müşavirler, Askerî Adalet İşleri Başkanı ile Askerî Adalet Teftiş Kurulu Başkanlığı kadrolarında bulunan askerî hâkimler hakkında 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununda, Yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurulları yöneticileri, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanları ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurları hakkında 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununda, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, üyeleri ve personeli hakkında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda, Sayıştay Başkan ve üyeleri hakkında 832 sayılı Sayıştay Kanununda, Danıştay Başkanı, başsavcı, başsavcı vekilleri, daire başkanları ve üyeleri hakkında 2575 sayılı Danıştay Kanununda, Kamu İhale Kurumu üyeleri ve kurum personeli hakkında 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda, Rekabet Kurulu Başkanı, üyeleri ve personeli hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu üyeleri ve kurum personeli hakkında 4389 sayılı Bankalar Kanununda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunda görevli personel hakkında 4028 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda, avukatlar hakkında 1130 sayılı Avukatlar Kanununda, noterler hakkında 1512 sayılı Noterler Kanununda, söz konusu kamu görevlilerinin soruşturması ve kovuşturmasıyla ilgili özel usul hükümleri bulunmaktadır. Geriye kim kalıyor; bunu da takdirlerinize arz ediyorum.
Yukarıda zikredilen kanun hükümlerinin kaldırılıp kaldırılmaması konusunda Anayasanın 129 uncu maddesinin son fıkrası hükmünde herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmaması bütün bu durumu belirleyecektir ve bu ayrıcalıklardan dolayı da en fazla sıkıntıya maruz kalan bizatihi yargının kendisidir. Durumu takdirlerinize arz ediyorum.
Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün'ün, 58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarında yapılan atamalara ilişkin soru önergesi.
Değişik adliyelerde görev yapmakta olan cumhuriyet başsavcısı ve ağır ceza mahkemesi başkanları arasından 1 müsteşar, 1 müsteşar yardımcısı ve 1 yüksek müşavir, Bakanlık merkez teşkilatından ise daire başkanı, genel müdür yardımcısı ve genel müdür kadrolarında görev yapmakta olan üst düzey yöneticiler arasından 1 müsteşar yardımcısı, 4 yüksek müşavir, 5 genel müdür, 4 genel müdür yardımcısı, 2 müstakil daire başkanı ve 2 daire başkanı olmak üzere toplam 21 kadroya atama yapılmıştır.
Yalnız, burada bir hususu arz etmek istiyorum: Ben göreve geldiğimde zaten Bakanlığımda genel müdür yardımcısı, genel müdür, müsteşar yardımcısı, müşavirler olarak aşağı yukarı 17 kadro boştu, buralarda herhangi bir atama söz konusu değildi. Demek ki, 21 kadroya atama yapıldığına göre zaten 17'si boştu ve sayın müsteşar da göreve geldikten iki gün sonra istifa etmiştir, o şekilde boşalma söz konusudur.
Müsteşar yardımcılarından birinin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı unvanıyla, yüksek müşavirlerden 2, genel müdür yardımcılarından 1, daire başkanlarından 2, tetkik hâkimlerinden 8, adalet başmüfettişliği ve müfettişlik kadrolarında bulunanlardan 17'sinin ise hâkim ve cumhuriyet savcısı olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla değişik adliyelere atamasının yapıldığı; ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalıştırılmak üzere çeşitli unvanlarda toplam 1 343 personelin alındığı, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışan 29 idarecinin, cezaevi müdürlerinin çeşitli nedenlerle başka yerlere görevlendirildiği kayıtlarımızın tetkikinden anlaşılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, biz o tarih itibariyle 1 343 personel almışız. Zaten, yaklaşık olarak ceza ve tevkifevlerinden senede 1 200 kişi emekli olmaktadır. Dolayısıyla, halen, ister yardımcı personel, adalet hizmetlerindeki yardımcı personel isterse cezaevi personeli olarak, infaz kurumlarında, şu an, aşağı yukarı 19 000 açıkla çalışmaktayız. Bunu, çok değişik yollardan kapatma yoluna gitmek istiyoruz. Bunu da, özellikle, açıktan atamalardan daha çok, mümkünse naklen geçişle veya özelleştirme kurumunun elemanlarından istifade etmeye çalışıyoruz.
En son olarak da -1 Ocakta yürürlüğe girdi sizlerin çıkardığı yasayla- özelleştirme mağdurları olarak, Türkiye'nin muhtelif yerlerinde "biz, tekrar dönmek istiyoruz" diyenler vardı. Bunlardan, zannediyorum, 10 000 kişi kadar müracaat etti, 2 000'i Adalet Bakanlığı bünyesinde, mübaşir ve hizmetli olarak görev yapılmak üzere bize rakam olarak tahsis edildi. Dolayısıyla, bu açıkları da, imtihan yapmaktan daha çok, bu neviden yollarla karşılamaya çalışıyoruz.
Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan'ın Denizli İlinde yapılan çalışmalar hakkında bir soru önergesi var. O çalışmalardan bir kısmı, Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamındadır.
Biz, bugüne kadar, teşkilatımızda görev yapan bütün hâkim ve savcılara dizüstü bilgisayar vermişizdir. Ayrıca, zabıt kâtiplerimizin ihtiyacı olan, kalemlerde ihtiyaç olan masaüstü bilgisayarlar verilmiştir, bunların donanımları verilmiştir. Bütün, Türkiye açısından, şüphesiz, Denizli büyük ilimiz; aşağı yukarı, onların, bu anlamda tüm ihtiyaçları da karşılanmıştır.
Ayrıca, Denizli bakımından önem arz eden en önemli konu Adalet Sarayının bitirilmesiydi. Bu saray bizim dönemimizde başlamış, bitirilmiştir büyük ölçüde, en büyük parayı bu dönemde verdik ve bundan birkaç ay evvel de açılışı yapılmış, şu an hizmete başlamıştır.
Yine, senelerdir devam eden ve hakikaten, bizim bakımımızdan da önemli bir kaynak ayırmayı zarurî kılan Denizli Kapalı Cezaevinin bir an evvel bitirilmesiydi. O cezaevi de bitirilmiştir, hizmete girmiştir; temenni ederiz ki içi boş kalır.
Bozkurt İlçesinde de, Türkiye'de kadın cezaevi için böyle bir kararımız var.
Adliye lojman hizmetleri açısından da bütçeden 102 milyar onarım olarak para tahsisi yapılmıştır.
Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Cavit Torun'un, Türkiye Barolar Birliğinin gazetelere verdiği ilanla ilgili soru önergesi var.
Türkiye Barolar Birliğinin verdiği bu ilanın masraflarının, adı geçen Birliğin bütçesinin çeşitli giderler faslından karşılandığı, Barolar Birliğinin 23.6.2004 tarihli ve 14302 sayılı yazısının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Demek ki, bu neviden bir harcama, Barolar Birliği bütçesinden yapılmaktadır. Bunlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır; Bakanlıkla ilişkileri de fevkalade sınırlı alanlara inhisar etmektedir. Soruların diğer kısmı, bu çerçevede değerlendirilmesi gereken husustur.
Değerli arkadaşlarım, arka arkaya bazı sorular var; bunlar, bazı ilçelerimizdeki adliye binaları ve adalet hizmetleri açısından yeni mahkemelerin açılıp açılmayacağıyla alakalıdır. Şimdi, biz, bazı yerlere hâkim tayinlerini ya da yeni mahkemelerin açılıp açılmamasını Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun aldığı ilke kararlarına göre yapmaktayız. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, 14.9.1981 tarihli bir kararında, bir yere ağır ceza mahkemesinin açılabilmesi, kurulabilmesi için yıl içerisinde gelen dava sayısının 300'den yukarı olması gerektiğini belirlemiştir. Diyarbakır Milletvekili Sayın Muhsin Koçyiğit, Ergani İlçesine böyle bir ağır ceza mahkemesi açılıp açılmayacağını soruyor. Bizim kayıtlarımıza göre, Ergani, Çermik, Çüngüş, Dicle, Maden ve Alacakaya İlçelerinden Diyarbakır ve Elazığ Ağır Ceza Mahkemelerine 2003 yılı ve 1.1.2004 ile 6.10.2004 tarihleri arasında fezleke ve görevsizlik kararı verilerek gönderilen dava sayısı, ilke kararında belirtilen sayının çok altındadır. Bu da, şükranla, memnuniyetle karşılanacak bir husustur. Yani, bir yere ağır ceza mahkemesi açmak belki başlangıçta hoş gibi gözüküyor; ama, çok şükür, insanlarımız, o anlamda bu suçlara fazla mütemayil değil, bu da şayanı şükür bir husus. Onun için, keşke, başka yerlerde de ağır cezalar olmasa; bunu tercih ediyoruz.
Antalya Milletvekilimiz Sayın Feridun Baloğlu'nun, dosya sayısı esas alınıp, alınmayarak, adliyelerde sulh mahkemelerinin sayısının artırılıp artırılmayacağına ilişkin bir soru önergesi var.
Yine, aynı ilke kararı çerçevesinde, bir yılda bakabileceği dava sayısının 1 000'in üzerinde olması halinde sulh hukuk mahkemeleri açılmaktadır. Şu an, yani, soru önergesinin verildiği tarih itibariyle 3 937 dava açılmış 2003 yılı iş durumuna göre; Antalya'da da 3 adet sulh hukuk mahkemesi mevcuttur. Bu şartlar altında yeni bir sulh mahkemesinin açılması, o rakamlar açısından mümkün değildir; eğer, bu rakam artarsa -ki, temennimiz artmamasıdır- açacağız, artmazsa açmayacağız.
Şimdi, Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe'nin, Evciler İlçesi Adliye Teşkilatıyla ilgili bir önergesi var.
Biz, bir yerde adliye teşkilatının kurulup kurulmamasını ya da mevcutlar arasında bir hizmet birleştirilmesi yapılmasını, demin söylediğimiz ilke kararları çerçevesinde yapmaktayız. Kendileri de, haricen, bu konuyu şüphesiz ki biliyorlar. Dolayısıyla, biz, geçtiğimiz sene, bilmecbur, bizzarur, bazı yerlerde adliyeleri kapattık. Bundan dolayı, Bakanlık olarak, bizim tasarrufumuz 116 trilyondur; çünkü, hâkimlerin ve savcıların tayin ve terfileri, özlük hakları, büyük ölçüde, bir yıl içerisinde çıkardıkları iş sayısına, Yargıtaydan geçen dosyaya bağlıdır. Halbuki, birçok yerde -çünkü, bir yerde adliye teşkilatını açtığınızda, en az 2 hâkim, 2 savcının olması söz konusu- bazen 25 dosya, 30 dosya, 50 dosya, sıradan, çok basit bir suçla ilgili davaya bile 2 savcı çıkmakta, duruşmaya; bu neviden sıkıntıları Türkiye yaşadı. Onun için, temennimiz, keşke, arzu ettiğim gibi, adliyelerin sayısını çoğaltmak yerine azaltmayı, ben, şahsen tercih ederim. Bu sebeple, orada böyle bir husus söz konusu değil; ama, kendileri de biliyor ki, biz, Afyon'a büyük önem veriyoruz. Afyon Adalet Sarayı açıldı; kendileri de bulundular, kendilerine teşekkür ediyoruz.
Ayrıca, Emirdağ'da ve Sandıklı'da yeni adliye hizmet binaları, inşallah, 2005'te bitecek. Eldeki imkânları bu nevîden kalıcı hizmetlere tahsis etmeyi tercih ediyoruz.
İzmir Milletvekilimiz Sayın Vezir Akdemir "İzmir Adalet Sarayı ne zaman bitecek" diye soruyor. Başlangıçta bunu arz ettim; soru güncelliğini kaybetti; biz, adliye sarayını geçtiğimiz yıl açtık, aşağı yukarı yedi sekiz aydır da hizmet veriyor.
Ankara Milletvekili Sayın Telat Karapınar'ın...
VEZİR AKDEMİR (İzmir)İki sorum daha var orada...
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)Soru olabilir de, açıldı şu an.
VEZİR AKDEMİR (İzmir)Bir de Karşıyaka'yla ilgili soru vardı...
ADALET BAKANI CEMİL ÇİÇEK (Devamla)"Karşıyaka adliye binasının yetersizliğinden dolayı ağır ceza ve sulh ceza mahkemelerinin görev yaptığı mekânların yetersizliğinden dolayı sağlıklı adalet hizmeti verilmemektedir" deniliyor. Doğru; ama, şimdi, açılan hizmet binasında -siz de biliyorsunuz- halen daha boş yerler var. Yüksek Kurul şu an İstanbul'da. Biz, büyük merkezlerdeki adlî hizmetlerin ne gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını tespit anlamında böyle bir çalışmayı bütün Türkiye çapında yapıyoruz, Türkiye'nin her tarafında. Ümit ederim önümüzdeki günlerde de İzmir'e gidecekler, oradaki gelen teklifler çerçevesinde, ona da yardımcı olmaya çalışırız.
Ankara Milletvekilimiz Sayın Telat Karapınar'ın, Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer tarafından affedilen mahkûmlarla ilgili bir soru önergesi var.
Bilindiği gibi, Anayasanın 104 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanları, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak yetkisine sahiptir. Bu çerçevede, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından, göreve başladığı 16.5.2000 tarihinden bugüne kadar, Anayasanın anılan hükmü kapsamında 252 mahkûmun cezasını kaldırdığı... Yine soru önergesinde sorulan başka bir husus var; bunlardan yasadışı silahlı çete niteliğindeki MLKP adlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan hükümlü olup, 10.4.2003 tarihli ve 55 sayılı kararla cezası kaldırılan kişinin terör örgütü üyesi olmak suçundan yeniden tutuklanarak Ankara 1 numaralı F Tipi Kapalı Cezaevinde; yasadışı silahlı çete niteliğindeki DHKPC adlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan hükümlü olup 4.7.2003 tarihli ve 101 sayılı kararla cezası kaldırılan kişinin ise, terör örgütü üyesi olmak suçundan tutuklandığı; geçmiş dönem cumhurbaşkanlarından Sayın Süleyman Demirel tarafından 93, Sayın merhum Turgut Özal tarafından 17 kişinin cezasının, Anayasanın anılan hükmü çerçevesinde kaldırıldığı, Bakanlığımızın kayıtlarından anlaşılmıştır.
Şüphesiz, bu cezaların kaldırılmasıyla ilgili konunun bir prosedürü var; bu prosedüre göre bunlar yapılmaktadır. Mutlak surette sağlık raporları istenmekte, kişinin, varsa sabıka kayıtları, başka türlü araştırmaları yapılmakta ve buna bağlı olarak bu neviden kararlar verilmektedir.
Yine, Antalya Milletvekili Sayın Feridun Baloğlu -Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen bir soru önergesi sebebiyle- Başbakan tarafından milletvekilleri aleyhine açılmış tazminat davası olup olmadığını sormaktadır.
Bizim adlî sistemimizde, kişilerin sıfatlarına, görevlerine ve unvanlarına göre bir istatistik tutulmamaktadır. Yani, kimin, hangi mahkemede, ne dava açtığı, sıfatına göre olmadığı için, biz genel kayıtları tutuyoruz; yani, bir yıl içerisinde, bilfarz, Ankara asliye hukuk mahkemelerine kaç dava gelmiştir, kaç dava kararı çıkmıştır; bu neviden istatistikleri tutuyoruz. Davacının ya da davalının sıfatına göre bir kayıt tutulmadığı için, bu soruya, maalesef, çok daha teferruatlı bir cevap verme imkânım yok.
Iğdır Milletvekilimiz Sayın Prof. Dursun Akdemir, 2004 ve 2005 malî yılı bütçelerinden Iğdır İline ayrılan ödenek miktarlarını sormaktadır.
Biz, Bakanlık olarak il il ödenek ayırmıyoruz, ihtiyaçlar ne ise bunu karşılamaya çalışıyoruz. Bu çerçevede, UYAP Projesi çerçevesinde oraya yapılan bilgisayar destekleri ve bununla ilgili yapılan harcamalar var. Ayrıca, ceza tevkifevleri bütçe ödenek ve donanım kısmı tarafından, cari ödenek toplamı olarak, yaklaşık 999 165 000 000 ve cezaevinin sair ihtiyaçlarının karşılanması bakımından da 190 milyar demek ki, 1 trilyonun üzerinde bir harcama yapılmıştır. İhtiyaç hâsıl olduğunda da bunlar gönderilmektedir.
Adalet hizmet binasının bakım ve onarımı işlerinde kullanılmak üzere istenilen ödenek de kendilerine gönderilmiştir. Bu ödenekler yetmediği takdirde gereği yapılmaktadır; şu an, Bakanlık olarak da bu anlamda herhangi bir sıkıntımız yoktur.
Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan, personel atamalarına ilişkin olarak, özellikle Adalet Akademisiyle ilgili soruyor. Bu Adalet Akademisiyle ilgili olarak, Yargıtay üyesi 1 kişinin akademi başkanı olarak, Ankara adliyesinden 1 hâkim ve 1 cumhuriyet savcısı akademi başkan yardımcısı olarak, Bakanlığımızdan 1 tetkik hâkimi eğitim merkezi müdürlüğüne, yine 1 tetkik hâkimi müdür yardımcılığına, Danıştaydan 1 tetkik hâkiminin eğitim merkezi müdür yardımcılığına, Gazi Üniversitesinden 1 arkadaşımız genel sekreterliğe, Devlet İstatistik Enstitüsünden de 1 arkadaşımız memur olarak atanmıştır; istisnaî kadrolarla ilgili olarak herhangi bir atama söz konusu değildir.
Adlî Tıp Kurumuyla ilgili olarak da, 1 Adlî Tıp Kurum Başkanı, 2'si Adlî Tıp Kurumu başkan yardımcısı, 5'i adlî tıp ihtisas kurulu başkanı ve 18'i adlî tıp ihtisas kurulu üyesi olmak üzere, toplam 26 kişi üçlü kararnameyle, 41 kişinin de değişik kariyerlerden naklen atandığı, kayıtların tetkikinden anlaşılmıştır.
Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir'in, 58 inci cumhuriyet hükümetinin göreve başladığı tarihten soru önergesinin sorulduğu güne kadar, göreve atanan ve görevine son verilen personele ilişkin bir soru önergesi var. Bununla ilgili bir başka arkadaşımızın sorduğu soru vardı, ona cevap vermiş oldum; aynı mahiyettedir.
Anamur İlçesine ağır ceza mahkemesinin açılıp açılmayacağına ilişkin Sayın Ersoy Bulut'un bir önergesi var. Bu konuyla ilgili, yine Hâkimler Savcılar Kurulunun ilke kararını belirttim; 300 ve daha yukarı olması lazım.
2003 yılı içinde, Anamur ve Bozyazı Cumhuriyet Savcılıklarından fezlekeyle ve söz konusu yerlerin ceza mahkemelerinden görevsizlik kararıyla Silifke Ağır Ceza Mahkemesine gelen toplam dosya sayısı -çok şükür- 66'dır. Dolayısıyla, sayı fevkalade azdır.
Öte yandan, 2004 yılında, Anamur İlçesinden 36, Bozyazı İlçesinden de 13 fezlekenin cumhuriyet başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan, kriterlere uymadığından, böyle bir ağır ceza mahkemesinin kurulması söz konusu değil.
Bursa Milletvekili Sayın Mehmet Küçükaşık, Bursa İli, Gürsu, Harmancık ve Büyükorhan İlçelerindeki adliyelerin kapatılmasıyla ilgili hususu soruyor. Zannediyorum, bu konuda da, biraz evvel, bir genel çerçevede değerlendirme yaptım. Dosya sayıları, bulundukları şartlar ve imkânlar itibariyle bu neviden kararlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca alınmıştır, bu çerçevede bu işlemler yapılmaktadır.
Beni dinlediğiniz için hepinizi teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 1 Mart 2005