Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Sinop Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 30. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Aralık 2005 · 1.016 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Engin Altay (CHP), 13 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 1.016 kelime.
Engin Altay (CHP, Sinop). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2005-12-13-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı okulların Millî Eğitim Bakanlığına devriyle ilgili 1009 sıra sayılı tasarının 10 uncu maddesi üzerinde söz aldım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Çok enteresan bir kanun görüşüyoruz. Aslında, genel olarak kabul gören de bir kanun; 10 uncu maddesindeyiz ve üç haftadır da bu kanunu görüşüyoruz. Bu da gösteriyor ki, Türk millî eğitim sisteminde bir şeyler var ve Parlamentomuz da bu konuya hassasiyetle eğiliyor.
Evet, Millî Eğitim Bakanlığı, değerli arkadaşlar, gerçekten de sorunlar yumağına dönüşmüştür. Ben demiyorum ki, Millî Eğitim Bakanlığını sorunlar yumağına Doç. Dr. Hüseyin Çelik dönüştürdü demiyorum; ama, bir şeyi de söylememe müsaade edin; sorunlar yumağı, devri iktidarınızda küçüleceği yerde biraz da büyümüştür.
Bakın, Millî Eğitim Bakanlığı, her yıl bir istatistik çıkarır; istatistik yıllığı, istatistik kitapçığı, adına ne derseniz deyin. Geçen bütçeden beri bu kitaplar üzerinde, bu kitaplardaki bilgiler üzerinde Sayın Bakanla sıkça polemiğe girdik ve anlaşılıyor ki bu yıl Millî Eğitim Bakanlığı istatistik kitapçığını yayımlamıyor. Yayımlarsa, doğruyu yazarsa, burada Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili yeni polemikler başlayacak. Yok, yanlış yazarsa olmayacak, kendisine de yakıştıramam zaten. Bu yüzden 2005-2006 öğretim yılı Millî Eğitim Bakanlığı istatistik yıllığı bugün itibariyle henüz yayımlanmış değildir. Şimdi, biraz sonra, Sayın Bakan, muhtemelen buna çeşitli gerekçeler sunabilir; ama, ben anımsıyorum, bütün üç yıldır bu istatistik yıllığı Mecliste bütçe görüşmelerinden önce yayımlanır, ortaya koyulurdu.
Değerli arkadaşlar, Anavatan Partisinin de söz talebi olduğu için bugünkü konuşmam iki bölümde olacak. Birinci bölümde, Millî Eğitim Bakanlığının içinde bulunduğu bazı temel ve çarpıcı sorunlara değinmek ve bu sorunları Yüce Meclisin ilgisine, bilgisine, dikkatine sunmak istiyorum. Bakanlığımızın sorunları, tabiî ki, böyle 10 dakikayla falan bitirilmesi mümkün değil; ancak, önümüzdeki günlerde bütçe başlıyor, bütçede de enine boyuna konuşma imkânı bulacağız. Bilinmelidir ki, Millî Eğitim Bakanlığında bugünlerde en ciddî sorunlardan birisi, kamuoyunda "sözleşmeli öğretmenlik" diye bilinen, kısmî zamanlı geçici öğretici kadrosu -kadroda değil- adı altında Millî Eğitim Bakanlığına alınan; ama, öğretmen midir, usta öğretici midir, ne olduğu belli olmayan, unvan olarak ne olduğu belli olmayan, 20 000 civarındaki pırıl pırıl, bana göre Türk öğretmenleri, Türkiye Cumhuriyetinin öğretmenleri, Türk millî eğitim sistemi için bugün itibariyle bir kangren durumundadır. Bir sözleşmeli öğretmen telefonla aradı Sayın Bakan "Öğretmenler Gününü kutlayamıyoruz, bizi öğretmen saymıyorlar" diyor. Maliye Bakanı kadro vermiyor; istese verecek, IMF diyor ki, olmaz. Yani IMF, yarın bir gün Maliye Bakanına, öğretmen sayısını 400 000'e düşür derse ne yapacak, çok merak ediyorum. Bütün öğretmenleri yeniden bir sınava mı tabi tutacak, şu notu bulamayanların öğretmenliğini geri mi alacak? Allahaşkına, bırakın, biraz da eğitim işiyle meşgul olun.
Eğitim ciddî bir iştir. Sizin Başbakanınız, 59 uncu Hükümet Programında ne diyor biliyor musunuz...
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı…
ENGİN ALTAY (Devamla)Bana ne söyleyeceğimi öğretme sen!
..."Eğitim alanındaki zafiyet, hiçbir alandaki üstünlükle telafi edilemez" diyor. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün top sesleri altında maarif kongresi topladığını herhalde biliyorsunuz. Bu kadar önemli, bu kadar hassas bir gündem var; ama, bakıyoruz, Sayın Bakan, katsayı, türban, ihale, katsayı, türban, ihale, bu üçgene sıkışmış. Sayın Bakanı bu üçgenden kurtarmamız lazım, Sayın Bakanın artık Millî Eğitim Bakanlığı yapması lazım. Bunu nasıl çözer... Biraz sonraki konuşmamda değineceğim bu katsayı meselesine; ama, Millî Eğitim Bakanının bu katsayı, türban, ihale üçgeninden bir an önce çıkması lazım.
Değerli arkadaşlar, Türk millî eğitim sisteminin içinde, çok önemli, en az öğretmenler kadar önemli "destek personeli" diye benim adlandırdığım, birçok insanın "hizmetli" dediği insanlar var ve Türk millî eğitim sisteminde her geçen gün destek personeli sayısı azaltılıyor, kadro verilmiyor; ama, olanların hali de içler acısı. 600 öğrencili, 50-60 öğretmeni olan bir okulu bir destek personeline teslim ediyor Millî Eğitim Bakanı ve "bu okulu tertemiz yapacaksın" diyor. Bu, hiçbir insandan beklenmemesi gereken bir olaydır. Şu Mecliste, defeatle söylüyorum- 550 milletvekili için 4 000-4 500 insan çalışıyor; 600 öğrencili bir okulun bir destek personeline "bu okulun kaloriferini yakacaksın, temizliğini yapacaksın, tuvaletini temizleyeceksin, bahçesini süpüreceksin" ve sair ve sair ve sair... Karşılığında ne ekdersi var ne özel bir mesaisi var. Bu insafsızlıktır; bunu hiçbir vicdan kabul edemez. Bunu, bir an önce, Millî Eğitim Bakanlığı, Bakanlık personeline ya da birtakım bakanlar makam arabalarının modelini yükselteceğine, biraz bu işlere bakmalıdır.
Bakanların yeni arabaları hayırlı olsun, güle güle binsinler; ama, 23 Aralık günü, bu Parlamentoda bir fotoğraf göstereceğim. Size tarih veriyorum, 23 Aralık 2005 Cuma günü bu Parlamentoda bir fotoğraf göstereceğim ve o fotoğrafı gördükten sonra hiçbir sayın bakanın o yeni arabalara binemeyeceğini düşünüyorum. Binerlerse diyeceğim ki, ayranları yok içmeye, atla gidiyorlar çeşmeye.
Değerli arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığının önemli sorunlarından birisi de rehberlik hizmetidir; çok önemlidir. Bugün ilköğretimin ikinci kademesinde rehberlik ve yönlendirme sisteminin ve hizmetinin hayata geçmesi, müfredat gereği, yürürlükteki yasalar gereği zorunludur; ama, siz, 2 500 öğrenciye bir rehber öğretmenle bunu nasıl sağlayacaksınız, çok merak ediyorum. Bakanlık bu konuda ne yapıyor, onu da merak ediyorum. Millî Eğitim Bakanı nereye kayboldu, onu da merak ediyorum!
Biltek, Biltek, övünüyorsunuz; okullara bilgisayar sizin devrinizle birlikte gelmemiştir. Bilgisayar, "bilgi teknoloji sınıfı" diye adlandırdığımız... Bunun Faz 1'i var, Faz 2'si var. Bunlar, iktidarınızdan önce de Türkiye'de birçok ilköğretim okulunda vardı. Geliyor, bir yandan da yapılıyor. Bunu siz başlatmadınız. Tutturdunuz…
FİKRET BADAZLI (Antalya)Bu yıl hiç eksik kalmadı.
ENGİN ALTAY (Devamla)...”Efendim, okulları bilgisayarla donatıyoruz..."
Nerede kalmadı?! İddianız, 43 000 küsur okulu Biltek'le donatmaktı. Gidin, bakın bakayım sahaya, gerçekten durum bu mudur!
Burada da diz boyu hata var. Daha vahimi…
HÜSNÜ ORDU (Kütahya)Sinop'ta da eksik kalmadı.
ENGİN ALTAY (Devamla)Evet, Sinop, Sayın Metin Bostancıoğlu'nun ek katkısıyla birçok ilden önce bu hizmetlere kavuşmuştur, doğrudur.
HÜSNÜ ORDU (Kütahya)Öğretmenevine de bakın.
ENGİN ALTAY (Devamla)Daha vahimi değerli arkadaşlar, Türk millî eğitim sistemimizdeki önemli sorunlardan birisi de, ortaöğretim öğrenci yurdu sorunudur. 8 yıllık temel eğitime geçişimizle birlikte ortaöğretime daha nitelikli öğrenciler hazırlanıyor; ama, Türkiye'de 850 ilçenin tümünde çok ciddî bir ihtiyaçtır.
Şimdi sayın hükümete soruyorum: Bu ciddî ihtiyaca yönelik ne yaptınız? Fazla bir şey yapmadınız, niye; çünkü, Türkiye'nin 850 ilçesinde, ilçeye hâkim bir tepede bir talebe yurdu vardır, her ilçede vardır. Bu yurtlar aslında özeldir, Millî Eğitim Bakanlığının denetimindedir; ama, sağ olsun, millî eğitim müdürleri, kaymakamlar -tümüne ithaf etmiyorum, büyük çoğunluğu- bu yurtlara denetime gitmeden üç gün önce bunlara haber verirler ve bu yurtlar... İddiayla, altını çizerek bir şey söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 13 Aralık 2005