Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)
Tekirdağ Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 102. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Mayıs 2008 · 1.019 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enis Tütüncü (CHP), 9 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN İLE DEVLET SU İŞLERİ UMUM MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE VAZİFELERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S: S.:94)); konuşma 1.019 kelime.
Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)”. TBMM Genel Kurulu, 102. Birleşim tutanağı, 9 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-23-2008-05-09-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-devret-modeli-cercevesinde-yapti-5 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz yasa tasarısının 9’uncu maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi en iyi dileklerimle, sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum.
Tabii ki son maddede konuşuyoruz ve gökyüzünde ne varsa buraya döküldü. Ben bu yasanın özü, esasıyla ilgili tekrar dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
Görüştüğümüz yasa tasarısının özü nedir, esası nedir? Devletin ekonomik açıdan kolu kanadı hâlâ kırık, ülke kalkınmasının omurgasını oluşturan altyapı yatırımlarını yeterince yapamıyor, özel sektöre diyor ki: “Gel, bunları sen yap, işlet ve gelirini tahsil et. Gelirini tahsil edemeyeceğin yatırımlarında, ben yılı bütçesinde ödenekler hâlinde, taksitler hâlinde sana ödeyeceğim.” Bu ne anlama geliyor? Bu, ileriye dönük bir çeşit borçlanma değil mi değerli milletvekilleri? Borçlanma, hem de gizli borçlanma. Bu tasarının özü, esası budur.
Değerli milletvekilleri, bakınız, küresel kapitalizmin ulaştığı noktada ekonominin ve büyümenin insanla ilişkisi kopmuştur. Bugün, dünyada iş yaratmayan, dünyada istihdam yaratmayan büyüme giderek yaygınlaşıyor. Büyüyen şirketler ve güçlenen ihracat adacıkları, o ülke insanına yar olma yerine, giderek artan oranda, göbek bağı hâlinde, yaşadığı ana şirkete sorumluluk duymaktalar. Tabii ki bunda şaşılacak ve eleştirilecek hiçbir şey yoktur. Bu nedenle, yap-işlet-devret modeli dâhil, tüm altyapı yatırımları, ekonominin omurgasını güçlendirecek, Türkiye’yi bir ihracat seferberliğiyle dünya pazarlarında kazananlar safına geçirecek bir programla götürülmelidir.
Bakınız, işsizlik ve yoksulluk ve gelir dağılımındaki adaletsizlik hızla artıyor değerli milletvekilleri. On beş ve yukarı yaşlarda çalışmak isteyen her 5 kişiden 1’i işsiz, genç nüfusta ise her 3 kişiden 1’i işsiz, kadınların işsizliği açısından, kadınların iş gücünde yer tutması açısından ise Türkiye ne yazık ki dünyada şampiyonluğa oynuyor. Bu ülkede açlık sınırı 700 YTL iken asgari ücret 436 YTL ise konuşulacak herhâlde fazla şey kalmıyor. Kaldı ki işsizliğin baskısı altında asgari ücret, neredeyse ortalama ücret, bazı yerlerde ise tavan yani en yüksek ücret hâline gelmiştir. Tekirdağ yöresinde yaşıyoruz, Tekirdağ yöresi gibi bir yerde dahi asgari ücret, değerli arkadaşlarım, ortalama ücret hâline gelmiştir. Asgari ücretin altında çalışma talebinde bulunanların da sayısı hızla artmaktadır. Sigortasız yani kaçak işçi çalıştırılmasının önüne bir türlü geçilememektedir. Doğu ve Güneydoğu’daki işsizlik ve yoksulluk ise çok daha tahripkâr boyutlara gelmiştir. Terörün altındaki gerçek nedenin, o yöre halkının işsizliği, yoksulluğu ve yer yer açlığı olduğu her geçen gün daha açık bir şekilde görülmektedir. SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinden önemli bölümünün maaşları açlık sınırının altına düşmüştür. Tarımdan tarım dışına, cumhuriyet tarihinin en büyük, en acımasız göçü yaşanmaktadır. Halkı gırtlağına kadar borç batağına soktunuz! Size soruyorum: Kredi kartlarının hangi ülkede Türkiye’deki kadar yüksek faizle tahsil edildiğini biliyor musunuz? Sadece Türkiye’de. Peki, Türkiye’deki kadar hangi ülkede önüne gelene kolayca kredi kartı verilmektedir?
Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki Türkiye’de orta direği tamamen batırdı uyguladığınız politikalar. Protesto edilen çekler, senetler, iflaslar ve icralıklar her geçen gün artıyor. Devri iktidarınızda sanayici sanayici olmaktan, tüccar tüccar olmaktan, esnaf ve sanatkâr esnaf ve sanatkâr olmaktan, üretici üretici olmaktan bin pişman. Bu olumsuzlukları Türkiye’ye yaşatırken Türkiye'nin borcunu azalttınız mı? Borç toplamı 220 milyar dolardan 500 milyar dolara yaklaştı. Üstüne üstlük devletin elinde ne var ne yok, yok pahasına haraç mezat sattınız, sata sata bitiremediniz!
Bunlara şunun için değiniyorum, konunun özü, esasıyla ilgili olarak bunlara şunun için değiniyorum: Değerli milletvekilleri, ülkelerin zenginleşmesi açısından yaşanarak görülmüş bir net gerçek var: Bir ülkede sabit sermaye yatırımları eğer yeterince yapılamıyor ise o ülkenin geleceği gizli bir borç yükü altına sokuluyor demektir. Bu açıdan Türkiye'nin yatırım tablosuna baktığımızda, AKP’nin ne kadar yanlış bir yolda olduğu açıkça ortaya çıkıyor. Bakınız, devletin resmî rakamlarından bakıyorum: Kamu sabit sermaye yatırımlarının millî gelire oranına baktığımız anda, değerli arkadaşlarım, 2002 yılında AKP iktidara gelirken krizden kurtulmuş, henüz çıkma çabasında olan Türkiye’de millî gelirin yüzde 6,3’ü kamu sabit sermaye yatırımlarına gidiyor idi, tahsis ediliyor idi. 2003, 2004, 2005, 2006, 2007’de hiçbir zaman böylesine yüksek bir oran tahsis edilmemiştir. Daha da ötede 2008 yılında millî gelirin ancak ve ancak yüzde 4,7’sini kamu sabit sermaye yatırımlarına tahsis etmeyi öngörmüşsünüz. 2002 yılından yüzde 25 daha düşük bir tahsis oranı değerli arkadaşlarım.
Bu acı tabloyu Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırırsak Hükûmetin nasıl yanlış bir politikayı götürmekte olduğu çok açık bir şekilde görülür. Türkiye, yirmi yedi Avrupa Birliği ülkesi içinde yüzölçümü itibarıyla -biliyorsunuz- 1’inci sırada, nüfus büyüklüğü itibarıyla Almanya’dan sonra 2’nci sıradadır. Türkiye, kamu sabit sermaye yatırımlarında Avrupa Birliğinin kilometrekare başına yaptığı yatırımın ancak ve ancak yüzde 15’ini yapabiliyor. Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinin kişi başına yaptığı kamu sabit sermaye yatırımlarının ise ancak yüzde 19’unu yapabiliyor. Düşünebiliyor musunuz Sayın Başkan, değerli milletvekilleri? Avrupa Birliği ülkeleri, hâlihazırda altyapı ihtiyaçlarını büyük ölçüde tamamlamış olan ülkelerdir, ama bizden 5-6 kat daha fazla kamu sabit sermaye yatırımları yapıyorlar. Neden? Çünkü böyle yatırımlar ülkenin ekonomisinin omurgasıdır, omurgalarını güçlendiriyorlar adamlar. Biz ne yapıyoruz? Devletin bütçesi elvermiyor, yapamıyoruz. Öyle mi? Bana söyler misiniz, Hükûmet 2002 yılına göre 2006 yılında neden 6 milyar yeni Türk liralık daha az gelir toplamıştır? Neden çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alamıyorsunuz? Gücünüz garibana yetiyor, e gariban da bu kadar veriyor.
Değerli arkadaşlarım, bakınız, yeni millî gelir serisine göre vergi yükü Türkiye’de yüzde 17,8’e düşmüştür, oysa Avrupa Birliği ülkeleri ortalaması yüzde 25 ila yüzde 27 arasında. Böyle şey olur mu? Türkiye böyle bir manzarayla üretimi, istihdamı ve ihracatı artıracak bir yatırım seferberliğine götürülebilir mi? Götürülemez. İşsizlikle, yoksullukla, açlıkla mücadele edilebilir mi? Edilemez. Bu işler -konuya geliyorum- yap-işlet-devret modelinin boyunu aşar, aşar ve aşar. Yok efendim, biz illaki yap-işlet-devret modeliyle yürüyeceğiz derseniz, sadece kendinizi aldatmış değil, Türkiye'nin geleceğinde yine çok daha fazla şeyler kaybettirirsiniz.
Bu nedenle, yineliyoruz: Özel sektörün elindeki kaynakları altyapı yatırımlarına değil, özel sektörün elindeki çok kıt kaynakları altyapı yatırımlarına değil, üretime, istihdama ve ihracat seferberliğine yönlendirmelisiniz. Altyapı yatırımlarını ise esas olarak kamu maliyesi kaynaklarıyla karşılamalısınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Tütüncü.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)Türkiye'yi gizliden bir borç yüküne sokarak değil, özel sektörün çok daha verimli, ülke geleceği açısından, ülkenin kalkınması açısından çok daha yararlı alanlarına özel sektörün elindeki kaynakların gitmesine engel olarak değil… Aksi hâlde, bu kafayla, bu projeyle, bu anlayışla memleket kalkınamaz. Bu kafayla, değil memleket yönetmek, çiftlik dahi yönetilemez!
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benden önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu yasa tasarısına olumsuz oy veriyoruz. Yine de bu yasa tasarısının ülkeye hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
Hepinizi tekrar en iyi dileklerimle, sevgilerle, saygılarla selamlıyorum.
Hayırlı olsun. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
72 konuşma daha · 9 Mayıs 2008