Gümrük kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:324)
Denizli Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Haziran 2009 · 1.948 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Emin Haluk Ayhan (MHP), 18 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜMRÜK KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:324)); konuşma 1.948 kelime.
Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Gümrük kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:324)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 18 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2009-06-18-gumruk-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisikl (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına 324 sıra sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının genel gerekçesinde, Avrupa Birliği normlarına uygun 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun, gümrük formalitelerinin asgariye indirilmesi, zaman kayıpları ve gereksiz harcamaların önüne geçilerek dış ticaret işlem maliyetlerinin düşürülmesi ve özellikle ihracata dayalı sanayi için girdi niteliğindeki malların ekonomiye zamanında kazandırılması açısından çağdaş nitelikli hükümler ihtiva ettiği ifade edilmektedir. Ayrıca, topluluk gümrük koduna uyumlu olarak hazırlanan ancak zamanla bazı maddeleri uyumsuz hâle gelen Gümrük Kanunu’nun tasarıyla hem müktesebata uyumunun sağlanacağı hem de ulusal menfaatlerimiz gözetilmek suretiyle dış ticaret erbabının iş ve işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik uygulamaların yasal zeminini oluşturacağı belirtilmektedir.
Tasarıyla temel olarak, Kanun’da geçen bazı deyimlerin tanımlarında, transit rejiminde, ekonomik etkili gümrük rejimlerinde, gümrük yükümlülüğünün doğması ve başlaması, gümrük vergisi ve para cezalarının tebliği, itiraz süreleri ile gümrük vergilerinin kesinleşme tarihleri ve para cezaları konularında değişiklik yapıldığı hususları da yer almaktadır.
Tasarıya ilişkin Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Raporu’nda “Tasarı ile yapılan düzenlemelere bakıldığında çok ayrıntılı düzenlemelere gidildiği görülmektedir.” denilmektedir. Kanunlarda bu kadar ayrıntılı düzenlemelere yer verilmeksizin ikincil düzenlemelere gidilmesi konusunun değerlendirilmesi gerektiği, mevzuatın uyumlaştırılmasının tek başına yeterli olmadığı, kanun hükümlerini uygulayacak kurumların idari kapasitelerinin de önem arz ettiği, Gümrük Müsteşarlığının kanun ile ilgili iyi bir iletişim mekanizması kurarak ilgilileri bilinçlendirmesi gerektiği, diğer yandan bunun sağlanmasında eleman eğitimi ve yeni eleman takviyesinin de önemli olduğu hususlarına da yer vermiştir.
2008 yılında ortaya çıkan ve birçok ülkeyi olumsuz etkileyen küresel mali krizin Türkiye’de dış ticaretle uğraşan kesimi de etkisi altına aldığı, mali krizin etkilerinin azaltılması amacıyla Hükûmet tarafından ihracat faaliyetinde bulunanları koruyacak şekilde gerekli tedbirlerin alınmasının gerektiği, tasarıda yer alan düzenlemelerin esas amacının AB gümrük mevzuatı ile uyumun sağlanması olduğu, bu nedenle tasarıda yer alan düzenlemelerin birçoğunun gümrük işlemleri ile ilgili teknik hususları içerdiği, alt komisyon çalışmalarında tasarı kapsamında yer alan birçok hükümde mutabakat sağlanmış olunmakla birlikte, bazı hususların Komisyonda daha detaylı bir şekilde değerlendirilmesinin de yararlı olacağı, alt komisyon çalışmaları sırasında tartışılan gümrük müşavir yardımcılarının sorunlarının giderilmesinin, mağduriyetlerin önlenmesi yönünde büyük önem arz ettiği, gümrük müşavir yardımcılarının yıllardır müşavirlik hizmetlerini yürüttüğü ancak 4458 sayılı Kanun ile getirilen hükümler doğrultusunda müşavirlik şirketlerinin yapısının değiştirildiği, bu nedenle 4458 sayılı Kanun hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten önce faaliyette bulunan şirketlerin ortağı olan gümrük müşavir yardımcılarının da ortaklıklarının devamına yönelik geçici bir düzenlemenin yapılması gerektiği, tasarı ile kurye faaliyetlerinde bulunan şirketlere gümrük müşaviri istihdam etmeden müşavirlik yapabilme imkânının getirildiği, böyle bir düzenlemeden gümrük müşavirliği mesleğinin olumsuz etkileneceği, kurye şirketlerinin birçoğunun yabancı şirket olduğu düşünüldüğünde gümrük müşavirlerinin ortak olduğu yerli şirketlerin korunması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği, tasarıda yer alan düzenlemeler ile AB’yle ilişkiler arasında paralel bir ilgi kurmanın doğru olmadığı, tasarının Türkiye’nin gümrük birliğine yönelik uygulamada karşılaşılan sıkıntılarının giderilmesi amacıyla hazırlandığı ifade edilmektedir.
Aynı tasarıda birtakım çelişkilerin olduğu, alt komisyon ve Komisyon çalışmaları sırasında Gümrük Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı çalışanları arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklardan anlaşılmıştır. Durumun bu hâle gelmesinin temel nedeni ise, aynı kanun tasarısı altında imzası bulunan sayın bakanların temelde bazen anlaşamadıklarıdır.
Diğer bir konu ise, ilgili kuruluşlar arasında büyük problemlerin olduğu alt komisyon çalışmaları sırasında ortaya çıkmıştır ancak ilgili kuruluşların bağlı olduğu bakanların birlikte imzalamış oldukları tasarının hazırlanması sırasında müşterek bir çalışmanın ciddi bir şekilde yapılmadığı intibası ortaya çıkmıştır.
Buradan da anlaşılmaktadır ki, kurumlar arası rekabete ilave olarak bakanlar arasında da iş ve yetki paylaşımı açısından rekabetin ve anlaşmazlıkların olduğu görülmektedir.
AKP İktidarı, artan yapısal ekonomik problemlere ilave olarak küresel krizin ülke ekonomisinde yarattığı tahribatın giderilmesine yönelik çalışmalar yapmak yerine, AKP’nin uzun süredir unutmuş olduğu AB tutkusunun ansızın tekrar ortaya çıkması sonucunda AB’ye uyum açısından, bu tür mevzuat değişikliklerini tekrar gündeme getirerek kamuoyunu yanlış yönlendirme gayretine düşmüştür. Yapılmak istenen mevzuat değişikliklerinin yarın AB’ye tam üye oluyormuşçasına topluma takdim edilmeye çalışmasının yanlış olduğu belirtildiğinde ise, bunların AB için değil ülke yararı açısından gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Ancak daha önce 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nda yapılan değişikliklerde geriye adım atılmış ve AB’ye tam üye oluncaya kadar bazı hususlar, ertelemeler gerçekleştirilmiştir. Nitekim bu tasarıda da Gümrük Müsteşarlığı ile Dış ticaret Müsteşarlığı arasında temel anlaşmazlıklarda aynı konular ortaya çıkmıştır.
Küresel piyasalarda 2007 yılı Temmuz ayından bu yana maruz kalınan çalkantıların devam ettiği, Türkiye’nin gerçekçi bir bütçe ve buna bağlı orta vadeli ekonomik hedeflerin oluşturulmadığı, sanayiyi, üretimi İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en düşük düzeylere gerilettiği, bankaların kredi koşullarını sıkıştırdığı, üretici kesimlerin mali kaynaklara ulaşımının her geçen gün zorlaştığı, bütçe ve para politikalarının etkilerinin giderek azalmaya başladığı bir ortamda, Hükûmet ciddi önlemler almak yerine, Avrupa Birliğine uyum bahanesiyle, pratikte faydası çok olmayacak, özellikle bu kriz anında pratikte faydası olmayacak tasarılarla yüce Meclisin gündemini de tutmaktadır. Esasen, ihracatın ve ithalatın son aylarda neredeyse yarı yarıya azaldığı, dolayısıyla dış ticarette tarife dışı koruma ve teknik engellere en az ihtiyaç duyulan bir dönemde dış ticaretin yapısal problemlerini ve acil ihtiyaçlarını ele almak yerine, sözde Avrupa Birliğine uyum amacıyla hazırlanan bahse konu tasarının ele alınması, Hükûmetin, daha, kısa bir süre önce -AB’yle yapılan Ortaklık Konseyi vesilesiyle- AB tarafından yapılan uyarıyla ev ödevlerini tamamlaması ve AB’ye olumlu sinyaller vermesi gayretinin bir neticesi olduğunu akıllara getirmektedir. Aylardır gündemde acil olarak yer almayan bu tasarının birden acil koduyla gündeme gelmesinin sebebi anlaşılamamaktadır. Yoksa Hükûmet, AB’nin en üst düzey organlarının yöneticileri tarafından “Türkiye’de dört yıldır birinci öncelik AB’ye üyelik değil.” eleştirisini mi bertaraf etmeye çalışıyor? Yoksa, çok yakın geçmişte kabul edilen Türkiye-AB Ortak Tutum Belgesi’nde Hükûmetin Anayasa değişikliği girişimine, siyasi partilerin işleyişiyle ilgili yasal ve anayasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi isteğine, Hükûmetin yargı reformu stratejisine AB tarafından verilen desteğe karşılık yapılmış bir jest midir? Yoksa, Fransa ve Almanya Devlet Başkanlarının, üst düzey yöneticilerinin Türkiye-AB ilişkilerindeki olumsuzluk manasına gelen açıklamalarının yarattığı panik midir? Hükûmetin görmek istemediği gerçekler ne yazık ki AB üyesi ülkelerde en üst düzeyde seslendirilmiş, Türkiye'nin AB yolunda teslimiyetçi yaklaşımlarla bir yere varamayacağı bir kez daha ortaya çıkmıştır.
AB yolunda birinci öncelik, ülke menfaatlerini esas alan, kararlı ve kişilikli bir politika izlenmesi ve ilişkilerinin özellikle ekonomik muhtevasının bu temele oturtulmasıdır. Şimdi Hükûmet, AB ile, Türkiye’de yaşanan hem içerideki ekonomik problemler hem de küresel krize ilişkin ne konuşmuştur? Bu konuda ne görüşmüştür? Hâlen gümrüklerde yapılan işlemler gazetelerin birinci sayfalarında, manşetlerde ve resimleriyle beraber, daha önceki resimlerle mukayese edilerek verilmektedir. Bunların mutlaka yapılması gerekli olabilir ancak bugün içeride yaşanan krize mutlaka birtakım tedbirlerin Hükûmet tarafından acilen getirilmesi gerekmektedir.
Tasarının 3’üncü maddesiyle, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun10’uncu madde birinci fıkrasının (a) bendinde yapılan eklemede “Bu Kanunda ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuatta yer alan izin süreleri, teminat uygulamaları, gümrük vergilerinden muafiyet ve istisna uygulamaları ile beyanın düzeltilmesine ilişkin ortaya çıkan durumları inceleyip sonuçlandırmaya, Müsteşarlığın önerisiyle bağlı bulunduğu Bakan yetkilidir.” denilmektedir. Bilindiği gibi burada sözü edilen ve gümrüklerden sorumlu Bakana yetki verilmesi gereken hususlar, esasen gümrük mevzuatı yanında mali, hukuki, bakanlıkların teşkilat ve görevleri ve diğer bazı konuları içermektedir. Hâl böyle olunca çeşitli bakanlıkların, kurum ve kuruluşların yetkisinde olan ve ilgili kanunlarında kimlerin ne şekilde yetkili oldukları da düzenlenen hususlarda, gümrükten sorumlu olan Bakana uygun olmayan toptan bir yetki devri yapılmakta olup bu durum, kamu kurumları arasında bir yetki tedahülü anlamına gelebileceği gibi, bu konularda yetkileri yasayla belirlenmiş kişilerin de yetkilerine müdahale anlamına gelebileceğinden, söz konusu fıkranın ya çıkartılması ya da ilgili kurumların bu kanundaki görüşleri üzerinden Bakanın yetkili olabileceği şeklinde düzenlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Şimdi, şunu iyi düşünmek lazım: Mayıs ayı ihracatı yüzde 40’lar düzeyinde düşmüştür. Bunu TİM rakamlarından öğreniyoruz. Daha birkaç saat önce, TİM’i içine düştüğü durumdan kurtarmak için Hükûmetin TİM’e ne kadar önem verdiğini gördük ve yasasını çıkarmış bulunuyoruz, onaylamış bulunuyoruz. Peki, bu kanun çıktığı takdirde bu, ihracat artışına yardımcı olabilecek midir? Ne tür bir katkı sağlayacaktır? Bunu bu kürsüden açıklamak mecburiyetindesiniz. Krize ne katkı sağlayacaktır? Bunu bu kürsüden açıklamak zorundasınız. Vatandaşların üretimine nasıl yardımcı olacaktır? Bunu açıklamak mecburiyetindesiniz. Bu kanun, Türkiye’de üretimde ve ihracatta girdi kullanımında yabancıya bağımlılığı, yabancı mala bağımlılığı ne kadar azaltacaktır? Bunu bu kürsüden açıklamak mecburiyetindesiniz. Giderek artan oranlarda yabancı girdi kullanımını nasıl engelleyeceğiz, neler yapacağız, bunun için neler yaptık?
Bakın, bugün teşvik uygulamaları olarak birtakım hususları kamuoyuna deklare ediyoruz. Hukuki mevzuatı tamam değil ama deklare ettiğimiz hadisenin ülke içinde illeri bile birbirine düşürdüğünü… Hatta, baktığımız zaman, Denizli gibi 5084 sayılı Kanun’dan bile büyük zararlara uğramış bir ili sıkıntıya sokuyoruz. Hemen daha kurulmuş, altyapısı hazır organize sanayi bölgeleri dolmadan başka illere, yakın illere teşvik vererek sanayicileri biz 10 kilometre ileri gitmeye zorluyoruz.
Şimdi, biraz önce ifade ettim, bu kanunun, gerçekten, Denizli’de, Bursa’da, Antep’te ve diğer illerde kapanan fabrikalara ve duran ihracata ne faydası var? Haciz gelen fabrikaya ve işletmeye ne faydası var? Bugün yatırım yapmak yerine üretimini sürdüremeyen, ihracatını yapamayan, büyük ölçüde işletme sermayesi problemiyle karşılaşmış, sesini duyuramayan sanayicilere bu hadisenin, bu kanunun ne faydası var?
Biraz önce yine söyledim, gümrüklerin hâli belli. Birinci sahifelerde, şu anda gazetelerin birinci sahifelerinde, tamamen gümrük sahaları boş resimleriyle birlikte manşette yer alıyor, yer alalı da çok oldu gerçekten. Bu tasarının oraya ne faydası olacak? Bunları anlatmak lazım. Bu tasarının bir yılda Denizli’de 32 bin kişinin işsiz kalmasını önleyecek bir tarafı var mıdır? Bunları millete anlatmalısınız. Denizli’nin sınırını geçip Afyon Dazkırı’ya Denizli’den taşıttığınız fabrikalara ne faydası var? Bir yıl içinde 1 milyondan fazla insanın işsiz kalmasına bu tasarının gerçekten ne faydası var? Soruyorum: Kayıtlı istihdamın 1 milyondan fazla artmasını engelleyen bir yönü var mı bu tasarının Sayın Bakan? Bu tasarının azalan vergi gelirlerini artıracak bir yönü var mı? Çok sert bir şekilde düşen ithalat ve ihracata bir katkısı var mı? Üretimin azalmasını, tüketimin azalmasını engelleyen bir tarafı var mı? 10 bin dolarları aştı deyip, bir gecede yüzde 30 artırdığınız fert başına millî gelirin 8 bin dolarların altına inmesini engelleyen bir faydası var mı, bir yönü var mı? Her 3 gençten 1’inin işsizliğini engelleyecek bir çare var mı acilen, bu tasarının içinde? Millete 10 milyar Türk lirası deyip 70 milyar TL’yi aşan bütçe açığına bir merhem var mı? Yüzde 24 artacak dediğiniz ithalattan alınan KDV’nin bugün sadece mayıs ayında yüzde 35’ler oranında düşmesini engelleyen bir hüküm var mı veya ona gerek var mı? Toprak Mahsulleri Ofisi için alınmaya çalışılan borçlanma yetkisinin çizgi altında gösterilip bütçe açığında gösterilmemesini engelleyecek, kamuoyunu şeffaf bir şekilde aydınlatacak bir hüküm var mı bunda? Protesto edilen senet sayısı ile meblağını azaltacak bir tedbir geliştirildi mi Hükûmet tarafından? Karşılıksız çekleri azaltacak bir husus var mı? Toplum için bir merhem var mı yaşanılan ekonomik krizden kurtulmak için? 220 milyar dolarlarla aldığınız borçların 500 milyar dolarlara ulaştırılmasından biraz sıkıntı duyan bir ifade burada mevcut değil, görüşülmüyor, ifade edilmiyor.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Bir hesap yaparsanız…
EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Hayır, önemli olan şu: Gerçekten ülkenin borçlarının 220 milyar dolarlardan 500 milyar dolara çıktığını bugün herkes biliyor, devletin de kayıtlarında var, çok rahat bir şeklide ifade ediliyor.
Siz devamlı böyle laf atarak bir yere varacağınızı sanıyorsunuz ama, bu, vakıa.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Devamlı yapmıyorum bunu.
EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Ben söylediklerimi her zaman söylemiyorum, özel zamanlarda söylüyorum, burası da öyle.
OKTAY VURAL (İzmir)Lafla peynir gemisi yürümüyor ama!
EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Şayet dinlerseniz üç beş kelime öğrenirsiniz.
OKTAY VURAL (İzmir)Laf atmakla ülke yönetilmez!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Ayhan, Denizli’den Afyon’a gidiyor ya onun için seviniyor.
EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Evet… Evet…
OKTAY VURAL (İzmir)Afyon bitmiş.
EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Şimdi, evine haciz gelen, kirasını ödeyemeyen, kredi kartları borcunu ve kredileri ödeyemeyen vatandaşlara ne tedbir var Allah aşkına? Hükûmet dünyadan kopuk. “Dünyada küresel kriz var, biz ne yapalım?” diyorsanız, bu olmaz. Bu Hükûmet Türkiye Cumhuriyeti’nin Hükûmeti; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dertlerine çare arayacak, çare olacak. Biraz önce saydıklarımızın hangisine Hükûmet çare oldu? Bugün, baktığımız zaman, uyguladığınız dış ticaret politikası ne yapıyor? Kore’de, Çin’de istihdamı artırıyor, buradaysa azalıyor. “Dışarısı iyi ise biz iyi oluruz, kötü ise biz kötü oluruz.” Yok öyle bir şey. Böyle bir mantığı kabul etmek mümkün değil. Dışarısı iyi iken de vatandaş iyi değildi. Bakın, çiftçi perişan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 18 Haziran 2009