İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:698)

Emin Haluk Ayhan

Denizli Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 78. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Mart 2011 · 1.805 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma

Kaynak göster

Emin Haluk Ayhan (MHP), 16 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:698)); konuşma 1.805 kelime.

Emin Haluk Ayhan (MHP, Denizli). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:698)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/emin-haluk-ayhan-23-2011-03-16-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-698 (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 698 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerine Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanunların çok büyük bir kısmı tasarılara dayandığı için, tasarıların hazırlanıp kaleme alındığı Başbakanlık ve ilgili bakanlıklar yasa yapım sürecinin ilk önemli aşamasını oluşturmaktadır. Başbakanlık tarafından koordine edilen bu aşamadaki yetersizlikler, siyasi tavırlar ve Meclisteki hızlı yasama nedeniyle çoğu zaman düzeltilmeden yasalaşmaktadır. Kanun yapım sürecinde hükûmet bünyesindeki hazırlık aşamasına yeterli zaman ayrılmalı, kanunla ilgili sosyal kesimlerin, sivil toplum kuruluşlarının katkısı mutlaka alınmalıdır.

“Kanun bir kere çıksın, sonra yeni değişiklikler yapıp düzeltiriz.” yaklaşımı Türkiye’de “kanun enflasyonu” olgusunu ortaya çıkarmaktadır. İstatistiklere baktığımızda, belli bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanun sayısının dünya örneklerine göre fazla olması, bir performans kriteri olarak çok da övünülecek bir durum değildir.

İhtisas komisyonları kanun yapım sürecinin en önemli aşamasıdır ve mutfak işlevi görmektedir. Bu nedenle komisyon görüşmelerine zaman ayrılmalı ve komisyonların yapısı da güçlendirilmelidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul gündemine giren tasarı ve tekliflerin çok büyük bir kısmı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmektedir. Bir süre önce Genel Kurulda 606 sıra sayılı Tasarı’yı görüştük, bu tasarıydı. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 120 madde gelip 250 madde çıkan bu Kanun’un bir eş değeri yok. “Bu nedir?” dendiğinde, esnafın, çiftçinin, öğrencinin, köylünün, sanayicinin, ihracatçının, ithalatçının, emeklinin, memurun, işçinin, kadınların, hatta bakanların ve Hükûmetin problemlerinin çözüleceğinden bahsettiniz.

Şimdi, AKP Hükûmeti ülkeyi yönetiyor, değil mi? O torba tasarıya göre Hükûmet dâhil herkes dertliydi, değil mi? Sadece Maliye Bakanlığı 10 milyon mektup gönderecekmiş vatandaşlara yani kafadan 10 milyon problem yaratmış AKP Hükûmeti, milletin başına bela gibi. Bu tür uzlaşma yasaları daha önce de, AKP Hükûmeti döneminde zaten çıktı. Problemler azalmaktan ziyade artarak devam ediyor. Bunları niye anlatmaya çalışıyorum? Hükûmetin bakanları birbirinden korkar hâle gelmiş, “küçük kabine” diye adlandırabileceğimiz Yüksek Planlama Kurulunda bile bakanlar, yaptığı işi diğerinin görmesini istemez hâle geldi.

“Niye böyle söylüyorsunuz?” diyeceksiniz. Bunun sebebi yasalaşan daha önceki torbadaydı. “Ne vardı orada?” diye açıp bakma zahmetine katlanmak gerek; yok. Burada, dışarıdan oylamaya koşup gelip “kabul mü, ret mi vereceğiz?” diye makinenin başında birbirine sormak kanun yapım tekniği açısından çok anlamlı bir davranış biçimi olmasa gerek.

Komisyondaki AKP kanadı “Yılda bir kere böyle bir torba teklif Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeli.” diyor. Kendilerine göre gerekçe de buluyorlar ancak bu kadar çabuk bir torba tasarısının -ikincisi için- daha geleceğine doğrusunu söylemek gerekirse hiç mi hiç inanmamıştım, bugün bunu görüşüyoruz.

Şimdi, 120 madde gelen tasarı 250 maddeye ulaşıyor, yaklaşık yüzde 100 artış; 10 maddelik yeni torba yasa teklifi geliyor, Komisyonda 30 madde olmuş, 2 kattan 3 kata çıkıyor; problemlerin büyüme oranı Türkiye Büyük Millet Meclisinde de giderek AKP sayesinde artıyor.

Bu kanun teklifinin madde gerekçeleri yok. Belki acil ihtiyaç duyulan hususlarda bakanlıklar ve kamu idareleri tarafından Hükûmete iletilmiş ve Parlamentoya gelmiş, iktidar partisi de bunu teklif hâline getirmiş, ancak aceleden madde gerekçeleri bile yazılmamış. İlgili kurumlarla temasa geçilse, bu söylense idi muhtemelen hepsi birkaç saatin içinde çözülürdü. “İlla da madde gerekçeleri şart mı?” diyeceksiniz ama olmaması garip. Bu iş de garip, bu torbadaki durum da garip.

Bakın bu teklifte daha önce başka komisyonlardan geçmiş ve Plan Bütçenin haberi bile olmamış, yasalaşmış hususlarda değişiklikler getiriyorsunuz, Plan ve Bütçe Komisyonunda düzeltme ve ilave yapmaya çalışıyorsunuz. Bunu ilgili bakanlar da çok iyi biliyor. Burada ifade etmek istediğim husus: En azından bu değişiklik ve ilave yapmak istediğimiz tasarının yasalaşması aşamasında ilgili komisyonda görüşülürken oranın üyesi olan sayın milletvekillerine -ki çoğunluğu iktidar- saygı göstermek lazım. Bunu hiç görüşülmediği bir komisyona, Plan ve Bütçe Komisyonuna getirdiğiniz takdirde o Komisyonun üyesi, diğer komisyonların, esas komisyonlarının üyesi olan milletvekillerine -iktidar milletvekilleri de dâhil- saygısızlık anlamına gelir.

Teklifin önemli bir bölümünün hiçbir aciliyeti yok. Aciliyeti var idiyse şimdiye kadar neredeydiniz? Diğer taraftan, 10 maddelik teklifin 30 madde olarak yasalaşması normal sayılabilir mi? Kaldı ki, muhalefetin hiçbir yapıcı önerisine bile tahammülünüz yok, kazara Komisyonda iktidar kanadının yanlışlıkla avlandığı bir iki istisnai durumun dışında iş birliğine de açık değilsiniz. Kanun yapım sürecine ilişkin sempozyum yapılıyor, bütün yanlış ve eksiklikler siyasi partiler olarak ifade ediliyor, üzerinde mutabık kalınıyor; o şartlara uymaya geldi mi sıra, hiç konuşulmamış gibi davranıyoruz. Bu teklif de bunun bir örneği. Birçok kanun teklifi sırada bekliyor. Onlar birleştirilmiyor ama burada arka arkaya verilmiş iki teklifi birleştirmeye hemen gayret ediyoruz. Bunun mantıklı olduğunu söylemek, hiç mi hiç mümkün değildir. İki ayrı teklifin gerekçelerinin birbirine paralel olması doğal, amaca müteallik hususların gerekçelerinin benzer olması normal, ancak harfiyen noktasına, virgülüne kadar aynı gerekçeyi koymanın normal olduğunu söylemek herhâlde mümkün değildir. Gerçi bu, AKP İktidarı için yeni bir şey de değildir. Hatta bu, başka yapılanlarla mukayese edildiğinde çok daha makul ve masum karşılanabilir. Tasarı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine gelip üzeri daksil’le silinip “tasarı”nın yerine elle “teklif” yazılarak teklif şekline dönüştürülen metinleri de biz bu Parlamentoda ve komisyonlarda gördük. Bunlar AKP İktidarının işi ne kadar ciddiye aldığını göstermesi açısından son derece önemlidir.

Evet, Plan ve Bütçe Komisyonunda (2/875) sıra sayılı ve 11 maddeden oluşan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile (2/876) sıra sayılı ve 19 maddeden oluşan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi birleştirilmekle birlikte her iki teklifin 11 maddesi tıpatıp aynı olduğundan madde sayısı değişmemiş, ancak Komisyon görüşmelerinde ek-lenen 11 maddeyle teklifin madde sayısı 30’a yükselmiştir. Bu kanun teklifinde konu itibarıyla aralarında bağlantı bulunmayan birçok mevzuatta düzenleme yapılmaktadır. “Torba kanun” olarak nitelenen bu tür uygulamalar sonucu ka-nunlar için aranan öngörülebilir, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olma özellikleri ta-mamen yok edilmektedir. Hukuki güvenlik ilkesi yürürlükte bulunan ve herkes için bağlayıcı olan kuralların açık, ulaşılabilir ve öngörülebilir olmasını gerekli kılar. Ülkemizde son yıllarda yaygınlaşan bu şekildeki yasa yapım tarzı, hukukun bu genel ilkesini, dahası hukukun kendisini altüst etmiş bulunmaktadır.

Bu kanun teklifinin görüşmelerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü hükümlerinin dikkate alındığını söylemek mümkün değildir. Yukarıda da değindiğim gibi, başka komisyonların görev ve uzmanlık alanına giren düzenlemeler ilgili komisyonlarda görüşülmemiştir, böylece İç Tüzük hükümleri ihlal edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda ve Genel Kurulda görüşülerek yasalaşan 5957 sayılı Sebze Ve Meyveler İle Yeterli Arz Ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un yürürlük tarihinin ertelenmesini öngören madde ile yine bu Komisyonda görüşülmemesi gereken birçok madde, Adalet Komisyonunda görüşülmesi gereken Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik öngören maddeler, İçişleri Komisyonunda görüşülmesi gereken özel güvenlik hizmetleriyle ilgili maddeler bu kanun teklifinde yer almıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin uzmanlık alanları genişlemiştir. Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tekliflerle ilgili komisyonlara havale yöntemi gerekse ilgili komisyon yetkililerine ilave olarak konuyla ilgisi olan bakanlıkların konuya gösterdiği hassasiyetsizlik ve duyarsızlığı anlamak gerçekten mümkün değildir.

Bu teklifte dikkati çeken diğer bir husus, son bir yıl içinde, hatta geçen ay çıkarılan torba kanunlarda değişiklik yapılmasıdır. Bu değişiklikler, AKP İktidarının işleri ne kadar duyarsız ele aldığını veya ufuksuz bir şekilde konuları ele aldığını çok açık bir biçimde göstermektedir. Daha yasa yürürlüğe girmeden ihtiyaç duyulan değişiklik talebi bu duyarsızlığı açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu kanun teklifi ile 11/3/2010 tarihinde kabul edilen ve yayım tarihinden bir yıl sonra yani 26/3/2011 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un yürürlük tarihi 1/1/2012 tarihine ertelenmektedir.

13/1/2011 tarihinde kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülen bazı maddelerinin, bu kanun teklifi ile 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile ilgili maddelerin aynı hükümlere yer verecek şekilde değişiklik yapılarak hemen yürürlüğe konulması öngörülmektedir.

Daha geçtiğimiz ay, 13/2/2011 tarihinde kabul edilen ve 25/2/2011 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un il özel idarelerinin ihtiyaç fazlası işçilerinin Karayolları Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatına, belediyelerin ihtiyaç fazlası işçilerinin ise Millî Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatına ve ihtiyacı bulunan mahallî idarelere atanmasını öngören 164’üncü maddesinin yürürlük tarihi bu kanun teklifiyle 1/8/2011 tarihine ertelenmektedir. Bu tarihin ertelenmesi bile, Hükûmetin, daha yakın geçmişte çıkan bir kanunda, bir ay önce çıkan bir kanunla ilgili hususta bile öngörüsünün ne kadar geçersiz olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Diğer taraftan, tarım kredi kooperatiflerinden 30/1/2004 tarihinden önce üreticilerin kullandıkları tüm tarımsal kredilere 5661 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi hükmünün uygulanmasını öngören geçici 11’inci maddesi uygulama imkânı olmadığı gerekçesiyle bu kanun teklifiyle yürürlükten kaldırılmakta ve bu konuya ilişkin ayrıca 5661 sayılı Kanun’da değişiklik öngören kapsamlı düzenleme yapılmaktadır.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir)Onu da çıkaracaklar galiba.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Damga Vergisi Kanunu’nun 83’üncü maddesinin (a) bendiyle eklenen fıkranın 40 olan numarası 41 olarak değiştirilmekte, makul karşılanabilecek bir yanlışlık düzeltilmektedir.

Ayrıca, 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinin (5)[okunamadı]’inci fıkrasında yer alan “10 milyon Türk lirasını” ibaresinin “50 milyon Türk lirasını” şeklinde değiştirilmesi, 6111 sayılı Kanun’a ilişkin Plan ve Bütçe Komisyonunca kabul edilen tasarının 214’üncü maddesinde yer verilmesine karşın daha sonra tasarıdan çıkarılmış, şimdi de tekrar bu kanun teklifinde aynen, aynı konuya yer verilmektedir.

Bütün bunlar AKP’nin konulara yaklaşım biçimini açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır: Getirdiği yanlış, götürdüğü yanlış, her hususu problemli, “İş yapacağız, yandaşlara iş yetiştireceğiz.” düşüncesiyle alelacele, her şeyi birbirine karıştırmaktadır. Esasen, bu kanun teklifi seçim öncesi, tamamen seçim yatırımı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmiştir.

Bu kanun teklifiyle, organize sanayi bölgelerindeki parsellerin tamamen veya kısmen bedelsiz tahsislerinin Bakanlar Kurulu kararıyla il ve ilçelerin sosyoekonomik durumları dikkate alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Bu düzenleme, 5084 sayılı Kanun’un bedelsiz arsa tahsisiyle ilgili sona eren uygulamasının bir anlamda devam ettirilmesini öngörmektedir. Hangi illerin bu teşvikten yararlanacağı Bakanlar Kurulunca belirlenecek. Bu düzenlemeden 5084 sayılı Kanun kapsamında olmaması nedeniyle yıllarca mağdur edilen Konya, Denizli gibi illerimizde bulunan organize sanayi bölgelerinin mutlaka yararlandırılması gerekmektedir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Denizli büyükşehirden mağdur değil mi?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Hem büyükşehirden mağdur hem 5084’ten mağdur. Bitmiş bir organize sanayi bölgesi var. Yatırımlar 20 kilometre ilerideki il dışına gitmesine rağmen, orada sanayi odası ve ticaret adamlarının Sayın Başbakandan arzu etmelerine, talep etmelerine rağmen bitmiş bir organize sanayi bölgesi maalesef bu teşvikten yararlanmamaktadır, hatta Komisyonda bu konuda önerge verilmesine rağmen, maalesef iktidarın oylarıyla bu önerge reddedilmiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Büyükşehir ne oluyor? Söz verdiler.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)Başardıkları bir şey yok mu Sayın Vekilim?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla)Büyükşehir bir başka bahara kaldı. Biliyorum, Malatya bu işten rahatsız, Denizlili vekil arkadaşlarımız da rahatsız çünkü verilen bir sözün yerine getirilmemesi gerçekten sıkıntılı. Şimdi, Sayın Başbakan ifade etti, daha sonra olacağını söyledi ama düğün, bayram gibi yıllarca önceden “Büyükşehir yapacağız.” diye ifade edilen ve bu kanun teklifinin getiriliş biçimine benzetilen hadise, gerçekten o ilde yaşayan vatandaşlarımızı, sadece Denizli’de değil, Malatya ve benzeri illerde gerçekten hüsrana uğratmıştır. Onların bu mağduriyetinin de giderilmesi gerekir. Ben gerçekten bunu bir Denizli Milletvekili olarak defalarca gündeme taşımamın vatandaşlar tarafından takdir topladığını biliyorum ama Sayın Başbakanın bunu söz vermiş olmasına rağmen, Denizli’de defalarca basın toplantısıyla AKP’lilerin açıklamalarıyla ifade edilmesine rağmen bu sözün devlet yetkililerince yerine getirilmemesi beni gerçekten üzmektedir. Bunu burada ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

40 konuşma daha · 16 Mart 2011

40 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook