İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 22. BİRLEŞİM · SALI

Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)

Durdu Özbolat

Kahramanmaraş Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 22. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Kasım 2009 · 1.095 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Durdu Özbolat (CHP), 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)); konuşma 1.095 kelime.

Durdu Özbolat (CHP, Kahramanmaraş). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/durdu-ozbolat-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 428 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Bütün öğretmenlerimizin günlerini kutluyorum. Bu güzel gün aynı zamanda Ulu Önder Atatürk’ün millet mektepleri başöğretmeni olması nedeniyle daha da anlam kazanıyor. Ben böylesi bir günde başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere yaşamını yitirmiş tüm öğretmenlere Tanrı’dan rahmet diliyorum. Yaşamını bu onurlu göreve adamış tüm eğitim emekçilerine en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Ayrıca, 25 Kasımda, yarın yapılacak olan Eğitim-Sen’in, KESK’in hak arama mitingini destekliyorum ve yarın yanlarında olacağım.

Bugün görüşmesini yapacağımız kanun teklifi yasalaşırsa atamayı bekleyen 327 bin öğretmenimizin sayısı 317 bine düşmüş olacak. 10 bin gencimizi mutlu edeceğiz. Geride kalan 317 binin durumu ne olacak? O, düşünmemiz gereken asıl konulardan birisi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim bu konuda konuşmam biraz sıkıcı olacak çünkü rakamlarla konuşacağım. Hamaset yapmayacağım, bu arada Sayın Bakana da yardımcı olmaya çalışacağım. Gerçi bir önceki Sayın Millî Eğitim Bakanı, Millî Eğitim Bakanlığını otomatik pilota bağladığını ve Sayın Bakana ve muhalefete, bizlere pek bir iş kalmadığını ima etti ama yine de milletimizin vekili olarak tespitlerimizi, önerilerimizi sunalım. Takdir, yüce Meclisin ve Sayın Bakanın.

Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, bu yıl okul öncesi eğitim otuz iki ilde zorunlu oldu, önümüzdeki yıl tüm yurtta zorunlu olacak. Biz bunu olumlu buluyoruz yapabilirsek. Zorunlu okul öncesi eğitimi iki yıla çıkaralım, biz de bu konuya gerekli desteği verelim. Bu alandaki okul sayısı 23.653, derslik sayısı 39.481, öğrenci sayısı 804.765, öğretmen sayısı 47.633’tür. Eğitim bilimciler, okul öncesi eğitimde sınıflardaki ideal öğrenci sayısını 10-15 olarak belirliyorlar. Bizde 20 öğrenci gibi görünüyor ama okul öncesi eğitim ülke çapında yaygınlaşmadığı için, sınıflarımızdaki öğrenci sayısı kesinlikle 20’nin üzerinde, hatta bazı anaokullarında ikili eğitim veriliyor. Şimdi burada Sayın Bakana soruyorum: Okul öncesi eğitimde daha kaç dersliğe ve öğretmene ihtiyaç var? Çalışmasını yaptınız mı? Yaptıysanız lütfen bizi bu konuda bilgilendirin, yapamadıysanız bu konuda size yardımcı olalım.

Gelelim ilköğretime: Okul sayısı 33.769, derslik sayısı 320.393’tür, öğrenci sayısı ise 10.709.920, öğretmen sayısı ise -kadrolu, sözleşmeli- toplam 453.318. Bu rakamlara baktığımızda, derslik başına düşen öğrenci sayısı 34 gibi görünüyor ancak gerçek bundan da çok farklı değerli arkadaşlar. Özellikle büyük şehirlerde derslik başına düşen öğrenci sayısı 40-45. İlköğretimde öğrencilerin 24 kişilik sınıflarda normal eğitim görebilmeleri için gereken derslik sayısı ise 125.853’tür.

İlköğretimin AKP İktidarı dönemindeki gelişim tablosuna baktığımızda, okul sayısında yaşanan azalma dikkati çekmekte. Örneğin, 2002 yılında okul sayısı 35.133 iken, 2009 yılında bu sayı 33.769 olmuştur. Yani Sayın Bakanım, 2002 yılından bu yana, ilköğretimde okuyan öğrenci sayısı artmış, okul, derslik ve öğretmen sayısı bu artışa paralel olarak artmamıştır.

Gelelim ortaöğretime: Okul sayısı 8.765, derslik sayısı 109.042, öğrenci sayısı ise 3.837.164’tür. Bu rakamlara baktığımızda, derslik başına düşen öğrenci sayısı 35 olarak gözüküyor ancak özellikle büyük şehirlerde dersliklerdeki öğrenci sayısı bu rakamın çok üzerindedir. Yani ortaöğretimde de yeterli okullaşma henüz sağlanamamıştır. Rakamlar böyle Sayın Bakanım. “Otomatik pilot” buysa, gelin biz manuel çalışalım.

Değerli arkadaşlarım, bizim, muhalefet olarak bu veriler ışığında Sayın Bakana verdiğimiz not zayıftır.

Gelelim öğretmenlerimizin durumuna. Sayın Bakan Nimet Çubukçu, Plan ve Bütçe Komisyonunda 2003 yılında, 26 Ekim 2009 tarihine kadar 147.702’si kadrolu, 70 bini sözleşmeli olmak üzere toplam 217.702 öğretmenin atamasının yapıldığını belirtti. Ayrıca, 37.500 öğretici, yani kısmi zamanlı geçici öğretici, İngilizce dil öğreticisi, bilgisayar öğreticisi, vekil öğretmen ve 189.254 usta öğretici görevlendirmiştir. Yani değerli arkadaşlarım, öğretmen statüsünde çalıştırılmayan öğretici ve usta öğreticilerin toplam sayısı 226.754’tür. Şimdi bu rakamları da göz önüne alarak öğretmen açığının ulaştığı boyutu bir düşünün. Ayrıca, her yıl 20 bin civarında öğretmen emeklilik, istifa, ölüm ve benzeri nedenlerle meslekten ayrılmaktadır. Yani Sayın Bakanın belirttiği 217 bin rakamının yarıdan fazlası böylece gitmiş oldu. Şimdi ben yüce Meclise soruyorum: Yedi yıllık AKP İktidarı döneminde öğretmen açıkları arttı mı azaldı mı?

HASAN ANGI (Konya)Azaldı.

DURDU ÖZBOLAT (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler burada 10 bin öğretmen adayımızı sevindireceğiz, az da olsa güzel. Şimdi merak ettiğim bir konu da şu: Bu 10 bin kadroya öyle zannediyorum ki sözleşmeli kadroda çalışan arkadaşlarım da başvuracaklar. Peki, onların boşalttığı yerlere yeniden hemen öğretmen ataması yapılacak mı? Yapılmayacaksa dersleri boşalacak öğrencilerimizin durumu ne olacak? Sayın Bakanım, öyle zannediyorum ki sizin de okul çağında çocuğunuz var. Sene içerisinde öğretmen değişikliği bu çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Bu çalışmaları daha iyi planlayıp sene başında yapmak en doğrusu değil mi?

Değerli arkadaşlarım, benim, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi bir milletvekili olarak anlayamadığım bir diğer konu da öğretmenlerimizin atamasında uygulanan kadrolu sözleşmeli ayrımı. Sayın Bakan da benim gibi düşünmüş olacak ki “Kadrolu sözleşmeli ayrımı ikiliğine çok üzülüyorum. Önümüzdeki dönemde bir daha sözleşmeli öğretmen almayacağım. Bundan sonra tüm öğretmenler kadrolu olacak.” demişti, yine sözünde mi? Benim ve bu işin mağduru olan birçok öğretmenimin merak ettiği konulardan biri de bu. Şimdi burada, bu sözü, atama bekleyen öğretmen arkadaşlarıma verebilecek mi Sayın Bakan? Sayın Bakan, sözleşmeli öğretmenlerin durumuna üzülüyor, biz de üzülüyoruz ama çözüm makamı biz değiliz, Sayın Bakandır.

Şimdi, Sayın Bakanımın daha üzüleceği bir başka konuya dikkatinizi çekmek istiyorum: Öyle zannediyorum ki sayıları 100 bin civarında ücretli öğretmen bugün okullarda görev yapmaktadır. Bunların aldığı ücret 300 ile 500 TL arasında, sigortaları da yarım zamanlı.

Değerli arkadaşlarım, bu öğretmenlerden birinin de kendi çocuğunuz olduğunu düşünün. Üniversiteyi bitirmiş, yaş otuza yaklaşmış, ailesinden harçlık almak zorunda, evlenemiyor, yuva kuramıyor, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Bunlar için biraz daha üzülelim Sayın Bakanım. Gazetelerde bu çocukların intihar haberleri yer alıyor. Bu çocukların da anaları ağlıyor Sayın Bakanım. Bu gençlerin çoğu depresyonun eşiğinde. Size ulaşabiliyorlar mı bilmiyorum ama ben her gün bu gençlerle muhatap oluyorum, sorunlarını dinliyorum ama sorunlara ben çözüm üretemiyorum Sayın Bakanım. Bu çocukların durumunu da bir göz önüne alın, kendi çocuklarınızı bu çocukların yerine koyarak ama. Yönettiğiniz Bakanlık, bu ülkenin en önemli bakanlığı, biz de sizlere yardımcı olmaya çalışan insanlarız. Bütçemiz daha büyük olsun, eğitimde tasarruf olmaz. Gelin, hep beraber bu imkânları genişletmeye çalışalım. Ben, maliye bakanlarıyla çok ciddi pazarlıklara girip bakanlığını, çalışanları gözeten, tartışan bakanlar hatırlıyorum. Bunu sizden de bekliyoruz Sayın Bakanım.

Yine, Sayın Bakan, Plan ve Bütçe Komisyonunda, 9’uncu derecenin 1’inci kademesinde bulunan bir öğretmenin maaşının 1.302 TL olduğunu açıkladı, ek ders ücretiyle bir öğretmenin eline 1.699 TL geçtiğini belirtti. Allah aşkına Sayın Bakanım, öğretmenlerin kaç tanesi ek ders ücreti alabiliyor? Madem bu kadar ücret alıyorlar da neden bu arkadaşlarımızın önemli bir kısmı ikinci, üçüncü işleri aramak ve yapmak zorunda kalıyorlar? Gelin, biraz empati yapalım, kendimizi bu öğretmen arkadaşlarımızın yerine koyup onların kazandığı para ile kira verelim, çocuklarımızı okutalım, mutfak harcamalarımızı yapalım, kendimizi geliştirecek etkinliklere para ayıralım, elektrik, su, doğal gaz, telefon ücretlerimizi verelim.

Üzülerek belirteyim ki Sayın Bakan, bu konuda biz de, öğretmenler de size geçer puan vermedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 24 Kasım 2009

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook