İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.220)

Emin Haluk Ayhan

Denizli Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Haziran 2008 · 874 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Emin Haluk Ayhan (MHP), 4 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.220)); konuşma 874 kelime.

Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.220)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2008-06-04-amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanunda-ve-bazi-kanunlarda-de (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 220 sıra sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’na ilişkin görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, devletin kamu alacağını tahsil edebilmesine imkân tanıyan ve devleti birçok noktada kamu alacağının tahsili konusunda güçlü kılan bir kanundur. Bu sebeple, ilgili kanun hakkında yapılacak değişikliklerin çok iyi irdelenmesi, yapılacak değişikliklerin fayda-maliyet analizlerinin çok iyi yapılması gerekmektedir. Bu analizler yapılırken, Kanuna aykırı hareket edecek iyi niyetli olmayan kişilerin yapacağı davranışların kamuyu nasıl etkileyeceğine dair öngörüler de gerekmektedir.

Temel olarak, bu tasarıda, Hükûmetin son zamanlarda getirdiği hemen hemen tüm tasarılarda olduğu gibi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, devlet muhasebe sistemi, devlet giderlerinin ödenmesine ilişkin esas ve usuller bir tarafa itilmeye gayret gösterilmektedir.

Tasarının 2’nci maddesiyle “Takibata selahiyetli tahsil dairesince, bu madde kapsamında getirilen zorunluluğa rağmen borcun olmadığına dair belgeyi aramaksızın işlem tesis eden kurum ve kuruluşlara iki bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmü getirilmiştir. Söz konusu borcun olmadığına ilişkin belgeyi tanzim eden kurum ve kuruluşlardaki ilgili personele kusurları oranında idari para cezasının yanında, adli para cezası da uygulanmalıdır. Zira, kamuya milyonlarca YTL borcu olan bir mükellef, 2 bin YTL idari para cezasını karşılamak suretiyle, borcun olmadığına dair belgeyi temin edebilecektir.

Tasarının 3’üncü maddesiyle, kötü niyetli kişilerin ortaklıktaki payını devrederek kamu alacağından kurtulması engellenmeye çalışılmaktadır. Ancak, burada, devralan ve devreden yönünden müteselsilen sorumluluk getirilmiştir. Hem tasarıda maddenin getiriliş gerekçesine uygun olması hem de hakkaniyet ilkesine uyulması açısından devir sözleşmesinde yer almayan ve devir tarihinde devralanın öngörmediği veya öngöremediği, dolayısıyla devir sözleşmesinde yer almayan hususlar açısından devir tarihine kadar vuku bulmuş olaylar sebebiyle oluşacak amme borcu için sadece devredenin sorumlu tutulması, devir tarihinden itibaren oluşacak amme borçları için sadece devralanın sorumlu tutulması, ayrıca, devir tarihine kadar olan olaylar sebebiyle oluşmuş ve devir sözleşmesine konu olmuş amme borçları açısından da taraflar arasında yapılacak devir sözleşmesindeki hükümlere göre sorumluluğun belirlenmesi gerekir.

Tasarının 4’üncü maddesiyle, şirket hisselerini devreden ortaklara getirilen müteselsil sorumluluğun benzeri, eski kanuni temsilcilerle, teşekkülü yeni idare edenlere de getirilmektedir. Daha önce yapılan açıklamalar bu değişiklik için de geçerlidir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus, herhangi bir teşekkülde bir kanuni temsilcinin veya teşekkülü idare edenlerin kanuna aykırı hareket etmesi sebebiyle bu kişilerin teşekküldeki görevlerinden ayrılmasından sonra doğacak amme alacağından, yani yeni idarecilerin de müteselsilen sorumlu olacağıdır. Bu, ülkemiz ticari yaşamının ayrılmaz bir parçası olan teşekküllerin kanuni temsilcilerini ve idarecilerini gereksiz ve yersiz bir sorumluluk altına sokacaktır, ki bu husus kamu vicdanına da aykırıdır. Zira, teşekkülü idare edenler kendilerinden önce vuku bulmuş olan kanuna aykırı hareketlerden dolayı hiç de suçları olmadığı hâlde cezalandırılmış olacaklardır.

Tasarının 5’inci maddesiyle yurt dışı çıkış yasağına ilişkin düzenleme yapılmakta ve yurt dışı çıkış yasağı 100 bin YTL’nin üzerindeki ve teminat altına alınmamış amme borcu bulunan mükellefler için getirilmiştir. Bakanlar Kuruluna bu tutarı 10 katına kadar artırmaya yetki verilmiştir.

Tasarının 6’ncı maddesiyle amme borçlusunun 50 bin YTL’ye kadar borcunun tecilinde teminat aranmaması uygulaması getirilmesi, orta hâlli mükellefler açısından tecilden yararlanmayı mümkün kılmaktadır. Ancak, 50 bin YTL’yi geçen alacaklar için de aşan kısmın yarısı tutarında teminat aranmayacağının öngörülmesi, bu tutarın 10 katına kadar artırılması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi amme alacağının teminatsız bırakılması sonucunu doğurabilecektir. Ayrıca, tecilin geçerli olabilmesi için gerekli olan teminat şartının esnetilmesi yerinde olmakla birlikte, tecil müessesesinin kötü niyetli şahıslar tarafından amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmesi için düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin, satışı her an mümkün olabilecek vasıfta bir gayrimenkulü hacizli bulunan borçlu mükellef bu satışı engellemek için tecil talebinde bulunuyor ve doğal olarak satış işleminden vazgeçiliyor, tecili ihlal etmesi üzerine gayrimenkul tekrar satışa çıkarılıyor, satışla ilgili işlemler baştan itibaren tekrarlanıyor ve tam satış aşamasında mükellef tekrar tecil talebinde bulunabiliyor. Burada şu husus akla gelebilir: “Her tecil talebinin kabul edilmesi mecburiyeti yoktur, talep kabul edilmezse sorun halledilmiş olur.” denilebilir ancak uygulamada idarenin güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmazsa bunun üstesinden gelinemeyecektir

Tasarının 8’inci maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 72’nci maddede, teknik direktör, antrenör ve sporculara yapılan ücret ve ücret ödemelerinden lig tasnifine göre yüzde 15, yüzde 10 ve yüzde 5 oranlarında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmektedir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinde gelir vergisi tevkifatıyla ilgili düzenleme vardır. Bu maddede gelir grupları itibarıyla farklı oranlara yer verilmiştir. Madde başlığı “Vergi Tevkifatı ve Muhtasar Beyanname”dir. Söz konusu maddeyle değişik kazançların kaynakta vergilenmesini sağlamak için düzenleme yapılmıştır. Söz konusu maddede mükellefler açısından muafiyet veya gelir çeşitleri açısından istisnalar getirilmemektedir. Kısacası, vergi tevkifatında amaç kaynakta vergilemektir. Yapılan düzenlemede ise lig tasnifine göre yüzde 15, yüzde 10 ve yüzde 5 oranlarında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmektedir. Bir başka anlatımla, lige göre farklı oranlar uygulanarak sporculara bir çeşit muafiyet tanınmaktadır. Yapılacak tevkifat nihai vergilemedir ancak önceden ifade edildiği gibi vergi tevkifatının düzenlendiği madde, esas itibarıyla, kaynakta vergilemenin düzenlendiği maddedir. Geçici maddeyle tasarının 8’inci maddesinin yer aldığı şekilde bir düzenleme yapmak gelir vergisi mantığına uymayacaktır. Ayrıca, bu hükümler, Anayasa’da ifadesini bulan eşitlik ilkesine aykırıdır. Yine, herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini Anayasa öngörmektedir.

Bu kapsamda, gelir vergisinde ücretler açısından artan oranlı bir tarife yer almaktadır. Yapılan düzenlemeyle, bu liglerdeki sporcular açısından diğer vatandaşlara göre farklı oranlar belirlenmektedir. Getirilen düzenleme vergileme ilkelerine aykırıdır. Toplumdaki adalet duygusunu zedeleyici nitelikte olup vatandaşın devletine karşı olan güven duygusunu sarsacak niteliktedir. Yapılan düzenlemeyle vergi sistemi daha da bozulmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

47 konuşma daha · 4 Haziran 2008

47 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook