Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:698)
Antalya Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 78. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Mart 2011 · 1.251 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Günal (MHP), 16 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:698)); konuşma 1.251 kelime.
Mehmet Günal (MHP, Antalya). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:698)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-gunal-23-2011-03-16-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-698 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya)Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, yine bir AKP klasiğiyle karşı karşıyayız. Ben gerçekten merak ediyorum, yani bir ay içerisinde ne değişti de -bir torba kanun dedik, sonra çuval dedik, sonra harara dönmüştü gece yarısı eklemeleriyle- acaba ne oldu da, arkadaşlar neyi hatırlamamışlardı da yukarı getirdiler diye biz Plan ve Bütçe Komisyonunda merak ettik ama ona bile yetişememişsiniz. Arkasından bir tane daha teklif, bir tane daha teklif, ikisi yine birleşti yani son saniyede gelen bazı tekliflerle, önergelerle bu hâle getirildi.
Değerli arkadaşlarım, galiba dedik, bu, hani, kura torbalarının içinde de olan gibi, içindeki cebinde mi unutuldu, ne olduysa bazı maddeler maalesef buraya gelmiş, içinde bir kese kalmış gibi görünüyor. Bu teklifler AKP Hükûmetinin acziyetinin ve beceriksizliğinin bir göstergesidir.
Değerli arkadaşlar, aradan bir ay geçmemiş ve getirdiğiniz tekliflere bakıyoruz, yani bunun birkaç tanesi zaten daha önce konuştuğumuz, “Torba tasarının içerisinde yer alsın.” dediğimiz maddelerdi ve sizlerin ısrarıyla çıkmıştı. Peki, şimdi ne oldu? Yani iki tane ayrı teklif var, arasında bir fark yok, geliş tarihi bir gün sonra; aklımıza bir şey gelmiş, on bir madde on dokuz olmuş, tekrar bir daha getirmişiz, otuzu geçmiş. Şimdi ne oluyor; nasıl bir kanun yapma tekniğidir bu; hangi mevzuata, hangi iç tüzüğe göre siz bunları hazırlıyorsunuz, ben gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bu asıl torba da aynısıydı, içerisinde sekiz tane ayrı komisyonun görevi vardı, otuzdan fazla kurumun ilgili olduğu kanunlar vardı. Şimdi yine bakıyoruz, İç Tüzük’e aykırı, alakasız metinler bir araya getirilmiş, kendi çıkardığınız Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği’ne de aykırı. Yani burada Hüsnü Bey duruyor. O çok onları daha önce hazırladığı için biliyor, yönetmelikle, Kanunlar Kararlarda çalıştı. Şimdi, çıkarmışsınız bir yönetmelik, içinde söylediğinizin hiçbirine uymuyorsunuz. Yani “Birbiriyle alakalı olmayanlar oraya konulamaz.” diyor Sayın Bakanım. Hadi öncesini geçtik, aceleyle bir daha geldi, son akşam bir daha geliyor. Bu bir acziyettir yani beceriksizliktir. Başka bir şey daha fazla diyemiyorum. Bunlar İç Tüzük’e de aykırı, yönetmeliklere de aykırı olarak hazırlanmıştır.
Şimdi, en ilginç olanını söyleyeyim size. Biz Komisyonda da tartıştık. ARGE destekleriyle ilgili bir madde geldi. Bu 3’üncü maddesinde yer alan 10 milyon liralık miktarı biz artıralım diye teklif vermiştik, yukarıda da arkadaşlarımız kabul etti, aşağıya geldik, çıktı. Peki, şimdi ne oluyor yani neden o zaman bunu kabul etmediniz, ben anlayamıyorum. Maliye bürokrasisini mi ikna edemediniz? Bir ayın içerisinde Türkiye’de ARGE’nin önemini mi fark ettiniz? Yoksa daha önce önemsiz miydi? Yani ne oluyor da niye çıkardık o zaman, şimdi niye koyuyoruz? Madem çıkardık, birileri ikna etti sizi, kimi o zaman ikna edememiştiniz de şimdi ediyorsunuz? Buna baktığım zaman gerçekten bir acziyet olduğunu görüyorum.
Gerçekten bu… Yani önünüzdeki on beş gün sonrasını göremiyorsunuz, bir ay sonrasını göremiyorsunuz, tekrar bir daha getiriyorsunuz ama ondan sonra Sayın Başbakan çıkıyor, 2023 vizyonundan bahsediyor! Yahu siz daha önünüzdeki on günlük süreyi göremiyorsunuz, belki yarın yine değiştireceksiniz! İşte demin burada arkadaşlarımız, teklif sahibi görüştü. Yani bir madde gelmiş... On bir tane kanun tasarısı olması gerekiyor, Hükûmetin tasarı olarak bunu sunması lazım ama teklif olarak gelmiş. Yine unutmuşlar, arkasından bir arkadaşımıza alelacele imzalatmışsınız, bir daha geldi. Bunu görünce diyorum ki: Ya geçin siz! Yani o 2023 vizyonu tamam, güzel. Sayın Başbakan kopya çekiyor, hoş bir şey. Çünkü onun müellifi Milliyetçi Hareket Partisi ve Sayın Genel Başkanımızdır. Ondan yana itirazımız yok. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar!)
Bravo! Yani… Ama eksik kopya çekiyor. Kopya çekiyor da onun altında bir sürü şey var. Hani böyle… Ben hocayım. Talebeler böyle bakar, şeklin üstünü doğru yazarlar, yandakine bakarlar ama şeklin içini yazamayınca başlık doğru olur, altı yanlış çıkar. Sayın Başbakan altını okumamış! Biz size gönderelim, onun tamamını bir okuyun, ondan sonra arkasını da doldurun! Çünkü neden? Yani bu kopya eksik, onu söyleyeyim. Ben hoca olarak size söyleyeyim, sonra ayrıntılarını da gönderirim. Çünkü, orayı okursanız ki hadi 99 yılındaki beyannameyi okumamış olabilir, Sayın Başbakanın haberi yok, 2000 yılında çıkan beş yıllık kalkınma planını da okumamış olabilir ama daha 31 Ekimde Güç Birliği Toplantısında Sayın Genel Başkanımız üç dönem tek başına Milliyetçi Hareket Partisi iktidarının her döneminde neler olacağını ve 2023 Türkiye vizyonunu anlattı; daha 31 Ekimdeydi. En azından bir akademik terbiyede olduğu gibi müellifini söylemek lazım diye düşünüyorum. Neden? Birinci dönemde ne yapacağız? İşte sizin sekiz buçuk yılda Türkiye’de yaptığınız sosyal, siyasi ve ekonomik tahribatı önlemek üzere bir toparlanma ve onarım dönemi yaşayacağız. İnşallah bu sekiz buçuk yılda yaptığınız tahribatı giderecek tedbirler alacağız. İkinci dönemde gelişme, atılım, kalkınma dönemi olacak. Üçüncü dönemde de “Lider ülke Türkiye” vizyonunun altyapısını gerçekleştirecek çalışmalar yapacağız ve süper güç olacak çalışmalar yapacağız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Boşuna bağırmayın, eksik. İstiyorsanız kopyalıkları ben vereyim, Sayın Başbakana verin. Elimizde var. Bunları web sitesinden almazsanız ben size hazır veririm, ders notlarımız var. Toparlayacak inşallah, milletimiz sizi toparlayacak, az kaldı.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta)MHP’yi toparlayın. MHP Genel Başkanı…
OKTAY VURAL (İzmir)Sayın Başkan, müsaade etsin de AKP, söz hakkımızı kullanalım. Beyefendi biraz sessiz konuşsun.
MEHMET GÜNAL (Devamla)Bu sefer kandıramayacaksınız, bu sefer sizin söyledikleriniz…
Son günde getiriyorsunuz. Şimdi, bu ne demek, madem öyle ben size söyleyeyim: İhtiyaç fazlası işçilerin dağıtımını çıkardınız. Biz size dedik ki: “Bu sosyal adaleti bozar, sosyal barışı bozar.” Çıkardınız. Şimdi, gelen tepkiler üzerine ne yapıyorsunuz? “Seçim sonrasına erteleyelim de bizi oyla cezalandırmasınlar.”
E, Hal Kanunu çıktı. Niye kökünden çözmüyorsunuz? Doğruysa, “Seçim sonrasına erteleyelim de çiftçilerimiz bize kızmasın, üreticilerimiz.” E, peki, ne bu? Bu sefer sizin söylediklerinizin artık gerçek olmadığını vatandaşlarımız da görüyor. Bir maharetle belli ölçüde yönlendirme yapmıştınız ama bu popülizmin sonu yok, değerli arkadaşlarım, bu iş bilmezliğin sonu yok. İnşallah, bu süre içerisinde sizlerin yaptığı davranışların, istismarın etkileri görülecek ve 12 Hazirandan itibaren Türk milletinde yeni bir süreç başlayacak ve 12 Haziran Türk milletinin AKP’den kurtuluş günü olacaktır, 12 Haziran baskının, yıldırmanın, yönlendirmenin, daha doğrusu korku imparatorluğunun son bulacağı bir tarih olacaktır. Ayrıca, 12 Hazirandan sonra Deniz Fenerinin, TÜPRAŞ’ın, Telekom’un, şimdi dokunulmazlıklarla sorgulanamayan kalpazanlıkların, evraktaki sahteciliklerin hesabı da tek tek sorulacaktır.
Dolayısıyla bu kopyaları çekerken altındaki ayrıntılara da bakmak lazım. En azından, biz, Sayın Başbakanın milliyetçi bir çizgiye gelmiş olmasını, yaptığı hatalardan dönmüş olmasını büyük bir olgunluk olarak kabul ediyoruz ama eksik, altında samimiyetsizlik var. Benim söylediğim kötü değil. Bakın, bunun daha güzel içerisini de doldurursa…
Milliyetçi Hareket Partisiyle aynı çizgiye gelmekten kaçınmayın. Doğruları kim söylerse söylesin doğru doğrudur ama şimdi bakıyorum, sizin il başkanlığının bir toplantısı vardı biz beyannameyi açıkladıktan sonra billboard’lara baktım 2015, 2019, 2023, çok güzel yani benim ona itirazım yok, ama müellifi kim, nereden çıkmış? Yani azıcık o konuda… Gerçi, siz, 57’nci Hükûmetin yaptıklarını da takdir etmiyorsunuz. Her seferinde mukayesenizi tutup 2001’le 2010’u yapıyorsunuz 2001’le 2009’u yapmak yerine. Gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar verip yine milleti yanıltmaya çalışıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, bakın, 2010 yılını mukayese ederseniz krizden sonra 2002’yle edeceksiniz, 2011’i ediyorsanız 2003’le. Hadi, gelin, getirin bakalım 2009’la 2001’in rakamlarını yan yana, ne kadar millete sıkıntı çıkarmışsınız, işsizlik ne hâle gelmiş, dış borç ne hâle gelmiş, iç borç ne hâle gelmiş bir bakalım, kriz yıllarındaki kötülüğe bir bakalım. Dolayısıyla, milleti yanıltmaktan vazgeçin, bunun sonu yok.
Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, gerçekten, sizlerin getirmiş olduğu tekliflerde, tasarılarda da Türk milletinin lehine olan, çıkarına olan her şeyde her zaman uzlaşmacı davrandık ve Türk milletinin aleyhine olan, bölünmeye yol açan, onların istismarına yol açan bütün düzenlemelerde de karşı çıktık. Torba tasarılarda da yine aynı şekilde içerisinde olan olumlu maddeleri söyledik ama burada aceleciliğin, iş bilmezliğin de ortaya çıktığını sizlerin de kabul etmesi lazım.
Ben korkuyorum hâlâ yeni bir mini torba gelir mi diye. Buna “yavru” dedik -artık isimlendirmekte de zorlanıyoruz- “harar” dedik, şimdi “kese” mi diyeceğiz, “şey kesesi” mi diyeceğiz, bilemiyorum. Onun için, sizleri de bu konuda duyarlı olmaya, yasama yetkinizi gasbettirmemeye davet ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 16 Mart 2011