İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 92. BİRLEŞİM · PAZAR

23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.

Dengir Mir Mehmet Fırat

Mersin Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 92. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Nisan 2006 · 811 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Dengir Mir Mehmet Fırat (AK Parti), 23 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 811 kelime.

Dengir Mir Mehmet Fırat (AK Parti, Mersin). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/dengir-mir-mehmet-firat-22-2006-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI DENGİR MİR MEHMET FIRAT (Mersin)Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, değerli misafirler; Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 86 ncı yılında bu yüce kürsüden Yüksek Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Hepimiz biliyoruz ki, 23 Nisan 1920, Türk Milletinin tarih içindeki yürüyüşünde çok mühim bir merhaleye tekabül etmektedir. 23 Nisan 1920, milletin kendi kaderine hâkim olduğu, Türkiye'nin istiklal ve hürriyet bayrağının açıldığı gündür. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluş günlerindeki memleket şartları dikkate alındığında, bugün sahip olduklarımızın değeri çok daha iyi anlaşılacaktır.

Bu Meclis, millî mücadelenin zor şartlarında doğmuş ve millî mücadelenin esas karargâhı olmuştur. Millî mücadelenin en sert günlerinde, Ulus'taki mütevazı binasının, okul sıralarından oluşturulan, toplantı salonunda, Polatlı'dan gelen top sesleri altında memleketin kaderine sahip çıkan Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin var olma azim ve kararlılığının kurumsallaşmasıdır. Bu itibarla, bu Meclis, sadece millet iradesinin değil, aynı zamanda istiklal ruhunun da tecelligâhı olmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem millî mücadele sürecinde hem de cumhuriyetin ilanından sonra, yeni rejimin akıl ve kalbi olma niteliğini muhafaza etmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Meclisin yeni rejim içindeki konumunu açıklarken bu hususa özellikle dikkat çekmiş ve Meclisin nazarî bir müessese olmadığını, hakikati temsil eden bir müessese olduğunu ifade etmiştir.

23 Nisan 1920 tarihinin bir başka önemli hususiyeti, millî egemenlik fikrini Türkiye'deki siyasî rejimin temel ilkesi haline getirmesidir. Millî egemenlik, devlet ve siyaset teorisi açısından çok mühim bir kavramdır ve egemenliğin, millete, onu oluşturan fertlerin müşterek iradesine ait olmasını işaret eder. Millî egemenlik kavramı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratik meşruiyet temelinde kurulduğunun da en bariz örneğidir. 23 Nisanla birlikte, millet, siyasî rejimin aslî ve tayin edici aktörü haline gelmiştir, yani, 23 Nisan demokrasimizin miladıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, siyasî rejimin üstün gücü olarak varlık bulmuştur; çünkü, millî irade, Türkiye Büyük Millet Meclisinde vücut bulmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk, millî mücadelenin çetin şartlarında dahi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin demokratik bir zemin olarak muhafazasına büyük önem göstermiş, Meclis üstünlüğünü temel prensip olarak benimsemiştir.

Şu sözler Büyük Atatürk'e aittir: "Millet ve memleket nam ve hesabına yegâne müracaatgâh burasıdır; yani, Meclisi Âlinizdir. Bu hakkı meşru, bu hakkı millî, bu hakkı tabiî, hiçbir sebep ve bahaneyle ve hiçbir mütalaa ile hiçbir şahsa ve hiçbir heyete terk edemeyiz." Tekrar ve ısrarla altını çizmek istiyorum: Meclisimiz, millet iradesini esas alan demokratik hayatımızın en merkezî kurumudur. Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde dahi Meclisin üstünlüğü prensibinden asla vazgeçilmemiştir. Savaşın en netameli günlerinde, en kritik kararlar Meclis kürsülerinde müzakere edilmiştir. Birinci Meclis, demokrasinin her koşulda ve her zaman taviz verilmeden uygulanabileceğini gösteren en güzel örnektir.

Cumhuriyetin ilanından sonra, Büyük Atatürk, tüm toplumsal reform projelerini, Meclisten kanun çıkarılması suretiyle millet iradesine dayanarak hayata geçirmiştir. Hiç kuşkusuz, Atatürk'ün temel amacı, demokratik kurum ve yapıların yerleşmesi ve millet iradesinin taviz verilmeden uygulanmasıdır. Onun sahip olduğu çağdaş Türkiye vizyonunun temelinde, demokratik bir yönetim ideali vardır; ancak, şunu ifade etmek isterim ki, Türk siyasî hayatı, dönem dönem, Meclisin siyasî sistem içindeki yerinin aşındırılması gayretlerine şahit olmuştur. Unutmayalım ki, millet adına söz söyleme yetkisi, yalnızca bu milletin seçilmiş meşru temsilcilerine aittir. Cumhuriyetimizin demokratik ideallerini tartışır hale getirmenin hiçbir geçerli mazereti yoktur. Birinci Meclis tecrübemizin de sarahatle gösterdiği üzere, demokrasi, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde lüks değildir; gerektiğinde fedakârlık yapılabilecek bir lüks olarak da görülmemelidir.

Bu çerçevede, cumhuriyetimizin temel nitelikleri arasında öncelik sırasına göre bir ayırıma gitmek de söz konusu olmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızdaki tanımıyla, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Bu temel niteliklerin hiçbiri diğerine mâni olmadığı gibi, birbirlerinin yerlerine ikame edilmeleri de mümkün değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, artık, kurumsallaşmış, kökleşmiş ve 7'den 70'e millete mal olmuş aslî değerlerini tartışma konusu yapmaktan kurtulmalıdır. Türkiye Cumhuriyetinin temelinde, halkın kendi kaderine hâkim olacağı, demokratik bir yönetim felsefesi yatmaktadır. Bunun aksini iddia etmek, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine en büyük ihanettir.

Ne mutlu bizlere ki, cumhuriyetimizin kuruluş ideallerine, bugün, her zamankinden daha yakınız. 42 yıllık Avrupa Birliğine yönelişimizde en kritik aşamayı, artık, geride bırakmış bulunuyoruz. Yüce Meclisimizin 86 ncı kuruluş yıldönümünü kutlarken, bugün, Avrupa Birliğine katılım müzakerelerini başlatmış bir Türkiye'ye sahip olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. Bu başarı, her şeyden önce, aziz milletimizindir, onun değişim iradesini hayata geçiren, tarihî reformlara, cesur kararlara imza atan bu Yüce Meclisindir.

Millî irade fikri, millî egemenlik nosyonu, millet kavramının da demokratik bir muhtevada tanımlanmasını ve değerlendirilmesini gerektirir. Bugün, Türkiye'de, millet kavramı etrafında iyi niyetli addedilemeyecek tartışmalara tanık olmaktayız. Açıkça ifade etmek gerekir ki, modern millet fikrinin tayin edici unsuru vatandaşlık kavramıdır. Millî egemenlik nosyonu, bu demokratik millet tanımına uygun olarak, milletin bütün fertlerinin millî iradenin teşekkülüne eşit biçimde katılması gerektiği ön kabulüne dayanır. Bu çerçevede, inanca, kültüre ve etnik köküne dayalı farklılıklar gerekçe gösterilerek millet bütünlüğünü bozan, bir anlamda millet mefhumunu rafa kaldıran ayırımcı söylemlerden uzak durmak, demokratik özgürlükçü düzenin muhafazası bakımından elzemdir.

Bir kez daha vurgulamak isterim ki, egemenlik, milletin bütününe aittir ve milletin meclisinde vücut bulur.

Bu hissiyatla, Yüce Meclisimizi en samimî duygularımla selamlıyorum. 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı tebrik ediyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

5 konuşma daha · 23 Nisan 2006

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook