Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)
Sinop Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 30. Birleşim · 4. yasama yılı · 13 Aralık 2005 · 619 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Engin Altay (CHP), 13 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU KURUM VE KURULUŞLARINA BAĞLI OKULLARIN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA DEVREDİLMESİ HAKKINDA KAN.TAS.(SS.1009)); konuşma 619 kelime.
Engin Altay (CHP, Sinop). “Kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okulların milli eğitim bakanlığına devredilmesi hakkında kan.tas.(ss.1009)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/engin-altay-22-2005-12-13-kamu-kurum-ve-kuruluslarina-bagli-okullarin-milli-egitim-bakanligina-d-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ENGİN ALTAY (Sinop)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1009 sıra sayılı kanunun 10 uncu maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla tekraren selamlıyorum. Nerede kalmıştık; taşımalı eğitim, YİBO ve PİO'larda.
Şimdi, sorunlar yumağı olan Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili görüşlerimizi açıklıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığımızın önemli sorunlarından birisi de, "YİBO" dediğimiz yatılı ilköğretim bölge okulları ve "PİO" dediğimiz pansiyonlu ilköğretim bölge okullarıdır. Buralarda, öncelikli sorunlardan birisi, demin de söylediğim, genele şamil söylediğim, rehberlik hizmetleri sorunudur; ama, buralarda, yine, öncelikle sorunlarımızdan birisi, burada, barındırdığımız çocuklara günlük olarak, değerli arkadaşlar, devletin verebildiği, verdiği para, bir çocuğun, bir günlük, sabah, öğle, akşam yemeği için ayırabildiği para 1 500 000'in üzerinde değildir, 1 lira 50 kuruştur.
Şimdi, size soruyorum: 1 lira 50 kuruşla, bu çocuklar, üç öğün, orada iaşe ediliyor, beslenmeleri sağlanıyor. Şimdi, Maliye Bakanı gitmiş, Sayın Bakan gelmiş. Allah'tan reva mıdır; bu devirde 1 500 000 lirayla, 1 YTL 50 kuruşla, bir çocuğun üç öğün yemek yemesi düşünülebilir mi? Buna bir çare bulmak, Millî Eğitim Bakanının ve Maliye Bakanının görevi değil midir değerli arkadaşlar? Çok önemli bir sorundur; Türk millî eğitimi sistemi içerisinde, okulöncesi eğitim. Büyük iddialarla, Sayın Bakanın ya da iktidarınızın, okulöncesi eğitimde, hedeflerinizde, bu yıl itibariyle, gerçekleşmesi gereken yüzde 25 vardı. Nerdeyiz şimdi?! Gene Sayın Bakanla rakam kavgası, polemik yapmak istemiyorum, okullaşma oranı öyleydi böyleydi; ama, herhalde Sayın Bakan çıkıp da, okulöncesi eğitimde yüzde 15'in üstündeyiz diyemeyecektir; çünkü, değil. Yüzde 15'teyiz okulöncesi eğitimde. Yani, nereden tutsak dökülüyor değerli arkadaşlarım.
Ekders ücretleri. Herkes söylüyor…
RECEP GARİP (Adana)- Yüzde 20'nin üzerindeyiz.
ENGİN ALTAY (Devamla)- Hikâye o iş. Gel, Millî Eğitimin rakamlarıyla konuşalım.
Eğitimin odağında öğretmen vardır değerli arkadaşlarım. Ben de bir öğretmenim. Başbakan müjde verdi, söz verdi ekders için. Millî Eğitim Bakanı söz verdi, konuşuldu, kamuoyuna yansıdı. AKP sözcüleri söz verdi. Hepimizin yetişmesinde büyük emeği, büyük özverisi olan öğretmenlerle bu kadar dalga geçilir mi Allahaşkına?! Yani, bunu yapamıyorsanız, veremiyorsanız, niye adını koyuyorsunuz "ekdersi artıracağız" bilmem ne diye. Yani, şurada herkesin, hepinizin buraya gelmesinde emeği olan öğretmene böyle bir saygısızlık yapılabilir mi?! Çıkıp desenize: Evet arkadaş, ekders saati 10 YTL'dir, yani, 10 000 000 liradır. Deyiversenize bunu, gereksiz yere birsürü para harcayacağınıza.
Değerli arkadaşlar, zaman çok sınırlı. Bir şeyi söyleyip bitirmek istiyorum. Son günlerde kamuoyunda sıkça bahsediliyor. Bütün gazeteler, hatta, hükümeti en az eleştiren gazeteler bile manşetten haber yapıyor. Bir yönetmelik değişikliği bugünlerde gündemde ve daha önce öğrenci nakil yönergesi değiştirilmişti, şimdi açık liselerin yönetmeliğinde bir değişiklik yapılıyor. Bu sessiz sedasız yapılmaya kalkıldı; ama, yani, sessiz sedasız olmuyor hiçbir yerde hiçbir şey. Biz de çok ayrıntısını bilmemekle birlikte, çok değişik basın kuruluşlarında bu yönetmelikle ilgili bazı bilgilere rastladık. Bunun adı şudur: Bunun adı... Hani eskiden siyasî partiden siyasî partiye geçiş yoktu da, hülle partileri kurulurdu. Hülle partiler sonra birleştiğinde milletvekili başka bir partiye geçmiş olurdu. Şimdi bu yönetmeliğin adı da, hülle yönetmeliğidir. Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir eğitim bakanı anayasal bir kurumun kararlarını hülle yönetmelikler hazırlayarak değiştirmeye ve delmeye, herhalde, çalışmamıştır.
Bu kadar çoksunuz, ne gerekiyorsa onu yapın. Anayasayı değiştirecek gücünüz de hemen hemen var. Bir şeyi net olarak yapmakta fayda vardır. Siyasî iktidarsınız. Böyle, hülle yönetmeliklerle, yani, değişik formülasyon arayışlarıyla bu işleri çözemezsiniz, çözemeyeceksiniz. Her zaman olduğu gibi, bu da, bu yönetmeliğiniz de, muhtemelen, yüce adaletin bir şamarıyla ortadan kaybolup gidecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY (Devamla)Sayın Başkan, müsaade ederseniz hemen toparlıyorum.
BAŞKANBuyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla)Buna hiç gerek yoktur. Bir şeyi yapacaksanız, çıkarsınız "biz siyasî iktidarız kardeşim; bu konuda böyle düşünüyoruz, bunu böyle yapacağız" dersiniz. 370 tane milletvekiliniz var ve siz, hülle yönetmeliklerle uğraşıyorsunuz. Bu, size, bu sayısal çoğunluğunuza yakışmamaktadır.
Kanun tasarısının hayırlı olmasını temenni ediyorum; şayet çıkar ise -muhtemelen bir dahaki yıl çıkacak bu kanun tasarısı- hayırlı olmasını temenni ediyorum ve hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 13 Aralık 2005