Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.220)
İstanbul Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 4 Haziran 2008 · 843 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümit Şafak (MHP), 4 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUNDA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.220)); konuşma 843 kelime.
Ümit Şafak (MHP, İstanbul). “Amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunda ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.220)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/umit-safak-23-2008-06-04-amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanunda-ve-bazi-kanunlarda-de (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA ÜMİT ŞAFAK (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 220 sıra sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, vergi politikalarının başarıya ulaşması için adalet, eşitlik, genellik, açıklık, iktisadilik ve uygulanabilirlik gibi ilkelerin uygulanması gerekmektedir. Bunun yanı sıra vergi politikalarının başarıyla icra edilmesi için vergi politikalarını uygulayacak idari otorite ve organizasyona ilişkin düzenleyici tedbirlerin alınması ve uygulanması da uyulması da gerekmektedir. Vergi kanunları ve ilgili yasalar hazırlanırken hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden olan kanunların genelliği ilkesine uyulması, insanlar arasındaki eşitlik ve adalet ilkelerinin göz ardı edilmemesi, hazırlanan yasaların da kişilerin temel hak ve özgürlüklerini engellememesi gerekir.
Anayasa’mız “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” demek suretiyle herkesin kanun önünde haklar ve yükümlülükler bakımından eşit olduğunu açıkça ifade etmektedir. Ayrıca Anayasa’nın 73’üncü maddesi ise vergi adaleti ilkesi ile kanunların eşitlik ve genellik ilkelerini birleştirmiştir. Dolayısıyla, çıkarılacak bir vergi kanunu kamu giderlerinin karşılanabilmesi için herkesin mali gücüne göre ödemede bulunmasını sağlayacak vergi adaletine sahip olmak zorundadır. Aksi takdirde, çıkarılan kanun, uygulama güçlükleriyle karşılaşacaktır. Bu durum, Anayasa’da açıkça ifadesini bulan eşitlik ve adalet ilkesini de zedeleyecektir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da değişiklik yapmak amacıyla Hükûmet tarafından on sekiz madde olarak hazırlanan tasarı, komisyonda yapılan değişiklik ve ilavelerle, iki bölüm hâlinde, yirmi altı maddeye çıkarılmıştır. Tasarıyla düzenlenen 6183 sayılı Kanun, vergi ve amme alacaklarını düzenleyen genel bir kanundur.
Bu tasarının 5’inci maddesinde, 100 bin yeni Türk lirasının üzerindeki teminat altına alınmamış amme alacakları için, yurt dışına çıkış tahdidi konulmuştur. Bakanlar Kurulu, bu tutarı yarısına kadar indirmeye ve 10 katına çıkarmaya yetkili kılınmıştır. Yetki makasının neden bu kadar açık tutulduğu da anlaşılamamaktadır.
Ayrıca, borcu olsun olmasın, herkesten “borcu yoktur” belgesinin istenilmesi hâlinde, işlemler, bürokratik engel olarak karşımıza çıkacaktır. Bu hususta, daha modern ve teknolojik yöntemler geliştirilmelidir. Bazı ihale makamlarının, bilgisayar ortamında hazırlanan “borcu yoktur” yazısını kabul etmemeleri, iş sahipleri için ayrı bir zorluk olmaktadır. Türkiye'nin her yerinden, hak sahiplerinin borçlarının bulunup bulunmadığının tespit edilebileceği, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasına bağlı sistemler geliştirilmelidir.
Tasarının 3’üncü maddesiyle yapılan düzenlemede, 6183 sayılı Kanun’un 35’inci maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Tasarı ile yapılan düzenlemede, hem şirketteki paylarını devreden ortaklar hem de hisseleri devralan yeni ortaklar, devirden önceki amme alacaklarının tahsilinden müteselsil sorumlu tutulmaktadır. Şirkete ait eski borçlardan hisseyi devir alan yeni ortakların müteselsil sorumlu olması ciddi bir yanlışlık olmuştur. Şirketin bilançosunda borç olarak görülmeyen geçmiş amme alacaklarından yeni ortakların müteselsil sorumlu tutulması, başkasının yaptığı borcun bir başkasına ödetilmesi anlamına gelir ve hukukun prensiplerine aykırıdır. Ortak yerine şirket tüzel kişiliğinin sorumlu tutulması daha doğru ve daha yasal olacaktır.
Tasarının 8’inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 72’nci maddede 31/12/2017 tarihine kadar teknik direktör ve antrenörler ile sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelerde sabit oranlı vergi tarifesi terk edilmiş, bunun yerine lig tasnifine göre yüzde 15, yüzde 10, yüzde 5 oranlarında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmektedir. Bir taraftan sporda özerklik ve bağımsızlığı savunmak, diğer taraftan ayrıcalık getirmek bir çelişkidir. Bu tür uygulamalar vergi sistemini düzeltmek bir tarafa sistemin daha da bozulmasına yol açacaktır.
Sayın milletvekilleri, AKP iktidarları döneminde Anayasa’da, kanunlarda belirlenmiş bu kurallar sık sık terk edilmiş, istisnalar kurala, kurallar ise istisnaya dönüşmüştür. Hemen hemen bütün mali düzenlemelerde bu anlayışı görmek mümkündür. 2008 yılında uygulamaya konulan asgari geçim indirimi uygulaması buna en iyi örnektir. Muhtasar vergi tahsilatında çok önemli kayıplara sebep olan asgari geçim indirimi, özel sektörde çalışan işçinin maaşını da artırmamıştır. Çünkü özel sektörün büyük bölümü maaşları net ücret üzerinden ödemektedirler. O sebeple asgari geçim indirimi net maaşlara yansımamıştır.
Bir başka çarpıcı örnek de Gönüllü Uyum Projesi’dir. Bu projeyle vergi mükellefleri, kanunsuz, usulsüz ve yetkisiz matrah artırımına zorlanmaktadır. Sayın Bakana yazılı bir soru önergesiyle “Gönüllü Uyum Projesi” adı altında Maliye Bakanlığı yetkililerinin esnaftan topladığı haksız vergileri sordum. Sayın Bakanın verdiği cevabın soru ile hiçbir alakası yoktur. Gönüllü uyumluluğun beyannameler verilmeden önce vergi mükelleflerini uyarma şeklinde olduğu gibi kaçamak bir cevap verilmiştir. Oysaki mükellefler beyannamesini verdikten sonra matrah artırımına zorlanmaktadır. “Matrah artırmazsanız başınız dolaşır.” şeklinde korkutularak esnafa yeni vergiler ve yeni cezalar salınmaktadır. Maliye Bakanı, asgari geçim indiriminden doğan vergi açığını herhâlde bu usulsüz uygulamayla kapatmayı düşünmektedir.
Sayın milletvekilleri, çıkarılan ya da düzenlenen kanunlar toplumda insanların hayatlarını düzenleyen ve kolaylaştıran bir şekilde çıkarılmalı ya da düzenlenmelidir. Kanunlardaki boşluklar giderilmeli, güncel sorunlara çözümler üretilmelidir. AKP iktidarları döneminde çıkarılan kanunlar yeterli olmamakla birlikte daha çok karışıklığa neden olmaktadır. Kanunlardaki boşluklar giderilmeden, aceleci bir tavırla sanki yangından mal kaçırırcasına kanun çıkarmak anlayışından bir an önce vazgeçilmelidir. Bunun en iyi örneği de Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Yasası’nın görüşülmesinde olmuştur. Yanlış hesap Bağdat’tan dönmüş, Sayın Cumhurbaşkanı yürürlük maddesi sebebiyle alelacele çıkarılan bu Yasa’yı veto etmiştir.
Bugün görüştüğümüz kanun tasarısının bazı maddeleri eşitlik ve adalet ilkelerine aykırılık içermektedir. Tasarının 8’inci maddesiyle yapılan sporcuların kazançlarının vergilendirilmesi ile ilgili düzenleme adalet ve eşitlik ilkelerine açıkça aykırıdır.
Yasada görülen en önemli sorunlardan birisi de şirketin yeni ortaklarının eski amme alacaklarından müteselsil sorumlu tutulmasıdır. Bir kişinin kendine ait olmayan ve haberinin olmadığı bir kamu borcundan sorumlu tutulması hukuka uygun değildir, adalet anlayışıyla da bağdaşmaz.
Sözlerime son veriyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 4 Haziran 2008